Beka sorunu
Türkiyedeki Siyaset anlayışı bir çeşit işletmecilik ve pazarlama sanatı gibi algılanmakta, bir çeşit köşeyi dönme aracı olarak görülmektedir.
Siyasetçinin asli görevinin demokrasi ve hukuk düzeni içerisinde ülkeyi daha ileri seviyelere taşımak olması lazım iken Türkiyedeki Siyaset anlayışı bir çeşit işletmecilik ve pazarlama sanatı gibi algılanmakta, köşeyi dönme aracı olarak görülmektedir. Sadece ticaret veya siyaset değil, bütün toplum düzeni zehirlenmektedir. Bu tür siyaset, halkı birbirine karşı düşmanlaştırmak veya korkutmakla birlikte uygulanıyor. Asıl bu durum, bir beka sorununa sebep oluyor. Çünkü bir devletin sağlam durması, iç cephesinin güçlü olmasına bağlıdır.
İç cephe, onu daha güçlü kılması gerekenler tarafından çözülüyorsa, bu durum beka sorununa yol açmaz mı?
Beka sorununu bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini devam ettirmesi diye tanımlarsak Erdoğan ile Bahçeli kendi beka sorunlarını korumak için bütün ülkeyi bir beka sorunu ile karşı karşıya getirmişlerdir.
İşte Erdoğan'ın Ülkemizi ele geçirmek için 17 senedir uyguladığı ve adına da siyaset dedikleri uygulamalar:
Erdoğan'a göre amaca ulaşmak için her yol mubahtır. Yaptıkları, ister ahlakî olsun, isterse olmasın, amacına ulaşınca onların hiç bir önemi kalmaz. Bir ordu komutanı edası ile emir verir, azınlıkta olmalarına rağmen kendi taraftarlarını çoğunluk diye tanımlar. Her krizi, her felaketi lehine kullanır, yalan söyler, kriz ve felaketleri başkalarına yükler, suçu başkalarına atar ve yandaş medya ile koro halinde karalamayı sürdürür. "İftira et izi kalır" yöntemi ile Beyinlerdeki algıyı yönetir. Bir şeyi ilk defa duyanlar hep ona inanırlar. Muhaliflere aşağılayıcı, bölücü, inkâr edici, terörist gibi sıfatlar yükler. Onlara "ihanet içindeler" der, "yalancılar" der. Kendinden öncekileri devamlı suçlar. İnsanları mahkûm ettirir, mahkemelerle, şikâyetlerle, polisle, kendisine bağlı milis güçleri ile din adamları ile, geride kalan muhalefeti korkutur Tarihsel gerçekleri inkâr eder, kendi çıkarına göre değiştir, çarpıtır ve hakaret eder.
Bugün yaşadığımız sorunların temelinde Recep Tayyip Erdoğan döneminde uygulanan Ortadoğu politikası yatmaktadır.
Erdoğan yönetiminin uyguladığı dış politika yanlışlığı bizi Suriye Bataklığı’na sürükledi.
Ama bu elbette Türkiye’nin varlık yokluk, yani beka sorunu olamaz.
Cumhurbaşkanı’nın başında olduğu devletin ve milletin “bitebileceğini” söylemeye, halkı karamsarlığa itmeye hakkı olabilir mi? Tersini yapması, ne olursa olsun Türkiye’nin ve Türk milletinin sonsuza kadar kalıcı olacağını anlatması, halka güven vermesi gerekmiyor mu?
Tabii Cumhurbaşkanı 22′inci muhtarlar toplantısında . “‘Tayyip Erdoğan gitsin demek', ‘Bizim tüm siyasetimizi, tüm çalışmalarımızı, üzerine bina ettiğimiz milletimizin, bayrağımızın, vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı yıkılsın' demektir” diyerek ‘ben gidersem, devlet yıkılır’ demek istemişti.
Mücadeleyi yapan millettir. Şahıslar değil. O büyük millet olmaz ise sen hiçbir şey yapamazsın.
Bu millete bundan daha büyük hakaret olabilir mi?
Türkiye'nin beka sorunu varsa, ordu mevcudu neden 350 bine düşürülmüştür? Türkiye'nin beka sorunu varsa, Anayasa'daki eşitlik ilkesini yıkarak bedelli askerlik neden daimi hale getirilmiştir. Türkiye'nin bekasını paralı askerler mi koruyacak? Yoksa askerlik bir vatan hizmeti midir?
Aslında Türkiye Cumhuriyetinin bir beka sorunu yoktur, İktidarın sürekli beka vurgusu yapması, elinde başka koz kalmamasından kaynaklıdır.
Cumhur ittifakı ile ayakta kalmaya çalışan Erdoğan'ın "zillet ittifakı" söylemi de vatandaşlar arasında kendine çok yer bulan bir söylem değil. Kendi seçmeni bile buna inanmıyor.
Türkiye'de de halkın birliğini sağlamak, beka için şarttır. Peki halkın birliğini kim sağlar?
Anayasa'nın 104'üncü maddesine göre "Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder."
Cumhurbaşkanı ve partisi, yerel seçimleri kendilerinin beka sorunu olarak görür de milletin bir kısmının oylarını "konsolide etmek" için çalışır ve karşıda yer alan ittifaka da "zillet ittifakı" derse, asıl bu durum bir beka sorunu oluşturmaz mı?
"İngiltere'de, İskoçya'da koyun çiftliklerinde koyun köpekleri vardır, bu köpekler gerçekten yetenekli hayvanlardır, koyunları otlaklara götürür ve getirir, sürüden bir koyunun ayrılmasına müsaade etmez. Bu köpekler sürünün sağında solunda dolaşarak bir bütün olarak koyunların hareket etmesini ve ağıla girmesini sağlar!
İşte bu uygulamalar da tıpkı köpeklerin koyunları ağıla sokması gibi bütün insanların bir sürü psikolojisine kapılmasını ve istenilen ağıla girmesini sağlamak amacına dönüktür?"
15 Temmuz gibi büyük olaylar veya muhalefet ile ilgili büyük yalanlar, halkın da koyun gibi istenilen ağıllara girmesi için kullanıldı.
Türkiyedeki Siyaset anlayışı bir çeşit işletmecilik ve pazarlama sanatı gibi algılanmakta, bir çeşit köşeyi dönme aracı olarak görülmektedir.
Siyasetçinin asli görevinin demokrasi ve hukuk düzeni içerisinde ülkeyi daha ileri seviyelere taşımak olması lazım iken Türkiyedeki Siyaset anlayışı bir çeşit işletmecilik ve pazarlama sanatı gibi algılanmakta, köşeyi dönme aracı olarak görülmektedir. Sadece ticaret veya siyaset değil, bütün toplum düzeni zehirlenmektedir. Bu tür siyaset, halkı birbirine karşı düşmanlaştırmak veya korkutmakla birlikte uygulanıyor. Asıl bu durum, bir beka sorununa sebep oluyor. Çünkü bir devletin sağlam durması, iç cephesinin güçlü olmasına bağlıdır.
İç cephe, onu daha güçlü kılması gerekenler tarafından çözülüyorsa, bu durum beka sorununa yol açmaz mı?
Beka sorununu bir devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini devam ettirmesi diye tanımlarsak Erdoğan ile Bahçeli kendi beka sorunlarını korumak için bütün ülkeyi bir beka sorunu ile karşı karşıya getirmişlerdir.
İşte Erdoğan'ın Ülkemizi ele geçirmek için 17 senedir uyguladığı ve adına da siyaset dedikleri uygulamalar:
Erdoğan'a göre amaca ulaşmak için her yol mubahtır. Yaptıkları, ister ahlakî olsun, isterse olmasın, amacına ulaşınca onların hiç bir önemi kalmaz. Bir ordu komutanı edası ile emir verir, azınlıkta olmalarına rağmen kendi taraftarlarını çoğunluk diye tanımlar. Her krizi, her felaketi lehine kullanır, yalan söyler, kriz ve felaketleri başkalarına yükler, suçu başkalarına atar ve yandaş medya ile koro halinde karalamayı sürdürür. "İftira et izi kalır" yöntemi ile Beyinlerdeki algıyı yönetir. Bir şeyi ilk defa duyanlar hep ona inanırlar. Muhaliflere aşağılayıcı, bölücü, inkâr edici, terörist gibi sıfatlar yükler. Onlara "ihanet içindeler" der, "yalancılar" der. Kendinden öncekileri devamlı suçlar. İnsanları mahkûm ettirir, mahkemelerle, şikâyetlerle, polisle, kendisine bağlı milis güçleri ile din adamları ile, geride kalan muhalefeti korkutur Tarihsel gerçekleri inkâr eder, kendi çıkarına göre değiştir, çarpıtır ve hakaret eder.
Bugün yaşadığımız sorunların temelinde Recep Tayyip Erdoğan döneminde uygulanan Ortadoğu politikası yatmaktadır.
Erdoğan yönetiminin uyguladığı dış politika yanlışlığı bizi Suriye Bataklığı’na sürükledi.
Ama bu elbette Türkiye’nin varlık yokluk, yani beka sorunu olamaz.
Cumhurbaşkanı’nın başında olduğu devletin ve milletin “bitebileceğini” söylemeye, halkı karamsarlığa itmeye hakkı olabilir mi? Tersini yapması, ne olursa olsun Türkiye’nin ve Türk milletinin sonsuza kadar kalıcı olacağını anlatması, halka güven vermesi gerekmiyor mu?
Tabii Cumhurbaşkanı 22′inci muhtarlar toplantısında . “‘Tayyip Erdoğan gitsin demek', ‘Bizim tüm siyasetimizi, tüm çalışmalarımızı, üzerine bina ettiğimiz milletimizin, bayrağımızın, vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı yıkılsın' demektir” diyerek ‘ben gidersem, devlet yıkılır’ demek istemişti.
Mücadeleyi yapan millettir. Şahıslar değil. O büyük millet olmaz ise sen hiçbir şey yapamazsın.
Bu millete bundan daha büyük hakaret olabilir mi?
Türkiye'nin beka sorunu varsa, ordu mevcudu neden 350 bine düşürülmüştür? Türkiye'nin beka sorunu varsa, Anayasa'daki eşitlik ilkesini yıkarak bedelli askerlik neden daimi hale getirilmiştir. Türkiye'nin bekasını paralı askerler mi koruyacak? Yoksa askerlik bir vatan hizmeti midir?
Aslında Türkiye Cumhuriyetinin bir beka sorunu yoktur, İktidarın sürekli beka vurgusu yapması, elinde başka koz kalmamasından kaynaklıdır.
Cumhur ittifakı ile ayakta kalmaya çalışan Erdoğan'ın "zillet ittifakı" söylemi de vatandaşlar arasında kendine çok yer bulan bir söylem değil. Kendi seçmeni bile buna inanmıyor.
Türkiye'de de halkın birliğini sağlamak, beka için şarttır. Peki halkın birliğini kim sağlar?
Anayasa'nın 104'üncü maddesine göre "Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder."
Cumhurbaşkanı ve partisi, yerel seçimleri kendilerinin beka sorunu olarak görür de milletin bir kısmının oylarını "konsolide etmek" için çalışır ve karşıda yer alan ittifaka da "zillet ittifakı" derse, asıl bu durum bir beka sorunu oluşturmaz mı?
"İngiltere'de, İskoçya'da koyun çiftliklerinde koyun köpekleri vardır, bu köpekler gerçekten yetenekli hayvanlardır, koyunları otlaklara götürür ve getirir, sürüden bir koyunun ayrılmasına müsaade etmez. Bu köpekler sürünün sağında solunda dolaşarak bir bütün olarak koyunların hareket etmesini ve ağıla girmesini sağlar!
İşte bu uygulamalar da tıpkı köpeklerin koyunları ağıla sokması gibi bütün insanların bir sürü psikolojisine kapılmasını ve istenilen ağıla girmesini sağlamak amacına dönüktür?"
15 Temmuz gibi büyük olaylar veya muhalefet ile ilgili büyük yalanlar, halkın da koyun gibi istenilen ağıllara girmesi için kullanıldı.