Balkan Savaşları'nda Osmanlı havacıları

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Balkan Savaşları'nda Osmanlı havacıları
osmanli-pilotlari-1.jpg


903 yılında Wright kardeşlerin ilk havadan ağır, motorlu ve sevk edilebilen taşıtla uçmayı başarmalarından sonra uçakların kullanımı çok hızlı bir gelişme gösterdi. Bu gelişmeyle uçaklar askeri faaliyetlerin içinde de kendilerine yer buldular. Uçakların cephelerde ilk defa askeri amaçla kullanılmaları da Türk ordusunun taraf olduğu savaşlarda görüldü. Balkan Savaşları’nın hemen öncesindeki 1911-1912 Osmanlı-İtalyan Savaşı hava gücünün savaş alanında askeri amaçla “ilk defa” kullanıldığı çatışma oldu. 1912-1913 Balkan Savaşları ise, birbirleriyle çatışan orduların karşılıklı olarak hava gücünden faydalandıkları ve askeri havacılık tarihinde başka birçok “ilk”lere sahne olan bir savaştı.
Balkan Savaşları’nın hemen öncesinde, Kurmay Yarbay Süreyya (İlmen) Bey başkanlığındaki “Tayyare Komisyonu” Avrupa’da çeşitli ülkelere uçak siparişleri vermişti. Fransa ve İngiltere’de verilen sipariş anlaşmaları kapsamında bir miktar subayımız bu ülkelerde pilot ve uçak makinisti olarak eğitim almaya başladılar. Fransa’da eğitim alan Sami (İlkuçan), Cemal, Refik, Fevzi, Mehmet Nuri, Mithat (Tuncel), Salim (Batur) ve Şükrü Ekim 1912’ye kadar temel eğitimlerini tamamlayarak uçucu sertifikalarını aldılar. Askeri pilot olmaları için ileri derecede eğitimlerini de tamamlamaları gerekiyordu. Ancak, Trablusgarp'ta devam eden savaş bitmeden Balkan devletlerinin Osmanlı’ya savaş ilan etmesi nedeniyle acilen memlekete dönmeleri gerekti.
Sırp ordusunun yurtdışında eğitim gören az miktarda havacı subayı, bir miktar uçağı ve bunları uçurmak için kiraladığı yabancı uçucuları vardı. Ancak bunlar cephelerde Osmanlı ordularına karşı faaliyet gösteremediler.
Bulgar ordusunun İse daha büyük bir uçak ve havacı personel gücü vardı. Hava birliklerinin teşkilatını oluşturmak, onları eğitmek ve savaş görevlerinde takviye etmek amacıyla birçok Rus havacının hizmetinden faydalandılar. Bulgar hava birliklerinde İngiltere, İtalya, Fransa ve Avusturya'dan kiralanmış bir miktar havacı da görev yapmaktaydı.
Seferberlik ilan edildiğinde iki balonu bulunan bir balon müfrezesi ve bir Bleriot uçağı Edirne cephesinde gönderilen kuvvetlerin emrine verilmişti. Bleriot uçağının sadece balonların hidrojen gazı yenilenirken geçici olarak görev yapması öngörülüyordu. Çatışmaların başladığı sıralarda Bulgar ordusu uçakları askeri alanda ciddi bir caydırıcı unsur olarak görmüyordu. Bulgar Genelkurmayı hava gücünün sanıldığından daha önemli olduğunu ancak zamanla anladı ve fikirlerini değiştirdi. Bulgar ordusu balon ve uçakları; keşif, bomba ve propaganda bildirileri atmak için kullandı.


bulgar-havaci-2petrov.jpg


Saffet, Mehmet Ali, Abdullah, Fazıl ve Sabri pilot olmak üzere, denizci subaylarımızdan Mehmet Fethi ve Aziz ise uçak makinisti olmak üzere Temmuz 1912’de İngiltere’de eğitim almaya başladılar. Uçmaya çok arzulu olan Fethi, makinist eğitiminin yanı sıra pilotluk eğitimi de almaya başladı. Ancak, Balkan Savaşları’nın başlaması ile subaylarımız temel eğitimlerini dahi tamamlayamadan, eğitimlerinin henüz dördüncü ayında cepheye çağrıldılar.

Savaş başlarken havacılar


italyan-ucaklari.jpg


Trablusgarp Savaşı'nda İtalyan uçakları Bulgarların kendi havacılık tarihçelerinde. Edirne üzerindeki uçuşlarda uçaklarına tüfek mermileri isabet ettiğinden bahsetmeleri ve hatta uçaksavar atışlarını hava gücüne karşı ciddî bir caydırıcı unsur olarak kabul etmeleri, Tra blusgarp Savaşı'nda Osmanlı ordusunun elde ettiği uçaksavar atışı tecrübesinin yerdeki birliklerimiz tarafından etkir» olarak kullanılabildiğini göstermektedir. Osmanlı uçakları cephenin en ilerisinde, ateşli çatışmaların içindeki birliklere en yakın noktalara kadar ilerleyerek orduları desteklemeye çalışırken, Bulgar hava birlikleri cepheden yüzlerce kilometre geride yer
alıyorlardı. Bulgaristan, kendi havacılık tarihçesi yayınlarınca uçaktan ilk defa bomba atan ordu olduklarını iddia etmektedirler
Balkan Savaşları’nda Balkanlar ca T ürk halkına yaptıktan eziyetler
ve katliamlar konusundaki gerçekleri çarpıttıkları gibi, bu konudaki söylemleri de tarihi gerçeklere aykırıdır. Uçaktan ilk bomba 1 Kasım 1912'de Trablusgarp'ta İtalyan havacılar tarafından Osmanlı birlikleri üzerine atılmıştı. Bulgaristan ordusu tam bir sene sonra. Kasım 1912'de Edirne'ye uçaktan bomba attı. Kaldı ki; Bulgar ordusunun bu ilk hava bombardımanında uçağı kullanan kiralanmış bir İtalyan pilottur.
Balkan Savaşları’nın başlaması ile seferberlik ilan edildiğinde, Tayyare Komisyonu üyeleri çeşitli cephelere dağıtıldığı için Osmanlı ordusu hava gücünün sevk ve idaresi hem başsız bırakılmış hem de konuyu iyi bilmeyen kişilerin eline kalmıştı. Yeşilköy “Tayyare Mektebi”nde mevcut bir düzine uçaktan ancak yarısı askeri görev için uygundu. Pilot ve makinist eksiğini tamamlamak üzere Fransız, Alman pilotlar ve makinistler kiralanmıştı. Hazırlanan seferberlik planına göre, her biri iki uçaktan oluşan birer “tayyare müfrezesi” Şarki Rumeli Ordusu, Garbi Rumeli Ordusu ve Edirne Kalesi emrine verildi.
Ancak, Bulgar ordusunun ileri harekatı çok seri gerçekleşti ve Edirne Kalesi düşman tarafından kuşatıldı. Bu nedenle tayyare müfrezesi Edirne’ye ulaşamadı. Balkan Savaşları başlamadan hemen önce gelen “sabit balon” kuşatılmış olan Edirne’deki tek hava aracıydı. Topların atış tanzimi ve düşman mevzileri hakkında ihtiyaç duyulan keşfin yapılabilmesi amacıyla balonun uçurulması denendi, fakat bu girişim hezimetle sonuçlandı. Balonun yükselmesi için yeterli gaz üretilemediği gibi, balonun uçurulması ve idaresinde yeterli tecrübeye sahip olunmadığı için balon hasar gördü.

Bulgar ordusuna sağlam uçak teslim etmedik!

Almanya’dan satın alınmış olan iki adet Harlan uçağı Binbaşı Mehmet Cemal komutasında, Alman pilotlar Jahnow ve Rentzel’le beraber Şarki Rumeli Ordusu emrine gönderildi. 15 Ekim’de Kırkkilise’ye (bugünkü Kırklareli) varan uçaklar hava durumu nedeniyle uçuş yapamadılar. 23 Ekim gecesi, Bulgar ordusunun aniden gelişen ileri harekâtı karşısında geri çekilmek durumunda kalındığında, Kırkkilise’deki iki uçak sağlam olarak düşman eline geçmemesi için acele olarak tahrip edildi. Bu olay, bazı çalışmalarda yanlış şekilde yer almakta, iki uçağımızın sağlam olarak Bulgar ordusuna terk edildiği ifadesi kullanılmaktadır. Ancak; Bulgaristan’da yayınlanan Balkan Savaşları resmi tarihçesi incelendiğinde, bu hatalı ifadenin Bulgaristan 3’üncü Ordu Komutanı General Dimitrief’in propaganda unsurları taşıyan raporunun yanlış yorumlanmasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Binbaşı Mehmet Cemal, Genelkurmay arşivlerimizde de yer alan raporunda, geri çekilme sırasında uçakları tahrip etmek mecburiyetinde kaldığından bahsetmektedir. Ayrıca, Bulgaristan ordusunda görev yapan kiralık bir Fransız pilot, La Vie au Grand Air dergisinin Ekim 1912 - Şubat 1913 tarihleri arasında yayınlanan nüshalarında yer alan yazılarında, uçakları uçurmak için Osmanlı ordusu tarafından kiralanmış olan Alman pilotların ilerleyen Bulgar ordusunun önünden çekilirken uçakları yaktığından bahsedilerek Binbaşı Mehmet Cemal'in raporuna tanıklık edilmektedir.

perseval.jpg


Osmanlı ordusu için almanya'dan alınan Perşeval balonunun davetliler önünde ilk uçuş tecrübesi yapılırken.5 Ağustos 1913
İlk Türk pilotu Mehmet Fesa (Evrensev) ve Fransa’da temel eğitimini tamamlamış olan Nuri pilot olarak, pilotluk eğitimlerini tamamlamadıkları için Fethi ve Abdullah da rasıd (gözleyici) olarak 14 Ekim 1912’de trenle Selanik’e ulaştılar. Kiralanmış bir Fransız pilot ve makinist de onlarla beraberdi. Trenle getirdikleri Fransız yapımı Bleriot ve REP uçağı ile cephede birkaç keşif uçuşu gerçekleştirdiler. Yunan ordusunun Selanik’i işgali sırasında Fesa, Nuri ve Fethi kıyafet değiştirerek gemiyle kaçmayı başardılar. Yakalanan Abdullah savaş esiri olurken, tutuklanan Fransızlar sınır dışı edilerek ülkelerine gönderildiler.
Edirne 26 Mart 1913’te Bulgar ordusu tarafından işgal edildiğinde, Osmanlı ordusu Balkan Savaşları’nın birçok cephesinde kayıplara uğramıştı. Bulgar ordusu İstanbul’a 50 kilometre mesafede Çatalca savunma hattına kadar dayanmıştı. Kiralanan yabancı pilotlar görevlerini layıkıyla yapmadıkları için birçoğu ülkelerine geri gönderilmişti. Yeşilköy’de bulunan uçaklar mevcut yerel imkânlar kullanılarak tamir edilmeye çalışılırken Almanya’dan Mars uçağı ile pilot Mario Scherff geldi. Uçmayı tamamıyla kendi özel yeteneği sayesinde öğrenmiş olan Fethi Deperdussin uçağı ile Binbaşı Sedat’ın (Doğruer) rasıd olarak görev aldığı bir keşif uçuşu gerçekleştirdi. Fesâ ve Fethi rasıdları Yüzbaşı Kemal ve Yüzbaşı Mehmet Kenan (Dalbaşar) ile bu cephe üzerinde birkaç keşif uçuşu daha yaptılar. Osmanlı havacıları yerdeki düşman ve dost kuvvetler tarafından üzerlerine ateş açılmasına rağmen cepheyle ilgili çok detaylı raporlarla dönüyorlardı.

ilk-kayip.jpg


Yunan havacılarının ilk can kaybı Türk uçaklarında Selanik’in işgali sırasında Osmanlı ordusundan ele geçirdikleri Bleriot uçağını onaran Yunan ordusu bu uçakla bazı keşif uçuşları gerçekleştirdi. Bu konuyla ilgili resmi Yunan kaynakları Hava Kuvvetleri Komutanlığı arşivinde mevcut olmasına rağmen, yine akademik disiplinden uzak çalışmalarda, Selanik'te uçaklarımızın tahrip edildiği ve Yunan ordusuna bırakılmadığı şeklinde yanlış ifadeler yer almaktadır. Söz konusu Bleriot uçağımızla 4 Nisan 1913 tarihinde uçuş yapan Teğmen Argyropoulos ve yolcusu Manos uçağın düşmesi sonucunda hayatlarını kaybeden ilk Yunan havacıları oldular.

Havacılarımız mart ayı boyunca, bir kısmı o günün şartlarına göre uzun menzil sayılan birçok keşif uçuşları gerçekleştirdiler. Bu uçuşlarda Fesa ve Fethi pilot olarak, Yarbay Enver ve Yüzbaşı Kemal rasıd olarak görev yaptılar. Yüzbaşı Kemal, Alman pilot Scherff’in kullandığı Mars uçağıyla çok uzun süreli keşif uçuşlarına katılmaktaydı. Bu ekip Bulgar hatları üzerinde yaptıkları bir uçuş sırasında 1.5 kilogramlık bombalar atarak havacılığımızda ilk hava bombardımanını gerçekleştirmiş oldular.
1913 yılının bahar aylarında Londra’da ateşkes görüşmeleri yapılırken Osmanlı ordusunda hava gücü diye bir unsuru neredeyse hiç kalmamıştı. Eldeki üç uçağın uçuş yapabilme imkânı şüpheliydi. Yeni uçaklar satın almak amacıyla Avrupa’daki firmalara uçakların bedelinin altınla ödenmesi öneriliyordu. Uluslararası politik baskılar nedeniyle kimse Osmanlı ordusuna yeni uçak satmaya niyetli görünmüyordu. Nisan ayının sonuna kadar elde edilen tek olumlu sonuç, nispeten modern olan bir Farseval balonunun alınması oldu. Balon teşkilatını kurmak üzere gelen Alman havacı Kari Hackstetter bu balonla İstanbul’da birkaç uçuş gerçekleştirdi. Balon hiçbir zaman cephede kullanılmadı.
Balkan Savaşları’nın ilk safhasındaki deneyimlerinden ders çıkartan Osmanlı ordusu uçaklarda keşif hizmetini gerçekleştirecek bağımsız bir rasıd sınıfı oluşturmanın gereğini anlamıştı. Mayıs 1913’te kurmay subayların rasıd olarak yetiştirilmesi amacıyla eğitim verecek bir birliğin kurulması için emir verildi. Bu amaçla bir eğitim programı ve talimatname yayınlandı. Elde rasıd eğitimi için ayrılabilecek fazla uçak olmadığı için, cephedeki uçaklara savaş görevlerinin yanında rasıd yetiştirme uçuşları için de görev verildi. Bu sırada tüm Avrupa orduları uçakların sadece havadan keşif amacıyla kullanılmasını öngörüyorlardı. Ancak; uçağı güvenle uçurmakla görevli pilota havadan keşif görevinde yardımcı olmak üzere ayrı bir subay sınıfı oluşturmayı ve bunların ihtiyaç duyduğu özel eğitimi vermeyi öngörmemişlerdi. Bu eksik nedeniyle İngilizler Çanakkale cephesinde hava harekâtına başladıklarında birliklerinde eğitim görmüş bir tek rasıd dahi yoktu.
1913 yazında Balkan Savaşı neredeyse bitmişti. Bazı Balkan devletleri 30 Mayıs’ta imzalanan Londra Anlaşması’nın sonuçlarından memnun değildi. Kendi aralarındaki sürtüşmelerden dolayı Osmanlı Devleti’nden alınan toprakların paylaşılmasında birbirlerine düştüler. Osmanlı ordusu bu fırsatı değerlendirerek, kaybettiği toprakların bir kısmını geri almak amacıyla harekete geçti. Bu esnada görev yapabilecek durumda sadece üç uçak bulunuyordu. Son yabancı havacılar da ülkelerine döndüklerinden mevcut uçaklarla göre yapmak için sadece kendi havacılarımız vardı.
Osmanlı ordu birliklerinin karşı harekâtının başladığı: ilk gün, Fethi sabah erkenden Mars uçağıyla Edirne'ye kadar uzanan bir keşif uçuşu gerçekleştirdi, verdiği rapor kara birliklerinin yaptığı harekâtın başarısına katkıda bulundu. Yeşilköy’deki diğer iki uçak Fesa Nuri tarafından keşif uçuşları yapmak üzere cephe, daha yakın olan Çorlu’daki alana geldiler. Buradan yaptıkları keşif uçuşları ile geri çekilmekte olan düşman ordusunu izleyen birliklerimize büyük destek verdiler.Savaşın bu safhasında Bulgar ordularının hizmetinde yaklaşık 30 kadar uçak bulunmasına rağmen Osmanlı ordusunun Edirne istikametindeki ileri harekâtına çok değerli keşif uçuşlarıyla katkıda bulunan uçaklarımıza karşı bir tanesi bile uçuş yapamamıştır. 22 Temmuz’da Bulgar kuvvetleri hiç karşı koymadan Edirne’yi terk ederken havacılarımız Fesa, Nuri, Fethi ve onlara yeni katılan Fazıl ve Salim Babaeski, Edirne ve Kırkkilise üzerinde keşif uçuşlarını gerçekleştiriyorlardı. Keşif görevlerinde elde edilen başarı havacılarımızın moralini çok yükseltmişti. Nuri 22 Eylül’de rasıdı Sadık’la beraber Edirne’ye uçmak üzere havalandı. Ancak alelacele tamir edilmiş olan uçak motoru arıza yaptı ve Meriç Nehri’nin kıyısına mecburi iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak Edirne’ye karayolundan taşındı ve böylece Nuri Edirne’ye ilk uçağı getirme onuruna sahip oldu.
Tüm uçaklarımız oldukça hırpalanmışlardı. Nuri, hırpalanmış uçağının motoru artık güvensiz hale gelmesine rağmen büyük bir fedakârlıkla keşif uçuşlarına devam ediyor ancak bir silah arkadaşının daha hayatını tehlikeye atmamak için yanına rasıd almıyordu. Büyük bir özveri içinde görevlerini yerine getiren havacılarımız arka arkaya meydana gelen kazalarda ciddi bir yara almadılar. Balkan Savaşları’nın sona ermesinden kısa bir süre önce, 20 Ağustos 1913’de Sol Cenah Ordu Karargâhında görevli kurmay subayı Yüzbaşı Kazım (Özalp) hava keşif görevlerindeki gözlemlerin bildirilmesinde kullanılacak raporun yapısını açıklayan bir emir yayınladı. Bu havacılık tarihinde hava keşif raporlarını standart bir form çerçevesinde düzenleyen ilk emirdi.
29 Eylül 1913 tarihinde Bulgaristan ateşkese razı olduğunda Osmanlı ordularında uçar durumda uçak neredeyse kalmamıştı. Ancak; Balkan Savaşları süresince hava gücünden yararlanmak için her türlü çaba harcanmıştı.
 
Geri