Erdoğan, o ayetin tamamını niçin okuyamadı?
1923 Nazi kurultaylarını anımsatan AKP kongresinde, konuşma için kürsüye çıkan Erdoğan, uzun konuşması esnasında Kur’an’ın bir ayetini okudu.
Şura suresinin 38. Ayetinin “ilk bölümünü” yüksek bir ses tonuyla okudu.
Ayet şöyle der; “onlar işlerini şura-istişare ile yaparlar..”
Erdoğan ayeti burada bitirdi. Çünkü “devamını okusaydı,” 12 yıllık iktidarı boyunca yaptıklarının yerin dibine geçeceğini, okuyacağı bölümün “kendisini perişan edeceğini” görecekti.
Bu yüzden “ayetin devamını” okumaktan vazgeçti.
***
Peki ne diyor ayet?
“Onlar işlerini şura-istişare ile yaparlar/emrihum şura, ve kendilerine verilen rızıkları dağıtırlar/ beynehum mimma rezaknahum yunfikun.”
***
Şura suresi 38. Ayet, bir “devletin temel meşruiyet gerekçelerini ilan eder.” Ayete göre bir devlet, “şura ve meşveret ile idare edilmeli, ve infak etmelidir.”
Şura ve meşveret, modern terminolojide “meclis ve cumhuriyete,” infak ise, “sosyal adalete” işaret eder. İnfak, “vermek demektir.” Kur’an, infakın nasıl yapılacağını Bakara suresinin 219. Ayetinde anlatır; “sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki; ihtiyacınızdan artanın tamamını..”
***
İnfak kelimesi ile “münafık kelimesi” aynı kökten gelir. Münafık, “vermeyen” demektir. Vermediği halde, Kur’an deyimiyle “kenz ettiği/yığdığı” halde İslam olduğunu söyleyen kişiye münafık denir.
İslam’ın membaı olan Kur’an, “devlete tek bir görev yüklüyor.” Keza, “devlet yönetimine dair, binlerce ayet içinde “sadece bir tek ayet” öneri yapmaktadır. O ayet, işte bu ayettir. Ve bu ayet, “devlete tek bir görev addeder.” Şura ve meşveret kurulması (meclis ve parlamento) ve “infakın, yani sosyal adaletin tesisinin bir devlet politikası olması.”
***
Kürsüde ayet okuyarak, “kitlelerin iradesini belirleme eğilimini tarz’ı siyaset eylemiş bu akla, ben de bir ayet okuyayım;”
Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.(Bakara suresi 85. Ayet)
***
Dünya’nın en zengin Başbakanlarından olan, aynı anda “hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı” olabilen, servet ve ihtişama boğulmuş bir kişinin “infakla ilgili ayet ve bölümleri okuyamaması” beni elbette şaşırtmıyor.
Beni şaşırtan esas şey ne biliyor musunuz?
Bir tane vatandaşın çıkıp, “siz kitabın bir kısmına inanıp, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz” diye soramıyor olması. Ve bu hakikatler gün gibi ortada olduğu halde, “kenz bataklığına saplanmışların” teveccüh görmesi..
Basiretle..
Eren Erdem
1923 Nazi kurultaylarını anımsatan AKP kongresinde, konuşma için kürsüye çıkan Erdoğan, uzun konuşması esnasında Kur’an’ın bir ayetini okudu.
Şura suresinin 38. Ayetinin “ilk bölümünü” yüksek bir ses tonuyla okudu.
Ayet şöyle der; “onlar işlerini şura-istişare ile yaparlar..”
Erdoğan ayeti burada bitirdi. Çünkü “devamını okusaydı,” 12 yıllık iktidarı boyunca yaptıklarının yerin dibine geçeceğini, okuyacağı bölümün “kendisini perişan edeceğini” görecekti.
Bu yüzden “ayetin devamını” okumaktan vazgeçti.
***
Peki ne diyor ayet?
“Onlar işlerini şura-istişare ile yaparlar/emrihum şura, ve kendilerine verilen rızıkları dağıtırlar/ beynehum mimma rezaknahum yunfikun.”
***
Şura suresi 38. Ayet, bir “devletin temel meşruiyet gerekçelerini ilan eder.” Ayete göre bir devlet, “şura ve meşveret ile idare edilmeli, ve infak etmelidir.”
Şura ve meşveret, modern terminolojide “meclis ve cumhuriyete,” infak ise, “sosyal adalete” işaret eder. İnfak, “vermek demektir.” Kur’an, infakın nasıl yapılacağını Bakara suresinin 219. Ayetinde anlatır; “sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki; ihtiyacınızdan artanın tamamını..”
***
İnfak kelimesi ile “münafık kelimesi” aynı kökten gelir. Münafık, “vermeyen” demektir. Vermediği halde, Kur’an deyimiyle “kenz ettiği/yığdığı” halde İslam olduğunu söyleyen kişiye münafık denir.
İslam’ın membaı olan Kur’an, “devlete tek bir görev yüklüyor.” Keza, “devlet yönetimine dair, binlerce ayet içinde “sadece bir tek ayet” öneri yapmaktadır. O ayet, işte bu ayettir. Ve bu ayet, “devlete tek bir görev addeder.” Şura ve meşveret kurulması (meclis ve parlamento) ve “infakın, yani sosyal adaletin tesisinin bir devlet politikası olması.”
***
Kürsüde ayet okuyarak, “kitlelerin iradesini belirleme eğilimini tarz’ı siyaset eylemiş bu akla, ben de bir ayet okuyayım;”
Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.(Bakara suresi 85. Ayet)
***
Dünya’nın en zengin Başbakanlarından olan, aynı anda “hem Başbakan, hem Cumhurbaşkanı” olabilen, servet ve ihtişama boğulmuş bir kişinin “infakla ilgili ayet ve bölümleri okuyamaması” beni elbette şaşırtmıyor.
Beni şaşırtan esas şey ne biliyor musunuz?
Bir tane vatandaşın çıkıp, “siz kitabın bir kısmına inanıp, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz” diye soramıyor olması. Ve bu hakikatler gün gibi ortada olduğu halde, “kenz bataklığına saplanmışların” teveccüh görmesi..
Basiretle..
Eren Erdem