AYN-ÜR RIZÂ

Konu sahibi son olarak 42 gün önce görüldü
“Birinin hayatının neresinde olduğumu çözemediğim zaman, hiçbir yerinde olmamayı garantilerim.“ Çünkü belirsizlik, değersizliktir”


— kafka
 
Birisi tarafından delice sevilmek size güç verir, birisini delice sevmek ise cesaret...

Bende ikiside yok dkskdjsk
Neyse günümüz güzel geçsin :t
 
Sunay Akın’ın şu sözlerini hayat felsefesi haline getirmeliyiz; “Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar.”
 
Yıldız Kenter'in dediği gibi: ''Hatalı olduğunu anlayan bir insanın bunu telafi etme çabasını gördüğümde özür beklemem, bu bana özürden daha samimi gelir, bana samimiyet yeter."

Benim en sevdiğim insan tipi:*
 
IMG_20201018_221050.jpg

Ben kırılmaya kalbimden başlamadım. Ellerimi bıraktığın gün parmaklarım kırıldı. Sarılmayı kestin, kaburgam kırıldı. Konuşmayı bıraktık, sesim kırıldı. Öpmedin, nefesim kırıldı.Sevmedin demeye dilim varmıyor, sevmişsindir belki az da olsa,söylemedin hiç. Kalbim kırıldı.
Ö.Bülbül
 
tumblr_d61f3092fdaeb3497df4dfc1e5905a6d_ec12fe3b_500.jpg
Kırıla döküle canım yana yana öğrendim...!

Herkesin diliyle yüreği aynı değilmiş...!

Ben duyduklarıma inanırken

Meğer yürekleri başka söylermiş...!

~

Sevim Batur
 
images.jpeg

Sonra böyle içime kapandığım zamanlarım da, yine sana kızıyorum.
Senden sonrası da aynı yani.
Bir sensin eksik olan.
Yirmidört mevsim geçti, sayısız insanlar geldi ve geçti.
Daha çok üzüldüm, kırıldım, yanıldım, ağladım.
Yokluğunu unutturacak acılar yaşadım, düştüm, tekrar kalktım ama aynı hevesle yürümedim bir daha ve koşmayı bıraktım senden sonra.
Sevdiğim şarkılar değişti, sevdiğim insanlar değişti,
Senin yerin bile değişti.
Bir tek sana olan kırgınlığım geçmedi.

Velhasıl kelam;
Hayat senden sonra da devam etti.
Ama ben tırnağımdan tut saç tellerimin kırılmasına kadar senden bildim sana küstüm.

Gitmeseydin böyle olmayacaktı,
Gitmeseydin böyle olmazdı.
Gitmesen olmaz mıydı?
Gittin de ne oldu?

Pınar Kılıç
 
Ne demişti Ahmet Kaya;

“Şimdi saat yokluğunun belası, sensiz gelen sabaha günaydın…
 
Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.

Cahit Zarifoğlu / Yaşamak
 
tumblr_nr6s6k9B2p1u2zvyho1_1280.jpg


Hikâyeye göre günün birinde Franz Kafka, olağan yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.

Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:

“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.

Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”

Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
 
tumblr_nqve96E7IS1sjdng6o1_1280.jpg

Ama yine de ancak denizli şehirlerde kendi başına kalır insan. Çünkü yüzünü denize dönebilirsin. Böylece sırtını çevirirsin kalabalığa. Denizsiz şehirlerde ise nereye dönersen insan, nereye dönersen.

O yüzden işte, iyi geçinmelidir birbiriyle, denizsiz şehirlerde kişiler. Denizli şehirlerdeyse, insan yüzlerine çarpmadan da yaşayabilir isteyenler.


-Ece Temelkuran
 
Gözlerindeki firar boşuna.
Zamanın koynunda sakladığı yaşanılasıların yanından geçip gidiyoruz.
Hiç düşündün mü belki'yi? Belki de eline en yakışan takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan benim söylediğim.
Belki sen ve ben.. Belki yıllar sonra.. Tuhaf şey..
Hüzünbaz Sevişmeler / Yılmaz Erdoğan
 
tumblr_nczr7lHc6Y1sjdng6o1_1280.jpg
Biz bile bilemeyiz çoğu zaman neyi neden hissettiğimizi. İsmi konmadığı zaman daha çok hoşumuza gider bazı şeyler. Kontrolümüz altında olduğunu düşünüyoruz belki bu şekilde, bilemiyorum. Ya da sadece o kadarını istiyoruz. İltifatlar, imayla ifade edilen hoşlanmalar. Bazen bunun ötesini istemiyor olabiliriz, bunun ötesine geçince ne yapacağını bilemiyor olabiliriz. Ne bileyim belki de böyle değil belki de böyle.

-Marcel Proust
 
Herkesin, yanına gitmek istediği birileri vardır ; Gecenün üçü, Sabahın körü, Hatta cehennemin dibi olsa bile.
 
Sabahattin Ali özetlemiş; “Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.”
 
Geri