Bana Kerîm lazım, keramet değil!..

Konu sahibi son olarak 2795 gün önce görüldü
Bana Kerîm lazım, keramet değil!..
Bayezid-i Bistâmî "kuddise sirruh" hazretleri şöyle anlatır:
Birgün Dicle nehrinden karşı tarafa geçecektim. Yanına varınca Dicle'nin iki yakası, bana yol vermek için birleşti. Derhal kendimi toparladım ve Dicle'ye şöyle dedim: "And olsun ki, ben, buna kanmam. Zîrâ sandalcılar bir adamı yarım akçeye geçiriyorlar. Ama sen, otuz senelik amelimi istiyorsun! O hâlde mahşer için hazırladığım amel-i sâlihlerimi aslâ burada yarım akçeye verip ziyan edemem. Bana Kerîm lâzım, kerâmet değil!"
NOT;
İmam-ı Rabbani hazretleri ve yolunun büyükleri, KERAMET İSTİKAMETTİR buyuruyorlar. Nedir istikamet? Şeriatin hududunu gözetmektir. Yani Ehl-i sünnet iman ve islamından zerre kadar sapmadan yaşamaktır. Tabii sapmamak için, İmam-ı Rabbani hazretlerinin buyurduğu gibi Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını dikkatle okuyarak imanını (inanılacak şeyleri) ve islamını (farzları, haramları, sünnetleri, mekruhları) doğru öğrenmeli ve hududunu gözetmelidir. Osmanlı ve öncesi islam alimleri Ehl-i sünnet alimleriydi. Din bilgileri naklîdir. Herkesin aklına göre değildir. Ehl-i sünnet alimleri kendiliklerinden söylemezler, yazmazlar. Önceki alimlerden naklederler. Buna Ehl-i sünnet yolu denir. Kurtulanlar bu yolda olanlardır.
(Hüseyin Hilmi Işık rahmetullahi aleyh)
 
Geri