Başörtüsü Ile Ilgili Makaleler - Başörtüsü Hakkında Yazı

Konu sahibi son olarak 2630 gün önce görüldü
Başörtüsü Ile Ilgili Makaleler,Başörtüsü Hakkında Yazı

Bildiğim kadarıyla genelde Müslümanların, özelde mü'min kadınların ‘başörtüsü sorunu’ diye bir sorunları yoktur. İki sebepten dolayı:

Bir: Mü'min kadınlar adına ‘sorun’ olarak gündemleştirilen şey başörtüsü değil, tesettürdür.

Başın örtülmesi, İslamî tesettürü tamamlayan son noktadır. Bu meseleyi ‘başörtüsü sorunu’na dönüştürenler, zaten kadın bedeninin başa kadar olan kısmında örtüye ilişkin operasyonu tamamladıkları için, baş’ta da gerekli ‘tadilatı’ yaptıkları an, örtü sorununu ila yevmil kıyame, hallettiklerini düşünen sefihlerdir.

İki: Mü'min bir kadının, mesela nasıl ki ‘namaz kılmak’ diye bir sorunu olmazsa, örtü diye bir sorunu da olmaz. Onun için ‘sorun’ kelimesini tırnak içinde yazdım.

Mü'min kadınlar bilirler ki Allah bir işe hükmettiği zaman, onların başka bir tercih hakları yoktur. Zaten onlar Allah'ın hükümlerine pazarlıksız ve gönülden teslim olmuşlardır. Onlara mü’min ve Müslüman denmesi de bu yüzdendir.

Allah'ın, bir mü'min kadının bedenini setr etmesine yönelik emri hiç o mü'min kadın için sorun olur mu?

Mü'min bir kadın, bedenini örtmekten niçin kaçınsın ki? Tesettür, mü'min kadınlar için sorun değildir; bilakis bir dinî emri yerine getirmiş olmak hasebiyle bir iç huzuru, bir mutmainlik sebebi, Allah'ın emrine teslim olmuşluğu gösteren çok yüce bir erdemdir.

Müslüman hanımların örtüsü konusunu ‘başörtüsü’ ve hatta ‘türban’ sorununa indirgeyenler, imanı ‘kişisel kanaat’, ahlakı ‘etik’, ibadetleri ‘bireysel özgürlük’, Allah’ı ‘Tanrı’laştıranlardır.

Bu, kıytırık, hatta fasıkça ve hatta münafıkça bir dildir. Öyleyse bütün Müslümanların, dil hususunda dikkatli olmaları, “dinlerini kimden aldıklarına bakmaları” gerekir.

‘Başörtüsü sorunu’ CHP’nin var, bir şekilde AKP’nin var, MHP’nin var, derin devletin var, demokratik cumhuriyet olma yolundaki devletin var, sağcıların, solcuların, nurcuların var ve bir de, çağdaşlıkla İslam, örtü ile modernizm arasında gel gitler yaşayan bazı kadıların var.

Tabi bir de, bazı ilahiyat hocalarının var. Bunlar içerisinde en iğrenç tutum, üç kuruşluk dünyevi çıkar uğruna örtü konusunu siyasete alet yapan ikiyüzlülerinkidir.

Bu kişilere kalemleriyle ‘lojistik’ destek veren hocaların tutumu da en az onlar kadar ahlaksızdır.

Çünkü İslam’ın tesettür emrini bile bile ve açıkça tahrif etmekteler, İslamî kavramları değiştirip dönüştürmekte, Allah'ın açık emrini tartışılır hale getirmektedirler.

Tıpkı İsrailoğulları’nın yaptıkları gibi.

İsrailoğulları kelimeleri tahrif etmişlerdi. Kelimeleri yerlerinden oynatmışlar (4/Nisa, 46; 5/Maide, 13), kavram kargaşası oluşturmuşlardı. Şimdi nöbeti, İsrailoğulları’nın çağdaş versiyonları devralmışlardır.

Müslüman kadının tesettürü, ağzından alkol kokusu yayılanların, demokratik liberal kültürü din edinenlerin, laiklikle İslam'ı uzlaştırmaya çalışanların istismar edemeyeceği kadar mukaddes bir davadır.

Tesettür, İslam’ın önemli bir rüknüdür. Müslüman kadının haysiyeti, izzeti ve şerefidir.

Müslüman kadının örtüsü ile İslam coğrafyasını işgal eden Amerikan askerlerinin ve bir de bizim kendi ülkemizde bizim hayatımızı, zihnimizi işgal etmiş bulunan, kültürümüzü ve medeniyetimizi ötekileştiren, İslam'ı çağdışı bir yobazlık olarak algılayan kâfirlerin sorunu vardır.

Fakat onlar hiçbir zaman tesettür kavramını, keyiflerine göre, istedikleri gibi yontamayacaklardır.

Allah onları bu muratlarına erdirmeyecektir. Çünkü onlar, ebterdir, İslam ise kıyamete kadar dünyanın en büyük hayat nizamı olmaya devam edecektir.

Kâfirlerin tesettürle sorunları, zarfla ilgili değil, mazrufla ilgilidir. Yani gerçek düşmanlık namusa, iffete, ahlakadır. İstenen, kadın kadınlığının pazarda satılan bir metaya dönüşmesidir.

Utanma ve ar kavramlarının unutulmasıdır. Kadın varlığını kadın buduna, yani hazza, zevke indirgemek isteyenler tesettüre düşmandır. Onlar kadın bedeni üzerinden, yeryüzünün en aşağılık eğlence kültürünü üretmeyi isteyen insanlık yoksunlarıdırlar.

Müminleri de kendi fahşa ve münkerlerine ortak etmek istemektedirler. Biz mü'minler onların nazarında, tıpkı Lut kavminin, “bunlar temiz kalmak isteyen kimseler”miş diye dalga geçtiği kimseler (7/A’raf, 82) gibiyiz.

Bu arada, mütesettir hanımların bazı dostlarının da kulaklarını çekmek gerekmektedir.

Bu dostlar ne yazık ki, İslam düşmanlarından, yani kâfirlerden başörtüsüne özgürlük dilenmektedirler.

Kimi aklı evveller daha da ileri giderek, başörtüsünün inanç özgürlüğü değil, insan ve kadın hakları kapsamına dâhil edilmesi gerektiğini yazabiliyorlar.

Bir kimse kâfirlerden bu kadar korkuya kapıldıktan sonra, o kadının başı örtülse ne olur, örtülmese ne olur? Örtü sadece bir metrelik bir bez değildir.

Örtü, aynı zamanda Müslüman kadının heybeti, cesareti ve kişiliğidir. Allah'tan değil de mevcut güç sahiplerinden korkacak kadar kişiliğini yitirmiş insanların örtünmeleri İslami açıdan pek bir önem taşımamaktadır.

CHP’nin, kadınların saçları önden bir tutam görülmelidir kanaati ve benzeri ‘çözüm’ önerileri, Müslümanların hiçbir şekilde ilgi alanına girmemelidir.

Bu kanaatler, kişi ya da kurum olarak kendilerini ilahlık makamında görenlerin hezeyanlarıdır.

Başörtüsünü / tesettürü CHP değil, Allah emretti. CHP’nin veya başka herhangi bir Partinin ve herhangi bir kişinin tesettür üzerinde, şöyle olsun böyle olsun şeklinde bir görüş beyan etme hakkı olamaz.

Nasıl ki Allah'ın mescidlerini Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyenler imar edemezlerse (9/Tevbe, 18), tesettür üzerinde de aynı kişiler herhangi bir ictihadda bulunamazlar.

Tesettür üzerinde İslam âlimleri ancak söz söylerler, onlar da ancak Allah'ın buyruğunu açıklarlar. Kadının saçı önden bir tutam görünmelidir kararı ile, sabah ezanı okunmamalı, sabah namazı kılınmamalıdır demek arasında bir fark yoktur.

Demokratların ısrarla ‘başörtüsü sorunu’ dedikleri tesettürle ilgili benim de bir çözüm önerim var. Şöyle: namazın neredeyse hiç tartışma konusu olmayıp da, tesettürün bu kadar çok konuşulmasının bir sebebi olmalıdır, o sebep şudur.

Tesettür, kişinin Müslümanlığının en açık, belirgin işareti, göstergesidir. Müslüman hanımlar gösterge olsun diye örtünmezler ama işin doğası böyledir.

Dolayısıyla kadının örtüsü, putperest çağa en açıkça meydan okuyan bir kıyamdır. Günümüzün Firavun ve nemrutlarını mü'min kadınların tesettürü korkutmakta, panikletmektedir.

Namaz ise gerek evde, gerekse mescidde, dört duvar arasında kılındığı için ‘mahalle baskısı’ yapmamaktadır. Ama örtü öyle değildir. Örtü aynı zamanda en iyi tebliğ vasıtasıdır.

Bu açıdan, Müslüman hanımlarımızın oldukça büyük bir misyonu yerine getirdikleri de böylece ortaya çıkmış olmaktadır. Öyleyse, örtüye, örtünmeye devam diyeceğiz. Zaten başka seçeneğimiz yoktur.

En iyi çözüm, her gün yeni bir kadının daha örtünmesi için bütün gücümüzle çalışmamızdır.

Çocuklarımızı da, müslümanca bir hayata, örtüye, ahlaka teşvik edeceğiz. Bizler, evet temiz kalmaya devam edeceğiz. İmanımız bunu gerektirmektedir.

Bu işin çözümü budur işte.

Ahya Aras
 
Başörtüsü Ile Ilgili Bilgiler,başörtüsü Bilgileri

Soru :

baş örtüsü hakkında bilgi verirmisiniz

Cevap : Allah (c.c.) Kur’ân-ı Kerim’de şu âyet-i kerimesiyle kadınlara tesettürü emretmiştir:

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler.

Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.

Zinetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler.

Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”(en-Nûr, 24/31)

Kız Çocuğu İçin Tesettür Ne Zaman Farz Olur?

Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Esmâ bint-i Ebî Bekir (r.anhumâ), üzerinde ince bir elbise olduğu halde Rasûlullah (s.a.v.)’in huzuruna girmişti. Rasûlullah (s.a.v.) ondan yüzünü ters istikamete çevirdi ve; “Ey Esmâ! Kadın hayız yaşına girdi mi, ondan sadece şunun ve şunun dışında hiçbir yerinin görünmesi caiz değildir!” dedi ve yüzü ile ellerline işaret etti.(Ebû Dâvûd, Libâs 34)

Yukarıdaki hadîs-i şeriften anlaşıldığı gibi, kız çocuğu adet görmeye başladığı andan itibaren yüzü ve elleri dışında kalan bütün bedenini örtmesi farzdır.

Tesettürün Vasıfları Nelerdir, Tesettür Nasıl Olmalıdır?

1- Kadının üzerine tesettür niyetiyle giydiği elbise bedenini göstermemelidir.

2- Vücut hatlarını gösterecek darlıkta olmamalıdır.

3- Örtmesi gereken yerleri kaplayacak büyüklükte olmalıdır.

4- Giydiği kıyafet gerek kumaşı, şekli ve gerekse de rengi itibariyle dikkatleri üzerine çekecek bir kıyafet olmamalıdır.

Kadınların Buluğ Çağından Önceki Durumları

Rasûlullah (s.a.v.) Amr b. el-Âs (r.a.)’dan rivayetle şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın.”(Ebû Dâvûd, Salât 25)

Aynı râvînin bir diğer rivayetinde ise, Rasûlullah (s.a.v.) bundan (yani namazın çocuğa ne zaman emredileceği hususundan) sorulunca şöyle buyurmuştur: “Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin!”(Ebû Dâvûd, Salât 26)

Yine Abdulmuttaliboğulları’ndan bir çocuk, konuşmaya başlar başlamaz, Rasûlullah (s.a.v.) o çocuğa şu âyeti yedi sefer okutarak ezberletirdi: “Hamd O Allah’a olsun ki, O ne bir çocuk edinmiştir, ne de mülkünde bir ortağa sahiptir.”(en-Nahl, 16/78)(İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Ter. ve Şerhi, c. 8, s. 233)

Yukarıdaki hadislerin delalet ettiği hükümler şunlardır:

1. Çocuğun eğitim ve öğretim yaşı konuşmaya başladığı yaştır.

2. Çocuğa ilk öğretilen Kur’ân’dan âyetler olup, itikatla alakalıdır.

3. Namaza başlama yaşı, temyiz (çocuğun söylenenleri eksiksiz anlayıp cevap verebildiği) yaşıdır. Onun için namazla ilgili sûre, dua, farz, vacip, sünnet vs.yi öğrenmeye başlatılmalıdır.

4. Namazı zorla kıldırma yaşı on yaşıdır. Bu hususta çocuk itaat etmezse dövülür. Ancak dayağın farzların dışında bir meselede olmaması, yaralayıcı olmaması, üç darbeyi geçmemesi ve başa vurma şeklinde olmamasına dikkat edilmelidir. (Buradaki dayak terbiye amaçlıdır.)

5. On yaş (ister hepsi kız olsun ister erkek) çocukların uyudukları yatakları ayırma yaşıdır.( İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Ter. ve Şerhi, c. 8, s. 233-235)

6. Temyiz yaşında kız çocuklarına namaz ve ilgili hükümler öğretilirken başörtüsü de örtmeye alıştırılmalıdır. On yaşına bastığında ise bu, mecburi kılınmalıdır.
 
Geri