Bazen Ateş Olmak Gerek....İnsanı Yakan Değil Isıtan
Bazen Ateş Olmak Gerek
“Su insanı boğar ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.”
Hatırladınız mı bu mısraları?
“Su insanı boğar ateş yakarmış!”
Ateşi hep yakan bir madde olarak algılamışsızdır.
Kimyacılara inat ateşle ilgili bilimsel veriler sunmayacağım size.
Ne ateşin neden yapıldığını ne de hangi çağlarda bulunduğunu söyleyeceğim.
…
Hayatımızın günlük akışında hep iniş çıkışlar yaşarız.
Bir gün eve geldiğinizde vücudunuzdaki tüm kanın beyninize sıçradığını ortalığı kırıp döktükten sonra fark edersiniz.
Önce ateş basar sonra telafi etmekte zorlandığınız cümleler çıkar ağzınızdan;
Ya da işe gittiğinizde karşılaşırsınız bu problemle.
Kimi zaman mesai arkadaşlarınıza kimi zaman da patronunuza çatmışsınızdır.
…
Televizyonlarda ya da gerçek hayatta karşılaştığımız birçok olayda ateş başroldedir.
Kiminin evini yakmıştır
Kiminin elini yüzünü.
Kimini evinden kimini yurdundan etmiştir;
Kimine ise gelecekle ilgili korku salmıştır.
Hani bir gün ölüp gidince karşımıza çıkmasından endişe edilmiştir;
Ama doğru kullanıldığı zaman hep faydalı olmuştur.
Kötü değildir!
Allah’ın yarattığı ve canlıların istifadesine sunduğu bir mahlûktur.
‘Tu kaka’ hiç değildir!
Bazen ateş olmak gerekir!
Toprak olmak gerektiği gibi.
Etrafa dehşet saçan soğukluğu sevgi sıcağına dönüştürmek için.
…
Yeni evli bir çift…
Genç;
Biri yakışıklı diğeri güzel…
Allah bağışlamış
O(c.c) ayarlamış ve birbirlerine uygun bulmuş.
Her şey iyi hoş güzel giderken hayat bazı zorluklar çıkarmış karşılarına.
Pek çoğunu atlatmışlar ama her biri bir iz bırakmış duygularında.
Ve bir müddet sonra konuşmalarda bir soğukluk etrafta esen rüzgârlar.
…
Savaş filmlerini seyrettiniz mi hiç?
Hani şu kılıç kalkanlı çağları anlatan filmleri;
İki ordu karşı karşıya gelir
Önce saf tutarlar
Yüzler gerilir alınlar kırışır bakışlar sertleşir.
Sonra meydana bir atlı çıkar;
Ortalığı kızıştırıcı birkaç cümle söyler;
Ve avazı çıktığı kadar bağırarak motive eder askerlerini.
Hatırlarsınız canım son zamanların moda filmleri bunlar.
Cesur Yürek Gladyatör Son Şövalye Truva… gibi…
Bu filmlerde dikkat etmenizi istediğim bir sahne var;
Çok önemli!
Ayrıntı detay ama önemli.
Olmazsa !
Zaten hayat ve başarı detaylarda gizli değil mi?
…
İki ordu karşı karşıya dizilince önce bir taraf oklarını çıkarır yaylarını gerer ve salar.
Binlerce ok gökyüzünde karşı tarafın askerlerinin üzerine doğru gelir;
Ve işte söylemek istediğim şey burada gizli;
Karşı taraf buna mukabil kalkanlarını çıkarır başlarının üstüne kor ve eğilir
Taarruzun geçmesini bekler;
Okların bitmesini
Kendisine doğru binlerce ok gelirken yayını çıkarıp karşı ok atan bir asker göremezsiniz.
Önce ok yağmurundan kurtulmak gerek
Sessizce ve en az zayiatla.
…
Etrafta esen rüzgârlar bazen üzerimizde istemeden de olsa bir buz kütlesi oluşturur;
Soğuk mesajlar veririz sağa sola.
Girdiğimiz odada serinlik oluşur ama biraz fazlaca;
Ve istenmeyen sözler küçük dargınlıklar.
Sadece evliliklerde mi?
Hayır!
Hayatın her aşamasında
Evde sınıfta iş yerinde manavda markette…
Karı – koca;
Baba - oğul amir - memur arasında.
…
İlişkilerde bazen ateş olmak gerek!
Sıcak sevimli ve faydalı…
İnsanı yakan değil ısıtan;
Ortamı yumuşatan
Tartışmalarda her iki taraf da buz kütlesi gibi olurlar;
Ya da karşılıklı atılan oklar vardır.
İki buz kütlesi çarpışınca kırılır.
Bir daha düzelmesi zor yaralar açılır.
Ama biri buz kütlesiyken diğeri ateş olursa olay biter.
Onu kendine çeker yumuşatır
Gelen buz kütlesini eritir
İçine alır ve problemi yok eder.
Bir olurlar ve bütün.
…
Bazen ateş olmak lazım!
Bazen toprak…
Ama her an berrak
Problem üreten değil çözen
Olaylara çok boyutlu bakabilen
Huzuru ve mutluluğu kendi üreten…
Alıntıdır.
Bazen Ateş Olmak Gerek
“Su insanı boğar ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.”
Hatırladınız mı bu mısraları?
“Su insanı boğar ateş yakarmış!”
Ateşi hep yakan bir madde olarak algılamışsızdır.
Kimyacılara inat ateşle ilgili bilimsel veriler sunmayacağım size.
Ne ateşin neden yapıldığını ne de hangi çağlarda bulunduğunu söyleyeceğim.
…
Hayatımızın günlük akışında hep iniş çıkışlar yaşarız.
Bir gün eve geldiğinizde vücudunuzdaki tüm kanın beyninize sıçradığını ortalığı kırıp döktükten sonra fark edersiniz.
Önce ateş basar sonra telafi etmekte zorlandığınız cümleler çıkar ağzınızdan;
Ya da işe gittiğinizde karşılaşırsınız bu problemle.
Kimi zaman mesai arkadaşlarınıza kimi zaman da patronunuza çatmışsınızdır.
…
Televizyonlarda ya da gerçek hayatta karşılaştığımız birçok olayda ateş başroldedir.
Kiminin evini yakmıştır
Kiminin elini yüzünü.
Kimini evinden kimini yurdundan etmiştir;
Kimine ise gelecekle ilgili korku salmıştır.
Hani bir gün ölüp gidince karşımıza çıkmasından endişe edilmiştir;
Ama doğru kullanıldığı zaman hep faydalı olmuştur.
Kötü değildir!
Allah’ın yarattığı ve canlıların istifadesine sunduğu bir mahlûktur.
‘Tu kaka’ hiç değildir!
Bazen ateş olmak gerekir!
Toprak olmak gerektiği gibi.
Etrafa dehşet saçan soğukluğu sevgi sıcağına dönüştürmek için.
…
Yeni evli bir çift…
Genç;
Biri yakışıklı diğeri güzel…
Allah bağışlamış
O(c.c) ayarlamış ve birbirlerine uygun bulmuş.
Her şey iyi hoş güzel giderken hayat bazı zorluklar çıkarmış karşılarına.
Pek çoğunu atlatmışlar ama her biri bir iz bırakmış duygularında.
Ve bir müddet sonra konuşmalarda bir soğukluk etrafta esen rüzgârlar.
…
Savaş filmlerini seyrettiniz mi hiç?
Hani şu kılıç kalkanlı çağları anlatan filmleri;
İki ordu karşı karşıya gelir
Önce saf tutarlar
Yüzler gerilir alınlar kırışır bakışlar sertleşir.
Sonra meydana bir atlı çıkar;
Ortalığı kızıştırıcı birkaç cümle söyler;
Ve avazı çıktığı kadar bağırarak motive eder askerlerini.
Hatırlarsınız canım son zamanların moda filmleri bunlar.
Cesur Yürek Gladyatör Son Şövalye Truva… gibi…
Bu filmlerde dikkat etmenizi istediğim bir sahne var;
Çok önemli!
Ayrıntı detay ama önemli.
Olmazsa !
Zaten hayat ve başarı detaylarda gizli değil mi?
…
İki ordu karşı karşıya dizilince önce bir taraf oklarını çıkarır yaylarını gerer ve salar.
Binlerce ok gökyüzünde karşı tarafın askerlerinin üzerine doğru gelir;
Ve işte söylemek istediğim şey burada gizli;
Karşı taraf buna mukabil kalkanlarını çıkarır başlarının üstüne kor ve eğilir
Taarruzun geçmesini bekler;
Okların bitmesini
Kendisine doğru binlerce ok gelirken yayını çıkarıp karşı ok atan bir asker göremezsiniz.
Önce ok yağmurundan kurtulmak gerek
Sessizce ve en az zayiatla.
…
Etrafta esen rüzgârlar bazen üzerimizde istemeden de olsa bir buz kütlesi oluşturur;
Soğuk mesajlar veririz sağa sola.
Girdiğimiz odada serinlik oluşur ama biraz fazlaca;
Ve istenmeyen sözler küçük dargınlıklar.
Sadece evliliklerde mi?
Hayır!
Hayatın her aşamasında
Evde sınıfta iş yerinde manavda markette…
Karı – koca;
Baba - oğul amir - memur arasında.
…
İlişkilerde bazen ateş olmak gerek!
Sıcak sevimli ve faydalı…
İnsanı yakan değil ısıtan;
Ortamı yumuşatan
Tartışmalarda her iki taraf da buz kütlesi gibi olurlar;
Ya da karşılıklı atılan oklar vardır.
İki buz kütlesi çarpışınca kırılır.
Bir daha düzelmesi zor yaralar açılır.
Ama biri buz kütlesiyken diğeri ateş olursa olay biter.
Onu kendine çeker yumuşatır
Gelen buz kütlesini eritir
İçine alır ve problemi yok eder.
Bir olurlar ve bütün.
…
Bazen ateş olmak lazım!
Bazen toprak…
Ama her an berrak
Problem üreten değil çözen
Olaylara çok boyutlu bakabilen
Huzuru ve mutluluğu kendi üreten…
Alıntıdır.