Bazen sadece doğru kişinin gelmesini beklersin...

Konu sahibi son olarak 4300 gün önce görüldü
Kimsenin kalbi kırılmasın diye ugrastiginda en çok kendini kırıyor insan ve dönüp baktığında aslında kendinden başkası yok etrafında ...
 
Doğru keşke izafi olmasaydın dedirtir adama.
Sonra tam buldum derken bakarsın ki dibine kadar batmışsın yanlışlığın ve yalnızlığın.
Oysa; beklemek izafi - doğru kesin değer olsa, yaşanmazdı bunca kırgınlık bunca yıkılmışlık...
 
tumblr_m8k7najYil1raxc43o1_500.jpg
 
Tüm samimiyetimle şunu söylemek isterim ; etrafınızda hiç insan yokken ne kadar yalnızsanız , çok insan olduğunda da o kadar yalnız kalabailiyorsunuz.
 
Hayatındakileri sev , sonra çok özlüyorsun ve öyle dolmayan boşluklar oluyor ki içinde. .. klavyede ko boşluk tuşunu görsen ağlıyorsun. Bugün bir iyilik yap ve sadece sev.
 
Biraz yoruldum sanki savaşmaya halim yok zaten 13 harflik savaş olmaz...
 
Hayat bazen karşındakine "haklısın"diyebilecegim bir yer ... "haklısın" bir kuruluştur. Karşındaki haklı mıdır değil midir bunu onemsemezsin . Sen kurtulmak istiyorsundur o yüzden haklıdır karşındaki insan. Bırak hep haklı kalsın ve sende hep "haklısın" de ... Oysa haklılık oyle kolay iş değil. Yine de haklısın sen.ben haklı olmak istemiyorum tamam mı ? Sen haklısın yoluna git yolumdan git radyo dinleme beni hatırlama . Bundan sonra "nasılsın"bile desen "haklısın" benden bu kadar.
 
Ya insanlar beni çok yanlış anlıyor.
Ya da ben yanlış insanları durmadan hayatıma alıyorum.
 
tumblr_n5700zLwIS1s7lu9eo1_1280.jpg



Seni seviyorum dedi mi sana?
- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani..
Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi..

 
Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama, zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...
 
“Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma.
Çünkü aşk; ‘onunla yaşamak değil,
onu yaşamaktır aslında..”
 
Nefes anlık bir şeyse ve aldığımız nefesi bile verip öyle gideceksek ; hiçbir şey bizim olamaz. O halde biz de hiçbir şey olamayız . Özetle bir hiçin sahip olduğu her şey bir hiçtir...
 
Nefes anlık bir şeyse ve aldığımız nefesi bile verip öyle gideceksek ; hiçbir şey bizim olamaz. O halde biz de hiçbir şey olamayız . Özetle bir hiçin sahip olduğu her şey bir hiçtir...

Şimdi, insanın seçme yetisine elverişli olma durumu veya ona ters gelen durumlar üzerine birkaç kelam edicem. Seçme için üzerinde çalışılacak bol gereç varken, büyük ölçüde bir değişkenliğin insana elverişli olduğu apaçıktır; bu, bireysel farkların, önemli ölçüde değişikliği büyük dikkatle, aşağı yukarı istenen herhangi bir yönde biriktirmeye yeter çoklukta olmaması demek değildir. Ama insana açıkça yararlı ve istenir değişimlerin ortaya çıkması şansı, el altında çok sayıda birey bulundurmakla epey artırılır. Onun için bu sayının büyük olması başarı için pek önemlidir. Marshall, bu ilkeye dayanarak, Yorkshire'ın bazı kesimlerindeki koyunlar için şöyle demiştir: " Sürü sahipleri genellikle yoksul ve sürüler küçük olduğu için buradaki koyunlar asla iyileştirilemez. " Öte yandan, geniş ölçüde bitki üreten bahçıvanlar çiftçiler, yeni ve değerli çeşitler yetiştirmede meraklılardan genelde daha başarılıdır. Çok sayıda bitki yada hayvan bireyi, ancak koşulların üremelerine elverişli olduğu yerlerde yetiştirilebilir. Bireyler çok az olunca, nitelikleri ne olursa olsun hepsi damızlıkta kullanılacak ve bu, seçmeyi etkin olarak engelleyecektir. Ama belki de en önemli öge, insanın hayvana ya da bitkiye, onun yapısındaki veya niteliğindeki en küçük sapmaları bile özenle dikkate alacak denli değer vermesi gerekliliğidir. Kısacası, böyle bir titizlik olmadığı müddetçe, HİÇBİR sonuç alınamaz...
 
Şimdi, insanın seçme yetisine elverişli olma durumu veya ona ters gelen durumlar üzerine birkaç kelam edicem. Seçme için üzerinde çalışılacak bol gereç varken, büyük ölçüde bir değişkenliğin insana elverişli olduğu apaçıktır; bu, bireysel farkların, önemli ölçüde değişikliği büyük dikkatle, aşağı yukarı istenen herhangi bir yönde biriktirmeye yeter çoklukta olmaması demek değildir. Ama insana açıkça yararlı ve istenir değişimlerin ortaya çıkması şansı, el altında çok sayıda birey bulundurmakla epey artırılır. Onun için bu sayının büyük olması başarı için pek önemlidir. Marshall, bu ilkeye dayanarak, Yorkshire'ın bazı kesimlerindeki koyunlar için şöyle demiştir: " Sürü sahipleri genellikle yoksul ve sürüler küçük olduğu için buradaki koyunlar asla iyileştirilemez. " Öte yandan, geniş ölçüde bitki üreten bahçıvanlar çiftçiler, yeni ve değerli çeşitler yetiştirmede meraklılardan genelde daha başarılıdır. Çok sayıda bitki yada hayvan bireyi, ancak koşulların üremelerine elverişli olduğu yerlerde yetiştirilebilir. Bireyler çok az olunca, nitelikleri ne olursa olsun hepsi damızlıkta kullanılacak ve bu, seçmeyi etkin olarak engelleyecektir. Ama belki de en önemli öge, insanın hayvana ya da bitkiye, onun yapısındaki veya niteliğindeki en küçük sapmaları bile özenle dikkate alacak denli değer vermesi gerekliliğidir. Kısacası, böyle bir titizlik olmadığı müddetçe, HİÇBİR sonuç alınamaz...

sonuç yine hiçlik :)
 
Geri