BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Tüm dinlerin peygamberleri ve büyük inisiyeler(1) başta olmak üzere
beşeriyetin ve mensubu olduğu ulusun gelişimine
aydınlanmasına
şuurlanmasına hizmet etmiş tüm yöneticilerin ve önemli buluşlarıyla bilime hizmet etmiş bilim insanlarının bazı dikkat çekici
bilinen/bilinmeyen “yetenekleri” olduğunu biliyoruz.
Sıradan insanınkinden farklı olan bu yetenekler; hemen hemen sürekli olarak gerçekleşen öngörüler
varlık sevgisi
sağduyu
azimkarlık
“yeni” olana açıklık
alçakgönüllülük
özgürlüğe düşkünlük
barışseverlik
duygu enginliği ve bağnazlığa tepkililik… şeklinde tezahür eder. Bu meziyetlerden/yeteneklerden sadece biri ya da ikisi sıradan olan bizlerde ya doğuştan ya da sonradan ortaya çıkar
ama ATATÜRK gibi büyük insanlarda bunların hemen hemen hepsi bir arada bulunur.
Bu yeteneklerden özellikle “öngörü”(önceden bilme/sezme)
“prekognisyon” ve duru görü gibi adlarla Parapsikolojinin araştırma alanı içine girmiş ve pek çok süje ile laboratuar koşullarında deneyler yapılmış; bunların “tesadüf” ile açıklanamayacağı (gerçekten var olduğu) kanıtlanmış
(hatta soğuk savaş döneminde yoğun olmak üzere) resmi çevrelerce kullanılmıştır. (2) Dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde Parapsikolojinin araştırma alanına giren pek çok süje ortaya çıkarılmış
bunlarla ilgili kanıtlanmış olaylar/deneyimler literatüre geçmiştir.
Söz konusu yaygın örneklerden bir kaçını şöyle anımsıyoruz:
- 1963’te bir suikasta kurban gidecek John F. Kennedy’nin Teksas’ta öldürüleceği
birbirinden habersiz pek çok kimse tarafından hissedilmesi
Beyaz Saraya telefonla
başkanın Güneye gitmemesinin istenmesi
birçok Amerikalının
suikastı rüyalarında görmesi
- İkinci Dünya Savaşı öncesinde yine pek çok kişinin oğullarının savaşta öleceğini rüyalarında görmesi ve bunu savaş öncesinde bildirmesi
- Wolf Messing’in sık sık halkın önünde düşünce okuma ve duru görü gösterileri yapması bunların hemen hemen hepsinde isabet kaydetmesi
- ABD’nin(CIA ve FBI birimlerinde) parapsikolojik yeteneklere sahip medyumlar çalıştırması
(Apollo uçuşları sırasında başarılı telepati denemeleri…)
- Rusların(Sovyetler Birliği döneminde) Rus parapsikologların yaptıkları deneylerin birçok kitaba konu olması; mensubu bulundukları rejim nedeniyle tamamen maddeci bir zihniyetle konuya yaklaşmalarına karşın
çok başarılı sonuçlar elde etmeleri(Moskova ile Sibirya’nın kuzeyinde bir merkez arasında başarılı telepati denemeleri…)
- ABD
Duke üniversitesinde(1930’lu yıllarda ve daha sonra İNSAN DOĞASINI ARAŞTIRMA VAKFI FRNM’de) Prof. Dr. RHINE
Prof. Dr. G. PRATT
Dr. W. CARRINGTON
vb. psikologların laboratuar koşullarındaki çalışmaları
Bizim tarihimizde ve günümüzde de buna benzer pek çok paranormal olay ve bu yeteneklere (Duyular Dışı Algılamalar
DDA) sahip kimseler keşfedilmiş ve kitaplara geçirilmiştir. Bu belgeseller konuyla ilgili yayın evlerinin kitaplarında ve ilgili kuruluşların(ki bunların başında BİLYAY Vakfı ve Ruh ve Madde Yayınları gelir…) yayın organlarında bulunabilir. DDA’nın
genellikle tüm insanlık ulularının ve önderlerinin özelliklerinden biri olduğunu ve özellikle de; T.C.’nin kurucusu yüce önder ATATÜRK’de de bu sıra dışı melekelerin bulunduğunu
daha birçok insani erdemlerle bu melekelerin onun yaşamına yansıdığını ve ATATÜRK’ün bu yanının çok az bilindiğini ortaya koymak istedik. Yararlandığımız kaynaklardan hemen gözümüze çarpan birkaç sıra dışı
ama gerçek olay:
* Atatürk’ün giriştiği işler arasında hata payının hemen hemen sıfır olması
isabetsiz hiçbir karar almamış olması
* Beşeri tarihte
Kurtuluş Savaşı yapıp ta
yeni bir devlet hem de Cumhuriyet kuran biricik önder olması
* İngiltere
Fransa ve ABD gibi zamanın en açgözlü ve sinsi emperyalist canavarlarına kahramanca kafa tutması
karşı koyması ve onları ülkeden kovması
* 1907’de bugünkü Türkiye haritasını çizmesi ve arkadaşlarına
“Gelecekte Türk Devletinin sınırları bunlar olacaktır.” demesi(3)
* Daha 1930’lu yıllarda
gelecekte “ekonomi savaşları” olacağını bildirmesi
Avrupalıların bir birlik kuracağını
hava ulaşımının çok gelişeceğini
ay’a gidileceğini
Ortadoğu sorununun sürüp gideceğini
Sovyetlerin dağılacağını
Orta Asya’da Türk Cumhuriyetlerinin belirginleşeceğini ve bizim geleceğimizin de bu Türkî cumhuriyetlerle ilintili olacağını bildirmesi
* Sadece Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarımız da değil
1. Dünya Savaşı’yla ilgili kararlarında da hata payının/isabetsizliğin bulunmaması…
Yukarıda da belirttiğimiz gibi
Atatürk’ün dikkat çekici yanlarından sadece birkaçı bunlar… Yazımızın giriş kısmının ilk paragrafında belirttiğimiz
Atatürk’ün erdemli
bilge kişilere özgü
ama çok az bilinen yanlarını elimizdeki kaynaklarla sınırlı olarak derleyip sizlerle paylaşıyoruz. Sizlerinde güvenilir kaynaklara dayalı bildiklerinizi öğrenmekten mutlu olacağız.
YÜCE ÖNDER ATATÜRK’ün ÖRNEK KARAKTERİNİN ANA HATLARI
Her yönüyle ve gerçek anlamda “büyük” bir insan olan Atatürk’ün fizik ötesi niteliklerinin başında; çok yönlü bir deha ve üstün insanlık niteliği göze çarpar. Doğuştan gelen ve erdemli insanlara özgü güçlü bir karakter ile bunun sağlam dayanağı olan çetin ve yılmaz bir irade onun en belirgin üstün insanlık niteliğidir.
Davranışlarındaki ve her türden kimse ile ince düşünme ve ölçülü hareket ama temkinli ataklık onun her zaman ön sırada yer almasına neden olmuştur. Tasavvur etme ve ileriyi görme yeteneği çok gelişmiş olmasına karşın
gerçekleştireceğine inanmadığı hiçbir projenin ardından gitmemiştir… Başka türlü ifadesiyle; olmayacak
ya da insani değerlerle bağdaşmayan hiçbir şeyi istememiş; yani hep olacak şeyleri şaşmaz bir isabetle istemiş/projelendirmiş ve onların üzerine güçlü bir azimle gitmiştir.
Bilgelikle taçlanmış zekâsının yanı sıra
herhangi bir konuda “geneli kavrama yetisi” herkesi hayran bırakacak düzeydedir. Daha ilköğretim sıralarında belirginleşmiş olan matematik becerisi
ilerleyen sınıflarındaki gelişimiyle
ona; olaylar arasındaki nedenselliği görüverme yetisini kazandırmıştır. Son derece yoğun yaşam temposuna karşın; okumak
araştırmak
incelemek
öğrenmek sonu gelmez tutkusuydu Atatürk’ün. Kendisinin okuyup incelemeye fırsat bulamadığı konularda
dürüstlüklerine ve bilgilerinin derinliğine inandığı bilim insanlarını görevlendirirdi. Kadim MU Uygarlığını inceletmesi buna örnek gösterilebilir(4).
Yüce insan Atatürk’ün beşeri ilişkiler çerçevesinde; insanları tanımada
erdemli insanlara özgü bir kavrayışla onları değerlendirmede yanıldığı hemen hemen hiç görülmemiştir. Tanıdık tanımadık herkesle olan ilişki ve iletişiminde
“uygar insanlara özgü bir yüreklilik”ten kaynaklanan “açık kalpliliğe ve medeni cesarete dayalı bir sözünü sakınmazlık” ile hareket etmek Atatürk’e özgü belirgin niteliklerden biriydi. Beşeri ilişkilerde riyakârlık en nefret ettiği beşeri zaaflardan biriydi.
Kuşkusuz
özgürlük/bağımsızlık kendisinin de belirttiği gibi onun en belirgin karakter özelliklerindendi. O
kendi ruhundaki özgürlüğü/bağımsızlığı topluma yansıtarak Türk Ulusunu sömürge emperyalizmin kirli ellerinden kurtardı. Esasen özgürlük/bağımsızlık
Seçme özgürlüğü ve Özgür İrade şeklinde ruh varlığının belli başlı niteliklerindendir. Ama enkarnasyon ile beşerleştiğimiz zaman bu niteliğimiz maddesel ve toplumsal koşullandırmalarla örtülür
aslımızı özümüzü aslen ruh varlığı olduğumuzu unutacak ve inkâr edecek kadar kabalaşırız. Ama ATATÜRK gibi yüce varlıklar
söz konusu erozyona kapılmayacak kadar güçlülüklerinden dolayı; değil aslını/özünü unutmak
her fırsatta bunu ortaya çıkararak topluma hizmette
başkalarının da tutsaklıktan kurtulmalarına
özgürleşmelerine yardımda kusur etmezler.
Kuşkusuz
belirgin insani değerlerden biri olan “özgürlük severlik” in en doğal görünümü “özgür düşünce”yi oluşturması ve yaymasıdır. Düşündüğünü özgürce ifade etme tutumu
ATATÜRK ve çevresi için gerçeğin aranıp bulunmasında en geçerli ve erdirici yol olmuştur. Medeni cesaret ve düşünce özgürlüğünün verdiği güçten kaynaklanan düzgün ve etkili konuşma yetisi; onu
gelip geçmiş en usta hatiplerden biri olmak düzeyine yükseltmiştir. Soğukkanlılığı
en belirgin kişilik niteliklerinden biri olarak yakın arkadaşlarınca saptanmıştır. Özellikle yıkımlar karşısında sergilediği soğukkanlılık
sabır ve tahammül gücünün erdemli bilgelere özgü bir sonucudur. Yine yakın çevresinin saptamalarına göre; yaptıklarıyla övünmek yerine
yapacaklarını düşünmek; onun sürekli bir eylem adamı olarak her zaman ileriye ve yeniye dönük dinamizminin dışa yansımasıdır.
Beşeri değerlere/realitelere saygılı ama onlarla özdeşleşmeyen tutumunu
rütbe ve nişanlarını bir vesileyle atıvermesiyle ortaya çıkmıştı. Büyük hizmetler ve haklı çabalarla kazandığı tüm rütbe ve nişanlarını atıp
“sade bir Türk vatandaşı” olarak kurtuluş hareketine ve savaşına girişmesi
yüksek vazife anlayışının ve bilincinin ulus sevgisiyle taçlanmış bir kanıtıydı. Onu hedefi
böyle eşsiz bir vazife bilinciyle; toplumu çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmekti. Kurtuluş yıllarında kısa sürede hızla değişen toplum yapısı
onun devrimci ruhundan aldığı hızla gerçekten çağdaş bir nitelik kazanmaya başlamıştı
ama ne yazık ki 40’lı yıllardan itibaren bu hız korunamadı ve hatta düşüşe geçildi. Oysaki ATATÜRK
yokluk içinde bile neler yapılabileceğini ölmeden önce bize göstermişti.
1920 yılında 260 olan doktor sayısı
1921’de 312’ye
1922’de 337’ye çıkarıldı ve 434 sağlık memuru istihdam edildi(5). Salgın hastalıklarla mücadele için 1920 yılında
yabancıların hayal olarak nitelendirdikleri yerli aşı üretimine geçildi. Sivas’ta üretilen 3 milyon çiçek aşısının tümü halka uygulandı. Sıtmalı yörelerde yerli kinin dağıtımı yapıldı. Frengi mücadelesi için
onca yetmezlik içindeki devlet bütçesinden harcamalar yapıldı(6). Halka hizmet götürecek doktor sayısını artırmak için
askeri doktorların bir bölümü ordudan ayrılarak
sivil alanda görevlendirildi. 1921’de
bir yıl önce 3 milyon ünite üretilen çiçek aşısı miktarı 5 milyona çıkarıldı. Sivas’ta ki Aşı Üretim Merkezi genişletilerek
bir yıl gibi kısa bir süre içinde 537 kg. kolera
477 kg. tifo aşısı üretildi ve bu aşıların tümü halka uygulandı.
İstanbul ve Sivas’tan sonra
Diyarbakır’da da
içlerinde; bakteriyoloji/kimya lab. aşı merkezi ve kuduz tedavi bölümlerinin olduğu sağlık merkezi kurularak
halk sağlığı merkezlerinin dağılımında denge sağlanmaya çalışıldı. Afyon
Eskişehir
Niğde gibi illerde tıbbi temizleme(sterilizasyon) merkezleri açıldı. Urla ve Sinop karantina merkezleri
aletleri tamir edilerek yeniden devreye sokuldu. 1000 kg. devlet kinini Ziraat Bank. aracılığıyla halka dağıtıldı. Tüm bunlar
yoksulluk içinde süren Kurtuluş Savaşı yıllarında ulusçu politika anlayışıyla gerçekleştirilen başarıların sadece bir kısmıydı. Bunlar
yokluk ve yoksulluk içinde bile ne gibi hamleler yapılabileceğinin ibret verici
hatta şimdiki bizleri utandırıcı
mahcup edici örnekleriydi.
01 Mart 1922’de Meclisi açış konuşmasında
Osmanlı’dan(Tanzimat’tan) bu yana devralınan hurda ekonomi ile ekonomiyi bu hale getiren Batı’nın yaptıklarını Yüce ATATÜRK şöyle anlatıyordu: Başka türlü ifadesiyle yukarıda(son iki paragrafta) sağlanan gelişme hangi zor koşullarda yaratılmıştı
“Ülkemizin ekonomik durumu ve ekonomik kuruluşlarımız dış ülkeler tarafından sarılmış bir halde bulunuyordu. Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri
Avrupa rekabetine karşı kendisini koruyamayan ekonomik yaşantımızı yine ekonomik yönden kapitülasyon zinciriyle bağladı. Ekonomik alandaki özel değerler ve kuruluşlar yönünden bizden çok kuvvetli olanlar ülkemizde
bir de fazla olarak imtiyazlı durumda bulunuyorlardı; kazanç vergisi bile vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman istedikleri malı ve istedikleri koşullar altında yurdumuza sokuyorlardı. Bu nedenle
ekonomik hayatımızın tüm bölümlerinin mutlak egemeni olmuşlardı. Efendiler
bize karşı yapılan bu rekabet gerçekten çok gayri meşru
çok ezici idi. Rakiplerimiz bu şekilde endüstrimizin gelişme olanaklarını yok ettiler. Aynı zamanda tarımımızı da zarar’a uğrattılar; ekonomik ve mali gelişmemizi engellediler…”(7)
Sıradan insanınkinden farklı olan bu yetenekler; hemen hemen sürekli olarak gerçekleşen öngörüler
Bu yeteneklerden özellikle “öngörü”(önceden bilme/sezme)
Söz konusu yaygın örneklerden bir kaçını şöyle anımsıyoruz:
- 1963’te bir suikasta kurban gidecek John F. Kennedy’nin Teksas’ta öldürüleceği
- İkinci Dünya Savaşı öncesinde yine pek çok kişinin oğullarının savaşta öleceğini rüyalarında görmesi ve bunu savaş öncesinde bildirmesi
- Wolf Messing’in sık sık halkın önünde düşünce okuma ve duru görü gösterileri yapması bunların hemen hemen hepsinde isabet kaydetmesi
- ABD’nin(CIA ve FBI birimlerinde) parapsikolojik yeteneklere sahip medyumlar çalıştırması
- Rusların(Sovyetler Birliği döneminde) Rus parapsikologların yaptıkları deneylerin birçok kitaba konu olması; mensubu bulundukları rejim nedeniyle tamamen maddeci bir zihniyetle konuya yaklaşmalarına karşın
- ABD
Bizim tarihimizde ve günümüzde de buna benzer pek çok paranormal olay ve bu yeteneklere (Duyular Dışı Algılamalar
* Atatürk’ün giriştiği işler arasında hata payının hemen hemen sıfır olması
* Beşeri tarihte
* İngiltere
* 1907’de bugünkü Türkiye haritasını çizmesi ve arkadaşlarına
* Daha 1930’lu yıllarda
Ortadoğu sorununun sürüp gideceğini
* Sadece Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarımız da değil
Yukarıda da belirttiğimiz gibi
YÜCE ÖNDER ATATÜRK’ün ÖRNEK KARAKTERİNİN ANA HATLARI
Her yönüyle ve gerçek anlamda “büyük” bir insan olan Atatürk’ün fizik ötesi niteliklerinin başında; çok yönlü bir deha ve üstün insanlık niteliği göze çarpar. Doğuştan gelen ve erdemli insanlara özgü güçlü bir karakter ile bunun sağlam dayanağı olan çetin ve yılmaz bir irade onun en belirgin üstün insanlık niteliğidir.
Davranışlarındaki ve her türden kimse ile ince düşünme ve ölçülü hareket ama temkinli ataklık onun her zaman ön sırada yer almasına neden olmuştur. Tasavvur etme ve ileriyi görme yeteneği çok gelişmiş olmasına karşın
Bilgelikle taçlanmış zekâsının yanı sıra
Yüce insan Atatürk’ün beşeri ilişkiler çerçevesinde; insanları tanımada
Kuşkusuz
Kuşkusuz
Beşeri değerlere/realitelere saygılı ama onlarla özdeşleşmeyen tutumunu
1920 yılında 260 olan doktor sayısı
İstanbul ve Sivas’tan sonra
01 Mart 1922’de Meclisi açış konuşmasında