Aydın Hatipoğlu Şiirleri

Konu sahibi son olarak 2217 gün önce görüldü
AKŞAM
Ürperen denize kavuşan akşam
Ne çok yalnız adam çiziyor ufka
Ne çok yalnız adam ne çok kadın ne
Yitmiş umutlar gibi bir günü noktalayan

Hiç sevinçler göğermez mi bahçelerinde
Acı ve hüzün taşıyorlar durmadan
Nerde çiçekleri ellerinde nerde inançları
Birden geceye bulanıyor saçları

Hâlâ gülüşlerini arıyorlar aynalarda
Hep ölüm hep karanlık hep korku hep​
 
SON DEĞİL
Yatıyor boylu boyunca
Ne yanıyor ateşler içinde başı
Ne buz kesiyor ayakları
Yürümüyor damarlarında kanı
Canı yanmıyor
Uyanmıyor -ne kadar uyandırmak isteseniz-
Yarı aralık gözleri görmüyor
Sarmış kara bir kefen gibi
Karanlık her yanını

Ağır
Suskun
Sağır

Gülmüyor ağlamıyor
Sevinmiyor üzülmüyor
Bağırmıyor
Ne sevgi ne nefret
Ne korku ne acı ne umut ne karamsarlık
Onu ilgilendirmiy...​
 
ALAZ
Hüznün kızıl yaprakları düştü zamana
Aktı canlar yangınlardan o kızıllığa

Karardı coşkular söndü umutlar
Döndü ağır ağır umutsuzluğa

Sesler koparıp kanayan şarkılarımdan
Göçüp giden kuşlar gitti uzağa

Kurumuş dallara takılmış bir uçurtma
Düşürür çocuk sevdalarımı tuzağa

Sustu solgun bir gül gibi akşam
Savaşları soygunları bırakıp küstü çağa

Bilmem hangi eller hangi kadehler
Kalkar bir uzun sükût gibi yalnızlığa​
 
GÜN
Perdeyi açıverince
Üryan bir sabah takılıyor dallara
Gümrah gözlerinde çiçekleniyor şafak
Mahmur saçları çözülüyor gecenin

Çığ düşmüş yapraklara yazılı
Rahvan yazgısı yoksulluğun
Kınında hüznü taşıyan bir çingene şarkısı
Uzuyor tekerlerin tıkırtısında

Sevince bulanıyor elin
Sokakta kuş seslerini siyaha boyayan çocuk
Kapıda gün
Hakkını helal et sevgilim​
 
BAHAR ŞARKISI
Bahardır damıtılan
Umudun imbiğinden
Üveyikler biliyor

Dağların eteğinde
Gelin gülüşü gibi
Ellerin apak

Ne kadar yakışıyor
Bir bebek sevincine
Suyun dibinde çakıl

Duru soluğun okşar
Eğilmiş de yüzümü
Dudaklarım duyuyor

Ne incecik gelincik
Ne gümrah mor menekşe
İçim papatya tarlası​
 
AŞKTIR BU DERDİN DERMANI

Sevgiden sellerin sesidir senden gelen
Dağ delen susuşumu duysan tanıyacaksın
Seni kavgaların içi gibi sıcak buldumsa
Saf dışında kalmak nedir anlayacaksın

Düşlerimde yüzü kaldı küçük hayvanlara özgü
Yüreğimde közü ılıtır içerim
Aşktır bu derdin dermanı aşktır bu dağların kızı
Sarar durur dört yanımı yunus gibi bir sızı

Hüzünlü bir denizde yıkıyorum gözlerini
Sesini düşlemiyorum kimi zaman teller kopuk
Tanrının tanrılığını bir kenara bırakıp
Öznel güzelliklerimi kendim yaratıyorum

Küçük kavgalarda yenilmelerle yıkılmıyorum
Küçük yeniklerin büyük savaşına duruyor gücüm
Yüreğimi dağlayıp dağlayıp çoğalıyorum
Varlığımı sonsuz sevgilere adıyorum adsız sevgilere

Yazar : AYDIN HATİPOĞLU​
 
BU ŞİİR HİÇ YAZILMADI

Sevdalar yoğurduk ellerimizle
Kavgalara uyandık
Daha çocuktuk

Bencil ve acımasızdı dünya
Ak lalelerin ışığı soldu
Yıkıldı çalındı kirlendi
Acı ve gözyaşıyla sulandı
Saksıdaki küskün çiçek
Önce balıklarımız öldü
Coşkular sevinçler inançlar
/Direniyordu hâlâ suların ışıltısı/
Sonra arkadaşlarımız
Ama umudumuz ölmedi

Ey ırmakları ağu akıtan dünya
Seni yapraksız ağaçlar adına
Dehlizlerde yanan
Düşlerini çığlar bölen
Depremlere çöplüklere gömülenler adına
Ve gökyüzü ve çocuklar ve toprak
Kadın çığlıkları ve masum denizler
Ve ölü kuşlar adına lanetliyorum

Yazar : AYDIN HATİPOĞLU​
 
Geri