BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
İtilâf Devletleri Sovyet Rusya, Gürcistan ve Ermenistan ile Olan İlişkiler Hakkında
3 Ocak 1921
Efendiler, bu noktanın yanlış anlaşıldığını sanıyorum. Bunun için izin verirseniz Bakanlar Kurulu adına ufak bir açıklama yapacağım. Biz, Ermenileri yendikten sonra ileri sürdüğünüz şartlardan biri de kendilerinden belirli miktarda silâh almak idi. Bu silâhların bir miktarını aldık, kalan miktarını da istiyoruz. Bundan dolayı bugün uygulamaya konulan konu hükûmetin var olan şartları tamamıyla uygulamasına dairdir. Biz, Ermenilerden üç açıdan silâh istedik. Birincisi, Ermenilerin henüz rengi, içeriği ve amaçları tamamen ortaya çıkmış değildir. Bundan dolayı böyle iktidarsız bir milletin elinde silâh bulundukça komşu olanlara daima zarar verir. Bundan dolayı biz zarar görebiliriz. Diğer taraftan tazminat alma isteğimiz olduğunu karşılıklı olarak söylediğimiz Ruslar bile zarar görebilirler. Bundan dolayı tarafların yararını sağlamak için Ermenilerin ellerinden silâhlarını almak gerekir. Bunun için silâhlarını istedik ve istiyoruz. İkincisi, Ermeniler iddia olunduğu gibi komünist olmuşlarsa kendilerinin silâha ihtiyacı kalmamıştır. O halde antlaşma şartlarını uygulamakta hiçbir sakınca yoktur.
Üçüncüsü, her gün ordularımızı artırmaktayız. Bundan dolayı silâha ihtiyacımız vardır. Galibiyetimizin karşılığı olarak Ermenilerin elinde bulunan fazla silâhları istiyoruz. Bundan dolayı hükûmet bu dakikaya kadar bu görüşünden dönmüş değildir. Yani Ermeniler silâhlarını terketmiş veyahut terk önerisine uymuş değildir. Yalnız Rusya Bolşevik Hükûmeti, komünist yapmak istediği Ermenilere yaranmak arzusunu gösterdiğinden ve bu da o doğrultuda sayıldığından bize yansımış bir sorun hâline girdi. Ve komünist olmuş Ermenilerin ellerinden almak suretiyle değil, Moskova’dan gidermek imkânından da söz ediliyor. Bir de silâhlar komünist olmayan Ermenilerin ellerindedir. Fakat bunları komünist olmayanların elinden almak ve komünist olanların eline vermek yönünü Ruslar tercih etmektedir. Bütün bu durumlar düşünülecek olursa sorunun kesinlikle halli bizim korktuğumuz noktaların düzenlenmesine ve bizim ihtiyacını duyduğumuz çıkarlarımızın sağlanmasına ait olur. Eğer Ruslarla olan ilişkilerimizin sonuçları bütün bu korktuğumuz ve korkmadığımız noktalara karşılık gelirse; doğal olarak mesele o zaman söz konusu olur, yoksa bugün değişmiş hiçbir mesele yoktur. Hoş görülmüş bir konu da yoktur efendim.
Hüseyin Avni Bey (Erzurum)- İzin verilirse efendim, önemli bir nokta belirteceğim. Beyler, ben Ermenilerin silâhlısından değil, silâhsızından korkuyorum. Yani Ermenilerin silâhlısı olan Taşnaklardır. Onlar silâhla karşımıza çıktığı zaman daima onları silâhla ezecek kuvvete sahibiz. Şimdi korktuğum bir aşama var, o da, Ermenilerin silâhsız olarak kızıl bayrağa bürünüp memleketimiz içerisinde verecekleri zararları vardır, fesatları vardır, bu kaçınılmazdır. Size bir noktayı arz etmek isterim: Gümrü’de bulunuyordum. Daha konuşma başlamazdan önce Çiçerin Ermenilerden önce başvuruda bulundu. Bu, koruma ve sigorta anlamındadır. Bugün onların komünist olması ve Ruslar tarafından sigorta edilmelerinden bu duruma girmeleri, kendilerini komünist göstererek memleketimiz içerisine girmek içindir, kesinlikle bilirsiniz ki Ermeni Taşnakları komünist değildir. Bu bir dindir. Fakat yöntemleri gayet zehirleyici bir dindir ve kolay nüfuz ediyor. Bilirsiniz ki Rusya’ya ve Azerbaycan’a girdiği zaman ne gibi ellerle giriyordu ve ne gibi zararlar yapıyordu? Bunlar hakkıdır. Şimdi Ermeniler de bizim zayıf damarlı insanlarımızı arıyacaklardır. Dediğim gibi, bir din, bir kural olarak memleketimize komünistlik girmeyecektir. Bir çapulcu, bir yağmakâr, bir cani sıfatiyle memleketimize girecektir. Ben ondan korkuyorum. Bu kesin, sabit, belli ve şahsî bir sorundur. Şimdi Doğu Cephesinin, önceki aşamasından daha nazik bir aşamaya girdiğini görüyorum. Bunun için hükûmet bütün acil önlemlerini almalıdır. Böyle, hükûmeti istiyorum, istemiyorum demişsin bence değeri yoktur. Bu bir hastalıktır, bu ordu değildir ki görünsün. Bu, sızar. Hükûmet arzu etmez, fakat arzu etmediği halde memleketin içerisine girer, zararlar yapar ve o güvendiğimiz çok dayanıklı orduları Allah korusun dağıtır. İşte Ermeniler böyle kurnaz bir millettir. Karşılarında bulunan ordumuzu bu şekilde dağıtmak isterler. Hükûmetin amacı, millî sınırları içinde bağımsız yaşamaktır. Hükûmet iktidar sahibi midir ki bu ülkü memlekete girmesin veya bu maske memlekete girmesin? Ermenilerin getireceği ülkü, milletimizi dağıtmak anlamında olacaktır ve bunda ben, doğal müttefikimiz olan Rusların içtenliğine pek inanmış değilim. Dediğim gibi, henüz Ermenilerle anlaşmadan bize Ruslar başvurmuşlardı. Bugün gelmiş, bizimle aramızda olan bir mukaveleyi Ermenilere reddetme cesaretini veriyor.
3 Ocak 1921
Efendiler, bu noktanın yanlış anlaşıldığını sanıyorum. Bunun için izin verirseniz Bakanlar Kurulu adına ufak bir açıklama yapacağım. Biz, Ermenileri yendikten sonra ileri sürdüğünüz şartlardan biri de kendilerinden belirli miktarda silâh almak idi. Bu silâhların bir miktarını aldık, kalan miktarını da istiyoruz. Bundan dolayı bugün uygulamaya konulan konu hükûmetin var olan şartları tamamıyla uygulamasına dairdir. Biz, Ermenilerden üç açıdan silâh istedik. Birincisi, Ermenilerin henüz rengi, içeriği ve amaçları tamamen ortaya çıkmış değildir. Bundan dolayı böyle iktidarsız bir milletin elinde silâh bulundukça komşu olanlara daima zarar verir. Bundan dolayı biz zarar görebiliriz. Diğer taraftan tazminat alma isteğimiz olduğunu karşılıklı olarak söylediğimiz Ruslar bile zarar görebilirler. Bundan dolayı tarafların yararını sağlamak için Ermenilerin ellerinden silâhlarını almak gerekir. Bunun için silâhlarını istedik ve istiyoruz. İkincisi, Ermeniler iddia olunduğu gibi komünist olmuşlarsa kendilerinin silâha ihtiyacı kalmamıştır. O halde antlaşma şartlarını uygulamakta hiçbir sakınca yoktur.
Üçüncüsü, her gün ordularımızı artırmaktayız. Bundan dolayı silâha ihtiyacımız vardır. Galibiyetimizin karşılığı olarak Ermenilerin elinde bulunan fazla silâhları istiyoruz. Bundan dolayı hükûmet bu dakikaya kadar bu görüşünden dönmüş değildir. Yani Ermeniler silâhlarını terketmiş veyahut terk önerisine uymuş değildir. Yalnız Rusya Bolşevik Hükûmeti, komünist yapmak istediği Ermenilere yaranmak arzusunu gösterdiğinden ve bu da o doğrultuda sayıldığından bize yansımış bir sorun hâline girdi. Ve komünist olmuş Ermenilerin ellerinden almak suretiyle değil, Moskova’dan gidermek imkânından da söz ediliyor. Bir de silâhlar komünist olmayan Ermenilerin ellerindedir. Fakat bunları komünist olmayanların elinden almak ve komünist olanların eline vermek yönünü Ruslar tercih etmektedir. Bütün bu durumlar düşünülecek olursa sorunun kesinlikle halli bizim korktuğumuz noktaların düzenlenmesine ve bizim ihtiyacını duyduğumuz çıkarlarımızın sağlanmasına ait olur. Eğer Ruslarla olan ilişkilerimizin sonuçları bütün bu korktuğumuz ve korkmadığımız noktalara karşılık gelirse; doğal olarak mesele o zaman söz konusu olur, yoksa bugün değişmiş hiçbir mesele yoktur. Hoş görülmüş bir konu da yoktur efendim.
Hüseyin Avni Bey (Erzurum)- İzin verilirse efendim, önemli bir nokta belirteceğim. Beyler, ben Ermenilerin silâhlısından değil, silâhsızından korkuyorum. Yani Ermenilerin silâhlısı olan Taşnaklardır. Onlar silâhla karşımıza çıktığı zaman daima onları silâhla ezecek kuvvete sahibiz. Şimdi korktuğum bir aşama var, o da, Ermenilerin silâhsız olarak kızıl bayrağa bürünüp memleketimiz içerisinde verecekleri zararları vardır, fesatları vardır, bu kaçınılmazdır. Size bir noktayı arz etmek isterim: Gümrü’de bulunuyordum. Daha konuşma başlamazdan önce Çiçerin Ermenilerden önce başvuruda bulundu. Bu, koruma ve sigorta anlamındadır. Bugün onların komünist olması ve Ruslar tarafından sigorta edilmelerinden bu duruma girmeleri, kendilerini komünist göstererek memleketimiz içerisine girmek içindir, kesinlikle bilirsiniz ki Ermeni Taşnakları komünist değildir. Bu bir dindir. Fakat yöntemleri gayet zehirleyici bir dindir ve kolay nüfuz ediyor. Bilirsiniz ki Rusya’ya ve Azerbaycan’a girdiği zaman ne gibi ellerle giriyordu ve ne gibi zararlar yapıyordu? Bunlar hakkıdır. Şimdi Ermeniler de bizim zayıf damarlı insanlarımızı arıyacaklardır. Dediğim gibi, bir din, bir kural olarak memleketimize komünistlik girmeyecektir. Bir çapulcu, bir yağmakâr, bir cani sıfatiyle memleketimize girecektir. Ben ondan korkuyorum. Bu kesin, sabit, belli ve şahsî bir sorundur. Şimdi Doğu Cephesinin, önceki aşamasından daha nazik bir aşamaya girdiğini görüyorum. Bunun için hükûmet bütün acil önlemlerini almalıdır. Böyle, hükûmeti istiyorum, istemiyorum demişsin bence değeri yoktur. Bu bir hastalıktır, bu ordu değildir ki görünsün. Bu, sızar. Hükûmet arzu etmez, fakat arzu etmediği halde memleketin içerisine girer, zararlar yapar ve o güvendiğimiz çok dayanıklı orduları Allah korusun dağıtır. İşte Ermeniler böyle kurnaz bir millettir. Karşılarında bulunan ordumuzu bu şekilde dağıtmak isterler. Hükûmetin amacı, millî sınırları içinde bağımsız yaşamaktır. Hükûmet iktidar sahibi midir ki bu ülkü memlekete girmesin veya bu maske memlekete girmesin? Ermenilerin getireceği ülkü, milletimizi dağıtmak anlamında olacaktır ve bunda ben, doğal müttefikimiz olan Rusların içtenliğine pek inanmış değilim. Dediğim gibi, henüz Ermenilerle anlaşmadan bize Ruslar başvurmuşlardı. Bugün gelmiş, bizimle aramızda olan bir mukaveleyi Ermenilere reddetme cesaretini veriyor.