Babama - Ahmet Kara

Konu sahibi son olarak 2626 gün önce görüldü

Babama

Öyle bıkmışım ki...

Her şeyden...Kendimden

Tutunmak gerekiyordu hayata

Ama sensiz

Çok zor...

Sabahın. dördü beşi

Ayaktasın,

Kaptırmamak için o günkü kazancını,

Koşuyorsun, nefessiz...

Eli boş dönüyorsun sonra

Bomboş bakıyor gözlerin,

Tavandaki çatlağa.

Elin giderken cebine; titriyor

Ağır çekimde izliyorum;

Önce Hitit Güneşi,

Sonra kırmızı zemin üzerinde,

Maltepe yazısı,

Alırken dudaklarının arasına,

Yüzün titriyor

Ben karşındayım,

Bir nefes çektin,

Okyanusların derinliklerinden,

Dev dalgalar alıp götürüyor,

Umudumuzu ve tüm hayallerimizi,

Duman savrulurken,

Bin takla atıyor,

Anksiyete nöbetlerin

Ve sonra

Göz göze geliyoruz

İkimizin bakışları

Anlamsız ve çaresiz

Bir parça ekmek,

İki yudum çay,

Kalkıp gittin.

Gitmelerine alışamadım,

Her gidişin, bin mil ötesiydi Kafdağının

Üniversitedeyim

Babam gelmiş

Bazıları gibi sarılamıyoruz

Uzaktan uzağa;

'Hoşgeldin baba'

'Nasılsın oğlum'

Uzun süre bakışamıyoruz

Oturuyoruz lokantaya,

Sonradan öğreniyorum;

Neden iki kebap söylemediğini

Ve kahroluyorum.

Yine gidiyorsun,

Ben yine sensiz

Haykırmak istiyorum arkandan;

'Gitme...'

Karabasanlar çöküyor üzerime,

Bağıramıyorum...

Kavurucu bir Temmuz sabahı,

Uyandırmak için seni,

Çıkıyorum merdivenleri,

Gülümseyerek,

Geliyorum yanıbaşına,

Yavaş, yavaş,

'Uyan baba...Uyan...'

Ta derinden içimden bir şeyler kopuyor,

Yüzüm sapsarı,

Dilim lal,

Ayaklarım kilitli,

Bedenim donuk,

Bu son gidişindi,

Gözlerin açık gitmiştin,

İlk kez ardına bakmadan.

Hani söz vermiştik;

Oturacaktık bir banka:

Uzun uzun konuşacak,

Ve bakışacaktık.

Sen bana nasihat edecek,

Ben de tutacaktım.

Yeryüzü bütün genişliğine rağmen,

Dar gelmişti bana...

Ama,

Senin adına seviniyorum biliyor musun?

Kurtuldun dünyanın iki yüzlülüğünden,

İyilik yaptın diye;

Aşağılanmıyorsun...

Sokaktaki çocuğun başını okşadın diye;

Yanlış anlaşılmıyorsun...

Peygamberin ismini anınca;

İrticayı hortlatmıyorsun...

Esir kamplarında bile görülmeyen eziyetlere katlanan,

Tek amaçları; izzetlerini korumak olan,

Başlarımızı öne eğdiren,

Bütün erkeklerimizden daha erkek,

Gözyaşları arş-ı alayı inleten,

Bacılarımızın iniltilerini,

Duymuyorsun...

Memlekete gittiğimde;

Bir sana, bir de arkadaşlarına uğruyorum.

Senden konuştukça,

Ruhum yeşeriyor...

Ve sonra

Köşeme çekiliyorum

Fotoğrafına odaklanıyorum

Öylece kalıyorum.

Parkinsonvari

Ve Histerik.

Babalar gününde ne istersin?

Karanfil, lale, sümbül, menekşe mi?

Ben ne istediğini biliyorum galiba:

Beni ve torunlarını.

Biliyorum;

Ancak onların kokusu,

Dindirecek,kaygılarını.

Biliyor musun?

Onlara hep seni anlatıyorum;

Seni anlattıkça,

Gözlerinin içleri gülüyor,

Kavuşamamanın acısıyla,

Onlar güldükçe,

Bir başka oluyorum,

Her şeyi bırakıp;

Koşmak istiyorum sana;

Durmadan...

Ve sonra...

İrkiliyorum..

Tutunmak gerekiyordu, hayata

Anlaştığımız gibi:

Sakın bir yere kaybolma!

Sonra bozuşuruz

Babalar gününde,

Sana,

Dünyanın,

En güzel iki çiçeğini getireceğim:

Biri Muhammed... Biri Asude.

Ahmet Kara
 
Geri