Bana bir tane huzurlu İslam Ülkesi gösterir misiniz ?

  • Kullanıcı Banu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 3115 gün önce görüldü
“Kul mutu biğayziküm”,

Günümüzde teknoloji ve bilimde gelinen noktayı örnek göstererek bunların medeni olduklarını savunmak medeniyetin ne olduğunu anlamamak, bilgisizlik ve gafletin ürünü olmakta



Günümüzde islamiyeti aşağılamak, batılıların işlerini onların bilgi ve becerilerine bağlamak, onların gelişmişliklerine gıpta ile bakmak özenmek modası daha bariz hal aldı- basit bir mantalite ile bugünki zayıf durumumuzu dine bağlayan ve asla düzelmeyeceğimizi ve zaten düzelmenin islamiyetle mümkün olmadığını kabul edenler türedi. Bunlar kafası çalışmayan öküz gibi gördüğü an ile karar verenlerdir.



buna ne anlatırsan anlat girmez - uğraşma



Bunu günümüzde görüyoruz; önceki müslümanların kurdukları devletler ve ilimde geldikleri seviye ortada iken zamanımızda fakirlik ve cahillik müslümanlara maledilerek bunların sebeplerinin islam olduğunu rahatlıkla söyleyenler ve gelişmiş batıya ağzı sulanarak bakanların sayısı artmakta. Burada dikkat edilmesi gereken şu olmalı - Eğer müslümanlar güçlü olsa idi bunlar belki bu tepkiyi bu kadar açıktan yapamıyacaktı ama iman ve inanç konusunda gene aynı noktada kalacaklardı ve bu sayı hemen herkesi içine alarak tek bir ümmet haline geleceklerdi, çünkü Zuhruf suresi 33. ayeti kerimesi bu konudaki beyanında küfürde birleşeceklerini izah ediyor. İnkar edenlere hiç kıymeti olmayan dünyalıkların fazla fazla verilmesi insanların küfre yönelmesine sebep olacağı ile birlikte altın gümüş gibi metaların indi ilahide değerlerinin olmadığını bildirmekte.



“Ve lev la en yekünennasu”, ayeti kerimesini tefsir ederken Kadı Beydavi hazretleri şu ibareyi yazıyor. “Ve lev la en yergabennasu fil küfri”, insanlar veyahut da “Ve lev la en yergabu fil küfri”, küfür konusuna rağbet etmeselerdi Allahı inkara yönelmeselerdi manasına. Bu tehlike söz konusu olduğu için Cenab-ı Hak buyuruyor ki, onlara bu imkanı vermedik. Yani insanlar eğer böyle bir tehlikeye maruz kalmıyacak olsalardı, onlara çok büyük imkanlar bahşedebilirdik. Ama dünya hırsı ve onlarda kendini gösterme merakı ve kaprisi o derece kuvvetli hale gelirdi ki, Allahı tamamen unuturlardı. Cenab-ı Hakka asi olurlardı. Onun için insanların ellerindeki imkanları Cenab-ı Hak kısıtladım buyuruyor. Zımnen bu mana ifade ediliyor.



Yani insanların zaafı maddi zenginlik, refah, güç elde etmek -- İnanç 2. planda kalıyor. Değersiz olan dünya malı kafirlere bol bol verilse idi onlara imrenip alelacele küfürde birleşecek, tercih ettikleri küfürü daha açıktan belli ederek herkes orada toplanacak idi.



bütün fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek, Batı devletleri tarafından 150- 200 yıldır, siyasi, ekonomik, sosyal baskılarla, sindirilen, mücadele azmi kırılan; bunun neticesinde bilhassa Ortaasya ve diğer İslam ülkelerinde meydana gelen inanç boşluğunu doldurmak. Bütün dünyada Hırıstiyan hakimiyetini sağlamak.



işte bu karı bu defolu ürün
 
zuhruf suresinde bu işin nedenleri yazar

o mantıktaki insanlara onu anlatamayız

ama bu hayvanların son asrı düşünerek karar vermesi hataları oluyor içlerindeki islam düşmanlığını kusuyorlar

hristiyanlar pis dinlerini terk ettikleri için yükseldiklerini

müslümanların dinlerini terk ettikleri için alçaldıklarını ona kabul ettiremezsin
 
hristiyanlar "pis dinlerini" terk ettiler de ne oldu? beş vakit namaza mı başladılar? :d
 
'Huzur İslamda'

Kamyonum olsa arkasına yazdıracaktım
 
"Kusursuz olan müslüman değil islamdir" hahahahahah :D
 
“Ve lev la en yekünennasu”, ayeti kerimesini tefsir ederken Kadı Beydavi hazretleri şu ibareyi yazıyor. “Ve lev la en yergabennasu fil küfri”, insanlar veyahut da “Ve lev la en yergabu fil küfri”, küfür konusuna rağbet etmeselerdi Allahı inkara yönelmeselerdi manasına. Bu tehlike söz konusu olduğu için Cenab-ı Hak buyuruyor ki, onlara bu imkanı vermedik. Yani insanlar eğer böyle bir tehlikeye maruz kalmıyacak olsalardı, onlara çok büyük imkanlar bahşedebilirdik. Ama dünya hırsı ve onlarda kendini gösterme merakı ve kaprisi o derece kuvvetli hale gelirdi ki, Allahı tamamen unuturlardı. Cenab-ı Hakka asi olurlardı. Onun için insanların ellerindeki imkanları Cenab-ı Hak kısıtladım buyuruyor. Zımnen bu mana ifade ediliyor. Yani insanların zaafı maddi zenginlik, refah, güç elde etmek -- İnanç 2. planda kalıyor. Değersiz olan dünya malı kafirlere bol bol verilse idi onlara imrenip alelacele küfürde birleşecek, tercih ettikleri küfürü daha açıktan belli ederek herkes orada toplanacak idi. Son zaman fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirerek, Batı devletleri tarafından 150- 200 yıldır, siyasi, ekonomik, sosyal baskılarla, sindirilen, mücadele azmi kırılan; bunun neticesinde bilhassa Ortaasya ve diğer İslam ülkelerinde meydana gelen inanç boşluğunu doldurmak. Bütün dünyada Hırıstiyan hakimiyetini sağlamak vahşi batının hedefi oldu. Bana bir tane huzurlu İslam Ülkesi gösterir misiniz ? Bu hedefe uygun olarak hristiyan fanatizminin ürünü terör, karışıklık ve huzursuzluk çıkartma girişimleri sayesinde cahil ve bilgisiz bırakılan müslüman kesimi birazda kendi tembelliği ve gevşekliği sayesinde onlara koz vererek yukarıdaki lafın suratlarına söylenmesinin ne manaya geldiğini dahi anlamaktan aciz durumda malesef. Huzurlu islam ülkesi -- daha önceleri bu soru zengin bir islam ülkesi - gelişmiş bir islam ülkesi varmı? şeklinde idi - şimdi huzurluya çevrilmesi belkide daha iyi - eğer huzurun anlamını soran kimse gerçekten anlayabilirse o çok beğendiği köhnemiş devletlerin dışarıdan onlar gibi hiçbir karışıklık çabası gelmemesine karşın nasıl huzursuz ve adaletsiz olduklarını belki hissedebilir. Eğer maksat bağcıyı dövmek değil ise
 
o gancık gibileriin düşünceleri ibrahim suresinde şöyle tasvir ediliyor

14/ Elif. Lâm. Râ. Bu Kur’anı azimüşşan, Allahü teâlânın izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, küfürden imana, dalaletten hidayete erdirmek için yani, Her türlü övgüye, methü senaya layık olan, güçlü ve emrine galip, istediğini yapabilecek kudrette olan Allahü teâlânın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. (Rablerinin izni ile, insanları karanlıklardan çıkarıp nûra kavuşdurmaklığın için) 2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İnkarcılara, şiddetli ve korkunç azabtan dolayı yazıklar olsun. 3. Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler. o O inkarcılar nasıl insanlardır?. “Ellezine yestehibbunel hayateddünya alel ahirati”, onlar dünya hayatını ahirete tercih ediyorlar. “Ve yesuddune an sebilillah”, kendileri böyle düşünüp böyle hareket edince, başkalarını da Allah yolundan alıkoymağa, ahiretin ehemmiyetini idrak edenlere onu unutturmağa çalışırlar. “Yesuddune an sebilillah”, Allah yolundan insanları men ederler, engellerler. “Ve yebğuneha iveca”, Allah yolunu, şayanı tercih olmıyan, öyle eğri büğrü, pek fazla iltifat edilmesi gerekmiyen bir yol gibi göstermek isterler. Ülaike fi dalalin ba’id”, onlar onulmaz bir sapıklık içindedirler. Hakikati, istikameti, Allahın razı olduğu yolu onlara apaçık bildirsin, izah etsin, diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Cenab-ı Hak dilediği kimseyi dalalete düşürür, sapıttırır. Dilediği kimseye de hidayet verir. Allahü teâlâ istediğini yapacak güçtedir ve Onun bütün işleri hikmetlidir. Lüzumsuz ve abes, manasız bir işi yoktur.
 
inkar edenlere mümkün olduğu kadar ayeti kerimeleri göndermemek lazım

çok lazım değilse cevaba gerek yok
 
Günümüzde islamiyeti aşağılamak, batılıların işlerini onların bilgi ve becerilerine bağlamak, onların gelişmişliklerine gıpta ile bakmak özenmek modası daha bariz hal aldı- basit bir mantalite ile bugünki zayıf durumumuzu dine bağlayan ve asla düzelmeyeceğimizi ve zaten düzelmenin islamiyetle mümkün olmadığını kabul edenler türedi. Bunlar kafası çalışmayan öküz gibi gördüğü an ile karar verenlerdir.
o
Şimdiki teknoloji ve bilimde gelinen noktayı örnek göstererek bunların medeni olduklarını savunmak medeniyetin ne olduğunu anlamamak, bilgisizlik ve gafletin ürünü olmakta
o
Önceki asırlarda yaşayan müslümanların kurdukları devletler ve ilimde geldikleri seviye ortada iken zamanımızda fakirlik ve cahillik müslümanlara maledilerek bunların sebeplerinin islam olduğunu rahatlıkla söyleyenler ve gelişmiş batıya ağzı sulanarak bakanların sayısı artmakta. Burada dikkat edilmesi gereken şu olmalı - Eğer müslümanlar güçlü olsa idi bunlar belki bu tepkiyi bu kadar açıktan yapamıyacaktı ama iman ve inanç konusunda gene aynı noktada kalacaklardı ve bu sayı hemen herkesi içine alarak tek bir ümmet haline geleceklerdi, çünkü Zuhruf suresi 33. ayeti kerimesi bu konudaki beyanında küfürde birleşeceklerini izah ediyor. İnkar edenlere hiç kıymeti olmayan dünyalıkların fazla fazla verilmesi insanların küfre yönelmesine sebep olacağı ile birlikte altın gümüş gibi metaların indi ilahide değerlerinin olmadığını bildirmekte. Yani inkar edenlerin baz aldıkları, gelişmişlik kriteri olarak gördükleri zenginlikler refah ve rahat için yeterli olmamakta ve asıl amaç için son nokta olarak görülmemekte.
o
“Ve lev la en yekünennasu”, ayeti kerimesini tefsir ederken Kadı Beydavi hazretleri şu ibareyi yazıyor. “Ve lev la en yergabennasu fil küfri”, insanlar veyahut da “Ve lev la en yergabu fil küfri”, küfür konusuna rağbet etmeselerdi Allahı inkara yönelmeselerdi manasına. Bu tehlike söz konusu olduğu için Cenab-ı Hak buyuruyor ki, onlara bu imkanı vermedik. Yani insanlar eğer böyle bir tehlikeye maruz kalmıyacak olsalardı, onlara çok büyük imkanlar bahşedebilirdik. Ama dünya hırsı ve onlarda kendini gösterme merakı ve kaprisi o derece kuvvetli hale gelirdi ki, Allahı tamamen unuturlardı. Cenab-ı Hakka asi olurlardı. Onun için insanların ellerindeki imkanları Cenab-ı Hak kısıtladım buyuruyor. Zımnen bu mana ifade ediliyor.
o
Yani insanların zaafı maddi zenginlik, refah, güç elde etmek -- İnanç 2. planda kalıyor. Değersiz olan dünya malı kafirlere bol bol verilse idi onlara imrenip alelacele küfürde birleşecek, tercih ettikleri küfürü daha açıktan belli ederek herkes orada toplanacak idi.
o
Son zaman fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirerek, Batı devletleri tarafından 150- 200 yıldır, siyasi, ekonomik, sosyal baskılarla, sindirilen, mücadele azmi kırılan; bunun neticesinde bilhassa Ortaasya ve diğer İslam ülkelerinde meydana gelen inanç boşluğunu doldurmak. Bütün dünyada Hırıstiyan hakimiyetini sağlamak vahşi batının hedefi oldu.
o
Bana bir tane huzurlu İslam Ülkesi gösterir misiniz ?
o
Bu hedefe uygun olarak hristiyan fanatizminin ürünü terör, karışıklık ve huzursuzluk çıkartma girişimleri sayesinde cahil ve bilgisiz bırakılan müslüman kesimi birazda kendi tembelliği ve gevşekliği sayesinde onlara koz vererek yukarıdaki lafın suratlarına söylenmesinin ne manaya geldiğini dahi anlamaktan aciz durumda malesef.
o
Huzurlu islam ülkesi -- daha önceleri bu soru zengin bir islam ülkesi - gelişmiş bir islam ülkesi varmı? şeklinde idi - şimdi huzurluya çevrilmesi belkide daha iyi - eğer huzurun anlamını soran kimse gerçekten anlayabilirse o çok beğendiği köhnemiş devletlerin dışarıdan onlar gibi hiçbir karışıklık çabası gelmemesine karşın nasıl huzursuz ve adaletsiz olduklarını belki hissedebilir. Eğer maksat bağcıyı dövmek değil ise
o
Bana bir tane huzurlu İslam Ülkesi gösterir misiniz ?
Şuurlu yada şuursuz savunuculara en güzel cevap ibrahim suresinden geliyor.
14/
Elif. Lâm. Râ. Bu Kur’anı azimüşşan, Allahü teâlânın izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, küfürden imana, dalaletten hidayete erdirmek için yani, Her türlü övgüye, methü senaya layık olan, güçlü ve emrine galip, istediğini yapabilecek kudrette olan Allahü teâlânın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.
(Rablerinin izni ile, insanları karanlıklardan çıkarıp nûra kavuşdurmaklığın için)
2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İnkarcılara, şiddetli ve korkunç azabtan dolayı yazıklar olsun.
3. Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler.
o
O inkarcılar nasıl insanlardır?.
“Ellezine yestehibbunel hayateddünya alel ahirati”, onlar dünya hayatını ahirete tercih ediyorlar.
“Ve yesuddune an sebilillah”, kendileri böyle düşünüp böyle hareket edince, başkalarını da Allah yolundan alıkoymağa, ahiretin ehemmiyetini idrak edenlere onu unutturmağa çalışırlar.
“Yesuddune an sebilillah”, Allah yolundan insanları men ederler, engellerler.
“Ve yebğuneha iveca”, Allah yolunu, şayanı tercih olmıyan, öyle eğri büğrü, pek fazla iltifat edilmesi gerekmiyen bir yol gibi göstermek isterler.
Ülaike fi dalalin ba’id”, onlar onulmaz bir sapıklık içindedirler.
Hakikati, istikameti, Allahın razı olduğu yolu onlara apaçık bildirsin, izah etsin, diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Cenab-ı Hak dilediği kimseyi dalalete düşürür, sapıttırır. Dilediği kimseye de hidayet verir. Allahü teâlâ istediğini yapacak güçtedir ve Onun bütün işleri hikmetlidir. Lüzumsuz ve abes, manasız bir işi yoktur.
 
Geri