"Atı alan Üsküdarı geçmiştir"
AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan yaptığı bir konuşmada “Gezicilerin arkasında emperyalistler vardı” demişti, ancak on yedi yıldan fazla süredir ülkemizi emperyalizme peşkeş çeken AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan, Emperyalizmin taşeronluğundan başka bir şey yapmadı.
AKP iktidarının emperyalizm ile işbirliğinin en tipik örneğini Ortadoğu’da cihatçı örgütler ile kurulan ortaklık oluşturuyor. Kimi zaman gölgede kalsa da bu durum ilişkinin devam ettirilmesi için önem taşıyor.
Suriye’deki meşru iktidarın devrilmesi için silahlandırılan, harekete geçirilen, istihbarat verilen cihatçı örgütlerin içinden sonra IŞİD’in de çıkması ile birlikte insanlık büyük bir sorun ile karşı karşıya kalmıştır. Gelinen noktada artık IŞİD’in ABD tarafından kullanılan bir sopa olduğu daha fazla görünür hale gelmiştir.
Ülkemizde FETÖ ile birlikte Amerikancılığın en önemli temsilcisi olan AKP ve Erdoğan, emperyalist ülkelerin ellerini kirletmemeleri için Emperyalizmin beslemesi cihatçı örgütleri besledi, lojistik destek sağladı, ülkemizin sınırları delik deşik etti.
Her ne kadar ABD, AKP’nin bu ilişkilerde “sınırları aştığına” dair bazı söylemler geliştirse de, özü itibariyle durumdan memnundular. Çünkü ne olursa olsun cihatçı örgütler “diktatör Esad”a karşı canla başla savaşmaktaydı.
Erdoğan, Şamda namaz kılacağını ifade ederek, emperyalist yayılmacılığın sözcülüğünü de yapmıştı. BOP eşbaşkanlığı görevini yaptığını açıklayarak Emperyalizmin hizmetinde olduğunu resmen ilan etti.
**
“Özgür insan ile köle, patrisyen ile pleb, bey ile serf, lonca ustası ile kalfa, tek sözcükle, ezen ile ezilen birbirleriyle sürekli karşı-karşıya gelmişlerdir. Kimi zaman üstü örtülü, kimi zaman açık bir savaş, her keresinde ya toplumun tümüyle devrimci bir yeniden kuruluşuyla ya da çatışan sınıfların birlikte mahvolmalarıyla sonuçlanan bir savaş sürdürmüşlerdir.” der Marks.
Geniş halk yığınları tarih boyunca, hep bir avuç varlıklı, özgür insanın, derebeyinin, burjuvanın emrinde çalıştı, ezildi, sömürüldü, limon gibi sıkıldı.
Ne o güzelim manzarayı ne de o manzarayla bütünleşen canlıları düşündü.
Onun sahip olmak istediği tek toplumsal değer para ve zenginlikti. “Kâr“ hedefine kilitlendi.
İnsanların, doğanın, hayvanların yaşam hakkı ona vız geldi, tırıs gitti. İşçileri, emekçileri mülksüzleştirdi. Çalışanların emekleriyle, artı değerleriyle zenginliğine zenginlik kattı.
Her geçen gün biraz daha büyüdü. Büyüdükçe güçlendi. Güçlendikçe daha çok sömürdü, sömürdükçe daha çok semirdi.
İnsanlarımızın nefes almasını engellemeye, ciğerlerini kurutmaya çalışıyor. Zehir saçıyorlar her yana.
Ormanda yaşayan milyonlarca hayvanın, canlının soyunu tüketiyorlar.
Emperyalistler her şeye düşman. Sana, bana, ormana, hayvana. Kendi dışındakilere hayat hakkı tanımıyor.
Tek düşüncelerii daha çok para kazanmak, daha çok mal, mülk sahibi olmak.
“Kaz dağları araştırmasının gündeme alınmasına mecliste MHP ile birlikte “HAYIR” dediler.
Toprağımızı peşkeş çeken işbirlikçi şimdi oturmuş, bizimle alay eder gibi, bize emperyalizmden söz edip, “Haçlılar, topunuz gelin” diyor.
Elin Kanadalısı gerçek altınımızı, zeytinimizi, suyumuzu, dünyanın başka yerinde olmayan bitkimizi, toprağımızı çalıyor, kendine altın çıkarıyor.
Emperyalistler toprağını almakla kalmazlar, bir de üzerinde köle olarak seni çalıştırırlar.
Türk milletinin 90 senede dişinden tırnağından artırarak yaptırdığı tesisler yandaş firmalara yok pahasına satılmış, parası çarçur edilmiş, Suriyelilere yedirilmiş, satılacak bir şey kalmayınca da ülkemizin toprakları ve ormanları satılığa çıkartılmıştır.
Erdoğan-Bahçeli ittifakı ile ve insani yardım maskesi altında yurdumuza doldurulan Türk düşmanları içeriden, emperyalist devletler dışarıdan ülkemizi işgal etmeye başlamışlardır.
Sınırlarımızın etrafı Türk düşmanları ile kuşatılmış, ABD ve Rusyanın koruduğu PKK ile PYD güçlendirilmiş, Türkiyeye saldırmak için gün saymaktadır.
Bu saatten sonra iktidar değişse bile sonuç değişmeyecektir.
"Atı alan Üsküdarı geçmiştir"
AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan yaptığı bir konuşmada “Gezicilerin arkasında emperyalistler vardı” demişti, ancak on yedi yıldan fazla süredir ülkemizi emperyalizme peşkeş çeken AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan, Emperyalizmin taşeronluğundan başka bir şey yapmadı.
AKP iktidarının emperyalizm ile işbirliğinin en tipik örneğini Ortadoğu’da cihatçı örgütler ile kurulan ortaklık oluşturuyor. Kimi zaman gölgede kalsa da bu durum ilişkinin devam ettirilmesi için önem taşıyor.
Suriye’deki meşru iktidarın devrilmesi için silahlandırılan, harekete geçirilen, istihbarat verilen cihatçı örgütlerin içinden sonra IŞİD’in de çıkması ile birlikte insanlık büyük bir sorun ile karşı karşıya kalmıştır. Gelinen noktada artık IŞİD’in ABD tarafından kullanılan bir sopa olduğu daha fazla görünür hale gelmiştir.
Ülkemizde FETÖ ile birlikte Amerikancılığın en önemli temsilcisi olan AKP ve Erdoğan, emperyalist ülkelerin ellerini kirletmemeleri için Emperyalizmin beslemesi cihatçı örgütleri besledi, lojistik destek sağladı, ülkemizin sınırları delik deşik etti.
Her ne kadar ABD, AKP’nin bu ilişkilerde “sınırları aştığına” dair bazı söylemler geliştirse de, özü itibariyle durumdan memnundular. Çünkü ne olursa olsun cihatçı örgütler “diktatör Esad”a karşı canla başla savaşmaktaydı.
Erdoğan, Şamda namaz kılacağını ifade ederek, emperyalist yayılmacılığın sözcülüğünü de yapmıştı. BOP eşbaşkanlığı görevini yaptığını açıklayarak Emperyalizmin hizmetinde olduğunu resmen ilan etti.
**
“Özgür insan ile köle, patrisyen ile pleb, bey ile serf, lonca ustası ile kalfa, tek sözcükle, ezen ile ezilen birbirleriyle sürekli karşı-karşıya gelmişlerdir. Kimi zaman üstü örtülü, kimi zaman açık bir savaş, her keresinde ya toplumun tümüyle devrimci bir yeniden kuruluşuyla ya da çatışan sınıfların birlikte mahvolmalarıyla sonuçlanan bir savaş sürdürmüşlerdir.” der Marks.
Geniş halk yığınları tarih boyunca, hep bir avuç varlıklı, özgür insanın, derebeyinin, burjuvanın emrinde çalıştı, ezildi, sömürüldü, limon gibi sıkıldı.
Ne o güzelim manzarayı ne de o manzarayla bütünleşen canlıları düşündü.
Onun sahip olmak istediği tek toplumsal değer para ve zenginlikti. “Kâr“ hedefine kilitlendi.
İnsanların, doğanın, hayvanların yaşam hakkı ona vız geldi, tırıs gitti. İşçileri, emekçileri mülksüzleştirdi. Çalışanların emekleriyle, artı değerleriyle zenginliğine zenginlik kattı.
Her geçen gün biraz daha büyüdü. Büyüdükçe güçlendi. Güçlendikçe daha çok sömürdü, sömürdükçe daha çok semirdi.
İnsanlarımızın nefes almasını engellemeye, ciğerlerini kurutmaya çalışıyor. Zehir saçıyorlar her yana.
Ormanda yaşayan milyonlarca hayvanın, canlının soyunu tüketiyorlar.
Emperyalistler her şeye düşman. Sana, bana, ormana, hayvana. Kendi dışındakilere hayat hakkı tanımıyor.
Tek düşüncelerii daha çok para kazanmak, daha çok mal, mülk sahibi olmak.
“Kaz dağları araştırmasının gündeme alınmasına mecliste MHP ile birlikte “HAYIR” dediler.
Toprağımızı peşkeş çeken işbirlikçi şimdi oturmuş, bizimle alay eder gibi, bize emperyalizmden söz edip, “Haçlılar, topunuz gelin” diyor.
Elin Kanadalısı gerçek altınımızı, zeytinimizi, suyumuzu, dünyanın başka yerinde olmayan bitkimizi, toprağımızı çalıyor, kendine altın çıkarıyor.
Emperyalistler toprağını almakla kalmazlar, bir de üzerinde köle olarak seni çalıştırırlar.
Türk milletinin 90 senede dişinden tırnağından artırarak yaptırdığı tesisler yandaş firmalara yok pahasına satılmış, parası çarçur edilmiş, Suriyelilere yedirilmiş, satılacak bir şey kalmayınca da ülkemizin toprakları ve ormanları satılığa çıkartılmıştır.
Erdoğan-Bahçeli ittifakı ile ve insani yardım maskesi altında yurdumuza doldurulan Türk düşmanları içeriden, emperyalist devletler dışarıdan ülkemizi işgal etmeye başlamışlardır.
Sınırlarımızın etrafı Türk düşmanları ile kuşatılmış, ABD ve Rusyanın koruduğu PKK ile PYD güçlendirilmiş, Türkiyeye saldırmak için gün saymaktadır.
Bu saatten sonra iktidar değişse bile sonuç değişmeyecektir.
"Atı alan Üsküdarı geçmiştir"