benim valide kreş öğretmeni. dövmeye yatkın olmadı hiç. ama bi defa suyumu çıkardı. okuldan atatürk köşesi için bişeyler istenmişti galiba çok hatırlamıyorum. annemin zulasından ne bulduysam artık fiyonklar, simler, ıvır zıvırlar işte, süs diye kartonun sağına soluna şekiller yapacağım.
sim kutusu baya dikkatimi çekti. sonra babama sordum, oynayabilir miyim diye, babam da izin verdi. sanırım salonda vergi iade fişi dolduruyordu. neye izin istediğimi görmedi bile büyük ihtimal. neyse o simler, evin her yerine saçıldı. annem eve gelince, evin o parlayan halini gördü ve öyle bi çığlık attı ki ceza kesilen akademisyenin çığlığından daha beter bir çığlıktı.
sonra işte, bi yandan evi temizledi, bi yandan beni dövdü. bi ara dinlendi falan, kendine geldi. sonra odaları görünce, tekrar girişti. bu süreç böyle gece üçe kadar sürdü işte. aşama aşama dayak yedim, 3+1. daha küçük bi evimiz olsaydı, daha az dayak yerdim. çünkü daha az yere sim bulaştırırdım. ama efsane dayaktı, bugün hala tadı damağımdadır.