Bayburt'u Tanıyalım !

Konu sahibi son olarak 1889 gün önce görüldü
Bayburt'u Taniyalim !

BAYBURTUN TARİHİ

Xenophan İskitlerle komşu Haliplerle ve Haldilerden de söz etmektedir.İleriki tarihlerde dahi bu bölgeden ''Halibyaya'' ya da ''Haldiya'' olarak söz edilecektir.Halibler demini ilk işleyen uluslardır.Haldi halkı ise adını bir Urartu tanrısından alıyordu.

Perslerin Anadolu daki uzun süren egemenliğine İskender son vermiştir.Ancak ne İskender ne de komutanlarından biride bu bölgeye ulaşamamıştır. İ.Ö 2.yy Doğu Karadeniz de Pontus Krallığı korumuş ve kısa zamanda Roma imp. korkulu rüyası haline gelmiştir.Krallığın sınırları Kırım a ve Ege ye kadar uzanmıştı.
Tarihçelere göre Pontus devleti Rumlarla hiç ilişkisi yoktur. Tersine Batıdan gelen Roma imparatoru saldırılara karşı Anadolu nun bir savunma hareketidir. Kralları da Midirdat (Midridates ) adını taşır ve Pers asıllıdır. Onların egemenliğini altında yerli halk eski ilkel yaşantısını sürdürmekteydi.
Pontus Krallığı egemen olduğu bölgelerden vergi yerine daha çok asker alırdı.Bu işi özellikle Karadeniz sıradağlarının arkasındaki vadilerde yaşayan topluluklarda uygulardı.Ayrıca askeri gücü ve serveti karadan gelecek düşmana karşı savunmak amacıyla buralardaki stratejik noktalara bir dizi kaleler yaptırmışlardı. Bayburt kalesi de büyük bir olasılıkla ilk kez bu dönemde yapılmış ya da basit olarak bir temeli varsa berkitilmiş olmalıdır.
Roma ordularının İ.Ö 65 yılında başlattığı saldırılar sonucunda Pontus devleti yıkılmış ancak bir kısım hazinenin saklandığı Bayburt kalesi İ.Ö 40 lı yıllarda kadar direnerek düşen son kale olmuştur.
Bölge Roma egemenliğine girdikten sonra da önemli bir Roma ordugah merkezi olan Kelkit Sadak Köy e kadar ulaşan Greko-Romen şehircilik anlayışı ve kültür yapısı Bayburt a yansımaktadır. Buna karşın giderek önem kazanan Trabzon limanını Asya ya bağlayan ticaret yolunun üzerinde olması Bayburt a stratejik bir önem kazanmıştır. Doğu Roma imparatoru Justinianus zamanında kalenin onarıldığına ve kale içinde bir kilise yaptırıldığına dair bilgiler bulunmaktadır.
Çoruh vadisi Arap akınları ile daha Halife Ebubekir ve Ömer zamanında tanışmıştır. Emevi orduları 705 yılında bu bölgeyi yağmalayıp ele geçirdiler 715 Bizanslılar geri aldılar.
Bizans Anadolu ya Araplara karşı daha dinamik bir biçimde savunabilmek için ''Tema''adında askeri valilikleri küçülttü. İmparator Teophilos 829-842 zamanında Merkezi Erzurum olan yeni bir ''Haldiya Eyaleti''kuruldu.Eyaletin Metropolit Merkezi Trabzon dur.Bayburt buraya bağlı yedi piskoposluktan biri idi.
850 yılında Malatya nın Arap valisi emrindeki Trabzon yöresindeki istila etti. Bu tarih den itibaren Bayburt çevresi Müslüman Türkler ile Bizans yönetimi arasında sürekli çekişme alanı oldu.Çünkü artık Türkmenler de Azarbaycan üzerinde Anadolu ya doğru yayılmaya başlamışlardı.Romanos II zamanında 960 yılında Anadolu da ki Oğuz sayısı ikiyüz bin çadırı bulunmuştu. 1048 yılında Haldiya eyaletinin kırsal kesimi bütünüyle Türklerle dolmuştu.
1071 Malazgirt zaferinden sonra Türkler Anadolu ya daha yoğun bir biçimde göç etmeye başladılar.
Emir Abdül kasım 1074 te Erzurum da ve Çoruh havzasında egemenlik kurdu,1080 de Selçuk oğulları dev. temellerini attı.1081 de Ebu Yakup ve İsa Börü adlı kumandanları Karsı,Ardahan ı Gürcistan içlerine kadar zaptettiler ve kıyı kesimleri haraca bağladılar.Erzurum emirliğinin sınırları içindeydi.Diğer yandan Emir Mengücük de Erzincan emirliği kurmuştu.Bayburt Mencükoğullarının da etkisini hissetmiştir.
Bizans batıda normanlarla uğraştığı için Doğu Anadolu da olup bitenlere karşı çaresizdi.Emir Danişmend Türklerce iskan edilmiş bölge halkını rahatça etki altına aldı.Danişmend Bayburt ve civarında yönetiminde Emir sulu beye verdi.Trabzon kentinin Hıristiyan valisi valisi de Danişmendilere vergi veriyorlardı.Trabzon da Hırıstiyan bir yönetim bırakmak Müslümanların denetimindeki Asya ve Arabistan la bağlantısı olan ticaret yolunun Bizans la Rusya yla ve Avrupa ülkeleriyle temaslarında sürekliliği sağlayan radikal bir çözümdü.
Bundan sonra bu bölgedeki gelişmeler Türk beylikleri ile Bizans Tekfurları arasında zaman zaman çatışmalar rekabetler olmuştur ama genellikle akrabalıklara dayanan bir dayanışma biçiminde gelişecektir. Trabzon ise Bizans tan ayrı bir rum Devletinin baş şehri olacaktır.
1096 da birinci haçlı seferi sırasında Bizans İmparatoru Aleski ordusunu Danişmendiler üzerine gönderdi. Aynı anda Trabzon un Bizans yanlısı valisi Teador Gabras da Gümüşhane ve Bayburt a zaptetti.Emir Danişmend Trabzon kuvvetlerini Şebinkarahisar da yendi.Danişmend in oğlu Seyfettin İsmail bey Bayburt u kurtardı.Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan haçlılarla savaşıyordu.Bu arada Emir Danişmend in ölümü üzerine Trabzonlular yeniden hücuma geçtiler.Bayburt bir kez daha ellerine düştü.Ancak kısa bir süre sonra Gazi İsmail han Bayburt u ikinci kez kurtardı. Ne var ki Trabzon ve Haldiya eyaletinin kıyı kesimi Danişmendiler in elinde çıkmıştı. Teador Gabras Bizans egemenliğine de son verip kendini bağımsız derebeyi ilan etti.
Bu araya 60.000 kişilik bir Türkmen kitlesi bölgeye girip yerleştiler.Reisleri Emir Şemseddin Muhammed Türkmani idi.Bayburt u merkez civar yapıp civar yaylalarında sürü otlattılar ya da komşu bölgelerde yağmalar yaptılar. Moğol istilası sırasında Muhuddin Pervanenin başvurusu üzerine Toku Noyan adındaki kumandan burası istila etti.Azad Musa adında birinin idaresindeki bin kadar göçer Türkmen bölgeye zarar veriyor gerekçesiyle Çoruh ve Kelkit vadilerinden Denizli tarafından göç ettirilmişlerdir.
Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman şah dev. yeniden güçlendirmek isterken Amasya Emiri Ergün han,Erzincan Emiri Muzaffereddin Mehmet ve Erzurum emiri Alaeddin Ali yi karşısında birleşmiş buldu.Üzerlerine yürüyüp bu emirlikleri ortadan kaldırdı.Kardeşi Mugisüddin Tuğrul u Erzurum a vali yaptı.O da Trabzon tehlikesine karşı Erzurum ve Bayburt kalelerini güçlendirdi. Bayburt kalesi yeniden yapılırcasına onarım gördü.Kale dışında inşa edilen Ulu Camii,Bedesten,mahmudiye ve Yakutiye medreseleri gibi yaptılar Selçuklu döneminde Bayburt un önemli bir merkezi haline gelmiştir.

Dördüncü Haçlı Seferinde Latin işgaline uğrayan Bizans tan kaçan imp. Aleksi Komnen in 1204 de Trabzon a gelerek bağımsız Rum dev. Kurması Bayburt un bir serhat kalesi olarak önemini arttırmıştır. Anadolu da boy gösteren Harizmşahlar anlaşan Trabzon kralı Andronikos dev.büyütülmüş bu arada Bayburt u zaptetmiştir.Sultan Alaeddin Keykubad ın oğlu Gıyaseddin Keyhüsran ile birlikte çıktığı Trabzon seferinde Selçuklu ordusu Bayburt u geri aldı. Ordu Bayburt ta ikiye ayrıldı,i ki koldan Trabzon a saldırdı.

Anadolu nun Moğollarca istilası sırasında Trabzon daki Ceneviz kolonisi de büyük ölçüde örgütlenmiş ve önemlerini arttırmıştır.Avrupa da ticareti elinde tutan bu denizci devlet İranlılarla ticaret anlaşmasını da yapmıştı.Ayrıca Bağdat ın Moğollarca yıkılmış olması geleneksel ipek yolunu Ortadoğu üzerinden İlhanlı dev. başkentini denize bağlayan Tebriz-Trabzon yoluna kaydırmıştı.Bayburt un bu yol üzerinde olması önemini bir kez daha arttırmıştır.
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu ya 1284 ten itibaren yurtluk arayan yeni Türkmen göçleri oldu.
Ahi Ahmed-i Zencani gibi bir çok kişinin adının önüne ''Ahi'' sözcüğünün gelmesinden,taht kavgalarıyla merkezi Selçuk otoritesinin zayıfladığı ve Batıda Osmanoğulları gelişme gösterdiği yıllarda Anadolu kentlerini etkisi altına alan Ahiliğin Bayburt a da ulaşmış olduğu ve burada ahilik geleneğine uygun bir öz yöntemin kurulduğu anlaşılıyor.Ahi örgütünün töre ve çalışma düzenini saptayan en eski fetüvvenamelerden birisi 1290 da Bayburt lu Ahi Ali tarafından kaleme alınmıştır.1390 dan sonra İlhanlı dev. yerini uygur Türklerinden Alaeddin Eratna nın kurduğu Eratnaoğulları dev. aldı.Eratnaoğulları ahiliğinin koruyucusu olmuşlardır.Bayburt ta Maden bölgesinde çıkarılmış gümüş ile Selçuklu İlhanlı sultanları ve Eratna lı emirler adında sikkeler kesilmiştir.
Osmanlı için söğüt ne ise Akkoyunlular için Bayburt odur. Çünkü yüz yılı aşkın bir süre saltanat süren ve Sivas tan, Horasan a kadar çok geniş topraklarına yayılan Akkoyunlu dev.çıkış noktası burasıdır.
14.yy da Bayburt yöresinde adı geçen Akkoyunlu aşiretiydi.Akkoyunluların reisi Diyarbakır Emiri Turali beydi.Dede Korkut öykülerindeki Kan-Turalı bölümünden bu Emir ile ilişkisi açık bir gerçektir.1349 da Turalı bey ile Bayburt Emiri Mahmut Rikabtar ve Erzincan Emiri Gıyaseddin İnebap birlikte Bayburt tan Trabzon üzerine yürüdüler.Cenevizliler de Trabzon donanmasını yaktılar. Trabzon u yeni anlaşmalara zorladılar.Trabzon un yeni imparatoru Aleksi Kommen III Türkmenlerinin bir gün Trabzon devletini yıkmalarından korkuyordu. O yüzden onlarla dostluk kurma yolunu seçti. Kız kardeşi Maria Despina yı Turali Bey in oğlu Fahrettin di. Yeğeni olan Karay ölük Osman Beyi de ihmal etmedi. Bir kızını da ona verdi. Trabzon Kral kızlarının dede korkut öykülerinde de yer alması da bu olayların etkisi bulunmalıdır.Kutlu Bey ölünce yerine oğlu Ahmet Bey Bayburt emiri oldu. Karakoyunluların himayesindeki Erzincan Emiri Mutaharten Bey ile arası açıktı.Ahmet bey de Selçuk tahtını gasp etmiş olan Kadı Burhaneddin i arkasına aldı. 1394 deki Erzincan üzerine yürüyerek yöreyi kendi emirliğine kattı. Ahmet in kardeşi Osman ise Kadı Burheddine karşı savaştı ve onu ortadan kaldırırdı.Akkoyunlu devletini kurdu.

Timur un 1402 Ankara savaşını kazanmasından sonra,bölge bir süre için Timur un oğlu mirza Halil Sultan ın yönetimine verdi.

Timur dan sonra Akkoyunlu devleti sınırlarının Horasan a kadar uzandığı bu dönemde Türkmenler arasında azda olsa İran Azerbaycan'ına doğru tersine bir göç yaşanmıştır.
Bizans Osmanlılarca fethedilince Fatih Trabzon u de vergiye bağladı. Trabzon vergi vermektense Akkoyunlular ile anlaşma yoluna gitti.Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Bey bir kez daha bir kral kızıyla evlenmiş ve Trabzon kralları ile akrabalık yenilenmişti.Uzun Hasan Fatih e yeğenini elçi göndererek Trabzon dan vergi alınmamasını istedi.Aksi halde Fatih in dedesinin Uzun Hasan ın dedesine vermeyi kabul etti verginin birikmiş yıllığı birden isteyeceğini bildirdi. Fatih ''olur,önümüzdeki yıl kendim gelir borcumu öderim''diye haber gönderdi.
1461 yılında Fatih donanmasını Karadeniz e açılırken kendiside kara ordusuyla yola çıktı.Erzincan a kadar gelen Fatih in niyetini anlayan Uzun Hasan annesi Sara Hatun u Fatih e elçi olarak gönderdi.Sara Hatun oğlunun bağışlanmasını istedi.Fatih ona ''Anne'' diyerek saygı gösterdi. Uzun Hasan ı Trabzon krallına yardım etmemek koşuluyla affedeceğini söyledi. Elçilerden yalnız birini haberci olarak uzun Hasan a gönderdi. Heyeti ve Sara Hatun u Trabzon alındıktan sonra göndereceğini söyleyip beraberinde Bayburt a gönderdi.
Fatih in Otluk beyli zaferinden sonra bile Bayburt bir süre sonra Akkoyunluların daha sonra da Safevilerin etki alanı içinde kaldı.Yavuz Sultan Selim,Trabzon valisi iken Bayburt Safavilerin etki alanı içine kaldı. Yavuz sultan Selim Trabzon valisi iken Bayburt Safavilerin egemenliği altındaydı.Yavuz Çaldıran zaferinden sonra Tebriz e giderken Bayburt un fethi için vezirlerden Bıyıklı Mehmet Paşa yı görevlendirmiş,fetih 17 Ekim 1514 te gerçekleştirilmiştir. 1553 de Şah Tahmas ın Bayburt üzerine karşı saldırısı da Osmanlıların galebesi ile sonuçlandırılmıştır.
Tarih kaynaklarından Safevilerin etkin oldukları döneme bölgenin büyük bir yıkıma uğradığı anlaşılıyor.Osmanlıların eline geçtikten sonra yapılan ilk yazımda Bayburt a bağlı 384 köyden 231 inin yıkık ve boş olduğu belirtilmektedir. Osmanlı dönemlerinden Bayburt bir sancak merkezidir.Evliya Çelebi Bayburt için '' Erzurum vezirlerinin hassı hümayunundan ayrılma subaşılıktan yüz elli akçelik kazadır.Kadısının senelik geliri altı kesedir.Kale ağası kale neferleri şeyhülislamı nakibüleşrafı ayan ve sipahisi kethüda yeri yeniçeri Serdarı vardır'' diye yazıyor.
Evliya çelebi kale içinde üç yüz kadar şehirde ise toprak damlı bir ev olduğu kaydediliyor.''Fatih fetihden sonra Tire şehrinden buraya üç bin kadar adamı sürgün etmiştir.Halkının çoğu bu Tirelilerden çoğalmadır''diye yazıyor.Kentin 4 camii,3 hamamı,şer-i mahkemesi,2 medresesi,3 derviş tekkesi,sultan boya hanesi,300 dükkanı, bir hanı ve bir de bedesten i varmış.

19 yy da sonlarında Şemsettin Sami nin ''Kamus-ül Alam'' ında 3 hamam, 481 dükkan, 40 han, 1 tabakhane, 1 mumhane ve 1 boyahaneden bahsedilmektedir.

1828 de Osmanlılar Yunanistan la savaş halindeyken bunu bahane eden Çarlık Rusya sı Erivan Kontu Paskeviç yönetimindeki orduyla doğudan Osmanlı topraklarına saldırdılar.Yeniçerilerin iki yüz yıl önce kaldırılmış olması yeni ordunun ise hem sayıca hem de deneyim olarak yetersizliği yüzünden İstanbul doğu sınırlarıyla yeterince ilgilenemedi.Erzurum valiliğine atanan Salih Paşa ancak savunmaya yönelik tedbirler alabildi.Bu da başarılı olmadı. 8 temmuz da Erzurum teslim olmak zorunda kaldı.Osmanlı ordusu çekildi. Ruslar Trabzon yolunu kontrol altına almak üzere ilerlediler ve Rumlar da kendilerine yardım edilince 13 Temmuz da Bayburt u da ele geçirdiler.
Seraskar Osman Paşanın Hart ta ( Aydıntepe) topladığı Türk kuvvetleri ile general Burstov kumandasındaki Rus kuvvetleri arsında 31 Temmuz 1829 günü çok kanlı bir savaş oldu.Türk tarafından yüz elli kadar şehit verdi.Bu arada general Burstov da yaralandı ve daha sonra öldü.Kalan Rus kuvvetleri ellerinde bulunan Bayburt Kalesine sığındılar.
8 Ağustos günü Ruslar Erzurum dan gelen Kont Paskeviç ve takviye kuvvetleriyle Hart a bir kez daha saldırdı.Serasker Osman Paşa Sinur (Çayıryolu) üzerinde Kelkit e doğru çekilmek zorunda kaldı.II Hart savaşında ki Ruslar kazanmış oldular.Şair Zihni nin ''Hart Destanı'' işte bu savaşı anlatmaktadır.
Bu Osmanlı-Rus savaşı Edirne antlaşmasıyla son bulmuş ve Bayburt Türklerine bırakılmışken,antlaşma haberinin doğuya geç ulaşması bir felaketle sonuçlandı.Paskeviç bütün Rus kuvvetleriyle Bayburt a saldırmış ve Türkler 2000 kadar şehit ve yaralı vermişlerdi.
Ekim 1829 da Ruslar antlaşma gereği Bayburt u terk ettiler.Ancak işgal sırasında kaleiçi mahallesini yaşanılmayacak biçimde tahrip etmişlerdi.Bu arada ecdad yadigarı pek çok anıt da yıkılmış,yakılmıştı.Rusların bu ilk işi galinin kötü izleri yıllarca hafızalardan silinemedi.
Kars ve Ardahan ın uzunca bir süre işgalleri altında kalmasından cesaret alan Ruslar Doğu Anadolu illerimizdeki emellerini gerçekleştirmek için fırsat kollamışlardı.Buralarda yaşayan Ermenilerin silahlanmasını ve katliamlar yapmasını sağladılar.Nihayet Birinci Dünya Savaşı nın başlarında Osmanlı bayrağı ile ile Karadeniz de dolaşan Alman Göben (Yavuz) ve (Midilli) zırhlıları Rus limanlarında topa tutunca aradıkları fırsat ı buldular. 1 Kasım 1914 günü Rus ordusu doğu sınırlarımıza saldırdı.
Rusların yanında İngilizler de açıktan açığa Ermeni komitelerine destek sağlamış ve onları kışkırtmıştır.Ermeni kitleleri halinde Rus taburlarında görev aldılar.İçeride kalanlarsa sürekli Türklere saldırıyorlardı.1915 de Türkleri arkadan vuran Ermenilerin toptan Irak a zorunlu göçleri sağlamıştır.Ancak savaşın sonunda dönenler daha düşmanca davrandılar.Bayburt Ermeni çeteleri nin eline geçti.Bayburt un en karanlık günleriydi bu günler.Bayburt 16 Temmuz 1916 da işgal edildi.Halk Ruslardan ve onların iş birlikçisi Ermenilerden çok zulüm gördü.Yaşlı-genç,kadın-erkek demeden bir çok insan ''Taş mağazalar'' a kapatılıp yakıldılar.
Türk askerlerin ve Bayburt halkının düşmana karşı 2 Mart 1916 da başlayan ve beş ay süren ve şanlı kop savunması tarihe ''ikinci Plevne Destanı''olarak geçmiştir.Bu savunma sırasında Bayburt haklının bir bölümü de Sivas,Tokat,Çorum gibi illere göçmüşlerdi.Bayburt un üzücü düşman işgalinde on sekiz ay,dört gün kaldı.Kesin olarak kurtuluşunun tarihi 21 Şubat 1918 dir.
İdari yapısının uzun yıllar sancak merkezi olarak sürdürmüş olan Bayburt 5 Aralık 1887 tarihinde özel meclis kararıyla Erzurum a bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür. Bayburt 1927 yılında Gümüşhane ye bağlanmış ve nihayet 15 Haziran 1989 tarihli ve 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur.

COĞRAFİ DURUMU

Karadeniz coğrafi bölgesinin Doğu Karadeniz bölümü sınırları içerisinde yer alan Bayburt 41derece doğu boylamı (Meridyen yayı) ile 41 derece kuzey enlemi (Paralele dairesi) nin kesiştiği noktanın yaklaşık 2 km kadar doğusunda kurulmuş bir yerleşim birimidir.( 40 derece 15 kuzey enlemi -40 derece 16 doğu boylamıdır)


Denizden yüksekliği 1550 metre olan Bayburt önce doğu-batı sonra kuzey-güney ve son olarak batı-doğu istikametli Çoruh vadisinin kuzey-güney yönlü akışa sahip bölümünde bulunmaktadır.Çoruh nehrinin derin bir şekilde içine gömüldüğü bu vadinin gerek kuzey gerekse güney kesimleri önemli yükselti değerlerine sahiptir.Fakat Bayburt un iklimi ve kültür biçimini belirleyen yükseltiler kuzey tarafında olanlardır.Kuzey Anadolu dağ silsilesinin doğu bölümünü oluşturan ve bu silsilenin birinci sırasının bir bölümünü teşkil eden Soğanlı Dağları ( 3370 metre) ve onun doğu ve batı uzantıları Karadeniz in bol yağışlı iklim özelliklerinin Bayburt a sokulamaması üzerinde adeta doğal bir set görevi üstlenmiştir.Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütleleri bu dağ sırasının denize bakan yamaçlarına bol miktarda yağış bırakırken ( 1500 mm)bünyelerindeki nemi tamamen boşalttıklarından Çoruh vadisine ulaşan bu hava kütleleri kuru ve serin bir karakter gösterirler.Bu yüzden Bayburt a kuzey yönünden esen rüzgarlar genellikle yağış getirmezler.( Bayburt ta ortalama yağış miktarı 450-500 mm dir)


Yukarıda belirtildiği üzere bu dağ sıralarının iklim üzerindeki belirleyiciliği kadar,belki daha da etkili olduğu vasfı kültürel belirleyiciliktir.Zira bu silsilenin kuzey kesimlerinde deniz etkili bir kültürü güneyinde ise doğu Anadolu kültürü hakimdir.I. Coğrafya Kongresinde belirlenen Türkiye nin coğrafi bölgelerine ait sınırlar,şayet kültürel formatlar göz önünde bulundurulsaydı Bayburt,Doğu Anadolu bölgesi içinde değerlendirilmesi gereken bir coğrafya olmalıydı.Zaten iklim özellikleri itibariyle de Doğu Anadolu nun tabii bir uzantısıdır.


Bayburt la ilgili kaynaklarda;burasının Karadeniz bölgesi ile Doğu Anadolu bölgesi arasında her yönüyle bir geçiş özelliği gösterdiği belirtilir.Bu ifadenin tam manasıyla doğru kabul edilmemesi gerekir.Zira Bayburt hem iklim hem ekonomik kültür,hem de sosyal kültür itibariyle Doğu Anadolu nun tam bir parçasıdır.İster iklim verilerini alın ister zirai faliyetleri değerlendirin ve isterseniz folklorik unsurlara bakın büyük ölçüde Doğu Anadolu nun izlerini görürsünüz.Zaten yer şekillerinin biçimi de yükselti değerleri de Doğu Anadolu nun bir parçası görülmektedir.


Bayburt un coğrafi konumunu en iyi tanımlayacak ifade şu olmalıdır; ''Doğu Karadeniz Bölgesinde bir Doğu Anadolu şehri''

Geri
İKLİMİ
Bayburt ili ile Kelkit ve Şiran ilçeleri ise tamamen Doğu Anadolu ikliminin özelliğini gösterir. Bunlardan en önemlileri Bayburt la Gümüşhane bölgelerini birbirinden ayıran 1800 ile2000 metre yükseklikteki VAUK DAĞ SİLSİLESİ ve bu dağ silsilesinin devamı KELKİT ile yine Gümüşhane Merkez ilçesini KÖSE DAĞLARI adını alarak ayıran diğer bir silsiledir.

Bayburt ovasının kuzeyini kaplayan SOĞANLI DAĞLARI Karadeniz in nemli havasını ve yağmurunu ovaya taşıyan yağmur bulutlarının Güneye inmesine bir set teşkil ettiği için bölgede yağış oranları tatminkar olmaktan uzaktır.Ancak ilkbahar da ovaya düşen yağmur miktarı normalin üzerinde görülür ise de bu Nisan yağmurlarının kırkikindi yağmurları adı ile bölgenin yalnız belirli bir mevsimde yüzünü güldürür.Buna rağmen Bayburt ovasının bereketi verdiği mahsulün Kuzey-Doğu Anadolu da ona benzer bir başka ovada (Pasinler ovası hariç) görülmez.


ÇORUH NEHRİ nin yaz mevsiminin kuraklığını giderek ve ovaya ince bir nem örtüsü ile bu halinde inen bir başka özelliği daha vardır.ÇORUH NEHRİ nin kendisini ovaya böylece cömertçe verişi onun adeta gökyüzünden akmasına benzer. Bayburt ovası Çoruh nehri üzerinde yapımı kararlaştırılan barajlar ve sulama tesisleri ile sulandığında hem verimi artacak hem de iklim üzerinde etkili olacaktır.Bayburt ta yarım yüzyıllık meteroolajik ölçümler göz önüne alındığı zaman görülür ki yağış ortalaması yıllık olarak 438 milimetre ve yağışlı geçen gün sayısı ise 90;100 gün civarındadır. Bayburt tan kuzeye doğru gidildikçe Soğanlı dağlarının yağış miktarını daha azalttığı görülür.Çünkü yukarda da bahsedildiği gibi kuzeyden ve Kuzey-batıdan gelecek olan yumuşak iklimin etkisini bu dağlar en az düzeye indirmektedir.


Soğuk,kar,tipi gibi kış mevsiminde has olan afetler devamlılıkları ölçüsünde bölgedeki canlıların ve ekonomik hayatın sarsıntılar geçirmesine neden olabilir. Bayburt-Trabzon yolundaki Zigana ve Bayburt-Erzurum yolu üzerindeki Kop geçitleri önce ki dönemlerde yaşanan kış mevsimlerinde sık sık kapandıkları için Bayburt halkının uzun süreler bu illere bağlantısının kesilmesi olayını olayını ortaya çıkarmıştır.Bu dönemlerde halkın çok sıkıntılı günler geçirdiğini ve moral düşüklüğüne uğradığı olağandı.Bu gün ise teknik imkanlar ve yol bakımından karla kaplanan bu geçitleri hemen hemen her zaman trafiğe açık bulundurmaktadır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Bayburt un bulunduğu bölgenin bitki örtüsü Erzurum,Erzincan ve Gümüşhane illeri bölgelerinin bitki örtüsü ile benzerlik içindedir.Nasıl ki iklim yönünden bulundukları iklim kuşağının özelliklerini taşıyorlarsa bitki örtüsü ile de Bayburt ta büyük ölçüde aynı özelliklere sahip bulunmaktadır.Bilindiği üzere bu üç ilimizin coğrafi yapısı ile doğal çerçevesi Bayburt uda almış olduğundan bitki örtüsü yönünden de bu illerde Bayburt u '' Aynı değerlendirmeye tabi tutmak ve birlikte mutalea etmek uygun olacaktır.

Bilindiği üzere iklim özellikleri bitki örtüsü üzerinde etkili olmakta ve ayrıca bitkilerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

İlkbaharda dağlık kesimler ovalar ve yüksek platolar doğal çeşitli çiçek türlerini kaplayan otla örtülür çayır ve meralarda kış dikeni ve yavşan cinsinden oluşan tabii örtü ile su kenarlarında görülen kısa çayır türleri düğün çiçeği ve baklagil çeşitleri ile kaplanmış alanlar göze çarpmaktadır.

Yağışların azlığına ve hayvan sürülerinin yoğunluğuna bağlı olarak doğal bitki örtüsü kısa zamanda ve yaz ortalarına doğru yok olmakta veya sararmakta olduğundan Bayburt ovası genel görünümü ile bir step niteliği kazanır.


Bayburt un yüksek dağ köylerinde ayı,yaban keçisi,tilki,dağ keçisi daha aşağı bölgelerde ve bilhassa Çoruh Nehri vadisinde yer alan yöre halkınca '' bük'' adı ile tanınan çalılık ve meşelik bölgelerde yaban domuzu,ördek,toy ve kırsal bölgelerde ise keklik ve tavşan gibi av hayvanlarına rastlanmaktadır.


Çoruh Nehrinden iri sazan ve yayın balıkları da avlanabildiği gibi Çoruh u besleyen büyük akarsulardan (kop, masat, otlukbeli, yoncalıdereleri vb.) alabalık avlanabilmektedir.


1899 yılında basılan ''Erzurum vilayeti salnamesi'' '' yıllığı'' nda Bayburt un ormanlık bölgeleri şöyle anlatılıyor.


'' Bayburt kazasının çeşitli yönlerinde demirkaş (burnaz) kop ve masat ve yaylapınar (lusunk) koçbayırı ( pörge) ve akkaya adı verilen köy ve mahallelerde sık ve seyrek ve 100.000 dönüm alanında ki bir arazi kaplayan pelit kavak ve bazı çam ağacı türleri mevcut olup bunlar Bayburt ve Erzurum ve diğer yakın yerlerine nakledilip kullanılmaktadır''


Burada yüz yıl önceki varlığından söz edilen 100.000 dönümlük pelit,kavak ve çam ormanları,halkın ihtiyaçlarını karşılayabilmesi bakımından başka kaynaklara sahip olmadığı düşünülürse daha da az almış ve devlet eliyle büyük çaplı bir ağaçlandırma faaliyeti yürütülmediği için git gide yok olmaya mahkum olmuşlardır.


Bu ağaçlardan elde edilen kerestenin Bayburt un eski bir çok evlerinde kullanıldığı ve Bayburt evlerinin genel yapısına göre ev çatısını ve tavanı tutan iri gövdeli orta direkleri Bayburt civarındaki çam ormanlarından elde edildiği anlatılmaktadır.


1960 sayımına göre Bayburt un 30 köyünün orman kenarında kurulmuş olduğu ortaya çıkmıştır.Bu köylerin civarında orman olarak adlandırılacak ancak 50.000 ile 60.000 dönümlük bir bölge vardır.Diğer yörelerde ise koruluk ve baltalık gibi ağaçlar göze çarpmaktadır.


Ecdadımız yaşadıkları yörelerde arazi şekillerine bakarak coğrafi özelliklere iklimlere akan sulara ve sonuç olarak önemli gördükleri her şeye bir isim vermekte çok isabetli davranmışlardır.


Bunlardan bir önemli ad Bayburt un hemen güney batısını kaplayan yüksek dağ verilmiştir. Bu dağa yörede '' Arslan dağı'' denir.


Geniş çam ormanlarının çevrede çok yaygın olduğu ünlü bilim adamlarımızdan Şemsettin Sami nin '' Kamus -u alam '' -büyük dünya sözlüğü '' adlı eserinde şu şekilde ifade edilmiştir.


''Bu dağların ekser cihetleri, vasi ormanlarla meşhur olup çam, maşe, kavak, pelit, köknar, ardıç ve sair ağaçları havidir.'' Bunlardan anlaşılıyor ki Bayburt bitki örtüsünden hiç de fakir değildir.
EHRAM
ehram.jpg


ehram021_small.jpg

ehram015_small.jpg


ehramlar.jpg


Bayburt el sanatlarında ihram önemli bir yer tutar. Yörede ihram veya ihram olarak tabir edilen tamamen yünden ihram tezgahında dokunmak suretiyle hazırlanan ve Bayburt ta bayanların örtünmek amacıyla kullandığı yerel bir giysidir. Eski bir Türk geleneği olan ihram dokuma sanatının tarihi Bayburtta eskilere dayanır. Ham maddesi koyun yünü olan ihram genç kızların ve kadınların maharetli ellerinde bir sanat eseri olarak bir şekil bulur ve dokunur. İhramda renk çok önemlidir, genelde beyaz genç kızların, mor ve boz orta yaştaki kadınların, mor ve siyah ihram ise yaşlı kadınların tercih ettiği ihram renkleridir. 1.5 x 2 metre ebadında yapılan ihram için temizlenmiş yaklaşık 2.5 kg. koyun yünü gereklidir.
İLİMİZDE OYNANAN OYUNLAR


Bayburt yöresinde, oynanan oyunların neler olduğunu belirlemeden önce , oyunun kendisi hakkında bilgi almaya çalışalım.

Yurdumuzun her yöresinde olduğu gibi, Bayburt'ta da yöre insanının fikir,ruh ve mizahi açısından, zekasını ortaya koyan , 93 adet seyirlik orta oyunu belirlenebildi. Oynanan oyunlar, belli bir yaş grubunca oynanır ve bu gruba hitap eder. Bu nedenle oynanan seyirlik ve eğlence türü oyunlar, üç ana bölümde inceldi.

1- Çocuk oyunları.

2- Kadın oyunları
3- Erkek oyunları



Kültür değerlerimizin önemli bir bölümünü oluşturan oyunlar hakkında, kısa bilgiler vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu oyunları çocuklar çayırlık, harman yeri, mahalle veya köyün boş alanlarında oynarlar. Oyunların hemen hemen hepsinde"EBE" diye adlandırılan, oyunu yöneten bir çocuk bulunur. Gerekli ceza ve oyun sonuçlarını bu ebe tayin eder. Her oyun için ayrı bir ebe tayin edilebilir. Ebe seçiminde genellikle kullanılan tekerlemeye çocuk oyunlarından ziyade erkek ve kadın oyunlarında da sıkça rastlanır.



Elim elim epenek.


Kelden çıkan kelebek


Kelebeğin suçu ne


İndim helep yoluna


Helep yolu bin pazar


İçinde ayı gezer


Ayı beni korkuttu


Kulaklarımı sağır etti


Sayım suyum Salla bunu Çek şunu




Oyun anında,oyunla ilgili olarak kavga - küs olmaz. tam bir arkadaşlık havası hakimdir
BAYBURT KALESİ
Kalenin kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmez.'' İlk yapının Ermeniler e ait olduğu ileri sürülürse de Bagrat sülalesi zamanında ( 885-1044 ) varlığından söz edilen Bayburt Kalesi ninçok daha önce miladın ilk yüzyıllarında bölgesel prens ve krallıkların mücadelelerinde rol oynadığı

bayburtkalesi0001.jpg


Anlaşılmaktadır.''Kale Türklere geçmeden önce Ermeni,Bizans,Arap ve Kommenos idaresinde kalmıştır.'' Zengin bir tarihe sahip olan Bayburt


Kalesinin bir çok defa onarıldığı duvarlarda görülen farklı inşaat kadar tarihi kaynaklardan da anlaşılmaktadır.Bayburt Kalesi hakkında Prokopios '' ..... böylece bulunan imkanlar Jüstinianus un eseridir.Bayburt ve Areon denilen kaleleri de inşa edilmiştir '' demektedir. En mükemmel ve haşmetli şeklini Selçuklular zamanında alan kale 1200-1300 M. yılları arasında Mugısuddin Tuğrul Şah ve oğlu Rukkeddin Cihan şah tarafından büyük bir Onarım görmüştür.Bu durum Tuğrul şah ın kendi adını sık sık yazdırdığı kitabelerde açıkça belirtilmiştir.'' Bayburt o tarihte Trabzon krallığına karşı müthiş bir tahkimat ile zaptı güç bir hale konmuştur.Kitabelerden 610 H.( 1213 M.) tarihli olanında ' ala yed-i '' kitabede '' amir-i Hazih' i imaret ' (...) üstaduddar Lülü '' Biçiminde yapım yöneticisinin adı geçiyor.Yine Tuğrul B. Kılıçarslan adına özenilmiş tarihsiz ve çok aşınmış bir kitabede '' ala yed-i (...) Ziyaeddin (...) '' yazılıdır.Bunlar birleştirilince Lülü nün üstadüddar ön adının da Ziyaeddin olduğu beliriyor. Bayburt kalesinin Kanuni Sultan Süleyman ve Ayrıca 952 ( 1574)yılında III.Murat tarafından onarıldığı bilinmektedir.'' 1828/29 Osmanlı-Rus savaşında Rus generali Paskewich in idaresindeki askerin Bayburt kalesinin burç,mahalle ve camii tahrip ettiğini bir müddet sonra oradan geçer Taxier yazmaktadır.


1-KALENİN MİMARİSİ


Yer yer bütünüyle ortadan kalkmış bazı kesimleri ilk yapış özelliklerini yitirmiş bazı kesimleri de yakın tarihte onarılmış olan Kale,Çoruh nehrine hakim bir noktada kurulmuştur.İki büyük kare burcun bulunduğu ön cephe savunmaya en çok ihtiyaç gösteren kısım olarak düşünülmüştür.Kale eski duvarlara ilave edilenlerle çift kat haline getirilmiştir.Bugün güney-batı yönünde ön kat surlarını takip etmek mümkündür.Her iki sur sırası dışında bilhassa Güney ve Kuzey yönünde yer yer duvar kalıntıları görülmektedir.


Dış ve iç surlar arasındaki mesafe 200 metre kadardır.'' Altı döşe üzerinde meydana gelen surlar yarım silindiri aldıran döşeli burçlarla takviye edilmiştir.Burç yüksekliği 12-13 metre sur yükseklikleri 30 metre kadardır.Yapını en büyük tarafı batı ucudur.'' Kalenin doğuya açılan kapısı;Demir kapı batıda olanı;Nöbet hane kapısı diye Evliya Çelebi tarafından isimlendirilmişlerdir.Kapılardan biri tamamen yıkılmış biri de son yıllardaki onarımlarda yenilenmiştir.Hamilton kapı kemerinin bir taraftan Arap ve Türk kitabelerinin diğer tarafta da kabaca oyulmuş büyük bir aslan figürünün bulunduğunu anlatır.




Kalker taşından inşa edilen kalenin sağlamlığından josaphat balbaro hayranlıkla bahseder.'' Kalenin en iç yapısı kireçle karışık moloz taştır.Orta tabaka daha düzgün taşlardan ve en dış tabaka kare şeklinde kesme taşlardan meydana gelmiştir.'' Ayrıca taşlar üzerindeki usta işaretleri dikkat çekicidir.




İç kale duvarlarında zahire ambarı olması mümkün olan bazı dehlizler görülmektedir.'' Nitekim XVI. yy ait bir defterde kale de 7 adet buğday,arpa ve diğer hububatı depo etmekte kullanılan ambarlar bulunduğu kayıtlıdır'' Kalenin içteki belli başlı kalıntılarından birisi kilise harebesidir.Yine nispeten ayakta kalan iki yapıda kalenin kuzeyinde doğu-batı istikametinde uzanan evvelce beşik tonozlarla örtülü mekanlardır.Bunlar toprak düzeyinde hayli aşağıda yer alırlar.Evliya Çelebi kale içinde eski yapı tarzında 300 evin bulunup çarşı,han ve hamamın olmadığını II.Mehmet tarafından 3000 kişilik bir koninin yerleştirildiğini anlatmaktadır.Meşhur bir cami olan Ebu'l fetihten ise bie iz kalmamıştır.




Güney-batı surları üzerinde görülen bir korniş altında bulunan nesih yazının bir kesimi döküldüğü için okunamamıştır.Bu duvarın alt tarafında bir silme kalmıştır.Şehre bakan kesimin duvarlarında görülen bazı usta işaretleri dikkat çekicidir.




Kalenin asıl önemli yanı ''Çini Maçin''kalesi isminin verilmesine sebep olan çini süslemelerdir.''Batı kesiminde yer alan nöbet hane kapısının sol yanında ve gene aynı cephenin başka bir yerinde bulunan kitabelerin çoğu üçerlik gruplar halinde yuvarlak çukurlar vardır. Mor,yeşil,mavi renkli ve şeffaf sır altına yapılan bu çiniler uzaklardan aksettiği kaydedilir.




'' Ancak uzaklardan belli olacak pırıltıların düz çiniler değil içbükey yüzeylerde yani keramik çanaklardan aksetmesi akla daha uygundur.Çukurların yakınında yoğunlaşan kitabelerin Selçuklu devrine ait olduğuna göre çanaklarında bu devirden kaldığı söylenebilir.Keramiğin ilk amacından farklı şekilde bu kullanılışı Avrupa saltanatında ''Biçini'' adını alır.Bu tip çanaklar daha çok dış mimaride kullanılmıştır.Cephenin çeşitli yerlerde kullanılışına en erken X. ve XI yy da Bizans da ve Bizans a yakın çevrelerdeki örneklerde rastlanır.Bulgaristan da çok yaygın olan bu süsleme şeklinin X. yy dan itibaren XIV. yy kadar sık sık karşımıza çıkmasına ve Yunanistan da bilhassa Makedonya kiliselerinde çok görülmesine karşılık başkent İstanbul ve Bizans ın çekirdeği sayılabilecek o devrin Anadolu sunda hiçbir örneğin tespit edilmeyişi dikkat çekicidir.




''İslam sanatında Meraga da Kümbet i Surkn (1147) da Akşehir Ferruh şah Mescide (1224) cephelerinde olmak üzere birbirinde çok uzak iki yerde karşımıza çıkar.Fakat esasen Akşehir deki örnekte daha çok birkaç yapı süsünden bahsedilir.Taç kapı süsü olarak Anadolu da tek örnek olmayıp tespit ettiğimiz bütün örneklerde Anadolu dandır.Kemah ta Mengücek Gazi türbesi (XI.yy sonu XII.yy başı) yine aynı yerde Behram şah türbesi (1228) ve Ankara da Hacı ivaz Mescidi (XV.yy başı) bu gruba girer.Bayburt kalesinde ise kitabe yerlerinin belirtilmesi amacıyla gene aynı kapıları civarlarında bahsedilen keramik çanaklardan kullanılmıştır.'' '' Burada bil hassa Divriği şeyh Kamareddin kümbetinde olduğu gibi taç üzerine sırlı çanakların yerleştirilmiş olduğu anlaşılır.'' '' Anadolu nun Türk devri yapılarında kullanılan renkli keramik çanakların hepsi de İslam eseridir.




Selçuklu ve beylikler devri yapılarında tespit edebildiğimiz bütün örnekler renkli sır tekniğin de ve yapılarla ve yapılarla çağdaş sayılabilecek kadar yakın tarihlere ait Türk keramiklerdir.Çoğunda firuze renkli sır görülür.Bu çeşit keramiği Aksaray da Kızıl minarede Ferruh şah ve küçük Ayasofya mescitlerinde Antalya da Yivli minarede Bayburt kalesinde ve Van da Sinaneddin Camii minaresinde tespit ediyoruz''




2-BAYBURT KİTABELERİ VE TARİHLENDİRİLMESİ




Şehre bakan sur ve burçlarda yoğunlaşan kitabelerin bir kısmının nesih yazıları silik olarak günümüze ulaşmışlardır.




Birinci kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir.(Bu mübarek ve uğurlu yapı muazzam melik,alim,adil,mueyyid,mansur,mucahid,murabıd,din ve dünyanın yardımcısı ,İslam ın ve Müslümanların yüceltisi,meliklerin ve sultanların efendisi Selçukoğullarının Kemali,Rum ve Ermeni memleketlerinin sultanı Ebu'l Haris Tuğrul bin kılıçarslan bin Mesut bin Arslan,bim kılıç Süleyman,emiri'l mü'münin in devleti günlerinde yapıldı)




İkinci katabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Melik muğusi Allah ın Rahmetine muhtaç ve zarif bir kul olan Lü'lü eliyle 610 senesi Rebiülahir in ortalarında)




Üçüncü kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Bu bina büyük sultan en büyük şahlar şahı din ve dünyanın yardımcısı İslam ın emiri Musud oğlu kılçarslan oğlu Tuğrul şah devleti zamanında)




Dördüncü kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Emir in Kumandanı edil,emir Ziyauddin eliyle)




Beşinci kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir; ( Bu mübarek ve uğurlu bin en büyük melik,alim,adil,kuvvet veren,muzaffer,dünyanın ve İslam dininin yardımcısı Selçukoğullarının kemali kılıçarslan oğlu Tuğrul un devleti günlerinde)




Altıncı kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Bu mübarek burç un başlaması ve yapılması alim,adil,müeyyid,mansur,muzaffer,mucahid,murabıd, dünya ve dinin yardımcısı İslam ın ve Müslümanların izzeti,kafir ve müşrikleri kahreden Rum ve Ermeni memleketlerinin meliki emiril mü' mimin yardımcısı Ebul'l Haris bin Kılıçarslan bin mesud b.Kılıçarslan zamanında)




Yedinci kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir (Melik Muğusi bu binayı yapan zaif kul ustadüd-dar Lü'lü dür)




Sekizinci kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;( Bu burç un yapılmasını el-melik alime adile dünyanın ve dinin iyisi hanımların ifeharı melik Fahrrüddin in kızı emretti)




Dokuzuncu kitabe:




Kitabe dilimize şöyle çevrilir;(Melik yapıcı alim,müeeyyid,muzaffer, mansur,murabıd,mucahid,el-melik,el-muğisi,Allah teala nın rahmetine muhtaç zaif kulun eliyle)




Onuncu kitabe:




Kitabe anlaşılarıyla dilimize çevrilişi şöyledir;(İmaret yenilendi. ....kapı....hazret,Allah Teala mümkünü daim etsin Selim oğlu Sultan Süleyman ı kasdediyorum. ...................... oğlu Ferhad Emin'n baş delikanlıları .............. Muhammed beğ sene 951)




Yukarıda bahsetmiş olduğumuz kitabelerden beş tanesi Tuğrul şah a üç tanesi üstadüd-dar Ziyaeddin Lü-lü ya bir tanesi Mengücekli Meliki behram şah ın kızına bir tanesi Osmanlılardan Kanuni Sultan Süleyman a ait olarak düzenlenmiştir.



''Erzurum Meliki Mugusiddin Tuğrul şah ın Bayburt Kalesi ni baştan başa burçlarda görülen ve kendi adına sık sık yazdırdığı kitabelerden anlaşılmaktadır.Kalenin sur ve burçlarına harcanan malzeme ve paranın çokluğu düşünülürşe Melik in sahip olduğu kuvvet ve iktidarın büyüklüğü anlaşılır'' '' Kitabelerde Melik i Biladürrüm ve el-ermen ifadelerinin kullanılışı boş değildir.Çünkü 1 Aralık ahlat civarında Amasya ya kadar topraklara sahip olmuştu'' H.610/1213 tarihli kitabede ''alayed-i'' belirleyicisi yiine Tuğrul bin Kılıçarslan adına düzenlenmiş olan yedinci kitabe de ''amir-i hazihi'-i imaret (...) üstadüd-dar lü'lü biçiminde yapım yöneticisinin adı geçiyor.Altıncı kitabede ''alatedi'l emir Sipahsalr el -adil Ziyauddin yazılı.Bunlar birleştirilince yapım yöneticisinin ''Üstadüd-dar Ziyauddin Lü'lü olduğu ünü ve tam anlamı ile ortaya çıkıyor.


bayburtkalesi0002.jpg


Ortaçağ yapılarının sembolü olan kaleleri Anadolu Selçukluları tarafından onarılarak kullanıldığı bilinmektedir.Bayburt ve Kalesi 1054/55 M. yılında fetih edilmiş ve onarımı yeniden yapılırcasına 1200/1300 M. tarihleri arasında Tuğrul şah ve oğlu Rükneddin Cihan şah dönemlerinde olmuştur.Zaten Anadolu da Selçuklulardan kalan kaleler içerisinde en çok Selçuklu izi taşıyan kale Bayburt kalesidir.
SAAT KULESİ



Ekim 1923 de Cumhuriyetin kurulması sebebiyle çeşitli şölenler ve toplantılar yapmıştır.1 Kasım 1923 de yapılan görüşmeler sonunda Cumhuriyetin ilanına bir belge ve yeni düzene bir katkı olması amacıyla Kamil ALP başkanlığında Belediye meclisi tarafından kulenin yapılmasına karar alınmıştır.Kışın tarlaları yontmak,yazın inşa etmek suretiyle tam bir sene sürmüş ve Cumhuriyetin 1.yıldönümünde saat kulesi hazır hale getirilmiştir.


Saatkulesi1.jpg


Taş ustası Taşçılar Köyünden Muhittin ustadır.Mekanik saat İsviçre den İtalya yoluyla getirilmiştir.Hala çalışmaktadır.Eskiden kulenin etrafında bir metre yüksekliğinde taş bir duvar ve demir parmaklık kule dibinde lüleler vardı.Ancak kulenin temelinin su çekmesi korkusuyla lüleler kaldırıldı.
ULU CAMİİ

Son zamanlara kadar kısmen eski görünümünü korumuş olan yapı yerli halk tarafından ''Şehit Osman'' diye adlandırılan tepenin eteğinde,çarşı içinde ve güneyden kuzeye giden ana caddenin sol tarafında yer almaktadır.


00005575.jpg

''Ulu cami nin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlikle bilinmemektedir. XIII.yy ait bir Selçuklu eseri olduğu yerleşmiş fikirdir.Sahip olduğu beş kitabeden biri İlhanlı döneminden bir türbe kitabesi olup diğerleri geç devir Osmanlı kitabeleridir.Bu kitabeler caminin tarihini aydınlatacak mahiyette olmadıkları anlaşılmıştır.Bir çok defa onarım görmüş olan yapı son olarak 1969 yılında yeniden yaptırılmak üzere tamamen yıktırılmıştır.Minare mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bir kaçı ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı orijinal yapıdan kalmadır.Diğer kesimler tamamen yenilenmiştir.Son ve kesin restorasyonun binanın orijinal planına göre yapılmış olduğu görüşündeyiz.
Doğu-batı yönünde eğimli bir arazi inşa edilmiş olan yapının yeri batı cephesinde pencere açımına engel olmuştur.Eğik olarak inşa edilmiş kuzey cephesinde evvelce bir medrese binası olduğundan dışarı hiç bir açıklık yoktur.İlk yapılış halini korumuş olan güney ve doğu cephelerine pencere yerleştirilmiştir.Biri mihrabın üstünde,diğer iki mihrabın yanlarında olmak üzere,üç pencere ile güney cephesi aydınlatılmıştır.Bilinmeyen bir zamanda ilave bir dua salonuna dönüştürülmüş olan son cemaat yeri doğu yönde yer almaktadır.Bu bölüm yakın yıllarda canlı bir bölme ile kapatılmıştır. Girişi sağlayan kapılar birbirini tekrarlar biçimdedir.Güneydeki 1266 H.(1849/50 M.) tarihli bir onarım kitabesine sahiptir.Son cemaat yerinin uzun kenarları birbirine paralel fakat eşit değildir.Güney duvarlarında bir mihrap nişi yer almaktadır.Bunun üstündeki kitabe İlhanlılar döneminden türbe kitabesi olup iki yanındaki kitabeler ise;geç dönem Osmanlı kitabeleridir.Son tamir sırasında güney-doğu köşeye yapılmış olan duvara oyuk açılmış ve duvarın doğu cephesinden yandaki sokağa bakan iki pencere açılmıştır.

ŞEHİT OSMAN TÜRBESİ
Yerli halk tarafından Şehit Osman diye adlandırılan tepede silindirik planlı , diğeri kare alt yapıda sekizgen planlı iki türbe yükselmektedir.Mezarlık içinde bulunan bu türbeler kalenin batısında kalmaktadır. Her ne kadar Saltuk kumandanların dan Mengüç gazinin kardeşi Osman ve kız kardeşine ait olduğu söylenirse de,mümkün değildir.Silindirik planlı türbenin silik olan kitabesi okunamamıştır.Fakat etrafında bulunan mezar taşlarının şekilleri ve yazı işleri onların 600-700 senelik olduklarını göstermektedir

sehitosman.jpg
ŞEHİT OSMAN TEPESİNDE BULUNAN TÜRBELER



ANONİM TÜRBE 1:


Tepede büyük bir simetri içinde bulunan türbelerden bahsedeceğimiz Şehit Osman türbesi diye adlandırılır.Üstü açık ve harap bir durumdayken son yıllarda yapılan onarımlarda konik külahla kapatılıp yenilenmiştir.


Türbenin dış cephesinin oturmalığında dışarı taşkın bir sıra taş kullanılmıştır.Güney,kuzey ve doğu yönünde oldukça küçük tutulmuş üç pencere yapıyı aydınlatmaktadır.Üst üste üç silme konuk külahla geçişi sağlanmıştır.Dikdörtgen bir form gösteren ve dış hafif bir çıkıntı yapan taç kapısı çıkış merdivenleri yıkıldığından yüksekte kalmıştır.Tamamen düz yüzeylerden oluşan kapı çerçeveleri içeriye doğru kademelenme göstermektedir.Kesin köşeleri yumuşatan yuvarlak oldukça küçük tutulmuş içleri de benzeme alanına katılmış dört sıra mukarnas yerleştirilmiştir.


Yapının içinde eski bir mumyalığı olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktur.Gayet düzgün sade bir işçilik gösteren türbenin mihrabının iki yanında mukarnaslarla süslü sütünceler yer almaktadır.Taş kapıdaki gibi yuvaları küçük tutulmuş ve benzeme alanına katılmış beş sıra mukarnaslı mihrap küresel bir örtü ile nihayetlenir.Üç sıra duvar örgüsünden sonra içeriye doğru girinti yapan taşlar büyük ihtimalle türbenin iç kubbesini oluşturuluyordu.Mihrabın yüksekte kalmış olması evvelce bir mumyalığın olduğuna işaret sayılabilir.


Yapıda malzeme olarak düzgün kesme taş kullanılmıştır.Yörede halen kullanılmakta olan malzeme Bayburt kalesinde de karşımıza çıkmaktadır.Taş üzerinde işlenmiş bazı usta işaretleri dikkat çekmektedir.


Plan bakımından silindirik gövdeli konik külahlı türbeler İran da Selçuk öncesi çağından beri tanıdığı halde (Ratkan Nika 1016-1021 Rezget 1009-1010) Anadolu da ilk örneklerine Ahlat ta rastlıyoruz. '' 1279/80 tarihli Hüseyin Timur Asan Teğin ve 1281 tarihli Bugatay Aka-Şirin Hatun kümbetleri oturmalıklarının üst köşeleri pahlanarak on iki gen planlı bir kaide hazırlanmış,bunun üzerine konik külahlı silindirik gövde oturulmuştur.'' Kemah ta Togay Hatun (XIV.yy) ve Kayseri de Sırçalı Kümbet (XIV.yy ortaları) silindirik gövdenin genel formasyona daha hakim olduğu örneklerdir.Erzurum daki Cimcime Sultan Türbesi ve Üç kümbetler diye anılan türbelerden bir tanesi bu grubun birbirine çok benzeyen iki örneğidir.İkisi de kitabesiz olan bu eserler İlhanlılar devrinde muhtemlen XIV. yy da yapılmış olmalıdır.


Anonim Türbe 1 in bir Arapça kitabesi taç kapının sağ üst köşesinde beyaz bir taş üzerine oyulmak suretiyle yerleştirilmiştir.çok silik olduğundan bugün okunamaz durumdadır.İşin başından hata yapan Gülyüz Akagün saltuklulara ait olduğunu düşünerek hiçbir delil getirmeden yapıyı XIII.yy tarihlemektedir.Ancak geç dönem özelliği olarak sayabileceğimiz unsurlar türbede mevcuttur.Şöyle ki taç kapının boş yüzeyleri buna karşılık mihrap da dahil mukarnas sistemlerinin çok küçük tutulması ve içlerinin de benzeme alanına katılmış olması geç özellikler olarak sayılabilir.Yapı bu durumuyla ölçüleri silindirik gövde yapısı dekorasyonu ile XIV. yy ilk yarısına tarihlenebilir.


ANONİM TÜRBE 2.


Anonim türbe 1 den birkaç metre uzakta inşa edilmiştir.Farklı plan gösteren bu yapıda son onarımların izlerini görmek mümkündür.Kuzey-güney yönünde eğimli bir araziye yerleştirildiğinden bir kesimi toprak altında kalmıştır.


Kare alt yapıda sekizgen gövdeli olup sekiz yüzlü piramidal bir çatı ile örtülüdür.Üst örtü ile gövdenin boyları birbirine eşit şekilde tutulmuştur.Tepesinde dairevi topuz gibi bir taş alemi bulunur.Dört ana yöne açılan dört pencere yapıyı aydınlatmaktadır.Bunlar son derece küçük tutumlarıyla dikkat çekmektedir. Hiçbir mimari özelliği olmayan yuvarlak kemerli kapıda içeriye giriş sağlanmıştır.Bugün için türbenin mumyalığını birleştirmek güçtür.Güney duvarına yerleştirilmiş anıtsal mihrap yarım silindirlik bir niş biçimindedir.Üzerinde hiçbir bezeme elemanı yoktur.İçteki kubbeye küresel tromplarla geçilmektedir.Sekizgen alt yapıda kubbeye geçişi sağlayan küresel tromplar çok aşağıdan başlar ve kubbe eteği ile arada geniş bir mesafe bırakır.


Malzeme olarak kesme taş olarak kullanılan türbede tek bir bezeme elemanına dahi yer verilmemiştir.''Kübik bir gövde üzerine kümbet şeklinde adeta ikinci bir gövde gibi örtü sistem olan türbede ilk örnek XIII.yy II.yarısına tarihlenen Amasya Gök Medrese bitişik türbedir.'' Bu tipin ikinci türbesi ilk kuruluşu bilinmeyen 1274 M. tarihli Konya Mevlana Türbesidir.Bayburt taki Anonim türbe II.Akşehir Seyyit Mahmut Hayrani ve Sivas Güdük minare türbesiyle ölçüleri bakımından karşılaştırarak XIV. yy sonu yahut XV.yy başına verilebilir.


normal_ortacimagil002.jpg

normal_ortacimagil001.jpg

normal_yoncali02.jpg

normal_bayburtresmieski0105.jpg

normal_bayburt2007-0019.jpg


normal_bayburt2007-0021.jpg

normal_bayburt2007-0013.jpg

normal_bayburt2007-0015.jpg


normal_bayburt2007-0008.jpg

normal_bayburt2007-0003.jpg

 
bayburt1.jpg


Bayburt Evleri; çok zengin unsurlara sahip, yaşatılması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli kültürel özelliklere sahiptir.
İlimizin kültürel ve tarihi dokusunu gelecek nesillere de aktarmak, İlimize sosyal, kültürel ve ekonomik yönden katkılar sağlayacağı düşüncesiyle Valiliğimiz Örnek Bayburt Evinin otantik yapısına uygun bir proje geliştirmiştir.

 
Bayburt ilen Gümüşhane arasında ki husumet neden
 
BAYBURT’UN GENEL ÖZELLİKLERİ, BAYBURT’UN YÜZÖLÇÜMÜ, BAYBURT’UN PLAKA NUMARASI

Yüzölçümü: 3.652 km²

Nüfus: 107.330 (1990)

İl Trafik No: 69

Bayburt Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Erzurum-Trabzon tarihi İpek Yolu üzerindedir. Marco Polo ve Türk seyyah Evliya Çelebi bu yoldan geçmişlerdir. Çoruh nehrinin kıyısında bulunan şehrin tarihi M.Ö. 3000′lere kadar uzanır.
BAYBURT’UN İLÇELERİ

Bayburt ilinin ilçeleri Aydıntepe ve Demirözü ‘dür.

Aydıntepe: Bayburt il merkezinin 24 km. kuzey batısında kendi adı ile anılan ovanın kuzeyindedir. Türk İslam döneminden kalma en önemli eserler, Gümüşdamla köyünde bulunan tarihi kemer köprü ve ilçe merkezinde bulunan medrese kalıntıları ve merkez camidir.

Demirözü: Tarihi savaşın yapıldığı Otlukbeli tepesi bu ilçededir. Demirözü merkezinde klasik dönemden kaldığı sanılan yapı kalıntıları, ilçeye bağlı Bayrampaşa köyü civarındaki (Evcikler) Tepesi Höyüğü ve Gökçedere kasabasında (Pulur) Höyüğü ilk tunç çağına ait çanak çömlek bulunması ile önem kazanmaktadır.
BAYBURT’UN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Doğu ve güneydoğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Bayburt, Anadolu’nun kuzeydoğusunda Çoruh Nehri kenarında ve denizden 1550 m. yükseklikte kurulmuştur.

Bayburt’ta Doğu Karadeniz iklimi ile Doğu Anadolu iklimi arasında, karasal özellikleri ağır basan bir geçiş iklimi hüküm sürmektedir. Bu nedenle yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.
BAYBURT’UN TARİHİ

Bayburt’un tarihi M.Ö. 3000′li yıllara kadar uzanmaktadır. Şehir, Azziler tarafından kurulmuştur. Bayburt, Med, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Saltuklu, Danışmend, Selçuklu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlıların egemenliğinde kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Erzurum’a, 1927 yılında Gümüşhane’ye bağlı il olmuştur.
BAYBURT’UN ÖREN YERLERİ

Aydıntepe Yeraltı Şehri

Bayburt’un kuzeybatısında dağlık yöredeki bucak merkezi Aydıntepe’de yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2.5 m derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık 2 ile 2.5 m yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir. Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır, ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin, galeri odalarını aydınlatmak için de kullanıldığı gözlenmektedir. Günümüzde kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş mevcuttur.

Bunlardan birincisi kentin bölgede daha önce sözü edilen Halde Şehrine ait olduğu ve eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt”tan geldiği görüşüdür. Diğer görüş ise; Hart’ta bu yeraltı kentinden başka Geç Roma-Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması dolayısıyla, Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği, Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları, yeraltı kentinin de bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğini iddia etmektedir.

Çiftetaş-II Tepesi

Çiftetaş köyünde bulunan tepe doğal varlık olarak tespit edilmiş 1993-1995 yıllarında kazı çalışmaları yapılmış buluntular Erzurum Arkeoloji Müzesi Bayburt bölümünde
BAYBURT’UN KALELERİ

Bayburt Kalesi

Kent merkezinin kuzeyinde yer alan kalenin yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. Yerel prens ve krallıkların savaşımlarında önemli bir rol oynayan kalenin M.S. 58’de yapıldığı tahmin edilmektedir. Roma, Bizans, Arap ve Komnenos egemenliklerinde kalan yapı, pek çok kez onarılmıştır. Bizans tarihçisi Prokopius, Bayburt ve Aeron kalelerinin Bizans İmparatoru Iustinianus döneminde yaptırıldığını bildirmektedir. Kalede Saltuklular döneminde başlatılan ve Erzurum Meliki Tuğrul Şah tarafından tamamlanan (1200-1230) onarım çalışmaları ile ilgili yazıtlar bulunmaktadır.

Sağlam kalan Selçuklu ve Osmanlı yazıtlarıyla, dönemini aydınlatan önemli yapılardan biri olan Bayburt Kalesi ve çevresinin bir düzenleme projesi yapılmış ve uygulama aşamasına gelinmiştir. Restorasyon çalışmaları ise halen devam etmektedir.

Saruhan Kalesi

İl merkezine yaklaşık 40 km. mesafedeki Saruhan köyünde bulunan kalenin, Gümüşhane ve Bayburt bölgesine savunma ve gözetleme amaçlı yapılan 70 kaleden biri olduğu sanılmaktadır. Kale bir tepeye inşa edilmiş olup, duvarları günümüze kadar fazla hasar görmeden ulaşabilmiş, ancak zaman içinde özgün niteliğini yitirmiştir.
BAYBURT’UN CAMİLERİ

Ulu Cami

Bayburt kent merkezinde bulunan cami Selçuklu yapısıdır. İç mekanda bulunan beş yazıtta, yapımı ile ilgili bilgi verilmektedir. Dikdörtgen biçimindeki ana mekan, mihrap yönüne dikey sekiz kalın payeyi bağlayan geniş kemerlerle üç nefe bölünmüştür. Bu plan tipi, Selçuklulardan sonra Beylikler döneminde de uygulanmıştır. Orta nef kubbeli bir mekanla son bulmaktadır. Dıştan düz toprak damlı olan cami pek çok onarım görmüşse de ana planını koruyabilmiştir.

Pulur (Ferahşad Bey) Camii ve Medresesi

Demirözü ilçesi sınırları içinde yer alan Gökçedere beldesi merkezindedir. 16. yüzyılda inşa edilmiş Ferahşad Bey yapılar topluluğunun cami, medrese, han, hamam, imaret ve konuk evinden oluştuğu bilinmektedir. Bunlardan han, imaret ve konuk evinden hiçbir iz kalmamıştır.

Medresede 18. yüzyıl sonlarında Akkoyunlu Süleyman Bey tarafından yenilenme çalışmalarının yaptırıldığı sanılmaktadır. “L” biçimindeki yapı, beş bölümlüdür. Tüm bölümlerin kapıları avluya açılmaktadır. Avluya açılan kapı ve pencere kemerleri Farsça yazılıdır. Odalarda nişlerle süslenmiş ocaklar ilginç bir görünüm sergilemektedir.

Kutluğ Bey Camii

Merkez ilçeye bağlı, Bayburt-Köse yolu üzerinde ve il merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunan Çayıryolu köyündedir. 14. yüzyılın ikinci yarısında Fahreddin Kutluğ Bey tarafından yaptırılmıştır. Kapı üzerindeki yazıttan 1550’de onarım gördüğü anlaşılmaktadır. Yapı açık bir avludan geçilen toprak damlı, son cemaat yeri ve dört kalın ağaç direkle mihrap yönüne koşut üç nefe ayrılan ana mekandan oluşmaktadır. Yalın bir görünüşe karşılık, içte ahşap gerecin değişik biçimlerde değerlendirildiği gözlemlenmektedir.

Y. Hınzevrek Camii

Demirözü ilçe merkezinin hemen kuzeyinde bulunan Çatalçeşme köyündedir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Akkoyunlular döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Son cemaat yeri eğimli bir çatıyla örtülü olan caminin minare kaidesi kesme taştan, silindirik gövdesi ise tuğladan yapılmıştır. Kare planlı ana mekanı örten kubbe yıkılmış,ü yerine dört ahşap ayağa oturan, ortası kırlangıç kubbeli bir ahşap örtü yapılmıştır. Nişleri mukarnas süslemeli olan mihrabın kemeri bitkisel ve geometrik motiflerle bezenmiştir.

Zahid Efendi Camii

İl merkezinde bulunan cami, Osmanlı döneminde (1514-1515) Zahid Efendi tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında inşa edilen yapı birkaç kez onarım görmüş, ancak aslına uygun olarak yapılmayan bu onarımlar sonrasında özgünlüğünü yitirmiştir. Çatısı saç kaplama malzemesiyle kaplanmış olan cami günümüzde ibadete açıktır.
BAYBURT’UN TÜRBELERİ

Şehit Osman Türbeleri

Bu türbelerin, Saltukoğulları komutanlarından Mengücük Gazi’nin erkek kardeşi Osman Gazi ve kız kardeşine ait olduğu bilinmektedir. Bayburt merkezinin batı yanını kapayan 1682 m. rakımlı tepe üzerinde yapılmışlardır. Türbelerin yanında bulunan mezar taşlarının 600-700 senelik oldukları sanılmaktadır.

Kutluğ Bey (Sünür) Türbesi

Merkez ilçeye bağlı, Bayburt-Köse yolu üzerinde ve il merkezine yaklaşık 30 km. mesafede yer alan Çayıryolu köyünde bulunan türbe Kutluğ Bey Camii’nin 30 m. doğusunda, mezarlığın içinde bulunmaktadır. Yazıtında, Tur Ali Bey oğlu Kutluğ Bey’in adı okunmaktadır. Kutluğ Bey’in 1389’da öldüğü düşünülerek türbenin 14. yüzyılın sonlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kesme taştan, sekiz köşeli olarak inşa edilen yapının kubbesi yıkılmıştır. Duvarlarda, içten kemerli nişlerle devinim sağlanmıştır. Yarım daire biçimli mihrap, yuvarlak kemerlidir. Kubbenin çinilerle süslü olduğu camiyle türbe arasında revaklı medrese odalarının bulunduğu bilinmekle birlikte, bunlardan günümüze bir iz kalmamıştır. Türbenin büyük kısmı yıkılmış, sadece duvarları ayakta kalabilmiştir. Halk arasında Tur Ali Bey Türbesi olarak da bilinmektedir.

Abdulvahab Gazi Türbesi

Merkez ilçeye bağlı ve Bayburt-Gümüşhane yolunun yaklaşık 35. km’sinde yeralan Erenli köyünün hemen altındadır. 7. yüzyılda yaşayan ve kahraman olarak tarih kitaplarına geçen, halk arasında saygın kişiliği olan Abdulvahab Gazi’ye aittir. Günümüzde ayakta olup, ziyarete açıktır.
BAYBURT’UN HAMAMLARI

Bent Hamamı

Çoruh Nehri kıyısında, Bayburt Kalesi’nin güneydoğu eteğinde bulunan hamam, 16. yüzyılda Akkoyunlu Hacı Ferahşad Bey tarafından yaptırılmıştır. Dış kısmı çeşitli kereler onarım gören yapının iç kısmı halen özgünlüğünü korumaktadır. Klasik dört eyvanlı hamam planı ile yapılmış olan hamamın soyunmalık bölümü dört sütuna oturan ortası aydınlık fenerli kubbeyle örtülüdür. Ilıklık bölümü ise uzun bir beşik tonozdan oluşmaktadır. Halvet bölümündeyse, ortada bir kubbe, dört yönde sivri beşik tonozlu eyvanlar, köşelerde kubbeli halvet odaları yer almaktadır. Merkezi kubbeye pandantiflerle, köşe kubbelerine Türk üçgenleriyle geçiş sağlanmıştır. Yapı günümüzde de hamam olarak kullanılmaktadır.

Paşaoğulları (Kondolotlar) Hamamı

Bayburt kent merkezinde bulunan ve birkaç kez onarılan hamamın yapım tarihi ile ilgili bilgiler kesin değildir. Sıcaklık bölümü, klasik haç biçimli dört eyvanlı hamamlar planındadır. Kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Köşe odaları kubbeli tonozla, ılıklık beşik tonozla örtülüdür.

Meydan (Çarşı) Hamamı

Bayburt kent merkezinde bulunmaktadır. Kadı Mahmud Çelebi Vakfı olarak bilinmektedir. Merkez planlı, yıldız biçimli 6 eyvanlı sıcaklık bölümü dışında özgünlüğünü yitirmiştir. Hamam günümüzde de kullanılmaktadır.
BAYBURT’UN HANLARI

Taşhan

İl merkezinde bulunan Ulu Cami’nin yakınında, çarşı içindedir. Yangından sonra yazıtları yok olduğundan, ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Birbirinden ayrı üç bölümden oluşan hanın ana mekanı kare planlıdır. Orta payeden dört yöne uzanan sivri kemerlerle dört bölüme ayrılmış, her bölüm kubbelerle örtülmüştür. Ana mekanın batısındaki, dar dikdörtgen biçimli ikinci bölüm art arda dizilen kubbe ve tonozlarla örtülüdür.
BAYBURT’UN MAĞARALARI

Helva Köyü Buz Mağarası

Masat Vadisi’nin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır. İl merkezine 33 km. mesafede bulunan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler görülebilmektedir. Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara, buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtması bakımdan dikkat çekicidir.

Çımağıl Mağarası

İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesi’nde yer alan mağaraya Taşındibi Mahallesi’nden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatlik bir yolculuk sonrasında ulaşılabilmektedir. Ancak 884 m. uzunluğundaki bölümü incelenebilen Çımağıl Mağarası 11 bölümden oluşmakta ve tavan yüksekliği yer yer 30 m’yi bulmaktadır. Mağarada küçük su birikintileri bulunmakta, sarkıt dikitleri ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzaralar oluşturmaktadır.
BAYBURT’UN YAYLALARI

Bayburt Yaylaları Kop Dağı Turizm Merkezi-Kop Dağı Yaylası, Sultan Murat Yaylası
BAYBURT’UN SPORTİF ETKİNLİKLER İÇİN AYRILMIŞ ALANLARI

Avcılık

İlde avcılık gelişmiş olup, bu yönde bir avcılık ve atıcılık kulübü bulunmaktadır. Kara av hayvanları avcılığı olarak özellikle kış mevsimi oldukça uygundur.

Trekking İli kuşatan Kemer, Soğanlı, Haldizen, Kırklar, Köse, Coşan, Kop, Otlukbeli, Divanyolu, Sarıçiçek dağları 2000-3000 metrenin üzerinde dağlar olup, bu alanlar atlı, dağ ve doğa yürüyüşüne elverişlidir.

Olta Balıkçılığı

Çoruh Nehri ve kolları, tatlı su ürünleri balıkçılığına oldukça elverişli imkânlar sunmaktadır. Masat, Kopuz, Beşpınar, Ozansu, Yoncalı, Yazyurdu, Kılıçkaya ve Çatıksu dereleri alabalık yönünden; Oruçbeyli, Sakızlı, Saraycık, Danişmend, Eymür, Gökçedere gölleri ise sazan balığı yönünden zengindir.

Akarsu Turizmi, Kano ve Rafting

Bir kolu Mescit dağlarından, diğer bir kol da Otlukbeli dağlarından çıkarak iki kol halinde ilin sınırları içerisinde Dikmetaş köyü altında birleşen Çoruh nehri debi bakımından ülkemizin en önemli akarsularından biri olup, bu özelliği nedeniyle su sporlarına çok elverişlidir. Dikmetaş köyünden başlayarak Çoruh nehrinin il sınırlarını terk ettiği Aslandede köyüne kadar olan kısmında su sporlarından kano ve rafting yapılmaktadır.

Kayak

Kop Dağı “Turizm Merkezi” ilan edilmiş ve bu merkez üzerinde “Kop Dağı Kayak ve Kış Sporları Merkezi “planlama çalışmaları Turizm Bakanlığınca yapılarak bitirilmiştir.
BAYBURT’UN KUŞ GÖZLEM ALANLARI

Doğu Karadeniz Dağları
BAYBURT’UN TARİHİ YERLERİ

Sırakayalar Şelaleleri

Merkeze bağlı Sırakayalar köyünde biri köyün girişinde,diğeri köyün içinde olmak üzere iki tanedir. Şelalelerin çevresi bölge halkınca yaz aylarında mesire ve piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Sahip olduğu eşsiz olağan güzelliklerin içerisinde şelalelerin yeri ve önemi oldukça fazladır.

Korgan Köprüsü

Bayburt-Gümüşhane yolunun yaklaşık 25. km’sinde ve Merkez ilçeye bağlı Akşar beldesinde bulunan yapı, iki gözlü ve sivri kemerlidir. Kesme taştan kemerler, korkuluk taşları ve kemer arası taşlar sağlam durumdadır. Klasik Osmanlı dönemi köprülerinden olup, günümüzde de kullanılmaktadır.

Saat Kulesi

Saat Kulesi, Bayburt kent merkezinde valilik konağının yakınında olup, 1924 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda açılmıştır. Bayburt taşından, yine Bayburtlu ustalar tarafından yapılan saat kulesi, Çorum Saat Kulesi’nin bir benzeridir. Kuleye takılan 4 adet saat ve makine aksamı Almanya’dan getirilmiştir. Kulenin zeminden yüksekliği 21 m. olup, şerefesine 41 basamaklı bir merdiven yoluyla çıkılmaktadır.

Kop Şehitleri

Abidesi Bayburt-Erzurum yolunun yaklaşık 40. km’sinde, karayolunun hemen kenarında yer almaktadır. Kop Şehitleri Abidesi, 1916 yılında Kop Geçidi’nde ve Çoruh Havzası’nda düşmana direnen ve bu direnişte şehit olan askerlerin anısına 1963 yılında Kop Dağı’nın zirvesine yapılmıştır. Abide yapımında, genelde kesme taş ve yer yer beton ile mermer kullanılmıştır.
BAYBURT’UN YÖRESEL YEMEKLERİ, BAYBURT’A GİDİNCE NELER YENİR?

Bayburt yöresel yemeklerinde görülen genel özellik, un ve una bağlı yemeklerle, etli yemeklerin sebze ve zeytinyağlı yemeklerden çeşit olarak daha fazla oluşudur. Yörenin yemeklerinin bazıları; tel helvası, tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana, lor dolması, yalancı dolmadır.
BAYBURT’A NE İLE NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Karadeniz Bölgesini Doğu Anadolu’ya bağlayan Çin-Trabzon Tarihi İpek yolu güzergahı üzerinde olan Bayburt İlinin ulaşımı kara yolu ile yapılmaktadır.

Otogar Tel: (+90 – 458) 211 28 60


Havayolu: Erzurum Uluslararası Hava limanına 60 dak.,Trabzon Uluslararası Havalimanına120 dak. mesafededir.
BAYBURT’A GİDİNCE NELER ALALIM?

Bayburt’ta bakır işlemeciliği, kilim ve ehram dokumacılığı önemlidir. Özellikle üretilen kilim motifleri Bayburt’a ait ve orijinaldir. Ayrıca, ehram dokumaclığı da yöreye özgü bir dokumadır. Ehramdan yapılan yelek, masa örtüsü, yatak örtüsü, seccade, perde ve kravat gibi eşyalar ilgi çekicidir.
BAYBURT’A GİDİNCE NELER YAPILIR? YAPMADAN DÖNMEYİN!

20 Mayıs-5 Haziran tarihlerinde Bayburt’u ziyaret etmiş iseniz Kırkpınar Köyünde doktor yılanları görmeden,

Temmuz ayının üçüncü haftasında ile gelmiş iseniz “Dede Korkut Kültür-Sanat Şöleni’ne” katılmadan,

Vilayet Ormanını gezmeden,

Kefenli Kebap, Gındırlama Köftesi yemeden,

….Dönmeyin.
 
Çayırözü, Bayburt





40px-Flag_of_Turkey.svg.png
Çayırözü, Türkiye
250px-Bayburt_Turkey_Provinces_locator.jpg



Bayburt
Bilgiler Nüfus 466 [1] (2000) Koordinatlar Posta Kodu 69000 Alan Kodu 0458 Yönetim Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi İl Bayburt İlçe Merkez Köy Muhtarı Yusuf Çelik Web Sitesi www.bayburtlusun.tr.gg
Çayırözü, Bayburt ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün kuruluş tarihi hakkında kesin bir malumat yoktur. Ancak köyün isminin kaynağı, köyün kuruluşu ve gelişimi hakkında ipuçları vermektedir. Eski ismi olan Ağunsos Rumca bir kelimedir. Manası ise susuz, kurak yer demektir. Bu ismin Rumca olması bu köyün Rumlar tarafından kurulmuş olabileceğini akla getirmektedir. Ancak bu kelimenin aşağı yukarı aynı manaya gelen Eski Türkçe olan ve bu gün Anadoluda halen kullanılmakta olan AVGIN=(Su arkı,su yolu) kelimesinden geldiği de söylenebilir. Şöyleki, Avgın-sız (su arkı olmayan, su yolu olmayan)bir anlamda susuz yer manasına gelen Türkçe bir kelimedir. Dolayısıyla bu köyün Bizans-Rum hakimiyetinden önce bu bölgeye gelen Türkler tarafından kurulmuş olabileceği muhtemeldir. Daha sonra Bizans ve Rum hakimiyeti altına giren bu bölgede Avgınsız kelimesinin aynı anlama gelen Agunos'a ve Rumcada Agunosun dişilik erkeklik özelliğinden dolayı dişiliği ifade eden-sos ekini alarak Agunsos'a dönüşmüş olduğu söylenebilir. Bu manalardan yola çıkarak bu köyün bu bölgeye gelmiş olan Türkler tarafından kurulmuş olduğu ve daha sonra Bizans ve Rum Pontus hakimiyeti dolayısıyla isminin Eski Türkçe AVGINSIZ dAn aynı anlama gelen Rumca Ağunsos'a dönüşmüştür. Bu isim köyün kuruluşundan bu güne kadar susuzluk kaderiyle örtüşmektedir.Çoruh Nehrinin kenarında olmasına rağmen arzisinin konumu sebebiyle susuzluk çeken bir köydür. Köy Osmanlı Devletinin son dönemlerinde (1865-1900)Nahiye Merkezi olmuş ve çevresindeki dn dört köy bu merkeze bağlanmıştır.
Köy özellikle 1980 yılından sonra göç vermeye başlamıştır. Köyde yaşamış olan ve halen yaşamakta olan ailelerin büyük bölümünün menşei Of ve Çaykara taraflarından gelmedir. Köyde Osmanlı Devleti döneminde iskan edilmiş Ermeni aileler yaşamışlardır. Ancak özellikle 1880 li yıllardan sonra bu köyden değişik yerlere göç etmişlerdir.
Çayırözünre yaşayan aile isimleri şöyledir : Haşlak (Haşlaklar), Özbek (Kostollar), Akbaş (Hacıağalar, Hanımgil, Purutlar), Baş (Rızadayıgil), Erdemir (Eminler-Ömerbeyler), Kızıl (Kazeloğulları), Karahan (Hasanağagil), Fidan (Garagil), Kaldırım(Kaldırımoğulları-Lazlar), Başyiğit-Atmaca (Lazarifler), Sarıoğlu (Delikavutlar), Çelik (Mahuralılar), Tanrıkulu (Mırkaslılar), Yanık (Ömergil), Tosun (Yassıngil), Topuz (Daşdanlar), Narmanlı (Kerimgil) Gökdemir-Gür (Gürcüoğulları), Aslanhan (Hocaoğlu/Zıllımgil), Turan, Yılmaz, Kalender, Açıkgöz,

Kültür

köyün gelenek ve görenekleri hakkında bilgi vardır: su böreği-doldurma mantı-lor dolması-kete-kara pancar-kuşburnu çorbası(tatlı çorba)-kaymak kuymağı-ekmek mıklaması-süt havizi-ayran çorbası-kesme çorbası

Coğrafya

Bayburt merkezine 26 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri 2007 2000 466 1997 432

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
2004 - Yusuf Çelik 1999 - 1994 - 1989 - 1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi yoktur ancak kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi yoktur ancak ptt








 
Geri