BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Başarısızlıktan korkmayı da
başarısızlık karşısında utanıp denemeyi bırakmayı da büyüdükçe öğreniriz
Oysa çocuklar başarısızlıktan utanmadıkları için toparlanıp tekrar tekrar denemeye devam ederler
Pek çok yetişkin ise ’tedbirli’ olmayı öğrenmiş olarak başarısızlıktan emekliye ayrılır
SOPANI SALLAMAZSAN TOPA VURAMAZSIN!
1
Malcolm X
not defterlerinden birine şöyle yazmıştı: "Büyüklerin çocuklardan alacağı bir ders vardır: Başarısızlığa uğramaktan utanmamak
toparlanıp bir daha denemek
" Gerçekten de birçoğumuzun harekete geçmemesinin nedeni bu değil mi? Hata yapmaktan
yanlış olarak adlandırılacak bir davranışta bulunmaktan korkmak
Bu sözün devamını getirmiş
şöyle yazmış Malcolm X: "Ama büyükler olarak çoğumuz öylesine korkak
öylesine çekingen
öylesine 'tedbirli' ve bu yüzden öylesine içine kapanık ve yüreksiziz ki
Birçok insanın başarısızlığa uğramasının nedeni de bundan başka bir şey değildir
Orta yaşlıların pek çoğu kendilerini başarısızlıktan emekliye ayırmışlardır çoktan
"
Evet
Malcolm X'in kaleme aldığı bu notun biraz öfkeli bir tonu var
Ama bu
sözlerinin geçerliliğine de
haklılığına da gölge düşürmemeli
Hatta bu öfkeli tonun durumun yeterince anlaşılması bakımından faydası dahi var
Onun bu sözü bizi sarsıyor ve kendimize gelmemize neden oluyor
Belli ki Malcolm X "kendilerini başarısızlıktan emekliye ayıranların" ya da buna eğilim gösterenlerin yüzüne bir tokat gibi inmek istiyor
Belli ki o
daha erken yaşta
gerekli çabayı göstermeden "ununu elemiş
eleğini de duvara asmışlara" sesleniyor
2
"Satışta Başarı" adlı kitabın yazarı Frank Bettger beyzbolda geçerli olan bir kuralın satıcılıkta da geçerli olduğunu söyler
Aslında kanımca yaşamın her alanında geçerli olan bu kural şudur: "Sopanı sallamadıkça topa vuramazsın!" Bettger
çabalamadıkça
denemedikçe herhangi bir işten sonuç beklememizin gerçekçi olmayacağını söyler
Beyzbol sahalarının bu deyişini satış yapmaya uyarladığında
ilk yıllarında işinde başarılı olamamasının nedenini çözer
O
müşterileriyle yeterince satış görüşmesi yapmamıştır
3
Kendini tanımanın ustası Dostoyevski
"Beyaz Geceler" adlı uzun öyküsünde hayaller kuran ama bir türlü harekete geçmeyen kahramanını şöyle konuşturur: "Ve şimdi kendime soruyorum: 'Hani
ne oldu rüyalarına?' Başımı mahzun mahzun sallayıp 'Seneler hızla geçiyor
' demekten başka seçeneğim yok
"
Bununla yetinmez
başka sorular da sorar kendine: "Gençlik yıllarını nasıl geçirdin?"
"En mutlu anlarını nereye gömdün?"
Ve acımasızlaşır: "Hakikaten yaşadın mı sen?" Öykünün kahramanı halen yaşamını değiştirecek bir şey yapamasa da sonunun nasıl olacağını görmüştür: "Geride aptalca rüyalardan
budalaca hayallerden başka bir şey bırakmadan
bir hiç
yuvarlak bir sıfır olarak çekip gitmek
"
4
Ne diyordu Malcolm X? "Orta yaşlıların pek çoğu kendilerini başarısızlıktan emekliye ayırmışlardır
" Dostoyevski'nin kahramanı da kendisini mutlu etmiş
heyecandan coşturmuş "hayallerinin" yıl dönümlerini kutlar
Bir türlü gerçekleşmemiş olayların
hayallerin yıl dönümleridir bunlar
Gerçek bir hayat yaşayamadığı için zamanında kurduğu düşler peşini bırakmaz
Ama bunlar bile fakirleşmiştir
Çünkü yenilenmemiş
değiştirilmemiş ve en önemlisi
gerçekleşmemişlerdir
Yeterince çaba sarf etmeden hayallerimizden vazgeçmemiz başarısız olma korkumuzdan kaynaklanır
İsteklerimizden bütünüyle vazgeçmesek bile bazen hedeflerimizi küçültür ya da biçimini değiştiririz
Gerçekten
insanın kendini kandırmasının bin türlü yolu vardır
Ama sonunda kendine söylediği yalanlarla yüzleşir
bu yalanların bedelini öder insan
Bu bedeli bazen donuklaşmış
tüm canlılığını yitirmiş bir yaşam sürmekle öder
Bazense "keşke yapsaydım" deyip dizlerine vurarak
Sonunda korkusu onu hareketsiz kılmıştır
Evet
başarısız olmamıştır
Ama hepimiz biliriz
hata yapmayanlar zaten hiçbir şey yapmayanlardır
Birçoğumuz kendimizi bu grubun içine dâhil etmeyiz
hareketsizliği kendimize yakıştırmayız
Ama kanımca daha yakından baktığımızda birçoğumuz
en azından bazı konularda
zaman zaman hiçbir şey yapamadan beklediğimizi görürüz
Kendi ellerimizden kaçıp gitmesine izin vermişizdir tüm yaşamımızın
5
Bu satırları yazarken Ömer Seyfettin'in ortaokul yıllarımda okuduğum bir hikâyesi geliyor aklıma
Ne zaman bir konuda tıkanıp kalsam başvurduğum öykülerden biri olduğunu
bana esin verdiğini anımsıyorum
Bu öykünün adı "Kütük"tür
Arslan Bey'in komutasındaki iki bin kişilik kuşatma ordusu
Şalgo burcunu sarmıştır
Arslan Bey kaleyi tek kurşun atmadan almak ister
Bunun için havanın bozmasını
sisin artmasını bekleyecektir
Hava bozmaya başlayınca askerlerine komut verir
onlardan istediği sadece gürültü çıkarmalarıdır
Askerler bu emirden pek bir şey anlamaz
Onlar saldırmayı beklerken komutanları sadece gürültü çıkarmalarını istemiştir
Buna karşılık askerler emri yerine getirirler; davullar
kösler vurulur
kalkanlar çarpıştırılır
Atlar kişner ve askerler "Heya
Mola!" diye bağrışır
Arslan Bey kalenin önüne gelir ve kaledekilere teslim olmalarını önerir
Daha iki gün önce başka bir kaleyi aldığını söyler
Sonra da 50 mandanın çektiği devasa topu gösterir
tek atışla savaşı kazanacağını söyler
Kısa bir zaman sonra Şalgo burcundakiler teslim olurlar
Esir alınan askerler daha önce bir benzerini görmedikleri bu devasa topu yakından görmek isterler
Topa yaklaşır
ona dokunurlar
Kısa zamanda büyük bir şaşkınlıkla bunun bir top olmadığını anlarlar
Ağzı bile oyulmamış
sadece boyanmış ve biçim verilmiş bir kütüktür bu
Devasa bir kütüktür! Bunun üzerine esir kale kumandanının yüzü ekşir ve "Bu mertlik değil
" der
Arslan Bey buna karşılık
daha bir kez bile patlamayan bir toptan korkup mücadele etmeden teslim olmanın mertlik olup olmadığını sorar
Ne zaman bir konuda tıkanıp kalsam aklıma bu öykü düşer
Bir konuda yeterli çabayı göstermeden "ben yapamam" diyerek teslim olmanın doğru olmadığını düşünürüm
Belki de korktuğum
çekindiğim şey sadece bir kütüktür
Uzaktan bakıldığında devasa ve korkutucu olan şey bir yanılsamadan ibarettir belki de
Onu benim için daha korkutucu kılan
sisin içinde olmasıdır
Bir de onu çevreleyen insanlar bol bol gürültü çıkarır
Evet
kuşatma tamamlanmış gibidir
Ben de ya başarısızlıktan korkup geri adım atarım ya da başarısızlıktan emekli olmayı reddeder
hayallerimin peşine düşerim
İyi bir vuruş için sopamı sallarım
Başarısız mı oldum
çocuklardan öğrendiğim gibi
"toparlanıp bir daha denerim"
Yazan : Onur Hınçer
SOPANI SALLAMAZSAN TOPA VURAMAZSIN!
1
Malcolm X
Evet
2
"Satışta Başarı" adlı kitabın yazarı Frank Bettger beyzbolda geçerli olan bir kuralın satıcılıkta da geçerli olduğunu söyler
3
Kendini tanımanın ustası Dostoyevski
Bununla yetinmez
4
Ne diyordu Malcolm X? "Orta yaşlıların pek çoğu kendilerini başarısızlıktan emekliye ayırmışlardır
Yeterince çaba sarf etmeden hayallerimizden vazgeçmemiz başarısız olma korkumuzdan kaynaklanır
5
Bu satırları yazarken Ömer Seyfettin'in ortaokul yıllarımda okuduğum bir hikâyesi geliyor aklıma
Arslan Bey'in komutasındaki iki bin kişilik kuşatma ordusu
Kısa bir zaman sonra Şalgo burcundakiler teslim olurlar
Ne zaman bir konuda tıkanıp kalsam aklıma bu öykü düşer