Bana Kalasıca Parçalar

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Başkalarının hataları yüzünden mütemadiyen seni yargılıyorlar ve bu, inan ki çok koyuyor.
Yargılamaya güçleri yetmeyen kişileri, elleri ve dilleri uzanmadıklarını, işlerine gelmeyenleri görmezden geliyor yahut Allah'a havale edip geçiyorlar. Güçleri yettiği her kimse tutup onu yargılıyorlar. Sesi çıkmıyorsa şayet dünyanın bütün kötülüklerinin müsebbibi oymuşçasına hükümler giydiriyorlar. Bunun adına da adalet diyorlar.

İnsanlar, böyledir kedi. Biz, iyisi mi küçük işlerimize bakalım. Tanrıları oynayanlara değil. Panteon'un gündemine kafa yormaya değmez. Övüp övüşürler, dövüp dövüşürler; Bir küser, bir barışırlar; bir bakarsın yağlı ballılar, bir bakarsın kanlı bıçaklılar...

Biz küçük işlerimize bakalım.

 
Covidden önce gittiğim son konser Ezginin Günlüğü idi. Başımıza neler geleceğini bilmeden bir ağızdan söylüyorduk
“Bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir”

 
@Myself

"Sevgi, emektir" derler ya, işte biz de sevdayı öyle bellemişiz. Emeğimizden vazgeçemiyoruz.

Gönül verdiğimiz kedilerden vazgeçemiyoruz.
Toksik ilişki de olsa sigaramızdan vazgeçemiyoruz.
Bizi biz yapan prensiplerimizden vazgeçemiyoruz.
İçimize işleyen şarkılardan bir türlü vazgeçemiyoruz.

 
Değerlerin yozlaştığı ve yitip gittiği bir memleket habitatındayız.

Gönül isterdi ki, böylesi bir karanlıkta çiçek açmak durumunda kalmasaydık. Gövdemiz taşıyamıyor, çiçeğimiz toprağa bakıyor, boynumuz bükük.


 
Gün eskitmekten gayrı yaptığımız bir şey yok. Gene de eski günden kastımız eskitmekte olduğumuz şu günler değil...

Biliyor musun, biz istesek bile pederşahi olamayız. Olabilecek olsak, kendimiz peder olurduk zira.

 
Bir mihri sevdadır ki hiç dinmez, günebakanın gözü güneşten başkasını görmez.

Gönül memleketinin öz yurtlusu olamadım. Kaçak yollarla girmeye de çabalamadım. Benim gönül yurdumsa, sensizliğin kimsesizliğiyle buhranda. Böylesi bir buhranda yaşıyor, ne kalabiliyor ne de göçebiliyorum.

Her yeni güne uyanmanın sersemliği üzerimdeyken yokluğun hesap soruyor bana. Kendimi savunamıyor, bir cevap veremiyorum. Takvimlerin bir manası kalmadı. Birileri bir zaman dilimine girildiğini söylüyor, bense izdihamda sürüklenircesine onları takip ediyorum. Hepsi bu.

 
  • Beğen
Tepkiler: RK
Sadece ezginin günlüğü mü? Bir tane uzun süredir dinlemediğim bir şarkı vardı, az önce dinledim. Çok güzel olduğunu hatırlamış oldum böylece.

 
@Lena

Öyle hikâyesiz olmaz ama. Bilir misin, eskiden kelebeğin ömrü kısa değilmiş. Tırtıl, aylarca süründükten sonra bir ağaca tırmanıp itinayla ve aşkla kendine kanatlar örermiş. En nihayetinde kelebek olarak havada salınır, çiçeklerle dans eder ama zarif kanatları rüzgârda kopup gider ya da zamana direnemeyip tel tel dökülüp yitermiş. Kanatlarını yitiren kelebek yere düşer, tekrar sürünerek ağaca çıkıp kendine kanatlar dikermiş. Bu döngü hep böyle gidermiş.

Günün birinde böylesi kısır bir döngünün içine hapsolmuş çileli tırtılı gören kedi, Doğa Ana'dan ricacı olmuş. İşte o günden beri kelebeğin ömrü kısalmış. Her tırtıla sadece bir kez kelebek olma şansı tanınıyormuş. Kelebek olmak için tekrar sürünmesine gerek kalmıyormuş. Kedi ise bunun karşılığında dokuz canlı olmakla lanetlenmiş.

 
@R-K

Yeni şeyler yapabiliriz. Ama her ne yaparsak yapalım, eskiyi asla geri getiremeyiz.

 
  • sarılma
Tepkiler: RK
@Lena

Kedi, evin gözdesiymiş. Her ne yaparsa yapsın hane halkından takdir görüyor, beğeniliyor, muziplikleri bile bir nebzecik sitemin ardından dillendirile dillendirile övülüyormuş. Öyle ki, hanedeki herkes "Kedi, evin neşesi" sözünü bir motto misali hiç dillerinden düşürmeden yineleyip duruyormuş.

Günlerden bir gün hane halkına bir fert daha eklenmiş. Çiftin çocukları olmuş. Kedi, her ne yaparsa yapsın kendisini sevecek bir kişi daha aileye eklendiği için büyük bir sevinç duyuyormuş. Gelgelelim tam aksine kedi her ne yaparsa yapsın giderek hor görülür olmuş. Çünkü hane halkının bütün ilgisi artık bu insan yavrusunun üzerindeymiş. Üstelik kedi, bebeğe her yaklaşma girişiminde bulunduğunda öteleniyormuş. Bu durumun geçici olduğunu, tekrar eskisi gibi evin neşesi olarak söz edildiği günlere döneceğini umuyormuş. Ama hane halkının "Çocuk, evin neşesi" sözünü bir motto bekleyerek ağızlarından düşürmemeleri, kediyi eski günlerin geri gelmeyeceği kanaatine itmiş.

Kedi, en sonunda evi terk etmeye karar vermiş. Her gün balkona çıkıp etrafı seyrediyor, nereye gitsem, nasıl yapsam diye kafa yoruyormuş. Böylelikle zamanla düş kurmayı öğrenmiş. Artık, düş kedisiymiş. Düşlerde yaşayan bir kedi. Düş kırıklığından ibaret hayatında, düşlere tutunarak yaşayan bir kedi.

 
Söze gerek bile duyulmamış. Müzik yeter.
Baya iyi bir müzisyen bir çok işi güzel aslında ama bu çok hoş.

 
@Bahtiyar

Yedi kişi danaya mı demiştin hocam? hehe.
Yedi kocalı Hürmüz olamayız biz. Yedi kedili Mihri olabiliriz.

 
@ne

Attığım 3 post, 3000 post'una denk düşmeyenler hâlâ 3001'inci postunu atarken bense sevdiğim üyelerle uzaktan bile olsa kahve içmeyi yeğliyorum.

 
  • sarılma
Tepkiler: ne
zamanin durmasıni isteseydik bütün ne varsa cebimize koyup aynı yolda yürümezdik. Milyarlarca ruhun içinde denk düşebilmek ne kadar değerli.
Mesela bir hüznü susarak paylaşmak , bir vazgeçmişligi anlayıp sessizce "seni anlıyorum" u hissettirmek dahası ise insanın dehlizlerinde ki yeşil kalan yerleri herkesin görememesi ama görenlerinde nasıl değerli olduğu..

sevgi çok yönlü ama her pusulası sarılmaya çıksaydı, mesela sevdiklerine sarılma zorunlu kilinsaydi ? deselerdi ki şu saatte su arkadaşina eşine dostuna sarılmak zorundasin deselerdi ? hiç fena olmazdı.

Sarılmak dinlenmekti çünkü ve de beslemek ruhu, yola devam ederken yakıtti aslında.

üf kalk gidiyoruz bu dünya bize fazla sahte )

 
zamanin durmasıni isteseydik bütün ne varsa cebimize koyup aynı yolda yürümezdik. Milyarlarca ruhun içinde denk düşebilmek ne kadar değerli.
Mesela bir hüznü susarak paylaşmak , bir vazgeçmişligi anlayıp sessizce "seni anlıyorum" u hissettirmek dahası ise insanın dehlizlerinde ki yeşil kalan yerleri herkesin görememesi ama görenlerinde nasıl değerli olduğu..

sevgi çok yönlü ama her pusulası sarılmaya çıksaydı, mesela sevdiklerine sarılma zorunlu kilinsaydi ? deselerdi ki şu saatte su arkadaşina eşine dostuna sarılmak zorundasin deselerdi ? hiç fena olmazdı.

Sarılmak dinlenmekti çünkü ve de beslemek ruhu, yola devam ederken yakıtti aslında.

üf kalk gidiyoruz bu dünya bize fazla sahte )



İncesaz da kabülümüz. Mart ayındayız şekerim, sahte kedilerle esas kedileri birbirinden ayırt etmek gerek elbette.
 
  • Ablan Star
Tepkiler: ne
Geri