Avrupa gündeminde: Türkiye nereye gidiyor?

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ yolsuzluk soruşturmalarının başlamasından bu yana Batı medyası ve kamuoyunda, ‘Türkiye diktatörlüğe mi gidiyor?’ sorusu gündemde.

Belçika’da Fransızca yayın yapan kamu yayıncısı RTBF’ye göre, ‘(Cumhurbaşkanı Tayyip) Erdoğan rejiminin, (tutuklu İBB Başkanı Ekrem) İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla tetiklenen eşi benzeri görülmemiş halk hareketine baskıyla karşılık vermesi‘ sorunun daha sık sorulmasına yol açtı.



2025-03-25-polis-tutuklama-gozalti-trthaber.jpg


Protesto eylemlerine katılan binlerce insan gözaltına alındı, yüzlercesi tutuklandı.
Avrupa Konseyi bugün Türkiye’deki tutuklu belediye başkanlarının serbest bırakılmasını istemişti.

Batı medyası bir yandan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin neden güçlü bir tepki ortaya koyamadığını sorgularken bir yandan da Türkiye’nin istikametini kestirmeye çalışıyor.

Türkiye’deki muhalif kesimler gibi, Avrupa kamuoyunun büyük bölümü de son bir haftada medyaya yansıyan gelişmeleri, ‘Türkiye’deki otoriterleşmenin kanıtı’ olarak görüyor.


RTBF, İmamoğlu’nun siyasi arenadan dışlanması ve ardından olup bitenlerin Türkiye’deki muhaliflerce ‘iktidarın otoriterleşmesinin en net kanıtı’ olarak görüldüğünü vurguladı.

Hafta başında RTBF’deki ‘Le Monde en Direct’ adlı programa konuk olan siyaset bilimci Ahmet İnsel de gelişmeleri ‘darbe’ olarak değerlendirdi: “Erdoğan, kendisini olası bir seçimde yenebilecek en güçlü rakibini saf dışı bırakarak, Türkiye’de demokrasinin son kalıntılarını da yıkmaya yönelik bir adım attı.”

Hollanda’nın en büyük haber portalı nu.nl‘ye göre okuyucuların birçoğu Türkiye için ‘diktatörlük’ tanımı yapıyor.


Hollandalı haber portalı, uzmanlara bu iddianın doğru olup olmadığını sordu.

Siyaset bilimcilere göre, Türkiye ne bir diktatörlük ne de tam anlamıyla demokratik bir ülke. Artık sadece ‘adil olmayan bir oyun alanı’.

Siyaset bilimci Hakan Yavuzyılmaz, nu.nl’ye yaptığı değerlendirmede, “Türkiye’de muhalefet ve seçimler var. İktidar ile muhalefet partileri arasında kıyasıya bir mücadele var. Bu nedenle Türkiye bir diktatörlük değil” dedi.

Ancak Yavuzyılmaz’a göre Türkiye tam anlamıyla demokratik bir ülke de değil:

Türkiye’de, ‘rekabetçi otoriter’ bir sistem var. Seçim ortamı özgür ve adil değil, bu da demokrasi için temel koşulları karşılamıyor. Muhalefetin sesini duyurabileceği gazete sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Muhalefetin seçimleri kazanma şansı çok düşük.”

Yavuzyılmaz, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidar ile muhalefet arasındaki oy farkının düşük çıkmasının da Türkiye’nin bir diktatörlük sayılamayacağının kanıtı olduğunu belirtti.

Yavuzyılmaz’a göre Erdoğan’ın hâlâ koalisyon ortaklarına ihtiyaç duyması ve tek başına karar alabilecek çoğunluğa sahip olmaması da diktatörlük savını ortadan kaldırıyor.

Türkiye’de bir haftadır devam eden protesto gösterilerinin Erdoğan üzerinde nasıl bir etkisi olacağını bekleyip görmek gerektiğini belirten Yavuzyılmaz , “Muhalefetin haraketliliği devam edecektir. Ancak bu, iki ucu keskin bir kılıç. Büyük ihtimalle Erdoğan daha baskıcı önlemler alacaktır. Daha fazla gazetecinin tutuklanmasını ve göstericilere daha sert müdahaleler edilmesini bekleyebiliriz” diye konuştu.

Amsterdam Özgür Üniversitesi (Vrije Universiteit) eski öğretim üyesi Prof. Dr. Thijl Sunier, Hollandalı okuyucuların, ‘diktatörlük’ yorumunun anlaşılabilir olduğu görüşünde.

Hollandalı profesöre göre, “Erdoğan, sürekli olarak iktidarını korumaya çalışıyor. Daha önce yasaları değiştirmeye çalıştı ve muhaliflere baskı uyguluyor. Hukuk devletini ve demokratik yapıyı koruyan kurumları aşındırıyor.

Prof. Dr. Sunier, İmamoğlu’nun tutuklanmasını, ‘Erdoğan’ın iktidarını sürdürmek için çaresiz bir girişim’ olarak değerlendirerek şunları söyledi:

“Erdoğan, halk desteğinin giderek azaldığını görüyor. Bu tutuklama, halk desteğini daha fazla kaybetme korkusunu gösteren bir hamle.”

Türkiye’deki durumun, göstericilerin şiddetle bastırıldığı Rusya’yla kıyaslanamayacağını vurgulayan Sunier, ‘Türk halkının siyasi bilincinin yüksek olduğuna‘ işaret etti.

Erdoğan’ın hareket alanının sınırsız olmadığının altını çizen Sunier, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erdoğan bir diktatör değil, bu yüzden yapabilecekleri sınırlı. Şu an hangi hamleyi yapacağını tahmin etmek zor. Ordunun siyasi süreçlere müdahale etme ihtimali geçmişe kıyasla çok daha düşük. Ancak şu an yaptığı gibi polisi ve güvenlik güçlerini kullanmaya devam edebilir.”
 
Olurda bir gün Rusya sizi düdüklediğinde kapımıza gelip ağlayıp sızlanmayın bak

Bizde olmadığını iddia ettiğiniz bütün şeylerin, sizlerin ülkelerinizde de işinize geldiğinde uygulandığını biliyoruz

Üstten bakmaya devam edin bakayım elbet gün ola devran döne
 
şunu izletirsiniz
artık gülmüyorum bile
 
Geri