Bekleyen her şey soğur.

Konu sahibi son olarak 2214 gün önce görüldü
Dağın bile başka dağlara kavuşmayı başardığı bir özlemde
İnsan insana uzaktan bakıyor, ne yapsın
Emin olamıyor ki kimse şu sıralar, kendi insanlığından...
 
Sevgilim söyler misin, bu cenaze kimin? Kimin yazgısı bu, kendi mezarının göğsünü kazmak! Bu eller kimin, ecelini avucunda yumruk gibi sıkan…
“Yaşasın!” dediğim ne varsa toprak oluyor! Sevgilim, benim azizim! Susma böyle, yalana dahi tat katar dilin!
 
Tonla suskunluğu taşıyordu bazı sözler…
Bazı sözler ise yüklenilen anlamları dahi kaldıramıyordu…

Kadın hiçbir alfabede yer almayan bir sesti…
Sustu!
 
Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden,
Her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan,
Sevmediği hayatı yaşayan,
Sevmediği işi yapan,
Sevmediği kişilerle yaşayan,
Kalabalıklar yüzünden yaşamaya karşı ne bir sevgi,
Ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen,
Her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren,
Gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yanlız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin,
Ölü doğmuş çocukları!
Size bu ölü yaşamı hazırlayan sermaye sahibi egemen sınıftır.
Bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.
 
Çaresizlik öyle bir şeydir ki; başka hayatlarda kavuşma ihtimali bile avutur insanı..
 
Bazı geceler, zaman bir yerlerde takılıp kalır.
Bazı şarkılar sadece böyle zamanda dinleyelim diye vardır.
Bazı şiirler ancak böyle zamanlarda anlaşılabilir.
Bazı hikayelere sadece ve sadece böyle zamanlarda katlanılabilir.
Bazı geceler, zaman buzdan bir bıçak kadar sert, soğuk ve şeffaftır.
Görünmez bir el onu ruhumuzun en hassas noktasına batırır.
 
Yaşamış olduğun aşkı kimse alamaz senden, o sana aittir, senin ona verdiğin sevgi de, onun sana armağan ettiği de içinde yaşayacak hep; günün birinde yeni aşklar kuracaksın üzerine…
Biz, hepimiz siklamenler gibiyizdir, soğanlarından, yumrularından yeşeririz, kendimizi korumak ve yenilemek yetisine sahibizdir, duyuyor musun?”
 
“Sonra birden birisi hayatımıza giriveriyor;
Onun sahip olduğu bir şey, belki kokusu, belki dokunuşu, belki gülüşü, belki zekası, belki hayata bakış tarzı, belki zevki, belki aldırmazlığı, belki de kötülüğü, içimizdeki boşluğun bütün girinti çıkıntılarını dolduruyor...”
 
Ayak serçe parmağımı aldım karşıma konuştum.
Sehpayla aranızda bi şey varsa söyle,
kızmayacağım dedim. Ben değil o sataşıyor dedi.

:D :P
 
Bakma bana öyle iyiyim ben ..!!
Geceleri kalkıp kendi kendime günaydın diyorum..
Çayımdan ısırıp ekmeğimden içiyorum..
Yıldızların arasında ki güneşe iyi geceler falan diyorum..
Üzerimden çıkardığım sessizlik kokan kirlileri bulaşık makinesine diziyorum..
Niye Öyle tuhaf bakıyorsun ki ; iyiyim dedim ya ..!!
Sen gittiğinden beri, ben Çok iyiyim..Çok iyiyim.
 
“Bazı şeyleri sana yazdığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Her şeyi sana yazıyorum..”

İlhan Berk
 
Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor.
Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor.
Anlıyor musun?..

Oğuz Atay
 
Yağı tükenmiş bir kandil gibi söndü ışığım!
Fitilimde ufalmış alevim can çekişirken; bütün şehirlerim de karanlığa gömülmüştü, fay yarıklarına düşen evler gibi!

Kandilim söndü;
Kanamadan, kendime söylediğim yalanlara!
Kanadı sorular içimde, kanattı sorular zihnimi; yine de bilemedim gerçek miydin, değil mi?..

Kuşsuz ağaçlar gibiyim şimdi ve çiçeksiz baharlar gibi...
İçimin bütüüün kelebekleri, dışıma nasıl kaçtı?.. Gözlerimin ateş böcekleri ne zaman karardı?.. Gökte martılar, öylesine kanadı açık ve damlalar, dalga uçlarında böylesine boşlukta nasıl donup kaldı?

Bir ağacın sarmaşığı gibi, benimdin!..
Binlerce parmağınla bedenime dolanmıştın, yüzlerce dudağınla tenime yapışmıştın; benden hayat emiyor, bana hayat veriyor ve birlikte hayat soluyorduk!
Ne oldu?..
Sarılmışken bana boylu boyumca...
Her yanımdaydın ama kökü kopmuş sarmaşıklar gibiydin artık bende; sararıyordun, sertleşiyordun, acıtıyordun!..

Hint fakiri gibi yemeden yaşardım seninle ve canımdan beslerdim seni... Fakat şimdi, bilmiyorum nedir canlı kalmanın yolu!
Dediler ki; insanı öldüren açlık değildir!.. Haftada bir lokma, ayda birkaç yudum bile yemese ölmez insan...
Neden ölür peki içimiz?
Alışığımızı kaybetmekten; al ışığımızı kaybetmekten!..

Bütün şehirleri karardı gönlümün; can çekişmeye başlarken küçülen alevim, fitilde...
Ve, yağı tükenmiş bir kandil gibi söndü ışığım!
 
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli,
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan...
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli,
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli...
...
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar,
Ağlamaktan mı karardı gözlerin,
Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin,
Şimdi neden yaşardı gözlerin?...
Hasta mısın, yorgun musun ne'n var,
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar?...
...
Duygular vardır bilirsin anlatılamaz,
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu,
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz...
Keder sana yakışmıyor gül biraz,
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz...

Victor Hugo
 
"İkimizin de aynı müziği dinlediğini bilmek; bana senin o kadar uzakta olmadığını hissettiriyor."

Liberal Arts
 
bir bahane bul ugra gönlüme
ne bileyim " birine bakip cikacaktim " de
kalbimin anahtarini unuttum
onu alabilirmiyim ? de
ya bahane degil mi , gel iste ...
 
Yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.

Charles Bukowski
 
Geri