Bebek bakımı hakkında herşey

Konu sahibi son olarak 3723 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bebeğiniz doğduktan sonraki birinci yıl içinde ne gibi gelişmeler gösterecek?

1-3 aylıkken:
Bebeğiniz yeni doğduğunda yandaki gibi dış dünyaya ilgisiz gözükse de kısa zamanda yavaş hareket eden nesnelere, yüzlere ve eşyalara bakmaya ve onları incelemeye başlar.


6. haftadan itibaren nesneleri kendi arzusuyla tutar. Nesneleri daha dikkatlice incelemeye başlar ve hafızasına aldıklarını sonradan tanır.

ses duyduğunda sesin geldiği yere yönelir.

Yenidoğan bebekler çıkardıkları sesleri kontrol edebilme yetisine sahip olmamakla beraber ses çıkarmayı bir iletişim aracı olarak henüz erken dönemlerden itibaren kullanmaya başlarlar. Ses duyduklarında ve tanıdık ya da yeni insanlarla karşılaştıklarında sesler çıkarırlar. Ağladıklarında annelerinin yanlarına geleceğini en kısa zamanda öğrenirler.

bu dönemde kas tonusu oluşmaya başlar ve bebeğiniz yavaş yavaş başını tutmaya başlar.

bebeğiniz bu ilk üç aylık dönemde haftada ortalama 170-227 gram kilo alır.

4-6 ay arası:

bu dönemde bebeğiniz yuvarlanma hareketi yapmayı öğrenir ve yavaş yavaş oturmayı da öğrenir.

sık sık el ve ayaklarıyla oynar, nesnelerin çoğunu ağzına alarak niteliklerini bu şekilde çözmeye çalışır.

parmaklarıyla dokunmayı, nesneleri tutmayı ve incelemeyi öğrenir. Nesneleri tutabilme kabiliyetini geliştirmesine paralel olarak, bu nesneleri önceden uzun uzun inceler.

sesler artık ona daha anlamlı gelmeye başlar. Annesinin ses tonundan onun duygularını anlayabilme yeteneği geliştirir. Sesleri birbirinden daha rahat ayırdetmeye ve seslerin geldiği yönü daha iyi belirlemeyi öğrenir.

kendi sesi hoşuna gitmeye başlar. Bazen kendi kendine konuşarak kendi sesini duymaktan aldığı haz onu o kadar meşgul eder ki, annesi ona konuştuğunda bir anne olarak ihmal ediliyor hissine kapılabilir.

kendini ifade etme yeteneği giderek artar. Çıkardığı seslerle uzun uzun "anlamlı cümleler" kurar, sanki adeta ilgisini çeken nesnelerle konuşuyormuş izlenimi verir. Gülme sesleri çıkarmaya başlar.

7-9 ay:

oturmayı ve emeklemeyi bu dönemde öğrenir.

ev eşyalarının kenarlarına tutunarak ayakta durmayı öğrenir.

nesneleri bir elinden diğer eline aktarır. Elleri ve gözleriyle nesneleri daha derinlemesine ve daha ayrıntılı olarak incelemeye başlar.

konuşan kişinin ağzına bakarak dudak hareketlerini inceler.

bazı heceleri söylendiğinde tekrarlayabilir.

10-12 ay:

emekleme giderek daha koordine olur ve hızlanır.

eşyaların kenarlarına tutunarak daha uzun süre ayakta kalabilir ve bu eşyalara tutunarak hareket edebilir. Elinden tutulduğunda birkaç adım atabilir.

ufak bazı nesneleri baş ve işaret parmaklarının ucuyla tutabilir.

eşyaları elinden bırakmayı ve atmayı öğrenir.

kendi ismini ve iyi tanıdıklarının ismini artık tanımaya başlar
 
Ağırlığı

Ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığı kız bebeklere göre daha fazladır.

4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Bilinenin tersine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.

Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise, düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak isimlendirilir. Normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaç duymalarıdır. Bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. arasında ve sağlıklı görünüyor olsa bile önlem olarak özel bakıma alınabilme riski vardır. Bu bebeklerde rastlanan genel problemler- nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı gibi sorunlarıdır.

Bebekler 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakıma alınırlar.

Prematüre bebekler: Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan bebekler için düşük doğum ağırlığına sahiptir diyebiliriz.

Vaktinden önce olan doğumlara bir takım gelişme aşamalarını atlamak anlamına gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda görülen ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir.Fakat vaktinden evvel doğan bebeklerde daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu şekilde doğan bebeklere burunlarından takılan bir tüple beslemek ve nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlarla destek olunur.

Zamanına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anlamına gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Zamanına göre küçük doğan bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anlamına gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.
 
İlk Muaynesi

Doğumdan 24 saatlik süreci geçince bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu), kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi , Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir.
 
Bebek doğduktan sonraki ilk evrede, deri normal renginden daha morumsu görülebilir. Daha sonra beğinizin cildi yetişkinlere göre daha pembe ve daha hassastır. Doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğin cildinde sarı bir alan bulunan kırmızı lekeler olabilir, lekeler yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkar ve 15 günde kendiliğinden yok olur,bu lekeler tamamen zararsızdırlar.

Bebeğinizin görme ve duyma yeteneği...


Bebekler doğum anlarından itibaren görme, işitme, koku ve tat alma yeteneğine sahiptir ve ilk birkaç gün içinde annesini bu duyuları ile tanımayı öğrenecektir. 15 ila 20 cm’den arası bir şekilde, daha uzaktan ise siluet şeklinde görebilirler. Bebeklerin genelinde ise göz yaşı 2. ayda başlar.

Bebeğinizin neden ağlıyor...

Bebekler herzaman kendini ağlayarak ifade eder, doğal ve olmasını beklediğimiz bir davranış şeklidir. Genellikle acıktığında, altı kirlendiğinde ya da gazı olduğunda ağlar, bu ağlamalar anneye haberı niteliği taşır.

Bazende sadece duygusal nitelikli ağlamalar olabilir. Bunu karşılamak için , sadece kucağınıza alıp, şefkat, sevgi ve o sıcaklığı hissettirerek ,ben yanındayım duygusunu yaşatmak yeterli olur...

Bebeğinizin yatma şekli nasıl olmalı...


Dikkat etmeniz gereken bebeğin yatağı ne çok sert nede çok yumuşak olmalıdır. İsterseniz bebğin başını koyacak ince bir yastık kullanabilirsiniz.Besleme sonrası ve özelikle sizin takip edemeyeceğiniz gece uyku saatlerinde sırtını ince bir yastıkla destekleyerek, yan tarafına yatırmanız gerekir. Bebeğiniz yoruldukça sağ-sol yan olarak pozisyonunu değiştirebilirsiniz. Gündüz ve sizin gözle takip edebileceğiniz zamanlarda kısa aralıkla yüz üstü başını yana çevirecek şekilde yatırabilirsiniz.
 
Yeni doğmuş bebeğin hareketleri...

Çenede titreme, alt dudakda içe dönme, hıçkırık, düzensiz solunum, öksürme, hapşırma, esneme, sesli uyuma, irkilme, ağlarken el ve kollarının titretme, ağladığında ve üşüdüğünde morarma gibi durumlar olabilir bu gibi durumlarda paniğe kapılmanıza gerek yok...

Bebeğinizin vücut yapısı...


Genel özellik olarak yenidoğan bebeklerin kafası bedene oranla daha iridir ve normal doğan bebeklerde kafa şekli doğum kanalından geçtiği için bozuk olabilir. Kafasında yumuşak kısımlar yani bıngıldak denilen kısım vardır. Bacaklar içe doğru kıvrık olabilir, çenesinde ve burun çevresinde yağ kabarcıkları yani milia olabilir, kuyruk sokumu bölgesinde morluklar yani mongol lekesi olabilir. bunlar normaldir ve sizi korkutmasın..

Bebeklerde kilo azalması...


İlk birinci haftada, doğduğu kilosunun %10’unu geçmeyecek oranda kilo azalmasıi normaldir, daha sonra kilo almaya başlamalar. Doktoru kontrollerinde bunun takibi yapaacaktır.Sizdede Bunla ilgili karnesi olacaktır..

Bebeklerin ilk idrarı ve gaetası....

Bebekler günde 6-8 defa idrar ve yapmaları ve kilo alımları da iyi normal ise anne sütünün yaradığının göstergesidir.lk gaetası siyahımsı koyu yeşil ve yapışkandır ve bu gaetaya mekonyum denir. 3-5 gün sonra anne sütü aldıkça gaetası sulu, hardal sarısı rengine almaya başlar.

Bebeklerin vajinal kanaması, akıntı ve memelerinde şişlik olamsı....


Anneden kaynaklanan gebelik hormonu nedeniyle, kız ve erkek bebeklerin göğüslerinden süt gelmesi, şişlik ve sertlik oluşması, bunların ovulmaması, sıkılmaması gerekir. Kız bebeklerde vajinal akıntı hatta kanama bile olabilir, bu durum anneden bebeğe geçen hormonlardan kaynaklanmaktadır ve normaldir. Erkek bebeklerin yumurtalıklarını örten deri şiş görülebilir. 6-12. aylarda bu durum düzelir. Erkek bebeklerin % 3’ünün testisleri henüz inmemiştir. Bu durum doktoru tarafından takip gerektirir.


Bebek odası ısı ayarı...
.

Oda ısısının 21-25 derece arasında olması uygundur.
 
Bebeklerde uyku düzeni.....





Bazı bebeklerde uyku düzeninde herhangi bir sorun yaşanmazken bazı bebeklerde ise bu sorun ailelerin en büyük problemidir. ilk aylarda uykusuzluk sorunu hem aileyi hem bebeği mutsuz eder.Yapılacak şey bebeğin normal koşullara göre uyuyup uyumadığını takibidir.

Doğumdan 3.aya kadar bebeklerin günlük uyuma süresi 17-18 saat civarındadır. Ancak bebekler hiç bir zaman derin bir uykuya sahip değillerdir.Belli sıklıkla beslenmesi gerektiği yada altı kirlendiği için uykuları bölünür. Zaten bebekliğin bu döneminde bebeğin, 2-3 saatten fazla kesintisiz uykuda bırakılmaması önemlidir. Fakat 2 haftalıktan itibaren bebeğe gece gündüz kavramını öğretmek gerekir. Gündüz uyku aralarında bebekle konuşabilir, oyun oynayabilirsiniz. Ancak gece uyandığında, loş bir ortamda , sessiz konuşarak ona gece olduğu öğretilir.

3.ayda itibaren ise bebeğin uykusu günde 15 saatlere düşecektir. Bu uykunun büyük kısmı gece, 4-5 saatlik bölümü ise gündüz olacaktır. Artık ilk aylardaki sıklıkla uyanmayacaktır. Geceleri birkaç kez uyandırılıp beslenmelidir. Ancak bu gece beslenmesi yavaş yavaş azaltılmalıdır. Gündüzleri ise 2-3 kez uyuyarak 5 saati dolduracaktır. Bu ikinci 3 aylık dönemde artık bebeğin uyku düzeni belirmeye başlayabilir. Onu yatırmaya alıştırmak istenen saatten önce (20:00-20:30 uygun olabilir) yapılacak aktiviteleri belirlemek gerekir. Örneğin pijamalarını giydirip, hafif müzik eşliğinde ona hikaye okumak bir yol olabilir. Banyo düzeni de yatmadan önce olarak ayarlanabilir. Böylece bu aktiviteler başladığında bebek uykuya hazırlanacaktır.

6 ve 9.aylar arasında ise yaklaşık 14 saatlik bir günlük uyku ihtiyacı vardır. Bunun 7 saatinde bebek hiç uyanmayabilir. Bu period başladığında artık gündüz uykuları da düzenlenebilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 kez uykuya yatırılması gece uykusu düzenine de uyacaktır. Bu dönemde bebek, alıştığı uyku öncesi aktiviteler varsa onlar başladığında uyuması gerektiğini kabul edecektir.

9.aydan sonra uyku ihtiyacının büyük kısmı gece karşılanırken gündüz uykuları biraz kısalabilir. Gündüz yarım ile 2 saat arasında 2 kez uyurken , gece 10-12 saatlik uyku zamanı normaldir. Önemli olan uyku öncesi aktivitelerini bozmadan devam ettirmek ve kendi kendine uyumasını sağlamaya çalışmaktır.

12.aydan sonra artık gündüz uykusu tek sefer olarak öğleden sonra gerçekleşebilir. 18.aya kadar gündüz 2 kez uyku sonrasında da 1 keze çevirmek iyi olacaktır. Bu aylarda artık bebeği kendi kendine uyumaya alıştırmak, süregelen düzensizlikleri varsa bunları ortadan kaldırmaya çalışmak çok önemlidir.

Bebeklerde görülen huzursuzlukların bir nedeni de uyku problemleridir. Bu nedenle ilk aylardan itibaren uyku düzenini belirlemeye ve bebeği bu düzene uydurmaya çalışmak hem bebek hem de annenin düzeni açısında çok sağlıklı olacaktır.

Bu düzeni oturtmakta en büyük yardımcı uykuyu bölen sebepleri bulmaktır. İlk aylarda bu sebep gaz sancısı, açlık gibi nedenler olurken ilerleyen aylarda bazı kavramların karşılığı olabilir. Bunun için bebeğe mutlaka yemek ve uyuma zamanının, oyun ve uyuma zamanının, gece ve gündüzün farklı olduğunun hissettirilmesi gerekir. Ayrıca 12. aydan sonra bebekleri yavaş yavaş kendi kendine uyumaya alıştırmak da 2 yaş ve sonrasında yaşanabilecek yalnız uyuyamama problemlerini engeller.
 
Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.





"Sarılığın Sebepleri"

1. Fizyolojik (normal) sarılık:


Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.

2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:


Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.

3.Anne sütüne bağlı sarılık:


Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.

4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)

Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.

ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)

Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
 

"Tedavi"

1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:

Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.

2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:


Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır.
Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.

3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.

4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)

Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.

Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.

Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.
 
Bebek Bakımı

Bir yaşından önce düşme en sık rastlanan kazadır.
Bebek tek başına kundak veya bakım masasında yalnız bırakılmamalı.DÜŞEBİLİR
Eğer odadan çıkmak gerekiyorsa, bebekle birlikte çıkmak alışkanlık haline getirilmeli .
Yüksek sandalyelere veya oturma gurublarına bebek gözetimsiz bırakılmamalı.DÜŞEBİLİR
Bebek çocuk arabasına mutlaka bağlanarak oturtulmalı. DÜŞEBİLİR
Bebeği marketlerdeki alışveriş arabalarında taşıma halinde çok dikkat edilmeli.
Mikro dalga fırınında ısınmaya bırakılmış biberon tehlikeli olabilir.Biberon soğuk olsa bile içindeki sıvının çok sıcak olabileceği unutulmamalı. AĞZI YANABİLİR. Biberonlar ve kavanozlardaki yiyecekler mikro dalgada ısıtılmamalı.
Sıcak bir içecekle bebek aynı anda birlikte taşınmamalı
Banyo musluklarından çok sıcak akan su ciddi kazalara yol açabilir.Su sıcaklığı 50 derecenin altında tutulmalı.HAŞLANABİLİR. İmkan varsa termostat taktırılmalı.
Bebeğin banyosuna daima önce soğuk sonra sıcak su eklenmeli.
Ütü yaparken bebeğin kızgın ütüye yaklaşmamasına özen gösterilmeli.YANABİLİR
Bebeğin yatağında ve erişebileceği mesafede ağzına alabileceği hiç bir şey olmamasına dikkat edilmeli.Çekip alabilir. YUTUP BOĞULABİLİR(Örneğin zincir kolyeler )
Plastik torbalar ortalıkta bırakılmamlı.BAŞINA GEÇİRİP BOĞULABİLİR
Bebek ,ne kadar iyi huylu olursa olsun hiçbir zaman bir ev hayvanı ile odada yalnız bırakılmamalı.
Islak zeminlerde bebeğin oynamasına izin verilmemeli. KAYABİLİR
Bebekler özellikle banyo ve mutfakta asla yalnız bırakılmamalı.
Bebeğin ağızından küçük oyuncak bulundurulmamalı.YUTABİLİR
15 cm den daha uzun ip veya ipi olan bir oyuncak bebeğe verilmemeli.Emziğe ip bağlanmamalı.Plastik kısa bağlantılı malzemeler seçilmeli.
Sönük veya patlamış balonlar bebeğin elinden hemen alınmalı.YUTUP BOĞULABİLİR Boya ve cilasının zehirli olmadığından ,üzerinde tahriş edici kıymık ,çivi bulunmadığından emin olunmuyan hiç bir oyuncak veya eşya bebeğe verilmemeli.BEBEK MUTLAKA AĞZINA ALACAKTIR.
 
Bebeğinizi Ağlarken Sakinleştirmenin Püf Noktaları
clear.gif
clear.gif




10167591.jpg


Eğer bebeğinizin ağlama nedenini bulamıyorsanız, aklınızda kendinize bir kontrol listesi hazırlayın. Önce en son ne zaman karnını doyurduğunuzu düşünün, üç saat kadar önce doyurdunuzsa yemek yedirmeyi deneyin. Eğer daha yeni yediyse, bezini kontrol edin. Bezi temizse o an içinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırmayı deneyin. Bu şekilde ağlama nedenlerini eleyerek neden ağladığını bulabilirsiniz.

Bebeğinizi Sakinleştirmenin Püf Noktaları: Ona emmesi için bir şey verin! Bebeğinizi emzirebilirsiniz, biberon, emzik ya da diş kaşıyıcı verebilirsiniz.

Bebeğinizi hareket ettirin! Bebeğinizi sallamak, onu rahatlatacaktır. Kucağınızda sallayabilir, sallanan koltuğa oturarak birlikte sallanabilirsiniz. Bebek arabasıyla ya da otomobille yolculuk da ona iyi gelebilir. Bebeğinizle birlikte dansetmeyi de deneyebilirsiniz.

Bebeğinize masaj yapın! Bebeğinizin karnını ovabilir ya da karnını üzerine yatırarak sırtını sıvazlayabilirsiniz. Eğer gaz sancısı varsa bu masaj onu rahatlatacaktır.

Bebeğinize yakın olun! Bazı durumlarda ona sarılmanız, tek ihtiyacı olan şeydir. Kanguruyla bebeğinizi kendinize yakın tutmak, iyi bir çözüm olabilir. Bebeğiniz çok ağladığı zaman, ona sarılarak karanlık bir odaya gidip ona masal anlatarak ya da bir ninni söyleyerek onu sakinleştirebilirsiniz. Kalp atışlarınızı duymak, yeni doğanlar için oldukça sakinleştiricidir.

Bebeğinizi yalnız bırakmayı deneyin! Eğer yukarıdaki çözümler işe yaramamışsa, bebeğiniz içinde bulunduğu ortamı çok gürültülü, çok kalabalık ya da çok ışıklı bulmuş olabilir. Bu durumda onu karyolasına ya da portbebesine yatırıp ışığı kapatarak başında bekleyebilir ve sakinleşip uyumasına tanık olabilirsiniz.
 
Kendine Güvenen Çocuklar Yetiştirin


yuvarehberi_2295.jpg

Çocukların hayatında aileler çok önemli bir role sahip. Bu nedenle aileler çocuklarının her türlü gereksinimini en iyi şekilde karşılamalıdırlar. Ancak bahsettiğim bu gereksinimler çocuğunuza sağlayacağınız maddi imkanlarla sınırlandırılamaz, çocuğunuzun en önemli gereksinimi duygusal alanda sağlayacağınız destektir. Sağlayacağınız duygusal destek hem çocuğunuzun duygusal zekasını olumlu yönde etkileyecek hem de çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin pekişmesini sağlayacaktır.

Eğer çocuğunuz yeni bir okula gitmeye ya da hiç tanımadığı bir ortamda yaşamaya başlamışsa sizin desteğinize her şeyden çok ihtiyaç duyacaktır. Çünkü bu tip dönemlerde çocuklar kendilerini yalnız hissetme eğilimi içine girerler ve kendilerine olan güvenleri oldukça azalır. Yaşadığı bu problemleri en az etkileneceği şekilde atlatabilmesi için her zaman onların yanında olduğunuz hissini çocuğunuza verin ve yanında olun!!!

“Ben zaten onun yanındayım, ama bu durum ne kadar sürebilir ki?” diyenleriniz aranızda mutlaka ki vardır. Kesinlikle sizlere hak veriyorum. Bu durumda yapmanız gereken tek şey var, o da çocuğunuza bir an önce özgüven kazandırmak.

Nedir özgüven dediğimiz şey?

Uzmanlara göre özgüven insanın kendi için hissettiği bütün iyi duygulardır, bir kişi kendi hakkında ne kadar iyi duyguya sahipse ve kendinde var olan potansiyelin ne kadar farkında ise o kadar özgüvene sahiptir.

Neden özgüvene sahip olmak çok önemli?

Çünkü özgüven sayesinde insanlar kendilerini ve yapabileceklerini tanıma fırsatı bulurlar, sadece başka insanların bir şeyler yapabileceği düşüncesinden sıyrılır ve kendi kararlarını uygulamak için çabalarlar. Aksi takdirde kendi görüşlerini ifade edemeden , başka insanların boyundurlukları altında ömürlerini geçirirler ve hiç bir zaman kendilerini tanıma fırsatını elde edemezler.

Neler Yapabilirsiniz?

● Çocuğunuzun özgüven problemini tetikleyecek en önemli unsur çocuğunuzu bir başkasıyla kıyaslamaktır. Asla çocuğunuzu bir başkasıyla özellikle de kardeşiyle kıyaslamayın.

● Çocuğunuzun kapasitesini anlamaya çalışın ve onu yapamayacağı şeyler için zorlamaya çalışmayın.

● Çocuğunuzun yaptığı şeyleri takdir edin ve onu ödüllendirin.

● Çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmaya çalışın ve özgüven problemi yaşadığını hissettiğiniz anlarda ona destek olun.

● Çocuğunuza çeşitli görevler verin ama bu görevlerin onun kapasitesini zorlamadığından emin olun. Örneğin beraber araba yıkamak, yemek masasını hazırlamak çocuğunuz için özgüvenini pekiştireceği aktiviteler olabilir. Ancak bu aktivitelerden sonra onu takdir eden sözler söylemeyi unutmayın!

● Çocuğunuzla beraber yapacağınız bir aktivite için ona danışmayı unutmayın. Ona fikrini sorduğunuzda çocuğunuz hem kendisine verdiğiniz önemi anlayacak hem de kendini ifade edebilmeyi öğrenecektir.

● Çocuğunuzun yanlışları ya da eksikleri hakkında, kimsenin özellikle de arkadaşlarının yanında konuşmayın. Bu davranışınızla çocuğunuzu rencide etmekle kalmayacak ayrıca onun size olan güvenini de kaybetmiş olacaksınız.
 
Bebek Yada Çocuklarda Ateşlenme
Bebeğin Yahutta Çocuğun Rahatsızlanması Durumunda Yapılması Gerekenler

Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında ateş geliyor.

Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kandemir "Ateş, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmaları tanımlama ve onlarla savaşın nedeni ile ortaya çıkar" diyor. Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlardır.

Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğun mutlaka vücut ısısı ölçülmelidir. Alnına dokunularak hissedilen vücut ısısı güvenilir değildir, bu yüzden termometre kullanmak gerekir.

Dr. Kandemir "Eğer çocuğunuzun vücut ısısı makattan 38 C üzerinde, kulaktan 37.8 C, koltuk altından 37.2 C üzerinde ise, ateşli kabul edilebilir" diyerek aileleri uyarıyor.

Ne yapabilirsiniz?
- Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir.

- Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir.

- Alın, şakaklar, koltuk altı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık deşiştirilmelidir.

- Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır.

- Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.

- Doktora danışmadan ilaç verilmemelidir.
 
Televizyon, anne karnındaki bebeği etkiliyor

Annenin televizyonda izlediklerinin, karnındaki bebeğin ruh halini de etkilediği bildirildi. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Avcı, çocuğun, çevresinden daha anne karnında etkilenmeye başladığını bildirdi. Prof. Dr. Avcı, şunları söyledi:

''Diyelim ki anne gebelikte bir korku filmi seyrediyor, bu bile fetusun korku ile ilgili hormon sistemini uyaracaktır. Bu nedenle her yaşta çocuk, çevrenin olumsuzluğundan etkilenir. Bu yalnızca şiddet içeren çizgi filmlerle de olmayabilir. Çok masum sanılan klip kanallarının da 12 aydan sonra uzun süre izlendiğinde çocuğun ruhsal ve akıl gelişimini etkilediğini (otistik) dediğimiz durumlara yol açtığını görüyoruz.'' Şiddet içeren çizgi filmlerin farklı yapıdaki çocukları farklı etkilediğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Avcı, şöyle konuştu:

''Çünkü çocuklar boş beyaz defterler gibi doğmuyorlar ki üzerine aile ve çevre istediği gibi bir şeyler yazsın. Genetik olarak getirdikleri ve değiştirilmesi pek de olası olmayan yapısal özellikleri var. Diyelim ki ailede şiddet öğeleri var, büyüdüğü çevrede de şiddet öğeleri var, yapısal olarak da buna eğilimli ise bu tür çizgi filmleri izlemeye daha fazla yönelebiliyor. Burada binlerce değişken de işin içine giriyor. Eğer çocuk kreşe gidiyorsa buradaki ortamdan etkileniyor. Ailenin boş zamanlarını değerlendirmekteki yaratıcılığı, ya da bakıcıların çocukla yalnız kaldıklarında yaratıcı ve oyuna yönelik tutumları çocukta etki yaratıyor. Şunu da biliyoruz ki küçük yaştan bu yana televizyonda hiç ayırımsız o anda var olanı seyreden ve televizyonlarını sürekli açık tutan ailelerde tüm bireyler televizyonun olumsuz yanlarını daha fazla alıyorlar.''

'Alışkanlıklarınızı değiştirin'

Prof. Dr. Ayşe Avcı, anne babaların da çocukları için kendi televizyon seyretme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bir belgeseli çocuğunuzla konuşarak küçük yaştan bu yana birlikte izliyorsanız olumlu alışkanlıklar kazanılabilir. Ama anneler dizileri babalar da maç veya diğer filmleri seyretmekten kaçınmıyorlarsa televizyon ailenin ortak kullanabildiği bir alan olamıyor, herkes bireysel davranıyorsa sonuçta anne mutfakta, baba salonda, çocuk da odasında televizyon ile kalacaktır. Ekonomik düzey düşükse tüm aile birden televizyon kirliliğinden tek kutudan pay alacaktır.''
 
BEBEĞİN BESLENMESİ
İlk yaş içinde ortalama beslenme sayısı
DOĞUM - 1 HAFTALIK 6 - 10 1 HAFTALIK - 1 AY 6 - 8 1 AY - 3 AY 5 - 6 3 AY - 7 AY 4 - 5 7 AY - 9 AY 3 - 4 9 AY - 12 AY 3
Süt çocuklarının bir öğünde aldıkları yaklaşık besin miktarı
YAŞ 1 ÖĞÜNDE ALINAN MİKTAR 1 - 2 HAFTA 60 - 90 ml. 3 HAFTA - 2 AY 120 - 150 ml. 2 AY - 3 AY 150 - 180 ml. 3 AY - 4 AY 180 - 210 ml. 5 AY - 12 AY 210 - 240 ml.
 
BEBEĞİN EMZİRİLMESİ

Emzirmenin anne için yararları :
  • Ucuzdur,hazırlama sorunu gerektirmez.
  • Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.
  • Kontraseptif etkisi vardır.
  • Annenin sağlığını korur.
  • Göğüs kanseri
  • Over kanseri
  • Osteoporozis
  • Anemi (uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur,anneyi aşırı kan kaybından korur)
  • Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir bağ sağlar.Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar.Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz.
  • Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır.
    Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma %25 olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha fazla olmaktadır.Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü alanlara göre %25 artmaktadır.Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır.
  • Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır.
    Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu proteinleri kullanamazlar.
  • Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini kolaylaştırır.
    Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır.. Bebeğin emme hareketi kanda süt üretici hormonların serbest dolaşımını sağlar. Bu da, süt bezlerinin faaliyetlerini canlandırmanın yanı sıra rahmin de normal haline dönmesini hızlandırır.
  • Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
    Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay sakinleşir.
  • Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider.
    Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları için daha az doktora gitme gereksinimi görülür.
  • Anne sütü ağrı kesicidir.
    Anne sütü içerisinde bulunan endorfinler bebek için doğal bir ağrıkesici vazifesi görür.
  • Anne sütü her zaman temizdir. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır.
    Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişmi için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.
Anne sütü ile ilgili bir araştırma
ABD’de rasgele seçilen 13 aylık ile 5 yaş arasındaki 345 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, üç aydan az süreyle anne sütüyle beslenen bebeklerde öğrenme ve kavrama yeteneğinin az geliştiği belirlendi.Araştırmada, annenin yaşı ve sigara alışkanlığının etkileri de göz önüne alındı. Uzmanlar, annenin emzirdiği bebeğiyle daha yakın ilişki içinde bulunduğuna dikkat çekerek, bunun çocuğun zekasının gelişmesinde rol oynadığını düşünüyor. Anne sütünde bulunan besinlerin de bebeğin zekasının gelişmesinde olumlu rol oynadığı biliniyor.
Emzirmeye Başlamadan Önce

Emzirme zamanlarını, kendiniz için en uygun ve dinlendirici olan saatlere göre programlayın. Bebeğinizi emzirirken size en rahat gelen duruşu benimseyin. Bebeği emzirmeye başlamadan önce ellerinizi sıcak suyla yıkayın. Göğüs uçlarınızı temizleyin.
Emzirmenin Yararları
Anne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır. Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur.
Nasıl Emzirmeli ?
Bebeğe önce bir memenizi verin ve 10 dakika emzirin, sonra diğerini vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın. Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk bir kaç dakikasında alacaktır. Fakat, sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüsle de emzirilmesi şarttır. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Emzirdiğiniz memeyi alttan destekleyerek biraz yukarı kaldırın. Bebeğiniz her ağladığında memeye tutuyorsanız ve kilo alımı normal ise yeterince besleniyor demektir.Bebeğiniz ne zaman acıkırsa o zaman emmek isteyecektir. Bunuda size ağlı***** belli edecektir. Zaten bir süre sonra ağlama şekillerinden bebeğinizin ne istediğini anlar duruma geleceksiniz. Günde 8 kez beslemek en normalidir. Bebekler genelde mideleri boş olarak 5 saatten fazla uyuyamazlar. Anne sütü ile beslenen bebekler ,anne sütü daha çabuk sindirildiği için mama ile beslenen bebeklere göre daha çabuk acıkırlar.

Emziren Annenin Beslenmesi
Dengeli bir beslenme rejimi benimsemeniz sizin için hayati önem taşır. Lahana ve karnabahar gibi gaz yapan sebzeler yemekten kaçının. Taze sebze ve meyvaları, buğday ve tahıllarla, protein bakımından zengin besinleri tercih edin.sütünüzün bol olması için yeterli miktarda su, çay ve meyva suyu içmeniz gerekir. Günde iki-üç fincandan fazla çay ve kahve içmeyin. Bu dönem boyunca alkollü içkileri ve sigarayı tamamen bırakın. Özellikle ilaç alırken dikkatli olun! Doktorunuz tarafından önerilmediği sürece kesinlikle ilaç almayın; çünkü ilaçlar da alkol ve nikotin gibi sütünüze karışarak bebeğinizin sağlığına zarar verebilir.
Meme Temizliği
Meme iltihaplarından korunmak için göğüs ve göğüs uçlarınızın temizliğine ve bakımına özen gösterin. Banyo yaparken ve duş alırken göğüslerinizi sabunlamayın. Temizlikleri için yalnız sıcak su kullanın. Göğüs uçlannız tahriş olursa özel bir krem sürün. Tahriş devam eder, göğüs uçlarınız çatlarsa derhal doktorunuza başvurun.Hamileliğin son haftalarında göğüs uçlarınıza havlu ve ya temiz bir bezle masaj yaparak onları emzirme dönemine hazırlayabilirsiniz. Sağlık ve estetik nedenlerle rahat bir emzirme sütyeni giyin. Gerekiyorsa gece de çıkarmayın. Fırsat buldukça uyuyun. Gün boyunca işlerinize zaman zaman ara verip dinlenin. Çok ağır işleri üstlenip yorulmaktan kaçının. Bebeğinizi emzirmek size onunla konuşma ve onu okşama firsatı verir. Karnını doyurduktan sonra onu bir süre kollarınız arasında tutun. Baş başa geçirdiğiniz bu huzur dolu ve zevkli dakikalar sizi ve bebeğinizi mutlu edecektir.
Bebeği Emzirdikten Sonra
Her emzirmeden sonra ve gerekiyorsa emzirme sırasında bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkarırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın. Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Meme uçlarının temiz havada tamamen kurumasını bekleyin. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninizin içine temiz bir tampon veya bez parçası koyun. Emzirmeye başladığınız ilk günlerde göğüs uçlarınız biraz acırsa hafif bir krem veya losyonla yumuşak bir biçimde ovun.
Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Anne duygusal olarak tatmin olur. Doğumdan sonraki yakın temas anne – bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder.Bebekler doğumdan hemen sonra annenin yanında kalırlarsa ve emzirilirlerse daha az ağlarlar.Emziren anneler bebeklerine daha şefkatli davranırlar. Uykusuz kalmaktan vb. daha az yakınırlar. Emziren annelerin çocuklarını terk etme ya da çocuklarına kötü davranma olasılığı emzirmeyen annelere göre daha azdır.Bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenmenin bebeğin zeka gelişimine, entellektüel yapısına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Yaşamın ilk haftalarında anne sütü ile beslenen düşük doğum tartılı bebekler yapay beslenen çocuklara göre ileri yaşlarda zeka testlerinde daha başarılı olurlar.
İlk yaş içinde ortalama beslenme sayısı
DOĞUM - 1 HAFTALIK 6 - 10 1 HAFTALIK - 1 AY 6 - 8 1 AY - 3 AY 5 - 6 3 AY - 7 AY 4 - 5 7 AY - 9 AY 3 - 4 9 AY - 12 AY 3
Süt çocuklarının bir öğünde aldıkları yaklaşık besin miktarı
YAŞ 1 ÖĞÜNDE ALINAN MİKTAR 1 - 2 HAFTA 60 - 90 ml. 3 HAFTA - 2 AY 120 - 150 ml. 2 AY - 3 AY 150 - 180 ml. 3 AY - 4 AY 180 - 210 ml. 5 AY - 12 AY 210 - 240 ml.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri