aynı insanla hem iyi anılar hem de geçmeyen kırgınlıklar biriktirmek

  • Kullanıcı RK
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Konu sahibi son olarak 6 gün önce görüldü
aynı insanla hem iyi anılar hem de geçmeyen kırgınlıklar biriktirmek

İçinde hem gülüşü hem acısı olan insanları nereye koyacağını bilemiyorsun.
kalbin iki klasör açıyor bilgisayar gibi.. güzel ve çok acı…

ikisini de silmeye kıyamıyorsun.


birini tamamen silmek kolay da… içindeki iki ayrı dosyayı ne yapacaksın....

kırgınlık geçmiyor çünkü açıklanmayan şeyler kabuk bağlamıyor....anılar da silinmiyor çünkü o zaman gerçekten mutluydun.

bu yüzden o kişiyi ne tamamen kalpten çıkarabiliyorsun,
ne de eskisi gibi yerine koyabiliyorsun.
arada bir yerde kalıyor…
düşündükçe acıtmayan ama içinden geçince hafif sızlayan bir bölgede.


belki de bazı insanlar hayatımızda tamamlanmamış cümle olarak kalmak için geliyor.
ne son nokta konuyor, ne yeni satır açılıyor.
sadece duruyorlar.
ve biz o duruşun ağırlığıyla yaşamayı öğreniyoruz.
 
Bir süre konuşmayınca o kişiyle ilgili olan her şey siliniyor hafızamdan
 
İlişki olayı çok zor, komplike bir olay yaa. İnsanlar bunu nasıl beceriyor, bilemiyorum.

Ben bir ilişkiye başlamayı düşünüp karar verene kadar millet evlenip çocuğu okula başlıyor. İlişkiyi düşündüğüm kişi ben düşünüp taşınana kadar birkaç kişiyle ilişki yaşayıp bitirmiş oluyor.

Tolkien evrenindeki elfler gibiyim. Niyeyse...
 
Böyle bir arada kalmışlık büyük bir yük. Tabii bana göre. Bazı insanlar bunu böyle yaşar, böyle kabul eder. Bence biten her ilişki, bu arkadaşlık da olur, dostluk da olur, rafa kaldırılmalı. Kategorizasyon şart değil. Konumlandırmaya çalışmak da yersiz. Bazı ilişkilerin ömrü oluyor. Bitti mi? Tamam. Şimdi iyi hatırlamıyorum. Sonra geçer. Hala mı iyi olmayan bir konumda? Bırak kalsın. Herkesi de iyi hatırlamak zorunda değiliz, biz de her zaman iyi hatırlanmıyoruz. O da öyle rafa kalksın. Bir süre sonra unutulup gidiyor her şey. Unutulmasa da köprünün altı ve sular meselesi. Benim arada kalmışlığa tahammülüm yok. Bu kadar düşünmek de gereksiz -şu yaşımda belli bir kırıntı da olsa kendi dünyamda bir bilgeliğe ulaştığımı düşünüyorum- ve hiçbir şeyi bir yere koymak için uğraşmıyorum. Her şey ait olduğu yere zamanla kayıyor. Duygular ve hatıralar da buna dahil.
 
Toksik ilişki diyebiliriz galiba buna. Demet evgar'ın dizisindeki bir repliğinde arkadaşına, ben sana nasıl düşman olacağım şimdi, yakarışı vardı. Bu tür ikili her ilişkide aklıma hep bu cümle geliyor. Bizim de oldu tabi herkes gibi. Ama en sağlıklısı ve çok fazla kırgınlıklar varsa iyi günlerin hatrına daha da çirkinleşmemesi için durumun uzaklaşmak o kişiden. Diğer türlü herkese ayrı zarar.
 
Düsmanlastirmamak cok özgür birakici bi eylem.
Karsindaki bunu yapsa bile düsmanlastirmadan defteri kapatmak... Galiba bu gücü,olgunlugu tarif edemiycem.
 
Kötü anı ile iyi anının arasındaki denge önemli ve hangisi ağır basıyorsa o daha etkili olacaktır. İnsanların yaptıklarını kolay kolay hatırlamasak da hissettirdiklerini unutmak mümkün değildir.
 
İnsan aynı kişide hem en güzel anısını hem de en derin yarasını taşıyabilir. Buradaki tek çıkış yolu, o ilişkiyi kusursuz yapmaya çalışmayı bırakmaktır. Ne güzel anıları inkar et ne de kırgınlıkların verdiği dersi unut. Onu hayatında 'olduğu kadar' bir yere koy. Çünkü bazen mesafe almak, hem geçmişteki güzellikleri korumanın hem de daha fazla kırılmamanın tek yoludur.
 
Maalesef insanlık hali…
 
Geri