Bazı Kelimeler Ve Kökenleri 2

Konu sahibi son olarak 1275 gün önce görüldü


Cillop

cillop.png


“Cillop” lafını bildiğiniz gibi pürüzsüz, parlak, kaymak gibi şeyler için kullanırız.

Tipine bakınca anlamsız bir yansıma, bir ses benzetmesine benzeyen “cillop” aslında gayet anlamlı: Dilimize Arapça‘daki “cülâb” veya “cüllâb” kelimesinden gelmiş. Bu Arapça kelimenin kaynağı ise, Farsça “gulab” yani “gül” ve “ab“ın birleşimi.

Anlayacağınız bizim “cillop“, “gül suyu“nun ta kendisi. Zaten “cülâb” kelimesi de eski dilde gül suyunu ve bir çeşit müshil şerbetini anlatmış. Gül suyunu içip, cillop gibi olalım diye.

Malumatfuruş

malumatfurus_3.png


Osmanlıca bir melez olan bu sıfatın Arapça kısmı “malumat“, “bilinen şeyler, bilgi” demek. İçindeki “alama” kökü “bildi, anladı” anlamına geliyor. Teorik bilgiyi anlatan “ilim“; ona sahip olan “alim“, onu öğreten “muallim“, ona ulaşmak için yapılan “talim“… Sonra bilgiye ulaşırken izi sürülen şapkasız “alem” ve “alamet“… Hepsi “malumat“ın kardeşleri.

Kelimenin ikinci yarısı “furuş” (ya da “füruş”) da Farsça‘da “satan” anlamına geliyor. Yani “malumatfuruş” kişi, bilineni satan, bilgiçlik taslayan kişi oluyor.

Ayyuk

ayyuk.png


“Ayyuk” kelimesini “ayyuka” şeklinde duymaya alışmışız ya, böyle “-e” hal eki olmadan görünce bir garipsedik, gözümüze tamamlanamamış bir kelime gibi gözüktü.

Bir şey “ayyuk“a çıktığında, tam olarak ne kadar abartılmış, ne kadar yükseğe çıkmış oluyor?

“ayyuk” adı, göğün en yüksek noktasını sembolize etmiş “Auriga” yıldız kümesinin en parlak yıldızından, Keçi Yıldızı‘ndan geliyor.

Latince adı “Capella” olan bu yıldız, bundan 200 bin senecik önce gezegenimizden görülen en parlak yıldızıymış. Yunan mitolojisinde ise bu yıldız, Zeus‘u emziren keçiyi anlatmış.


Arapça bir kelime olan “ayyuk“un ardında da zaten Eski Yunanca’da “keçi” anlamına gelen “aiks” kelimesi olduğu düşünülüyor. Anlayacağınız “ayyuk” kelimesinde diller ve kültürler arası alışveriş yine ayyuka çıkmış.

Libido

libido.png


“Beni bu güzel havalar mahvetti” diyen “garip” ve büyük şairimiz Orhan Veli, acaba kısmen de olsa “libido” kurbanı mıydı? Malum; gelince bahar ayları, gevşiyor gönül yayları.

“Libido” kelimesinin meşhurlaşmasında büyük payı olan Freud, onu tüm yaşamsal ve cinsel içgüdülerimizden kaynaklanan, ölçülebilir bir enerji olarak görüyordu. Ona göre sadece Orhan Veli’nin mahvolmasının değil, her türlü davranışımızın ardında “libido” ve onunla alıp veremediklerimiz yatıyordu.

Latince bir kelime olan “libido“, “arzu, şehvet, içgüdüsel çekim, özlem, istek” gibi anlamlara sahip. Kökündeki “libere” fiili sevmeyi, hoşlanmayı ifade ediyor ve Almanca “liebe” ya da İngilizce “love” kelimeleriyle aynı kökten geliyor. Hani “seni seviyorum“un Almancası “ich liebe dich” ya da İngilizcesi “I love you” var ya… İşte bunlar hep libido!

Enayi

enayi1.png


Günümüzde “saf, naif, aptal” gibi anlamlarda kullandığımız “enayi” aslında Arapça‘da “ben” anlamına gelen “ene“den doğmuş.

“Enayi“nin Türkçe çevirisi de “benci” gibi bir şey oluyor. Bu aslında “bencil“, “egoist” yani “her şeyi kendine isteyen, sadece kendini düşünen“den ziyade “benmerkezci“, “egosantrik” sıfatlarına yakın bir kavram: Kendini evrenin merkezinde sanan “enayi“.

Ara sıra gündelik sorunlardan, ıvır zıvırdan kafayı kaldırıp şöyle bir gökyüzüne, yıldızlara bakmamak, evrendeki yerini kendine hatırlatmamak; türümüzün en büyük enayiliği değil mi?

Cibilliyet

cibilliyet.png


En çok “cibilliyetsiz” şeklinde, bazen de daha okkalı sözlerin içinde duyduğumuz “cibilliyet” kelimesi Arapça kökenli. Bu dilde “yaradılış, huy” anlamına gelen “cibilla“, “dökmek, şekil vermek” anlamındaki “cabala” fiilinden gelmiş. Keza Arapça‘yla aynı dil ailesinden gelen Süryanice‘de “gebal“, “hamur yoğurmak” anlamına geliyor.

Benzer bir şekilde, bir kişinin huyundan suyundan bahsederken “hamur” kavramını sıkça kullanırız: “Hamuru iyi“, “Bu onun hamurunda var” ve hatta “mayası bozuk“… Kendimizi ifade etmek için tek ihtiyacımız, bi’ ekmek bi’ cibilliyet!

Eyvallah

eyvallah-2.png


Dilimize pelesenk ettiğimiz “eyvallah” tam bir joker kelime: “iyi“, “güle güle“, “tamam“, “teşekkürler“… “Eyvallah” dururken bunlara ne gerek, “eyvallah“ı bas geç! Bu kelime, aslında iki kelimelik bir melez: Türkçe “iyi“nin eski hali “eyi” ve Arapça “vallahi” kelimeleri.

“Wa-llahi” şeklinde çözümlenen “vallahi“, “Allah adına” anlamına geliyor.

Penaltı

penalti-3.png


Gelin görün ki “penaltı” kelimesi sonundaki “-ı” harfine rağmen, İngiliz asıllı. Bizim İngilizce‘den futbol terimi olarak alıp yamulttuğumuz “penalty” kelimesini İngilizler de Fransızca‘daki “pénalité” kelimesinden yamultmuşlar.

Hepsinin kökeninde ise, Latince‘de “ceza, kan parası” anlamına gelen “poena” kelimesi var. Batılı “poena” da tıpkı Doğulu (Arapça) “ceza” gibi, bir suça karşılık ödenen bedel anlamına geliyor.

Bu bedeli tarih boyunca kimi parayla, kimi özgürlüğüyle, kimisi bir uzvuyla, kimisi ise canıyla ödemiş. İşlemediği suçun bedelini ödeyenler de cabası; “


Kerata

kerata.png


Yunanca’da “boynuz” anlamına gelen “keratos” kelimesinden türeyen “kerata“, “boynuzlu” anlamına geliyor. Hayvan boynuzunun yanı sıra saç ve tırnaklarımızda da bulunan lifli protein yapısı “keratin“in “kerata“ya benzerliği de bu sebepten.

Yunanca‘da “şeytan“, “karısı tarafından aldatılan” ve hatta “karısını satan” gibi ağır anlamları olan “kerata” yani “boynuzlu” kavramı; pek çok kültürde farklı cinsel tabularla ilişkilendirilmiş.

“Aldatmak” anlamında kullandığımız “boynuzlamak“tan tutun, İngilizce’de “azgın” anlamında kullanılan “horny” kelimesine değin cinsel aşırılığın olduğu pek çok yerde rastladığımız boynuz, din ve mitolojide de önemli bir sembol.

Zibidi

zibidi.png


Farsça‘da “süs“, “güzellik” anlamına gelen “zib“den türeyen “zibidi“; bu dilde “süslü, yakışıklı” anlamına geliyor. Ayrıca kelime Türkçe‘de “gülünç derecede kısa ve dar giyinmiş” gibi bir anlam da edinmiş kendine.

Meğer bizim “zibidi” eskinin “metroseksüel“i, “hipster“ıymış
 
Teşekkürler Aleyna.
Bilgilendirici bir konu.Kelimelerin kökeni ilgi çekici.
 
Eyvallah dışındakileri biliyorum ama kullanmıyorum sayılır. Yine de bilgi bilgidir öğrenmek iyi oldu:)
 
Geri