Hüma
Altın Üye
-
- Katılım
- Mart 2, 2012
-
- Mesajlar
- 11,609
-
- Tepkime puanı
- 1,447
-
- Puanları
- 353
Caddeye bakan bir balkonda akşam olurken, kahvesini yapar Azita. En çok, düş kurduğu zamanları özler ve düş kurmaya inandığı…
Yıldızlar, ay derken, olanca gücüyle çöker şehrin üstüne karanlık. Önce çocukların yaz gecesinde geç saatlere kadar apartman önünden gelen sesleri kesilir, sonra tek tek söner ışıkları evlerin.
Geceye yenik düşer uykular. Azita balkonundaki mumları yakar. Bir küçük kadehte rakısını koyar. Yanında elleriyle hazırladığı ezme ve haydari, iki dilim kavun, bir küçük de beyaz peynir tabağa; fonda seslenir içli içli Münir Nurettin….
Kürdilihicazkar bir damla yaş döker Azita gözünden, “O kadın”ı dinlerken. Kaderine sitem eder bazen, iç çeker öylesine.
Ne zaman sevdayla yanarsa bir kadının kalbi, uzakta bir yıldız kayar geceden. Vazgeçişlerin, teslimiyetin ve hiç hesapsız tüm benliğini aşka emanet etmenin nişanesi gibi, göz kenarına gelip yerleşir çizgiler.
Çok seven kadınlar, çok acı çekmeyi göze alırlar. Bilirler gecenin koyu ve sessiz yalnızlığını; bilirler yıkık bir duvarın üzerinden günün en aydınlığında dikip gözleri ufka bakarak saat saymayı.
Çok seven kadınlar, satmadılarsa acılara yüreklerini, bir cam kenarında tüketirler ömürlerini. Kimi sevseler, ömürlerini verdikleri o adamlara benzemeyeceğini bilirler.
Onlar başka türlü kadınlardır. Yuvayı yapan dişi kuş olurlar, an gelir sevdiği adama gelecek kurşuna siper olurlar, sevdiklerine zarar gelecekse kartal olurlar, bir adamın gözlerine bakıp aşık olurlar.
Onlar başka türlü kadınlardır. Sofralarında elleriyle hazırladıkları mezeleri, dillerinde hep hasret türküleri, sevdikleri adamın kolunda ölmektir istekleri. Azita ve diğerleri….
“Çok Aşığın Var Diyorlar” çalar radyoda. Azita toplar sofrayı, söndürür mumları, kapatır balkonun kapısını ve bilir ki; o gecede gelmeyecektir beklenen. Siler makyajını, açar saçlarını, giyer sevdiği adam için aldığı beyaz dantelli geceliğini ve yine yalnız bir gecede atar kendini uykunun kollarına.
Bir an çıkıp bakabilseniz gökyüzüne, soğuk bir rüyaya dalmış ve uyandığında sadece yüreğindeki sızıyı hatırlayacak hasret dolu yalnız kadınların, gözyaşlarının süzüldüğünü görürsünüz sonsuzlukta. Onlar başka türlü kadınlardır; Azita, Ben ve diğerleri…
Yıldızlar, ay derken, olanca gücüyle çöker şehrin üstüne karanlık. Önce çocukların yaz gecesinde geç saatlere kadar apartman önünden gelen sesleri kesilir, sonra tek tek söner ışıkları evlerin.
Geceye yenik düşer uykular. Azita balkonundaki mumları yakar. Bir küçük kadehte rakısını koyar. Yanında elleriyle hazırladığı ezme ve haydari, iki dilim kavun, bir küçük de beyaz peynir tabağa; fonda seslenir içli içli Münir Nurettin….
Kürdilihicazkar bir damla yaş döker Azita gözünden, “O kadın”ı dinlerken. Kaderine sitem eder bazen, iç çeker öylesine.
Ne zaman sevdayla yanarsa bir kadının kalbi, uzakta bir yıldız kayar geceden. Vazgeçişlerin, teslimiyetin ve hiç hesapsız tüm benliğini aşka emanet etmenin nişanesi gibi, göz kenarına gelip yerleşir çizgiler.
Çok seven kadınlar, çok acı çekmeyi göze alırlar. Bilirler gecenin koyu ve sessiz yalnızlığını; bilirler yıkık bir duvarın üzerinden günün en aydınlığında dikip gözleri ufka bakarak saat saymayı.
Çok seven kadınlar, satmadılarsa acılara yüreklerini, bir cam kenarında tüketirler ömürlerini. Kimi sevseler, ömürlerini verdikleri o adamlara benzemeyeceğini bilirler.
Onlar başka türlü kadınlardır. Yuvayı yapan dişi kuş olurlar, an gelir sevdiği adama gelecek kurşuna siper olurlar, sevdiklerine zarar gelecekse kartal olurlar, bir adamın gözlerine bakıp aşık olurlar.
Onlar başka türlü kadınlardır. Sofralarında elleriyle hazırladıkları mezeleri, dillerinde hep hasret türküleri, sevdikleri adamın kolunda ölmektir istekleri. Azita ve diğerleri….
“Çok Aşığın Var Diyorlar” çalar radyoda. Azita toplar sofrayı, söndürür mumları, kapatır balkonun kapısını ve bilir ki; o gecede gelmeyecektir beklenen. Siler makyajını, açar saçlarını, giyer sevdiği adam için aldığı beyaz dantelli geceliğini ve yine yalnız bir gecede atar kendini uykunun kollarına.
Bir an çıkıp bakabilseniz gökyüzüne, soğuk bir rüyaya dalmış ve uyandığında sadece yüreğindeki sızıyı hatırlayacak hasret dolu yalnız kadınların, gözyaşlarının süzüldüğünü görürsünüz sonsuzlukta. Onlar başka türlü kadınlardır; Azita, Ben ve diğerleri…