Avazım çıktığı kadar susuyorum :)

Konu sahibi son olarak 43 gün önce görüldü
Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam.
Ama evet ! Yeri gelir susarım.
Canımı çok yakan şeyler olur ama yinede susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında.. Salaklığımdan mı? Hayır!
Ben kimseye ''GİT'' de demem, diyemem. O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır. Ona o kadar şeye rağmen, o kadar değer veririm ki,
... ... Hergün yaptıklarına utansın diye.
Ama bir gün öyle bir giderim ki;
Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!

-Alıntı-
 
Bir kalbin içinde ne taşındığını asla
bilemezsin. Kırmadan önce iyi düşün;
Belki de içindeki sensin...
ydGoza.jpg

 
[DAILYMOTION]x1odbfn_hazal-asktan-bicak_music[/DAILYMOTION]

İçime sapladığın aşktan bıçak
Batıyor hiç durmadan
Kalbime çok söyledim sevme bırak
Seviyor hiç bıkmadan
Geçtin rüzgar gibi ömrümden
Ben ve buralar o gün bugün hep toz duman
Gönlümden gölgeni al
Beni bul geç olmadan
Senden ayrı döner mi dünya
Dönse de hep aynı sen olmazsan
Gönlümden bu hüznü al
Geri dön geç olmadan
Senden ayrı döner mi dünya
Dönüyor utanmadan

 
Bazen sert bir rüzgâr esebilir, demişti...
O zaman boynunu eğmekten utanma, yeniden başını kaldıracağını,
yalnızca rüzgârın geçmesini beklediğini düşün..

1jodZ1.jpg
 
O'nunla kavga etmeyi, başkasıyla gülmeye değişmem ..!

- Hüseyin BULDUK
 

q90n8Z.jpg



Bir Kavanoz Aşk




''Sen benim özgürlüğümsün.''
○○ Bulduğum yere ulaşan alevlerin acıyla örselenmiş kokusu, üzerine uzandığım tahtaya sinen korkak ruhumun işlenmiş, zedelenmiş ve parçalanmış tadı ve göğüs kafesimde, sol yanıma üşüşen onun kokusuyla ve gülüşüyle sarmalanmış özlem beni güçsüz duruma düşürürken yardım sözcükleri, imdat nidaları dilimden sancılar eşliğinde dökülüyordu.

○○ Seni seviyorum. Seni seviyorum ve seni seviyorum.
Ayrı kaldığımız tüm zamanlar boyunca bunu söylemenin her geçen gün biraz daha kolay olduğunu farkettim. Her geçen gün, içimde büyüyen ve gittikçe arsızlaşan bu duygunun beni yok ettiğini ve ruhumu bir ucundan başlayıp benim henüz sahip bile olamadığım diğer ucuna kadar kemirişini hissediyorum. Seni özlüyorum. Kendimi şimdi özgürlüğünü özleyen bir tutsak gibi hissediyorum ve bilirsin, bu biraz ben demek. Bu biraz biz demek gibi geliyor. Seni özlüyorum. Burada olmanı ve beni sıkıca sardığında benimle boyumun kısa olduğuna dair alaylarını paylaşmanı özlüyorum. Sana biraz daha sahip olabilmeyi ve birbirimize biraz daha bağlı olabilmeyi özlüyorum. Bu aramızdaki uçurumlara rağmen seni özlüyorum ve şimdi kapıyı çalıp ''Neredesin sen? Yine mi telefonunu kapattın?'' demen için ruhumu vermeye hazır hissediyorum. Kapatmadım sevgilim, sadece seni biraz özledim ve bana seni hatırlatan hiçbir şey görmek istemedim.
Fakat unutmuşum, kendime baktığım da bile seni gördüğümü, ellerimin, senin dokunduğun ve gülüşünle örselendiğin her zerremin bana seni hatırlattığını unutmuşum.
Şimdi sana gelmek ve omzunda uyumak istiyorum.
İzin verir misin? ○○
-Alıntı-
 
Elinde ne varsa hayata dair, ötesi
hiçbirşey ya da vesair. Hani demiş ya
şair, Mutluluğu sende bulan senindir,
Gerisi misafir!
 
Kendini bilmeli insan, kendini
görebilmeli, elalemi tarttığı terazisinin
bir kefesine kendini, bir kefesine de
vicdanını koyabilmeli.. Evet
koyabilmeli, koyabilmeli ki; haddini,
hududunu sınırını görebilmeli.. Evet
görebilmeli ki; hiç te masum olmadığını
anlayabilmeli..
 
Hassas yürekler taşıyoruz. Camdan,
Çatlayan, Buğulanan, Kırılan. Candan
dost aramamız da bu yüzden, Camdan
anlayan...
 
Dilsiz değildir suskunluk çok şey anlatır
anlayana. Kelimelerin anlatamadıklarını
haykırır aslında. Bir kaçış değildir
suskunluk, bir bakıştan çok daha
fazladır. Sessiz çığlıkların bir adım ötesidir. Hayata olan öfken, insanlara
olan kırgınlığın ve daha nicesi saklıdır içinde ‘Sukunetin’. Rest çekmenin ‘Asil’
halidir anlayana..
 
Geri