Sensizliğin ışıkları vuruyor bu sabah yinene yapsam dinmiyor hasretinbırakmıyor peşimi ayak diplerime tünemiş siyah da..Hatıralardan alıntı bir kaç mutlu anı ahmak bir yaşın kirpikten düşüşüne türevleniyor.Derken cümlelerde büyüttüğüm bir ben daha;hüzünbaz hüzünlerin alaycı küfürleriyle karanlık sözler yazıyorfarklı cümlelerle aynı acıyı karalıyor ipekten sayfalara..
İçimdeki yalnızlığa bir dirhem hayatı aşılayan sensus sakın birşey söyleme!
Anlatayım sana neler yaşarsın böyle şizofrenik bir aylıkta bulunca kendini..
Önce özlemin kör topal sahillerinde volta atarsın.Sonra bir sabahın sessizliğinde kimseler yokmuş görürsün etrafta;koca dünya ortasında bir sen kalmışsındır ne başını yaslayıp ağlayacak bir omzun vardır ne de reklerini cebinde saklayacağın bir gökküşağın.Kocaman dünyanın sessiz kalan kısmında sanki sen de varmışsın gibi sessizliği paylaşırkensensizliği paylasır bulursun kendini.
Bak sağır bir yüreğe sabrı öğretiyorsun vedasız vedana mecbur bıraktığın bir kış gecesinin ardından..Şeker pembesi gözlüklerimle karşılıksız şevkatinden sağdığım gökkuşağın yedi rengini de götürdün bir tek -siyah-ını bırakarak ardında.Ve ben büyüdüm..
Masalların dilinin sustuğunu görerek gerçek oyunlara girerekalnımda emeğim titreyerek…
Artık ne oyuncak bebeğim ne salıncağım…Ne elma şekerim ne de mor renkli tokam elimde..O eller artık sadece birer birer umutlarımı gömüyor seni de içine alan toprağabazen de rüzgara salıveriyor çığlıklarımı sessizce..
Rüzgarı omuzlarıma alıp bulutlara yeni göç yolları bulur oldum..Biliyorum her yol sana…Biliyorum her söz sana..Biliyorum gittiğim her yeryaptığım her şey sana.Seni bana anlatacak olan rüzgar bana yeniden doğmayıyeniden herseye baslamayı öğretecek belki de..Ama rüzgarları bılırsın cabuk ve ürkütücüdüretrafına ne bıraktıgını anlamazsın çoğu zaman.Bana bıraktıgı şeylerde arasam bulur muyum seni?
Sonsuza başlangıç yapmak ve nefes alırken almama isteğini bitirme zamanıbelki son vermek bazı şeylere..belki de yaşamaya başlamak avucumdakilerlebilmiyorum..
Büyüyor içimde ölen bir çocuk...
Ama sen yine de uzaklarda bana ait bir cümle ol o bile bana yeter
İçimdeki yalnızlığa bir dirhem hayatı aşılayan sensus sakın birşey söyleme!
Anlatayım sana neler yaşarsın böyle şizofrenik bir aylıkta bulunca kendini..
Önce özlemin kör topal sahillerinde volta atarsın.Sonra bir sabahın sessizliğinde kimseler yokmuş görürsün etrafta;koca dünya ortasında bir sen kalmışsındır ne başını yaslayıp ağlayacak bir omzun vardır ne de reklerini cebinde saklayacağın bir gökküşağın.Kocaman dünyanın sessiz kalan kısmında sanki sen de varmışsın gibi sessizliği paylaşırkensensizliği paylasır bulursun kendini.
Bak sağır bir yüreğe sabrı öğretiyorsun vedasız vedana mecbur bıraktığın bir kış gecesinin ardından..Şeker pembesi gözlüklerimle karşılıksız şevkatinden sağdığım gökkuşağın yedi rengini de götürdün bir tek -siyah-ını bırakarak ardında.Ve ben büyüdüm..
Masalların dilinin sustuğunu görerek gerçek oyunlara girerekalnımda emeğim titreyerek…
Artık ne oyuncak bebeğim ne salıncağım…Ne elma şekerim ne de mor renkli tokam elimde..O eller artık sadece birer birer umutlarımı gömüyor seni de içine alan toprağabazen de rüzgara salıveriyor çığlıklarımı sessizce..
Rüzgarı omuzlarıma alıp bulutlara yeni göç yolları bulur oldum..Biliyorum her yol sana…Biliyorum her söz sana..Biliyorum gittiğim her yeryaptığım her şey sana.Seni bana anlatacak olan rüzgar bana yeniden doğmayıyeniden herseye baslamayı öğretecek belki de..Ama rüzgarları bılırsın cabuk ve ürkütücüdüretrafına ne bıraktıgını anlamazsın çoğu zaman.Bana bıraktıgı şeylerde arasam bulur muyum seni?
Sonsuza başlangıç yapmak ve nefes alırken almama isteğini bitirme zamanıbelki son vermek bazı şeylere..belki de yaşamaya başlamak avucumdakilerlebilmiyorum..
Büyüyor içimde ölen bir çocuk...
Ama sen yine de uzaklarda bana ait bir cümle ol o bile bana yeter