Futbolcu
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 25, 2016
-
- Mesajlar
- 7,739
-
- Tepkime puanı
- 77
-
- Puanları
- 303
-
- Yaş
- 46
-
- Konum
- SAMSUN
Bay Provokatör’e mektubumdur
Sayın bay Provokatör. (Sayın dediğime bakma, sayın mayın değilsin amma, adet işte. Bizde mektuba böyle başlanır da ondan diyorum.)
Hatırlar mısın ‘seksen’ öncesini. Helbet hatırlarsın. Nasıl hatırlamazsın ki?
En karlı günlerindi onlar.
Hani, ben Dolapdere’de oturuyordum da, Kasımpaşa Lisesine gidiyordum.
En samimi arkadaşımı da tanırsın, Eyüp’ü.
Onlar da Kasımpaşa’da oturuyorlardı. Amma aynı okula gidiyorduk Eyüp’le.
Okuldan beraber çıkar, ‘Geyikli’ sinemasının oraya kadar yürür ayrılırdık.
Sabahları da aynı yerde buluşur, Okula beraber giderdik.
Aynı sırada otururduk.
Sinemaya beraber kaçardık.
Maçlara beraber giderdik.
Tepebaşında beraber ‘Kıldır’ oynardık.
Bayramyerinde beraber ‘penaltı’ çekerdik.
Kar yağdığında beraber kayardık, tahta merdiven’in üstüne oturup ‘Samancı’ meydanından taaa aşşaya kadar.
Pabuçlarımızın burnu beraber patlardı.
Pantolonlarımızın dizi beraber sökülürdü.
‘Kan kardeşi’ bile olmuştuk Eyüp’le.
Hafta sonu olup’da mektep tatile girdi miydi özlerdik birbirimizi.
Pazartesini iple çekerdik.
Derslerde haşarılık ederken ne gülerdik be.
Aynı anda kulağımızdan tutulup sınıftan dışarı atılmışlığımız da vardır.
***
Bay provokatör, lan sen nasıl yaptın nasıl ettin bilmiyorum amma, birbirini böylesine seven iki arkadaşı birbirine düşman ettin.
Bir gün, durup dururken, ben ‘Parka’ giymeye başladım. Senin tavsiyenlen.
Eyüp’te pabuçlarının yerine ‘Komando’ botu giymeye.
Senin tavsiyenlen.
Sebep; Birimiz ‘Dolapdere’de oturuyorduk.
Birimiz ‘Kasımpaşa’da.
Düşman olmalıydık.
Durup dururken, önce kıyafetlerimizden ötürü uyuz olmaya başladık birbirimize.
Bana ‘Ülkücüler devrime mani olacaklar. ‘Faşis’lere geçit yok!’ dedin.
Zavallı Eyüp’ün kulağına da ‘Kominis’ler memleketi Ruslara satacaklar ‘Komonis’lere ölüm!’ diye fısıldadın.
Düşürdün iki kanı kaynayan toy çocuğu birbirine.
Artık birbirimizin yüzüne bakmaz olduk.
Sinema’ya beraber gitmez olduk.
Dersi kırıp, maçlara kaçamaz olduk.
Benim babam ‘Erkek berberi’ydi.
Eyüp’ün babası’da ‘Nalburcu.’
Biribirimizden bi farkımız yoktu ki.
‘Haydi dalın, siz farklısınız!’ dedin. ALLAH ne verdiyse daldık. Kafamızı gözümüzü patlattık.
Sonra kesmedi seni.
Ellerimize birer silah verdin.
‘Haydi sıkın birbirinize kurtarın memleketi!’ dedin.
Benim gibi yüzlerce ‘Hasan’ın, ‘Eyüp’ gibi yüzlerce Eyüp’ün ömrünü yedin.
Ocaklara ateş düşürdün.
İşkencelerden geçirttin ‘Ümmet-i Muhammed’in evlatlarını.
***
Canımızı yaktığın, canımızı aldığın hiç bişey biliyor musun?
Sen bizim sevgimizi çaldın. Arkadaşlığımızı, dostluğumuzu çaldın.
Bir daha Eyüp’la asla eskisi gibi sevmedik birbirimizi.
Uyandık sonradan ama...
Çok geçti.
Maksadına ulaşmıştın.
***
Duydum ki; şimdi gene ortalara çıkmaya hazırlanıyormuşsun.
Gene ‘Avucum kaşınıyor, bi yerlerden para gelecek.’ diye seviniyormuşsun.
Duydum ki; Akmerkezlerde namaz kılmaya başlamışsın.
Duydum ki; Liseli, oraokullu kızların bacaklarına ‘kezzap’ olabilmesi kuvvetle mümkün olan yakıcı bir madde sıkıyormuşsun.
Duydum ki; Ümraniyelerde falan ‘Cuma’ vakitleri dükkanları kapattırıyormuşsun.
Duydum ki; Başörtüsüz müşterilerini taksinden aşşağı atıyormuşsun.
Duydum ki; şehirlerarası otobüsleri zorla durdurup; ‘Namaz kılıcam.’ diyormuşsun.
***
Bak canım Provokatör.
Sen böyle gülünç şeyler yapmazdın.
Belli ki zor durumdasın.
Şimdi beni iyi dinle.
Delikanlı gibi söyleyeyim; artık sana ekmek yok buralarda.
Uzun zaman oldu.
Yolsuz kaldın belli ki.
Bak gel, şurada arkadaş arasında üç beş kuruş toplayalım, sıkıştıralım cebine de bi bilet alıver kendine.
Biz senin ne ‘fırıldak’ olduğunu biliyoruz.
Ama gene de, aç adamın halinden anlarız.
Hadi canım.
Utanma aç avucunu. Al şunları...
Tamam mı.
Hah.
Hadi şimdi yaylan bakalım buralardan.
Toz ol.
Gözümüz görmesin seni.
Hadiiii...
Yallaahh...
HASAN KAÇAN
Sayın bay Provokatör. (Sayın dediğime bakma, sayın mayın değilsin amma, adet işte. Bizde mektuba böyle başlanır da ondan diyorum.)
Hatırlar mısın ‘seksen’ öncesini. Helbet hatırlarsın. Nasıl hatırlamazsın ki?
En karlı günlerindi onlar.
Hani, ben Dolapdere’de oturuyordum da, Kasımpaşa Lisesine gidiyordum.
En samimi arkadaşımı da tanırsın, Eyüp’ü.
Onlar da Kasımpaşa’da oturuyorlardı. Amma aynı okula gidiyorduk Eyüp’le.
Okuldan beraber çıkar, ‘Geyikli’ sinemasının oraya kadar yürür ayrılırdık.
Sabahları da aynı yerde buluşur, Okula beraber giderdik.
Aynı sırada otururduk.
Sinemaya beraber kaçardık.
Maçlara beraber giderdik.
Tepebaşında beraber ‘Kıldır’ oynardık.
Bayramyerinde beraber ‘penaltı’ çekerdik.
Kar yağdığında beraber kayardık, tahta merdiven’in üstüne oturup ‘Samancı’ meydanından taaa aşşaya kadar.
Pabuçlarımızın burnu beraber patlardı.
Pantolonlarımızın dizi beraber sökülürdü.
‘Kan kardeşi’ bile olmuştuk Eyüp’le.
Hafta sonu olup’da mektep tatile girdi miydi özlerdik birbirimizi.
Pazartesini iple çekerdik.
Derslerde haşarılık ederken ne gülerdik be.
Aynı anda kulağımızdan tutulup sınıftan dışarı atılmışlığımız da vardır.
***
Bay provokatör, lan sen nasıl yaptın nasıl ettin bilmiyorum amma, birbirini böylesine seven iki arkadaşı birbirine düşman ettin.
Bir gün, durup dururken, ben ‘Parka’ giymeye başladım. Senin tavsiyenlen.
Eyüp’te pabuçlarının yerine ‘Komando’ botu giymeye.
Senin tavsiyenlen.
Sebep; Birimiz ‘Dolapdere’de oturuyorduk.
Birimiz ‘Kasımpaşa’da.
Düşman olmalıydık.
Durup dururken, önce kıyafetlerimizden ötürü uyuz olmaya başladık birbirimize.
Bana ‘Ülkücüler devrime mani olacaklar. ‘Faşis’lere geçit yok!’ dedin.
Zavallı Eyüp’ün kulağına da ‘Kominis’ler memleketi Ruslara satacaklar ‘Komonis’lere ölüm!’ diye fısıldadın.
Düşürdün iki kanı kaynayan toy çocuğu birbirine.
Artık birbirimizin yüzüne bakmaz olduk.
Sinema’ya beraber gitmez olduk.
Dersi kırıp, maçlara kaçamaz olduk.
Benim babam ‘Erkek berberi’ydi.
Eyüp’ün babası’da ‘Nalburcu.’
Biribirimizden bi farkımız yoktu ki.
‘Haydi dalın, siz farklısınız!’ dedin. ALLAH ne verdiyse daldık. Kafamızı gözümüzü patlattık.
Sonra kesmedi seni.
Ellerimize birer silah verdin.
‘Haydi sıkın birbirinize kurtarın memleketi!’ dedin.
Benim gibi yüzlerce ‘Hasan’ın, ‘Eyüp’ gibi yüzlerce Eyüp’ün ömrünü yedin.
Ocaklara ateş düşürdün.
İşkencelerden geçirttin ‘Ümmet-i Muhammed’in evlatlarını.
***
Canımızı yaktığın, canımızı aldığın hiç bişey biliyor musun?
Sen bizim sevgimizi çaldın. Arkadaşlığımızı, dostluğumuzu çaldın.
Bir daha Eyüp’la asla eskisi gibi sevmedik birbirimizi.
Uyandık sonradan ama...
Çok geçti.
Maksadına ulaşmıştın.
***
Duydum ki; şimdi gene ortalara çıkmaya hazırlanıyormuşsun.
Gene ‘Avucum kaşınıyor, bi yerlerden para gelecek.’ diye seviniyormuşsun.
Duydum ki; Akmerkezlerde namaz kılmaya başlamışsın.
Duydum ki; Liseli, oraokullu kızların bacaklarına ‘kezzap’ olabilmesi kuvvetle mümkün olan yakıcı bir madde sıkıyormuşsun.
Duydum ki; Ümraniyelerde falan ‘Cuma’ vakitleri dükkanları kapattırıyormuşsun.
Duydum ki; Başörtüsüz müşterilerini taksinden aşşağı atıyormuşsun.
Duydum ki; şehirlerarası otobüsleri zorla durdurup; ‘Namaz kılıcam.’ diyormuşsun.
***
Bak canım Provokatör.
Sen böyle gülünç şeyler yapmazdın.
Belli ki zor durumdasın.
Şimdi beni iyi dinle.
Delikanlı gibi söyleyeyim; artık sana ekmek yok buralarda.
Uzun zaman oldu.
Yolsuz kaldın belli ki.
Bak gel, şurada arkadaş arasında üç beş kuruş toplayalım, sıkıştıralım cebine de bi bilet alıver kendine.
Biz senin ne ‘fırıldak’ olduğunu biliyoruz.
Ama gene de, aç adamın halinden anlarız.
Hadi canım.
Utanma aç avucunu. Al şunları...
Tamam mı.
Hah.
Hadi şimdi yaylan bakalım buralardan.
Toz ol.
Gözümüz görmesin seni.
Hadiiii...
Yallaahh...
HASAN KAÇAN