Çalışma odamın penceresini açıp bir sigara içiyorum önce. Rahatsız etmemeliyim diyorum Adem'i. Dalıyorum gidiyorum öylece; orta okul, lise ve üniversite yıllarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçip gidiyor. Hayır , bu bir orta yaş sendromu olamaz diyorum kendi kendime. Sigara dumanının arasından seçiyorum hepsini tek tek. Aşık olduğum İffet adındaki kız, hiç sevemediğim kimya öğretmenim ve konuşmalarıyla bana hayatı daha çekilir kılan bölüm hocam. Hepsinin ortak noktası ne diye düşünüyorum kendi kendime. Paydaları eşitlemeye çalışırken kendimle karşılaşıyorum ve çarpıyorum kendimi onlarla tek tek. İffet'in evlenip iki tane nur topu gibi kızı olduğu hatırlıyorum hemen sonra. Kimya öğretmenimin cenazesinde karbonun dört bağ yaptığını düşündüğüm geliyor aklıma; salak diyorum kendi kendime, gülümsüyorum. Bir telefon sesiyle irkiliyorum; (irkhh)
-Aloğğ. Aloooğ, haa efendim Cevriye abla alooğ
+Konrol mühendisi gelmiş Favelacım, gel şu dosyaya bakalım insin tapuya da kurtul sen de
-Öncelikle konuşurken bile -de -da ayrımı yapabildiğin için teşekkür ederim Cevriye abla, az bir işim var onu halledip hemen geliyorum
+Ha? Tıha. Ne diyon olm iyi misin? Hadi gel çıkar birazdan adam
Heybemdeki yükle çıkıyorum yola.(hep bu cümleyi kurmak istemiştim, oh) Binaya girmeden önce maske, mesafe ve temizlik ulan! diye bağırıyorum bir Roma lejyoneri misali. Gülümsüyor herkes bana. Binaya adımlıyorum yavaş yavaş...İçeri girdiğimde elindeki tapuyu sıvazlıyordu. Bi saniye hikaye bu değildi.
-Arhaaaan, arhaaaaaağn, yine mi oyuncaklarını ortalıkta bıraktın?
Ha? Ne dedin? Ne oyuncağı? Burası resmi bir kurum hanım abla, ne oyuncağı...
-Arhaaaaan, arhaaaan hadi koş şunları birlikte toplayalım
Allah allah bu da dilbilgisi kurallarına harfiyen uyuyor Cevriye abla sen miisiiin?
-Arrhaaaan arhaaaaaan ne Cevriyesi be slk
-Ne var olm arhamda ne diyo bu kadın deli mi ne aaa?
-Arrrhaaan arhaaaaan hadi bebeğim gel anneciğine
-Anne mi? (fırkhhhh)
***
Çalışma odamın penceresinde sigara içip, kurumdan arandıktan sonra gidiyorum, işlerimi hallediyorum ve eve gelip yatağa atıyorum kendimi. Yeğenim masanın üzerindeki telefonu alıp yanıma kıvrılıyor. Açıyor sonra Arhan'ı. Ben de günün stresi ve yorgunluğuyla yarı uykulu yarı uyanık vaziyette dinliyorum ve yaşıyorum tekrar bilinçaltında. Ha dosyamız kontrolden geçti, tapuya indi bu arada.
Ayrıca başlığa ben bir meşe ağacıyım yazacaktım heyecandan palamut olmuş. Enayilerin Kalesi: Palamut adlı eserden esinlenmiştir. Vakit ayırıp okuduğu....(yok daha neler)