-
- Katılım
- Aralık 7, 2013
-
- Mesajlar
- 1,969
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 44
Attila’nın sağlamış olduğu birlik ve üstünlük maalesef ondan sonra devam
etmedi. Daha doğrusu çocukları bunu sürdüremediler. Bunun çeşitli sebepleri
vardır: Kardeşler arasındaki taht mücadeleleri ve kabilelerin öne çıkma
kavgaları, bunu fırsat bilen Romalı ve diğer Avrupalı kavimlerin saldırıları
Attila Türklerinin varlıklarına son veren etkenlerdendir.
Onun geride bıraktığı üç çocuğu hakkında kaynaklarda bilgi bulma
imkanına sahibiz. Aslında Attila’nın erkek çocuğu üç tane miydi, yoksa daha mı
fazlaydı, bu da meçhuldür. Fakat belgelere aksettiği şekliyle, üçünün adını tesbit
edebiliyoruz ki, bunlar da; Ellak, İrnek ve Dengizik diye anılmaktadır. Bizim
üzerinde durmak istediğimiz konu, bu Türkçe isimlerin asıllarıdır. Özellikle
Latin eserlerinde sadece Avrupa Hunlarının değil; Avar, Bulgar, Kuman-Kıpçak, Peçenek vs. Türk beglerinin adlarıda bozularak zikrediliyor.
Ama bunların pek çoğu umumi Türk unvanı olduğundan tahrif olmamış biçimini tespit
edebiliyoruz. Buna bağlı olarak Attila’nın çocuklarının unvanları da, Türk
idarecilerin milattan önceki çağlardan beri kullandıkları sanlardır. Ama bu güne
kadar nedendir bilinmez, bu adların gerçek şekli konusunda fazla kafa
yorulmayıp, Latin-Bizans kaynaklarında nasıl geçtiyse, o haliyle kullanılagelmiştir.
Başbug Attila’nın en büyük oğlu Ellak’tır. Belgelerin ifadesine göre o,
Attila’nın halefiydi. Ama kardeşleriyle toprakların paylaşılması hususunda
anlaşmazlığa düştü ve babasının ölümünden çok kısa bir süre sonra (454)
Pannonya’da (Batı Macaristan) Germen kabileleriyle yaptığı bir savaşta öldü.
Diğer çocuklarının ismi gibi, Attila’nın bu en büyük oğlunun da unvanı doğru
söylenmemektedir. Onun adı veya unvanı “İllig” olmalıdır. Bu zaten Orta
Asya’dan beri Türk hükümdarların unvanlarında geçen bir kelimedir. Mesela 581 tarihinde
Tapar (Taspar) Kağan ölünce, yerine adı Çin vesikalarında Shapo-lüeh diye anılan İllig Işbara Bilge geçmiştir.
Yine bu unvanı Kara-Hanlı beglerinin adlarında görebildiğimiz gibi, Kara-Hanlılara bazı kaynaklar da İllig Hanlar da dendiğini bilmekteyiz.
Değişik Türk kitabelerinde de rastladığımız “İllig” kelimesi; “hükümdar” manasına gelmekle beraber, “devletli, saltanatlı”, anlamlarını da taşımaktadır.
Dolayısıyla Attila’nın bu oğlunun adı Ellak değil, İllig olmalı ve manası da; “il sahibi, devlet sahibi” demektir. İllig transkripsiyonu hakkında bugün pekçok araştırmacı hemfikirdir.
Şimdi de Attila’nın küçük oğlu İrnek’ten bahsedelim. Anlatılan bazı
rivayetlere göre, o babası Attila tarafından çok seviliyordu. Bunun da sebebi,
bazı kamlar Attila’nın sağlığında, soyunun dağılacağını, fakat en küçük oğlu
İrnek’ten gelenlerin yeniden bu güneşi parlatacağını söylediklerinden,
çocukluğundan itibaren çok şımartılmıştı. 454 senesinde İllig Han’ın ölümünden
sonra Hun merkezleri Romalı ve Germen kavimlerin eline geçtiğinden İrnek ve
Dengizik Karadeniz’in kuzey taraflarına çekilmişlerdi. Uzun süren savaşlar ve
kovalamacaların ardından 466’larda Bizans imparatoruna elçiler yollayarak,
barış istediler. Onlar Karadeniz’in kuzeyinde ve Tuna kıyılarındaki kasabalara
serbestçe girmek ve hayatlarının devamı için ticarete izin verilmesini
istiyorlardı. Ama kendilerine son derece aşırı hakaretler yapıldı. Bu arada iç
isyanlar da alıp, başını gitti. Araştırmacıların fikrince İrnek, Dobruca’nın kuzey
kısmını kendisine üs yapmıştı. Buralarda toparlanmaya çalışan İrnek yeni bir
Türk boyunun ortaya çıkmasına aracılık ediyordu ki o da, bizim Bulgarlar olarak
bildiğimiz Türk kabilesiydi. Anlaşılan odur ki, İrnek baskılara dayanamayarak
sonunda Bizans’ın hakimiyetini kabul etti.
Kaynaklarda İrnek olarak anılan bu Türk büyüğünün unvanını da biz
“Erkin~İrkin” şeklinde düşünüyoruz. Bu da malum olduğu üzere çok eski bir
Türk unvanıdır. Derece olarak il-teberlikten önceki bir alt kademedir.
Bulgar hükümdar ailesinin neşet ettiği iddia edilen Attila’nın bu oğlu hakkındaki bilgilerimiz de ancak yukarıdakilerle sınırlıdır. Erkin unvanı ilk defa bir Türk
büyüğü olarak Mo-kan Kagan’ın hükümdar olmadan önceki sanları içinde
görülmektedir. Bu unvana bir ara Kök Türklerin yerine, Ötüken bölgesine
hakim olan Sır-Tarduşların Inanç beğinin unvanında da rastlamaktayız. Yine
Türk tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden 605 tarihindeki isyandan
sonra ortaya çıkan “Altı-Bag Bodun”un başındaki kişi de “irkin” unvanını
taşıyordu. Aynı zamanda Kök Türk Börülü sülalesinden sonra devletimizi
idare eden Uygurlar, başlangıçta “irkin”ler tarafından yönetildiler. 627
senesinde, Kök Türklerin sarsıntı içerisinde bulundukları bir sırada, Uygurlar ve
Sır-Tarduşlar tarafından idare edilen isyanlar ortaya çıktı. Baştaki İrkin'in ölümü
üzerine Uygurların liderliğine oğlu P'u-sa (Busar/belki Basar) geçti. 628 yılında
Sır-Tarduşlarla işbirliği yapan P'u-sa, İl-Kagan'ın yeğenini mağlûp etti. Bu
başarılarından dolayı P'u-sa, İl-teber unvanını aldı. Ayrıca “erkin” ya da
“irkin” unvanına pekçok yazıtta da tesadüf edebiliriz.
Son olarak Attila’nın ikinci oğlu olan Dengizik’ten söz edelim. Yukarıda
da işaret ettiğimiz üzere o, bir aralık kardeşi İrnek ile birlikte hareket etmişti.
Doğu Gotlarının, Pannonya’daki bazı Türk boylarının üzerine saldırdıklarını
görünce bu Türk beyi kayıtsız kalamadı ve onlara yardıma gitti. Fakat Gotlar
karşısında yenilince, Bizans’a iltica etme teklifinde bulundu. Kendisine izin
verildiyse de, Bizanslı idarecilerle arası açıldı ve 469’daki bir savaşta esir edildi
ve kafası kesilerek, başı İstanbul’a getirildi.
Bu ikinci oğulun adı da “Tengiz” olmalıdır. Türkler ve Mogollarca
kullanılan bu unvanın manası da herkesçe malum olduğu gibi, “deniz”dir.
Meşhur Oguz Kagan’ın çocuklarından birisinin ve yine dünyanın en büyük
fatihleri arasında yer alan Türk-Mogol hükümdarı Çingiz’in adında gördüğümüz
biçimiyle, “ebediliği, sonsuzluğu, enginliği” ifade eden bir namdır. Kelimenin
sonundaki –ik belki kafaları karıştırabilir. Unvanın esasında var olup-olmadığı
şüphelidir. İnsanın aklına ister-istemez böyle siyasi ve askeri bir unvan
olamayacağı geliyor. Eğer Attila’nın bu oğlunun adı Tengizik ise, bu bir
küçültme de olamaz mı? Yani “denizcik” manasına da gelebilir.
Netice olarak şunları söyleyebiliriz: Bir zamanlar dünyayı titreten meşhur
Türk hükümdarı Attila’nın talihsiz bir şekilde öldükten sonra geride bıraktığı ve
kaynaklarda adları zikredilen üç çocuğunun Türkçe unvanları; “İllig, İrkin” ve
“Tengiz” olsa gerek.
Prof. Dr. Saadettin GÖMEÇ
etmedi. Daha doğrusu çocukları bunu sürdüremediler. Bunun çeşitli sebepleri
vardır: Kardeşler arasındaki taht mücadeleleri ve kabilelerin öne çıkma
kavgaları, bunu fırsat bilen Romalı ve diğer Avrupalı kavimlerin saldırıları
Attila Türklerinin varlıklarına son veren etkenlerdendir.
Onun geride bıraktığı üç çocuğu hakkında kaynaklarda bilgi bulma
imkanına sahibiz. Aslında Attila’nın erkek çocuğu üç tane miydi, yoksa daha mı
fazlaydı, bu da meçhuldür. Fakat belgelere aksettiği şekliyle, üçünün adını tesbit
edebiliyoruz ki, bunlar da; Ellak, İrnek ve Dengizik diye anılmaktadır. Bizim
üzerinde durmak istediğimiz konu, bu Türkçe isimlerin asıllarıdır. Özellikle
Latin eserlerinde sadece Avrupa Hunlarının değil; Avar, Bulgar, Kuman-Kıpçak, Peçenek vs. Türk beglerinin adlarıda bozularak zikrediliyor.
Ama bunların pek çoğu umumi Türk unvanı olduğundan tahrif olmamış biçimini tespit
edebiliyoruz. Buna bağlı olarak Attila’nın çocuklarının unvanları da, Türk
idarecilerin milattan önceki çağlardan beri kullandıkları sanlardır. Ama bu güne
kadar nedendir bilinmez, bu adların gerçek şekli konusunda fazla kafa
yorulmayıp, Latin-Bizans kaynaklarında nasıl geçtiyse, o haliyle kullanılagelmiştir.
Başbug Attila’nın en büyük oğlu Ellak’tır. Belgelerin ifadesine göre o,
Attila’nın halefiydi. Ama kardeşleriyle toprakların paylaşılması hususunda
anlaşmazlığa düştü ve babasının ölümünden çok kısa bir süre sonra (454)
Pannonya’da (Batı Macaristan) Germen kabileleriyle yaptığı bir savaşta öldü.
Diğer çocuklarının ismi gibi, Attila’nın bu en büyük oğlunun da unvanı doğru
söylenmemektedir. Onun adı veya unvanı “İllig” olmalıdır. Bu zaten Orta
Asya’dan beri Türk hükümdarların unvanlarında geçen bir kelimedir. Mesela 581 tarihinde
Tapar (Taspar) Kağan ölünce, yerine adı Çin vesikalarında Shapo-lüeh diye anılan İllig Işbara Bilge geçmiştir.
Yine bu unvanı Kara-Hanlı beglerinin adlarında görebildiğimiz gibi, Kara-Hanlılara bazı kaynaklar da İllig Hanlar da dendiğini bilmekteyiz.
Değişik Türk kitabelerinde de rastladığımız “İllig” kelimesi; “hükümdar” manasına gelmekle beraber, “devletli, saltanatlı”, anlamlarını da taşımaktadır.
Dolayısıyla Attila’nın bu oğlunun adı Ellak değil, İllig olmalı ve manası da; “il sahibi, devlet sahibi” demektir. İllig transkripsiyonu hakkında bugün pekçok araştırmacı hemfikirdir.
Şimdi de Attila’nın küçük oğlu İrnek’ten bahsedelim. Anlatılan bazı
rivayetlere göre, o babası Attila tarafından çok seviliyordu. Bunun da sebebi,
bazı kamlar Attila’nın sağlığında, soyunun dağılacağını, fakat en küçük oğlu
İrnek’ten gelenlerin yeniden bu güneşi parlatacağını söylediklerinden,
çocukluğundan itibaren çok şımartılmıştı. 454 senesinde İllig Han’ın ölümünden
sonra Hun merkezleri Romalı ve Germen kavimlerin eline geçtiğinden İrnek ve
Dengizik Karadeniz’in kuzey taraflarına çekilmişlerdi. Uzun süren savaşlar ve
kovalamacaların ardından 466’larda Bizans imparatoruna elçiler yollayarak,
barış istediler. Onlar Karadeniz’in kuzeyinde ve Tuna kıyılarındaki kasabalara
serbestçe girmek ve hayatlarının devamı için ticarete izin verilmesini
istiyorlardı. Ama kendilerine son derece aşırı hakaretler yapıldı. Bu arada iç
isyanlar da alıp, başını gitti. Araştırmacıların fikrince İrnek, Dobruca’nın kuzey
kısmını kendisine üs yapmıştı. Buralarda toparlanmaya çalışan İrnek yeni bir
Türk boyunun ortaya çıkmasına aracılık ediyordu ki o da, bizim Bulgarlar olarak
bildiğimiz Türk kabilesiydi. Anlaşılan odur ki, İrnek baskılara dayanamayarak
sonunda Bizans’ın hakimiyetini kabul etti.
Kaynaklarda İrnek olarak anılan bu Türk büyüğünün unvanını da biz
“Erkin~İrkin” şeklinde düşünüyoruz. Bu da malum olduğu üzere çok eski bir
Türk unvanıdır. Derece olarak il-teberlikten önceki bir alt kademedir.
Bulgar hükümdar ailesinin neşet ettiği iddia edilen Attila’nın bu oğlu hakkındaki bilgilerimiz de ancak yukarıdakilerle sınırlıdır. Erkin unvanı ilk defa bir Türk
büyüğü olarak Mo-kan Kagan’ın hükümdar olmadan önceki sanları içinde
görülmektedir. Bu unvana bir ara Kök Türklerin yerine, Ötüken bölgesine
hakim olan Sır-Tarduşların Inanç beğinin unvanında da rastlamaktayız. Yine
Türk tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden 605 tarihindeki isyandan
sonra ortaya çıkan “Altı-Bag Bodun”un başındaki kişi de “irkin” unvanını
taşıyordu. Aynı zamanda Kök Türk Börülü sülalesinden sonra devletimizi
idare eden Uygurlar, başlangıçta “irkin”ler tarafından yönetildiler. 627
senesinde, Kök Türklerin sarsıntı içerisinde bulundukları bir sırada, Uygurlar ve
Sır-Tarduşlar tarafından idare edilen isyanlar ortaya çıktı. Baştaki İrkin'in ölümü
üzerine Uygurların liderliğine oğlu P'u-sa (Busar/belki Basar) geçti. 628 yılında
Sır-Tarduşlarla işbirliği yapan P'u-sa, İl-Kagan'ın yeğenini mağlûp etti. Bu
başarılarından dolayı P'u-sa, İl-teber unvanını aldı. Ayrıca “erkin” ya da
“irkin” unvanına pekçok yazıtta da tesadüf edebiliriz.
Son olarak Attila’nın ikinci oğlu olan Dengizik’ten söz edelim. Yukarıda
da işaret ettiğimiz üzere o, bir aralık kardeşi İrnek ile birlikte hareket etmişti.
Doğu Gotlarının, Pannonya’daki bazı Türk boylarının üzerine saldırdıklarını
görünce bu Türk beyi kayıtsız kalamadı ve onlara yardıma gitti. Fakat Gotlar
karşısında yenilince, Bizans’a iltica etme teklifinde bulundu. Kendisine izin
verildiyse de, Bizanslı idarecilerle arası açıldı ve 469’daki bir savaşta esir edildi
ve kafası kesilerek, başı İstanbul’a getirildi.
Bu ikinci oğulun adı da “Tengiz” olmalıdır. Türkler ve Mogollarca
kullanılan bu unvanın manası da herkesçe malum olduğu gibi, “deniz”dir.
Meşhur Oguz Kagan’ın çocuklarından birisinin ve yine dünyanın en büyük
fatihleri arasında yer alan Türk-Mogol hükümdarı Çingiz’in adında gördüğümüz
biçimiyle, “ebediliği, sonsuzluğu, enginliği” ifade eden bir namdır. Kelimenin
sonundaki –ik belki kafaları karıştırabilir. Unvanın esasında var olup-olmadığı
şüphelidir. İnsanın aklına ister-istemez böyle siyasi ve askeri bir unvan
olamayacağı geliyor. Eğer Attila’nın bu oğlunun adı Tengizik ise, bu bir
küçültme de olamaz mı? Yani “denizcik” manasına da gelebilir.
Netice olarak şunları söyleyebiliriz: Bir zamanlar dünyayı titreten meşhur
Türk hükümdarı Attila’nın talihsiz bir şekilde öldükten sonra geride bıraktığı ve
kaynaklarda adları zikredilen üç çocuğunun Türkçe unvanları; “İllig, İrkin” ve
“Tengiz” olsa gerek.
Prof. Dr. Saadettin GÖMEÇ