Bana İsmimi Geri Ver

  • Kullanıcı Sade
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Afganistan’da Rabia isimli bir kadın, Covid semptomları ile doktora gidiyor.
Doktor ona ilaç yazıyor ve reçetede kadının ismi yer alıyor.
Rabia eve geliyor ve kocasından ilaçlarını almasını istiyor,
ancak kocası,
başka bir erkeğe adını açıkladığı için onu dövüyor..

Afganistan’da kadınlar isimleriyle anılmıyor;
evin en büyük erkeğinin eşi, annesi, kardeşi, kızı...
Kısaca kadınlara isimleri ile hitap edilmiyor,
adeta görünmez kabul ediliyorlar....Afgan kanunlarına göre,
bebeklerin doğum sertifikalarında sadece babalarının adı yazılıyor,
anneler yine görmezden geliniyor.
Ne evlendiklerinde düğün davetiyesinde,
ne de öldüklerinde mezar taşlarında isimleri var...
Ancak Afgan kadınları buna dur demeye karar veriyor ve tam 3 sene önce
“where is my name?”
“Adım nerede?”
kampanyasını başlatıyor.
Kampanyanın sözcüsü,
28 yaşındaki Laleh Osmaney,
bu hareketi şu sözlerle anlatıyor...“Afgan kadınlarının,
çocuklarının kimliğinde ve doğum belgelerinde isimlerinin yer alması bir kadın hakları değil,
insan hakları hareketidir.
Kadınlar, hayattaki rollerinden önce birer bireydir.
Önce erkekler tarafından yok sayılan varlıkları,
zamanla kendilerinin de bunun varlığını unutmasına sebep oluyor.” 3 yıl sonunda, bu kampanya başarıya ulaştı.
Afganistan başkanı Ashraf Ghani,
17 Eylül 2020’de kadınların isimlerinin çocuklarının doğum belgesi ve kimliklerinde olması kanununu onayladı.
Ancak Afgan kadınların önünde upuzun bir yol ve sonsuz mücadele var...
“Eyy Kahraman Türk Kadını sen yerde sürünmeye değil,
omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın...”
diyen ve kadının adı yokken ona kimlik kazandıran,
eşitliği getiren
Kadınların da toplumda yerlerinin olmasına,
her türlü meslek dalında görev yapabilmelerine,
seçme ve seçilme haklarının olmasına olanak tanıyan

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK "ü

Saygı, sevgi, RAHMET ve sonsuz minnetle anıyoruz..
 
Kadınların en önemli sorunu hâlen bir erkeğin himayesinde yaşamayı tek seçenek zannediyor olmalarıdır oysaki kadın da güçlü olsa ve o erkeğin yanında mecburiyet ya da zorunluluktan değil de kendi iradesi ile bulunabilse çok daha sağlıklı olur. Bu yazdığım bazı erkeklere ters geliyor çünkü kadını yönetmeyi sevdikleri gibi o kadını kendine bağımlı hale getirmeden, yanlarında tutacak potansiyele sahip olmadıklarının da farkındalar. Bu noktada elbette bazı kadınlar da hatalı çünkü sürekli "Bir erkek bana bakmalı." modunda yaşam sürüyor ve kendi hayatlarının kontrolünü ellerine alma ihtiyacı hissetmiyorlar. Ne yazık ki ortada bağımlılık varsa koşullara mahkumiyet de vardır.

Hayata karşı güçlü olmak isteyen kadınların önceliği, kendi ayakları üzerinde durabilmek olmalıdır ve sonrasında yine bir erkekle yollarına devam edebilir hatta himaye edilme ihtiyacı da duyabilirler fakat önemli olan, herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında, o ortamı terk edebilecek güçte olmalarıdır ki bu da ancak her türlü mecburiyetten arınmakla sağlanabilir.
 
Son düzenleme:
Geri