Ayrıntılı savunma mekanizmaları

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ruh Sağlığı
Narsisistik savunmalar:
İnkar (denial): Gerçekliğin acı veren yönünün bilinçten uzaklaştırılması. Represyon (bastırma) dürtü türevlerini ve duygulanımları bilinçten uzaklaştırken, inkar dış gerçekliğin görülmesine engel olur.
Çarpıtma (ditortion): Ruhsal ihtiyaçlara göre dış gerçeklik yeni bir şekil alır. Sanrısal büyüklük duygularının sürdürülmesini sağlamak için hallüsinasyon gibi algı değişimleri ve megalomanik (büyüklük) sanrılar da çarpıtma kapsamında değerlendirilebilirler.
İlkel idealizasyon: Dış nesneler bütünüyle iyi veya bütünüyle kötü olarak görülürler. Sıklıkla bütünüyle iyi nesne aynı zamanda omnipotent (herşeye kadir), ideal olarak, en kötü nesnenin kötü yanları tamamen kötü olarak büyültülür.
Yansıtma (projeksiyon): İç dürtüler ve onların türevleri sanki dışarıdan geliyormuş gibi yansıtılır. Psikotik düzeyde yansıtmada dış gerçeklik hakkında (genellikle kötülük görme (perseküsyon) sanrıları şeklini alabilir. Yansıtılan dürtüler kaynağını idden veya süperegodan alsa da yansıtma süreci içinde şekil değiştirirler.
Yansıtmalı özdeşim: Kendiliğin istenmeyen tarafları diğer bir insana yansıtılır ve kişi kendisini karşısındakiyle aynı görür. Kendisine benzer duyguları karşısındakinin de yaşamasına neden olacak baskılı bir yanı vardır.
Bölünme (splitting): Dış nesneler hep iyi-hep kötü olarak bölünürken dış nesne hakkındaki düşünceler ve duygular hızla bir uçdan diğer uca değişebilir. Kişinin kendisi hakkındaki düşünceleri ve kendini algılayışıdaki hızlı değişimler de bu sürece eşlik edebilir.
İlkel savunmalar:
Dışa vurma (acting out): Bilinç dışı bir dürtü veya isteğe eşlik eden duygulanımı bilinç düzeyinde yaşamamak için, o dürtü veya isteği eyleme dökme.
Bloklama: Düşüncenin geçici bir süre için durdurulması. Represyona benzer. Farkı bloklamada gerilimin oluşmasıdır.
Hipokondriazis: Yas, yalnızlık veya başkalarına karşı saldırgan duyguların ağrı, somatik hastalıklar ve nevrasteni olarak kendine yöneltilmesi. Hipokondriazis sayesinde sorumluluktan kaçılır, suçluluk duygularından uzaklaşılır ve dürtülere karşı konulur.
İdentifikasyon (özdeşim): Egonun gelişiminde önemli rolü olan identifikasyon bazı durumlarda savunma mekanizması olarak kullanılabilir. Sevilen bir objenin identifikasyonu o nesnenin gerçek veya hayali kaybı veya o nesneden ayrılma sonucu gelişecek bunaltı veya acıya karşı bir savunma mekanizmasıdır.
İçeatım (introjection): Nesnenin bazı özelliklerinin içe alımıdır. Bir savunma mekanizması olarak kullanıldığında özne ve nesne arasındaki ayrımı engelleyebilir. Sevilen bir nesne içe atılarak onun kaybı veya ayrılığının getireceği acıdan kaçılır. Korkulan nesnenin içe atımıyla nesnenin agresif özellikleri kontrol altına alınmasına çalışılır.
Pasif agresif davranış: Diğerlerine yönelmiş agresyon kendisini pasiflik, mazoşizm olarak gösterir. Başarısızlık, ağırdan alma, kendisinden çok başkalarını etkileyen rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterir.
Yansıtma (projeksiyon): Kendi duygu ve isteklerini eşlik edilen kabuledilemez duygular nedeniyle başlarına atfetme ve kendisinde değilmiş, dışarıdan kendisine yöneltilmiş gibi algılanması.
Regresyon (gerileme): İçinde bulunduğu gelişim dönemindeki gerilim veya çelişkiden kurtulmak için bir aşağı gelişim dönemine dönme. Bir miktar regresyonun rahatlama, uyku için gerekli olması nedeniyle normalde de görülür. Yaratıcılığın önemli bir unsuru olduğu düşünülmektedir.
Somatizasyon: Psişik dürtülerin vücuda yöneltilmesi ve bunaltıya psişik değil somatik (vücuda ait) yakınmalarla cevap verilmesi.
Nevrotik savunmalar:
Kontrol etme: Anksiyeteyi azaltmak ve iç çatışmaları çözmek için çevredeki olayları veya nesneleri aşırı bir biçimde kontrol etme ve düzenleme çabası.
Yer değiştirme (displacement): Bir dürtü veya duygunun ait olduğu nesne veya düşünceden başka bir nesne veya düşünceye döndürülmesi. Döndürüldüğü yerde dürtü veya duygu daha az bunaltı oluşturur.
Disosiyasyon (çözülme): Duygularla başedebilmek için kişisel kimlik duygusunun değişmesi. Kimlik, hafıza veya bilincin normal olarak gerçekleştirdiği bir araya getirme işlevlerindeki bozukluk veya değişiklik. Bunaltı yaratıcı durumdan uzaklaşma amacıyla bilinç durumunun değiştirilmesi.
Dışa atma (eksternalizasyon): Yansıtmadan daha genel bir mekanizmadır. Kişinin kendi dürtüleri, duygudurumu, davranışları, düşünce biçimi ve kişiliğini dış dünyada ve dışardaki nesnelerde görme eğilimidir.
İnhibisyon: Dürtüler, süperego veya çevresel güçlerle çatışmasını azaltmak üzere bilinçli bir biçimde ego fonksiyonlarının sınırlandırılması.
Entellektüalizasyon (düşünselleştirme): Duygulardan uzaklaşabilmek amacıyla entellektüel süreçlerin aşırı kullanımı. Dikkat dış gerçekliklere yoğunlaştırılarak iç duyguların ifadesinden kaçılır.
İzolasyon: Birlikte olan duygulanımın bastırılarak bir düşüncenin bölünmesidir. Sosyal izolasyon nesnelerle ilişkinin olmamasıdır.
Usa vurma (rasyonalizasyon): Başka türlü kabul edilemez olan tavır, davranış ve inançların mantıklı açıklamalar getirilerek sunulmasıdır.
Reaksiyon formasyon (karşıt tepki kurma): Kabul edilemez bir dürtü tam tersine çevrilir. Ego gelişiminin erken devrelerinden itibaren sık kullanılırsa bir karakter özelliğine dönüşür.
Bastırma (represyon): Düşünce veya duygunun kişinin kendi isteğiyle olmadan bilinçten uzaklaştırılmasıdır. Birincil bastırmada düşünce veya duygular hiç bir zaman bilinç düzeyinde yaşanmamıştır. İkincil bastırmada ise bir zamanlar bilinçli olarak yaşanmış düşünce ve duygular bilinçaltına itilirler.
Olgun savunmalar:
Diğerkamlık (altruism): Yapıcı ve ılımlı bir karşıt tepki kurma durumudur. Kişinin diğer insanların çıkar ve iyiliğini kendisininkilere tercih etmesidir.
Antisipasyon: Gelecekteki muhtemel tehlikeli ve sıkıntılı durumların oluşturacağı duygulanımların önceden gerçekçi bir şekilde beklenilmesi ve hazırlanılması.
Asceticism: Yaşantıların zevkli yanları dışlanır. Bazı zevklerin ahlaki açıdan değerlendirilmesi yapılır.
Hümor (nükte): Katlanılması zor bir durumun, katlanılmasını kolaylaştıracak bir biçimde ele alınmasını, duygularını ve düşüncelerini açıklayabilmesini sağlar. Duygulanımdan uzaklaştıran bir çeşit yer değiştirmedir.
Sublimasyon (yüceleştirme): Gerçekleştirilemeyen istek ve dürtülerin toplumsal olarak da kabul edilebilecek bir biçimde yönlendirilmesidir.
Supresyon: Bilinçli veya yarıbilinçli bir biçimde bilinç düzeyindeki bir dürtü veya çatışmanın ertelelenmesidir. Rahatsızlığın farkına varılır fakat azaltılmaya çalışılır.
 
SAVUNMA MEKANİZMALARI
Her birey psikolojik bütünlüğünü sürdürmek ve benliğinin değerlerini korumak amacıyla çeşitli
savunma mekanizmaları kullanır. Bazı durumlarda bireyler sorunlarla karşılaştıkça, onları bir
biçimde çözüme ulaştırmak isterler. Bireyin bu süreç içinde engellenmesi ve kaygı duyması
son derece doğaldır. Birey kaygıdan kurtulmak için, bilinçsizce savunma mekanizmalarını
kullanmaya başlar. Savunma mekanizmasını kullanan birey, davranışının gerçek işlevinin
farkında değildir. Savunma mekanizmalarını kullanırken, bir dereceye kadar kendi kendimizi
aldatırız ve böylece bizdeki kaygı düzeyinin azalmasına neden oluruz. Savunma
mekanizmaları kaygımızı azaltmada gerçekten etkilidir ve herkes tarafından kullanılır ve
normal bir davranış biçimi olarak kabul edilir. Ara sıra başvurulan savunma mekanizmaları,
kaygı derecemizi azaltarak çevreyle geçici olarak daha etkin etkileşimde bulunmamızı
sağladığından, sağlıklıdır. Sürekli olarak kullanılan savunma mekanizmaları ise tam aksine
çevreye uyum yapmamızı bozar ve sağlıksız sonuçlara sebep olur.
Belli başlı savunma mekanizmaları:
Bastırma, mantığa büründürme, yansıtma, hayal kurma, ödünleme, gerileme, saplanma,
yerdeğiştirme, özdeşim kurma, yüceltme, soyut kavramlara bürünme, karşı tepki geliştirme,
telafi, inkar.
1. Bastırma
Korku, suçluluk gibi kaygı yaratan durumların bilinç alanı dışına itilmesi ve bastırılmasıdır.
Bilinçalanı dışında bulunan bu tür duygular konuşma sırasında, düşlerde ya da davranışlarda
değişik biçimde ortaya çıkar. Konuşurken yerinde kullanılmayan sözcük düşlerde ortaya çıkan
cinsel istekler, beklenilmeyen bir davranış, bastırma sonucu engellenen dürtülerin biçim
değiştirerek bilinç alanına gelmesidir.

2. Mantığa Büründürme
Kabul görmeyecek güdülerin yarattığı kaygıyı önlemek ya da ondan kaçmak için kullanılan en
yaygın savunma mekanizmasıdır. En basit biçimleri ile günlük yaşamımızda görürüz. Ders çalışmamayıbaşağrısına bağlamak gibi. Bir başka örnek, dişciye gitmekten korkan birisi,dişçiyeolan randevusunu unutabilir.
3. Yansıtma
Çatışmalarla başa çıkmanın başka bir yolu da kendi güdülerimiz için başkalarını suçlamadır.
Burada iki tür davranış söz konusudur. Birinde, birey beceriksizliğinin, yetersizliğinin,
başarısızlığının nedenlerini başkalarında arar. Örneğin okulda başarısız olan çocuk, bu
durumundan ana, babasını veya öğretmenini suçlar. Ya evde ona çalışma olanağı
verilmediğini, ya da öğretmeninin onu sevmediğini ileri sürer. İkinci yansıtma biçiminde, kişi
kendisinin olumsuz, çirkin, hatalı istek ve tutumlarını başkalarına yakıştırır. Ruhsal
hastalıklarda yansıtma, algıve düşünce sapmalarına, sanrılara (halüsinasyon) ve taşkınlıklara neden olur.
4. Hayal Kurma
Tatlı hayaller kurma ya da fantazi, bireyin çatışmalarının hayalinde çözümleyerek rahatladığı bir durumdur. Bireyler, olayları gerçekteki şekilleri yerine, olmasını istedikleri biçimde hayal
ederler. Fantaziye, genellikle ergenlik döneminde çok rastlanır. Örneğin sekreterlikten hiç
hoşlanmayan bayan kendini hayal dünyasında başarılı bir müdür gibi düşünerek, sekreterliğin
verdiği kaygıdan kurtulur.
5. Ödünleme
Birey, sosyal güdüsünü doyuma ulaştırmak için başka bir faaliyete yönelir. Karşıcinsten ilgisini
çekemeyip tatmin olamaması, onun spora yönelerek bu alanda başarılı olmaya çabalaması
buna örnektir. Bir başka örnek, kısa boylu, bodur bir adam, boksla uğraşarak erkekliğini
gösterme çabasına girebilir.
Gerileme
Bir olay karşısında basit ve ilkel tepkilere dönmektir. Gerileme daha çok dört-beş yaşlarıdaki
çocuklarda görülür; çünkü bu yaşlarda çocuklar oldukça karmaşıklaşan engellemelerle
karşılaşırlar. Arzularımız engellendiğinde veya kızdığımız zaman mantık dışıve fevri davranış-
lar gösteririz. Sıkıntılıdurumlarda yetişkin bir insan kekeler, kızarır, yaşının altında bir genç gibi
davranır. Örneğin, altmış yaşındaki bir ihtiyar, gerilim karşısında 25 yaşında bir delikanlı gibi
tepki gösterebilir.
7. Saplanma
Çocukluk yaşantısında, iz bırakmış bir dönemde, bir bireye, nesneye, duruma bağlı kalmaktır.
Saplantı sonucunda çocukluk dönemine özgü duygu, düşünce ve davranışlar ortaya çıkar.
Kimi bireyde saplantı nesnesi değişmeden kalır. Saplantılar güdülerin doyumuna bağlıdır.
Çocukluk ve gençlik çağında güdünün doyum biçimi kişinin kaygısınıgiderir. Freud’a göre, ego
gelişimi sırasında geçtiği basamaklardan birine saplanan birey o dönemi atlatamaz, o dönem
özelliklerini bir sonraki döneme taşır. Örnek, uzun süre parmak emme, altına ıslatma gibi.
8. Yerdeğiştirme
Gücümüzün yetmediği bir kimse, ya da denetimimiz altında olamayan bir olay olursa, kaygımı-
zı veya kızgınlığımızı gücümüzün yettiği bir kimseye veya denetimimiz altındaki bir olaya yö-
neltiriz. Ofisteki müdüre kızan sekreter, kızgınlığını evde bulunan kardeşinden alır.
9. Özdeşim Kurma
Engellemeyle başa çıkmanın başka bir yolu da, bir başkası ile özdeşim kurmadır. Başkası gibi
durma, düşünme ve davranma yoluyla uluşmak istediğimiz amaçlara uluştığımızı sanırız.
Örneğin Galatasaray’ın ünlü teknik direktörü Fatih Terim’e duyulan hayranlık nedeniyle, onun
tanıtımını yaptığı ürünü satın alarak kendisini Fatih Terim gibi hissetme.

10. Yüceltme
Yüceltme, cinsel dürtü ya da arzuların, cinsel olamayan davranım ve yollarla doyuma
ulaştırılmasıdır. Erkeklerin ilgisini çekemeyen çirkin bir kadın, yaratıcı bir artist ya da sanatçı
olabilir; böylece cinsel dürtüleri yüceltmiş olur.
11. Soyut Kavramlara Bürünme
Bizde kaygı uyandıran duygusal bir durumu soyut kavramların ışığında görerek, gerçekle
ilişkimizi kesme eğilimine, soyut kavramlara bürünme adı verilir. Yakını ölen birey, bu kimseyi
bir daha hiç göremeyeceğini bildiği halde, ölümü son derece soyut bir olay yaparak duyduğu
acıyı bastırmaya çalışır.
12. Karşı-Tepki Geliştirme
Birey esas güdüsünün tam tersi bir güdüye sahip olduğuna inanarak esas güdüsünü
gizleyebilir. Örneğin, manevi huzursuzluğa düşen, başkasına karşı derin bir kin duyan biri,
bunu örtmek için, yapay bir sevgi davranışına bürünebilir. Bu durumda, saldırgan ve olumsuz
duygular daima bu sevgi örtüsü altında kalırlar. Bazı üvey anneler, eşlerinin eski çocuklarına,
yapmacık ve gösterişle bir sevgi gösterirler. Bazen görülen bu davranışlar, karşı tepki
geliştirmeye örnektir.
13. Telafi
Kendimizi zayıf gördüğümüz bir alandaki eksikliğimizi kuvvetli olduğumuz başka bir alandaki
başarıyla örtme çabasına telafi denir. Örneğin, zihinsel yetenekleri kısıtlı olan bir kimse spor
alanında büyük başarılar kazanarak bu eksikliğini giderebilir. Kadınların dikkatini çekemeyen
çirkin bir erkek başarılı bir ressam ya da heykeltraş olarak ilgi çekebilir.
14. İnkar
Birey daha önce yapmış olduğu bir davranışı kabul etmeyip, inkar ederek de bir savunma
mekanizmasıgösterebilir. Çirkin bir davranışta bulunan birey, “Hayır ben hiçbir zaman o kişiye
kaba davranmadım, sürekli saygılı davrandım” diyerek daha önceki davranışı intkar eder.
Bazıkişiler, ruhsal çatışma ve buna bağlıderin iç sıkıntısıhalini hafifletmek ve avunmak için bu mekanizmayı kullanırlar. Bu unutulan veya inkar edilen şey bir arzu veya bir vaad olabilir.Farkında olmadan yaptığımız savunma mekanizmaları, kaygımızı azaltma yolunda bizeyararlıdır. Her kimse, değişik zamanlarda şu veya bu şekilde savunma mekanizmalarını
kullanır.
 
Geri