BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
bellek ve hatırlama - belleğin saklama işlevi - belleğin tanıma işlevi - belleğin kodlama işlevi
Kodlama, uzun süreli belleğe giren bilgilerin belleğe kaydedilerek işler hâle getirilmesidir. Kodlama, insan belleğinde bilgi kaydının temelini oluşturur. Duyumlar aracılığı ile alınıp anlamlandırılan ses, ışık, koku, tat, dokunma gibi tüm uyarıcılar belleğe kaydedilir.
Kodlama iki şekilde gerçekleşir: Birincisi bizim isteğimiz dışında bilgilerin otomatik olarak kodlanmasıdır. Örneğin, televizyonda çok sevdiğimiz bir programı izlerken alt yazı ile geçen bir reklamı ya da duyuruyu bu yolla belleğimize kodlarız. İkincisi ise aktif olarak bilgilerin zihinde tutulduğu bilinçli kodlamadır. Yazılı sınav öncesi, bilgileri öğrenmek ve bellekte tutmak için harcadığımız çaba bu türdendir.
Örneğin, daha önce yediğimiz bir meyvenin tadını, bir arkadaşımızın sesini, renkleri belleğe kaydederiz. Yediğimiz meyvenin tadından, hangi meyve olduğunu biliriz. Telefonda duyduğumuz sesin arkadaşla ait olduğunu anlarız. Uzun sureli belleğe aktarılan her bilgi, anlamlandırılarak beynimizin ilgili bölümüne kaydedilir. Tıpkı kütüphanede kitapların türlerine (roman, şiir, deneme, bilim) göre farklı bölümlerde korunması gibi bilgiler de beynin ilgili bölümlerinde saklanır.
SAKLAMA (DEPOLAMA, BİLGİNİN UZUN SÜRELİ BELLEKTE SAKLANMASI)
Kodlanarak belleğe kaydedilen bilgiler, gerektiğinde Kullanılmak üzere uzun süreli bellekte depolanır. Tıpkı kütüphanemizin raflarında gerektiği zaman kullanabilmek için sakladığımız kitaplar gibi. Bellekte saklanan bu bilgiler, gerekli olduğunda belleğin çağırma işlevi aracılığı ile bilince çıkarılır.
ÇAĞIRMA (HATIRLAMA)
Çağırma, uzun süreli belleğe kaydedilerek saklanan bilgilerin gerekli olduğunda bilince çıkarılmasıdır. Uzun süreli bellekte, binlerce bilgi depolanmıştır. Bu bilgiler, her zaman bilinç alanında değildir. Başka bir deyişle gerekmedikçe bu bilgilerin farkında olmayız. Gerekli olduğunda ise baz: ipuçlarından yararlanarak belleğin çağırma işlevi sayesinde bilgileri hatırlar ve kullanırız. Çağırmanın gerçekleşmesi için, bilginin bellekte depolanmış olması ve depolanmış bilgiye ulaşmamızı sağlayacak yeterli ipuçlarının bulunması gerekir ipuçlarının zayıf yada güçlıi olması anımsamayı etkiler. Bir kütüphanede aradığımız kitabı bulabilmemiz için; kitabın kütüphanede bulunması, ilgili olduğu bölüme konmuş olması ve daha önce bulunduğu yer ve kitabın özellikleri ile ilgili bilgilerin mevcut olması gerekir. Yolda gördüğümüz kızıl saçlı bir insanın bize arkadaşımızı hatırlatması ve onunla İlgili anılarımızın canlanması buna örnektir..
HATIRLAMA VE TANIMA
Hatırlama; geçmiş yaşantıların, önceden öğrenilmiş bilgi ve becerilerin gerektiğinde yeniden canlandırılmasıdır. Tanıma ise karşılaşılan bir bilgi ya da nesnenin önceden öğrenilmiş olduğunu fark etmektir.
Tanıma, hatırlamaya göre daha kolay gerçekleşmektedir. Öğretmenimiz "Psikolojinin ne olduğunu söyleyiniz." dediğinde, psikolojinin tanımını söyleyip yazabilmemiz için hatırlamaya ihtiyacımız vardır. Bellekte kodlayıp sakladığımız tanımı bulup çıkarmamız gerekir. Eğer öğretmenimiz "İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim; coğrafya, fizik, psikoloji ve matematik bilimlerinden hangisidir?" diye sormuş olsaydı, bu kez cevabın psikoloji olduğunu, tanıma ile bilirdik.
İlkokulda birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızın isimlerini bilmek istersek; Onları hatırlamamız, yeniden canlandırmamız gerekir. Oysa bu arkadaşlarımızdan biriyle karşılaşırsak onun bildiğimiz biri olduğunu fark ederiz. Başka bir deyişle, tanırız.
Hiç kuşkusuz, hatırlama ve tanımanın gerçekleşmesi için bilgi, olay ya da nesnenin önceden öğrenilmiş ve belleğimize yerleştirilmiş olması gerekir. Aynca, hatıraların kazanılması ve saklanmasında zihinsel, duygusal ve toplumsal etmenlerin de büyük rolü vardır. Şiddetli duygular uyandıran nesne ya da olaylar bellekte daha uzun süre saklanır. Kişinin trafik kazası geçirmiş olması şiddetli korkuya neden olduğu için olay uzun süre ayrıntılarıyla hatırlanır. Hatıralar toplumsal değerleri ilgilendiriyorsa kazanılması ve hatırlanması daha kolaydır. Örneğin, piknik yerinde yapılan bir düğün, alışık olduğumuz düğünlerden farklı olduğu için pek çok ayrıntısı hatırlar.
Kodlama, uzun süreli belleğe giren bilgilerin belleğe kaydedilerek işler hâle getirilmesidir. Kodlama, insan belleğinde bilgi kaydının temelini oluşturur. Duyumlar aracılığı ile alınıp anlamlandırılan ses, ışık, koku, tat, dokunma gibi tüm uyarıcılar belleğe kaydedilir.
Kodlama iki şekilde gerçekleşir: Birincisi bizim isteğimiz dışında bilgilerin otomatik olarak kodlanmasıdır. Örneğin, televizyonda çok sevdiğimiz bir programı izlerken alt yazı ile geçen bir reklamı ya da duyuruyu bu yolla belleğimize kodlarız. İkincisi ise aktif olarak bilgilerin zihinde tutulduğu bilinçli kodlamadır. Yazılı sınav öncesi, bilgileri öğrenmek ve bellekte tutmak için harcadığımız çaba bu türdendir.
Örneğin, daha önce yediğimiz bir meyvenin tadını, bir arkadaşımızın sesini, renkleri belleğe kaydederiz. Yediğimiz meyvenin tadından, hangi meyve olduğunu biliriz. Telefonda duyduğumuz sesin arkadaşla ait olduğunu anlarız. Uzun sureli belleğe aktarılan her bilgi, anlamlandırılarak beynimizin ilgili bölümüne kaydedilir. Tıpkı kütüphanede kitapların türlerine (roman, şiir, deneme, bilim) göre farklı bölümlerde korunması gibi bilgiler de beynin ilgili bölümlerinde saklanır.
SAKLAMA (DEPOLAMA, BİLGİNİN UZUN SÜRELİ BELLEKTE SAKLANMASI)
Kodlanarak belleğe kaydedilen bilgiler, gerektiğinde Kullanılmak üzere uzun süreli bellekte depolanır. Tıpkı kütüphanemizin raflarında gerektiği zaman kullanabilmek için sakladığımız kitaplar gibi. Bellekte saklanan bu bilgiler, gerekli olduğunda belleğin çağırma işlevi aracılığı ile bilince çıkarılır.
ÇAĞIRMA (HATIRLAMA)
Çağırma, uzun süreli belleğe kaydedilerek saklanan bilgilerin gerekli olduğunda bilince çıkarılmasıdır. Uzun süreli bellekte, binlerce bilgi depolanmıştır. Bu bilgiler, her zaman bilinç alanında değildir. Başka bir deyişle gerekmedikçe bu bilgilerin farkında olmayız. Gerekli olduğunda ise baz: ipuçlarından yararlanarak belleğin çağırma işlevi sayesinde bilgileri hatırlar ve kullanırız. Çağırmanın gerçekleşmesi için, bilginin bellekte depolanmış olması ve depolanmış bilgiye ulaşmamızı sağlayacak yeterli ipuçlarının bulunması gerekir ipuçlarının zayıf yada güçlıi olması anımsamayı etkiler. Bir kütüphanede aradığımız kitabı bulabilmemiz için; kitabın kütüphanede bulunması, ilgili olduğu bölüme konmuş olması ve daha önce bulunduğu yer ve kitabın özellikleri ile ilgili bilgilerin mevcut olması gerekir. Yolda gördüğümüz kızıl saçlı bir insanın bize arkadaşımızı hatırlatması ve onunla İlgili anılarımızın canlanması buna örnektir..
HATIRLAMA VE TANIMA
Hatırlama; geçmiş yaşantıların, önceden öğrenilmiş bilgi ve becerilerin gerektiğinde yeniden canlandırılmasıdır. Tanıma ise karşılaşılan bir bilgi ya da nesnenin önceden öğrenilmiş olduğunu fark etmektir.
Tanıma, hatırlamaya göre daha kolay gerçekleşmektedir. Öğretmenimiz "Psikolojinin ne olduğunu söyleyiniz." dediğinde, psikolojinin tanımını söyleyip yazabilmemiz için hatırlamaya ihtiyacımız vardır. Bellekte kodlayıp sakladığımız tanımı bulup çıkarmamız gerekir. Eğer öğretmenimiz "İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim; coğrafya, fizik, psikoloji ve matematik bilimlerinden hangisidir?" diye sormuş olsaydı, bu kez cevabın psikoloji olduğunu, tanıma ile bilirdik.
İlkokulda birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızın isimlerini bilmek istersek; Onları hatırlamamız, yeniden canlandırmamız gerekir. Oysa bu arkadaşlarımızdan biriyle karşılaşırsak onun bildiğimiz biri olduğunu fark ederiz. Başka bir deyişle, tanırız.
Hiç kuşkusuz, hatırlama ve tanımanın gerçekleşmesi için bilgi, olay ya da nesnenin önceden öğrenilmiş ve belleğimize yerleştirilmiş olması gerekir. Aynca, hatıraların kazanılması ve saklanmasında zihinsel, duygusal ve toplumsal etmenlerin de büyük rolü vardır. Şiddetli duygular uyandıran nesne ya da olaylar bellekte daha uzun süre saklanır. Kişinin trafik kazası geçirmiş olması şiddetli korkuya neden olduğu için olay uzun süre ayrıntılarıyla hatırlanır. Hatıralar toplumsal değerleri ilgilendiriyorsa kazanılması ve hatırlanması daha kolaydır. Örneğin, piknik yerinde yapılan bir düğün, alışık olduğumuz düğünlerden farklı olduğu için pek çok ayrıntısı hatırlar.