-
- Katılım
- Ekim 1, 2014
-
- Mesajlar
- 1,704
-
- Tepkime puanı
- 22
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 95
Şehid El Hac Melik Şahbaz Malcolm X'in hayat hikâyesinin başlangıcına İstanbul'un Tarlabaşı, Aksaray ve başka metropollerin semtlerinde rastlamak için araştırmacı olmaya gerek yok. Oradaki Malcolm'lar, Şehid El Hac Melik Şahbaz'dan habersiz, bir bataklık içinde tepiniyor, kendi suçlarını halklarının uğradığı haksızlıklar içinde meşrulaştırmaya çalışıyor.
ABDULKADİR TURAN / DOĞRUHABER / ANALİZ
“Gelecek, bugünden ona hazırlananlara aittir.”
“Irkçılık olmadan kapitalizm de olmaz.”
“Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.”
“En iyi nasihat, iyi örnek olmaktır.
Ben bir Amerikan rüyası görmüyorum, benim gördüğüm bir Amerikan kâbusu.”
Bundan 60-70 yıl önce söylenmiş bu marifet yüklü sözler kime ait olabilir? Bir hırsıza, bir sokak çocuğuna, bir kötülük çetesi mensubuna aittir, dense aklı başında kaç kişi buna inanır? Kaç kişi hayret etmez?
Ama İslam'dır bu. Helvadan put yapan Ömer'i alır, adaletin, hikmetin simgelerinden biri yapar. Bilal'i taş taşımaktan alır, yeryüzünün en mukaddes yapısına, Ka'be'ye çıkarır, yol kesici Ebu Zer'i alır, özgürlük simgesi, sosyal adalet simgesi yapar.
Malcolm X'i anlamak için Hz. Ömer'i, Hz. Bilal'i, Hz. Ebu Zer'i (Allah, hepsinden razı olsun) bilmek gerek. Onların dönüşüm hikâyesi, onlardaki şahsiyet inşası öyküsü, onlardaki yükseliş destanı bilinirse Malcolm'un El Hac Melik Şahbaz'a dönüşüm hikâyesi, ondaki şahsiyet inşası öyküsü, yükseliş destanı da anlaşılır.
“İşittik ve itaat ettik” demeseydi Ömer, Mekkeli herkes gibi yaşayıp ölecekti. Bilal, her köle gibi bir köle, Ebu Zer her yol kesici gibi bir yol kesici...
İslam, fert ve toplumlar için bir yükseliş yoludur. Kendisini ona adayana vefasızlık etmez. Onu aziz kılar. Malcolm, bir sokak çocuğu, bugün için İstanbul Tarlabaşı'nda yaşayan pek çok Kürt çocuğu gibi bir hırsız, başıboş bir çete mensubu... Arada bir çetecilik eğilimi ile Siyahilerin uğradığı haksızlıklar arasında bir örtüşme gören, hırsızlığını, çeteciliğini Siyahîlerin uğradığı haksızlıklar üzerinden meşrulaştırmaya (doğru görmeye) meyleden bir çocuk...
O günlerdeki yaşam tarzı Amerika için tam istenilen bir yaşam tarzıydı: Düşük bir yaşam... Egemen güçlerin, zalimlerin; zayıfların enerjilerini boşalttıkları bir bataklık... Onlar, o bataklıkta tepinirken zalimler zulümlerini sürdürme yolu bulur. Tağutlar, bunun için bataklıklar üretirler. O bataklıklar üzerinden kötülükle mücadele ediyormuş görünümü verirken zulümlerini perçinleme imkanı bulurlar.
Malcolm, o bataklıktan kurtulmak isterken, kendisine Müslüman diyen bir Siyahî ırkçı oldu. Bütün Beyazları “Şeytan”, bütün Siyahları “mazlum” görüyordu. Onun için “iyi” ve “kötü” olmak bir renk meselesiydi. Farkında değildi ama aslında kendisine zulmeden Beyazlar da onun gibi düşünüyordu. Onlarla aynı dindendi, sadece kampı farklıydı.
Malcolm'un bu hayat devresi Amerika için sadece bir endişe kaynağıydı. Kontrol altına alınabilir bir endişe ki kontrol edilebilir her endişe küçüktür.
Sonra Malcolm, bütün kirlerinden arınarak tam bir Müslüman oldu. Müslüman olunca Amerika için dört dörtlük bir korkuya, bir fobiye dönüştü. O varken zalimlerin işinin yolunda gitmediği, imha edilmeden zalimler için rahat bir uykunun mümkün olmadığı bir korku hatta bir canavar…
Malcolm, bir çete iken eline bir kelepçe vurularak etkisizleştirilecek bir belaydı. Kelepçe ile önüne geçilebilecek her bela küçüktür. Malcolm, milliyetçiyken fikriyattan yoksun, yolunu bilmez bir şaşkındı. Şaşkınlar, kendilerine zarar verir; düşmanlarını ancak uyandırır ve güçlendirirdi.
Malcolm, Müslüman olunca ahmaklıktan ve şaşkınlıktan kurtuldu; hedefini bilen bir önder olarak öne çıktı. Hedefini bilen bir önderi dinleyecek bir kitle varsa zalimlerin vay haline?