-
- Katılım
- Temmuz 26, 2015
-
- Mesajlar
- 19,720
-
- Tepkime puanı
- 11,520
-
- Puanları
- 353
-
- Konum
- .

Radikal Kitap'ın bir röportajı ile tanıyalım kitabı:
Hekimlik hayatınızda sizi en çok şaşırtan olayı anlatır mısınız?
Az buz değil yüzlerce oldu, ancak iki olay yüreğimi derinden yaraladı; kırmızı battaniyeye sarılı sekiz yaşındaki kız çocuğu. Asistanlığımın ilk poliklinik nöbetinde bir sedye üzerinde gördüm onu. Yaşamımın en özel günleri dahi aklıma zaman zaman gelirken, o küçüğümle göz göze geldiğim, çaresiz ve isyankâr halde ellerine uzandığım anı hiç unutamadım. Nereye ve niçin baktığını anlayamadığım, bir boşlukta sabit duran iri siyah gözlerdeki ifadeyi, bir kömürlükte yaşatılanlarla o kömür gözlerdeki ferin nasıl da yittiğini gözlediğim o kutsuz anı, hiç unutamadım. Kömür tozundan kirlenmiş buğday rengi tenini, kömürlerin irilerinden hırpalanmış hatta yaralar açılmış kirletilmiş tenini dehşet içinde izlediğim o talihsiz anı hiç mi hiç unutamadım.
Kürtaj bir kadın için travmatik bir şeydir. Peki bir kadın doğumcu için?
Kürtaj anne adayı için hem bedensel hem de ruhsal travmadır. Üstelik ikincisi bence daha da ağırdır. Kırk yıllık meslek yaşamımda, yaşamla bağdaşmayan sakatlığı bulunan vakalara girişimde bulunurken dahi, anne adayı gibi ben de büyük üzüntü duydum. Bir canlının yaşamına son vermek! Ruhunuzdaki çalkantıyı anlatmaya dil yetmez. Kürtaj için güzelim annelerin sağlığını olumsuz etkilemek dışında haklı neden düşünemem ben. Her gebeliğin annenin dokuz ay taşıyarak ve iki yıl emzirerek yaklaşık iki buçuk yılına mal olduğunu, doğumun az da olsa risklerini, çok doğumun anneyi hırpalayıp ömrünü azalttığını düşününce başka çare kalmaz. Keşke ülkemin dört bir köşesindeki kadınlar gebelikten korunma adına yeterince bilgilendirilse de kürtaja gerek duyulmasa.
İlk gençlikten itibaren kadınlarla yakın olmanız gereken bir mesleğiniz var. Biz nasıl yetiştiriliyoruz sizce?
Kötü... Ölçüyü hiç tutturamıyoruz. Kültürlü kesim de dâhil çocuklarımızı önümüze alıp onlarla konuşmuyoruz. Üstelik sorduklarında susturuyoruz. Birçok bilgiyi aşılarken yaşamın tek gerçeği olan cinsellik tu kaka. Amip ve terliksi hayvanlardaki üremeyi, pamuğun içinde fasulyenin nasıl yetiştirildiğini öğrenir de, bebek nasıl filizlenir bunu çocuğumuza anlatmayız. Kız çocuklarının yediği ilk sıkıdır: “Donuna hâkim ol!” Evlilikte karşılaştığımız problemlerden biridir vajinismus. Allahtan ki az karşılaşırız. Bu saçma sapan cinsel çekincenin büyük nedeni de, kızlarımızın aşırı baskıyla yetiştirilmeleri. 90’lı yıllardan bu yana aşırı dini baskıyla, günah korkusuyla yetiştirilen genç kızlarda gece işemelerinin arttığını rahatlıkla ve ısrarla söyleyebilirim. Bakın çocuklarımızın demiyorum, genç kızlarımızın... Eğitim. Tek başına yeter mi? Hayır. İlgi. Bu da eğitim kadar önemli. Güven de aşılayacaksınız çocuğa. Kime, ne zaman ve ne kadar güveneceğini bilecek.
Bacak Arasından Türkiye
Feraye Sünev Çokgürses, Kaan Erer
Martı Yayınları
2015, 304, sayfa, 19 TL.