Atatürkün Siyaset Alanında Yaptığı Yenilikler

Konu sahibi son olarak 2628 gün önce görüldü
Atatürkün Siyaset Alanında Yaptığı Yenilikler

Atatürk'ün yaptığı yenilikler
Siyaset alanındaki yenilikler

Saltanatın Kaldırılışı


Milli kurtuluş hareketinin bütün cephelerde başarıya ulaşması sonrasında
virgs.gif
düşman ülkeler barış görüşmeleri için teklifte bulunmuşlardır. Barış görüşmelerine Ankara Hükümeti'nin yanı sıra İstanbul Hükümeti de davet edilmiş
virgs.gif
böylece Milli Meclis'e bir tezgah kurulmaya
virgs.gif
tuzak hazırlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda
virgs.gif
İstanbul Hükümeti'nin sadrazamı Tevfik Paşa
virgs.gif
Ankara'ya
virgs.gif
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal'e bir telgraf çekerek ortak hareket etmeyi teklif etmiştir.

Neticede TBMM
virgs.gif
İstanbul'daki işgal kuvvetlerine bir yazı göndermiş
virgs.gif
barış konferansına katılabileceklerini
virgs.gif
fakat İstanbul Hükümeti'yle ortak hareket etmelerinin mümkün olmadığını bildirmiştir. Çünkü
virgs.gif
Tevfik Paşa'nın teklifini kabul etmek
virgs.gif
Anadolu'da gerçekleştirilen Kuva-yi Milliye hareketine
virgs.gif
İstanbul Hükümetini de ortak etmek olacaktı. Konunun hemen akabinde Mustafa Kemal
virgs.gif
30 Ekim 1922'de TBMM'yi toplayarak saltanatın kaldırılması yönünde çalışmaları başlatmıştır. Fakat meclis içindeki bazı üyeler "saltanatsız iktidar ve hilafet olamayacağı" görüşünü savunarak bu girişimi engellemeye kalkışmışlardır. Bu engellemelere karşın
virgs.gif
Mustafa Kemal'in konunun önemini ve hassasiyetini bildiren konuşmasından sonra "hakimiyetin kayıtsız ve şartsız millete" ait olduğu kabul edilmiş
virgs.gif
3 Kasım 1922 günü
virgs.gif
saltanat kaldırılmıştır.
 
Cumhuriyet'in Kuruluşu

İstanbul Hükümeti'nin
virgs.gif
işgal kuvvetlerinin 'kukla yönetimi' durumunda olması ve bu hükümet tarafından Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından Anadolu'da kurulan milli hükümete karşı alınan cephe
virgs.gif
bir süre sonra
virgs.gif
kimin yönetimde olacağı sorusunu gündeme getirmiştir. Aynı problem TBMM içinde de kendini göstermiş
virgs.gif
bazı üyelerin saltanat ve hilafeti yaşatma düşüncesinde oldukları görülmüştür. Yeniden saltanat ve hilafete dönülürse
virgs.gif
verilen mücadele boşa gitmiş
virgs.gif
milletin hakimiyeti tekrar sorumsuz yönetime geçmiş ve geriye dönülmüş olacaktı. Oysa yenilikçi ve inkılapçı düşünceyi kendine şiar edinen Mustafa Kemal'in bu fikirlerinden taviz vermesi beklenemezdi:

"... 25 Nisan 1920 tarihinde TBMM
virgs.gif
Mustafa Kemal
virgs.gif
Celaleddin Arif
virgs.gif
Cami Bey
virgs.gif
Fevzi Paşa
virgs.gif
İsmet Buey
virgs.gif
Hamdullah Suphi ve Hakkı Behiç tarafından oluşan bir yürütme komitesi seçerek 1 Mayıs 1920'de kabul edilen 5 maddelik bir kanunla seçilecek olan hükümetin seçiliş ilkeleri belirlenir. Kısa bir süre sonra da yapılan bir değişiklikle bakanların Millet Meclisi Başkanı tarafından gösterilecek adaylar arasından seçimi kabul edilir. Bu uygulama ile artık 'milletin hakimiyetine' dayanan bir hükümet yapısı kabul edilmiş olacaktır."
Meclis'in yenilenmesi için yapılan seçimler sonucu I. dönem milletvekillerinin çoğu değişmiş
virgs.gif
hakimiyetin millette olduğuna inanan milletvekilleri
virgs.gif
II. dönem çoğunluk olmuşlardı. Dolayısıyla artık Cumhuriyet'in kurulmasına müsait bir zemin vardı. Hem Meclis'teki durum
virgs.gif
ve hem de Fethi Bey kabinesinin 27 Ekim 1923'te istifa etmesi sonucu ortaya çıkan hükümet boşluğu
virgs.gif
Mustafa Kemal'i harekete geçirmiş ve Türk Milletinin karakterine uygun olan Cumhuriyet
virgs.gif
29 Ekim 1923 günü ilan edilmiştir.
Mustafa Kemal
virgs.gif
bu gelişmenin ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin başkanlığına getirilmiş
virgs.gif
İsmet (İnönü) Bey'i de başbakanlığa atayarak kabineyi kurdurmuştur. Atatürk aşağıdaki sözleriyle de yönetim şeklini açıklamıştır:

"...Bugünkü hükümetimiz doğrudan doğruya milletin kendi kendine
virgs.gif
kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki
virgs.gif
onun adı Cumhuriyet'tir. Artık hükümetle millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet
virgs.gif
millet hükümettir."

"...Türk Milletinin yaratılış ve şiarına en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir. Türk Milleti hakimiyetini şümullü bir surette gösteren yeni idareye kavuşuncaya kadar daima mevcut kurumların siyasetlerine yabancı kalmıştır."
 
Hilafetin Kaldırılışı

Halifelik makamı
virgs.gif
Mısır hükümdarı Kansu Gavri'de
virgs.gif
işlerliğini kaybetmiş bir şekilde
virgs.gif
göstermelik olarak duruyordu. Yavuz Sultan Selim'in 1517 tarihindeki Ridaniye Seferinden sonra Türkler'e geçen halifelik bu tarihten sonra yeniden güç kazanmıştır. Hilafet makamı
virgs.gif
Osmanlı İmparatorluğu'nun güçlü olduğu dönemlerde dünya Müslümanları üzerinde etkili olmuştur. Fakat
virgs.gif
zayıflama döneminde
virgs.gif
devlet bu gücü kullanamaz hale gelmiştir.

Milli Meclis tarafından saltanatın kaldırılmasıyla hilafet makamına getirilen Abdülmecit Efendi'nin
virgs.gif
kendine kanunla verilmiş olan sıfatlarının dışında "han"
virgs.gif
"peygamber halifesi" gibi sıfatları da kullanması
virgs.gif
padişah gibi davranması ve cuma selamlıklarında gövde gösterisi yapması
virgs.gif
yurtdışından kışkırtıldığı açıkça belli olan bu tartışmalara Mustafa Kemal'in yakın arkadaşlarının da katılması
virgs.gif
ortalığı karıştırmaya başlamıştı. Bu durum genç Cumhuriyet'i tehlikeye sokmaya başladığından
virgs.gif
3 Mart 1924 tarihinde
virgs.gif
TBMM'de verilen bir kanun teklifi ile hilafet makamı ortadan kaldırılmış
virgs.gif
Osmanoğulları soyu yurt dışına gönderilmiştir. Bu ciddi durumu Atatürk şu sözleriyle açıklar:

"Efendiler; açık ve kesin söylemeliyim ki
virgs.gif
İslamları
virgs.gif
bir halife heyulasıyla işgal ve iğfal gayretinde bulunanlar
virgs.gif
yalnız ve ancak İslamların ve özellikle de Türkiye'nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna hayal bağlamak yalnız ve ancak cehalet ve gaflet eseri olabilir."
 
Hukuk Alanındaki İnkılaplar

Hilafetin kaldırılmasıyla beraber
virgs.gif
3 Mart 1924 günü Şeriye ve Evkaf Bakanlığı'nın ve Şeriye Mahkemeleri'nin kaldırılmasıyla
virgs.gif
hukuk konusunda yeni düzenlemeler yapılacağının işaretleri verilmiş oldu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde
virgs.gif
kurumlardaki yozlaşma adalet sistemini de etkilemiş
virgs.gif
kadılardaki başıbozukluk
virgs.gif
adaleti güçlünün lehine kullanır hale getirmiştir. Mahkemeler
virgs.gif
"Mecelle" adı verilen ve Hanefi fıkhına göre hazırlanmış kanunlara göre işlerdi. Mecelle
virgs.gif
yarı teokratik ve yarı laik bir özellik taşımasına rağmen
virgs.gif
günün gelişen şartlarına uyum gösteremiyor ve bazı hükümleri de uygulanamıyordu.
Yeni Türkiye devletinin kurulmasıyla eski yönetimin işlerliğini kaybetmiş bütün kurum ve kuruluşlarının da yeni bir yapıya oturtulması gerekmişti. Çünkü Osmanlı devletindeki bazı uygulamalar
virgs.gif
geçmiş yıllarda sorunsuz işlemiş olsalar da
virgs.gif
değişen ve gelişen koşullar karşısında aksaklıklar meydana gelmiştir. Bu bozulan kurumlardan biri de adalet kurumudur. Atatürk
virgs.gif
bu başıbozukluğu ve çözüm yolunu şöyle açıklamıştır:
"Önemli olan nokta
virgs.gif
adalet anlayışımızı
virgs.gif
kanunlarımızı
virgs.gif
adalet teşkilatımızı
virgs.gif
şimdiye kadar bizi şuurlu
virgs.gif
şuursuz tesir altında bulunduran
virgs.gif
asrın gereklerine uygun olmayan bağlardan bir an evvel kurtarmaktır. Millet
virgs.gif
her medeni memlekette olan adalet işlerindeki ilerlemenin
virgs.gif
memleketin ihtiyaçlarına uyan esaslarını istiyor. Millet hızlı ve kesin adaleti temin eden medeni usulleri istiyor. Milletin arzu ve ihtiyacına tabi olarak adalet işlerimizde her türlü tesirlerden cesaretle silkinmek ve hızlı ilerlemelere atılmakla asla tereddüt olunmamak lazımdır. Medeni hukukta
virgs.gif
aile hukukunda takip edeceğimiz yol ancak medeniyet yolu olacaktır. Hukukta idare-i maslahat ve hurafelere bağlılık
virgs.gif
milletleri uyanmaktan men eden en ağır bir kabustur. Türk Milleti
virgs.gif
üzerinde böyle bir ağırlık bulunduramaz."
"...Milletin ateşli inkılap hamleleri esnasında sinmeye mecbur kalan eski kanun hükümleri
virgs.gif
eski hukukçular gayret ve çalışma gösterenlerin etki ve ateşi yavaşlamaya başlar başlamaz derhal canlanarak inkılap esaslarını ve onun samimi takipçilerini ve onların aziz ülkülerini mahkum etmek için fırsat beklerler..."
"Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yabancı uyrukluların yargılanmasının kendi konsolosluklarına bırakılması bağımsızlık hakkıyla uyum göstermiyordu. Bu durum
virgs.gif
Osmanlı adalet sisteminde onarılması güç yaralar açmıştı. Her ne kadar Lozan hükümleri uyarınca bu adli kapitülasyonlar kaldırılıyorsa da; yine de merkezden yönetilen adalet düzeni oluşturulması mümkün olamıyordu."
Bu olumsuz şartları ortadan kaldırmak için
virgs.gif
1923'te kurulan medeni kanun komisyonları
virgs.gif
"Mecelle"nin ıslahı çalışmalarına başlamışsa da
virgs.gif
bir netice alamadan faaliyetlerine son verilmiştir. Bu tıkanıklığı çözmek için harekete geçen Mustafa Kemal
virgs.gif
hukuk sisteminde köklü
virgs.gif
değişikliklere girişmiştir. Benzerlerine göre daha sade ve yeni olan İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu
virgs.gif
17 Şubat 1926 'da Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt'un Adalet Bakanlığı sırasında kabul edilmiştir. Bu kanunla
virgs.gif
azınlık cemaatleri de Medeni Kanun hükümlerini kabul etmiş oldular. Bu kanun çerçevesince ayrıca
virgs.gif
4 yıl içinde
virgs.gif
Borçlar Kanunu
virgs.gif
Ceza Kanunu
virgs.gif
Kara Ticaret Kanunu
virgs.gif
Deniz Ticaret Kanunu
virgs.gif
Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Kanunu
virgs.gif
İcra İflas Kanunu gibi kanunlar yürürlüğe girmiştir. Bu girişimlerden önce de
virgs.gif
5 Kasım 1925'de
virgs.gif
Ankara Hukuk Fakültesi açılmıştır.
Medeni Kanun'la
virgs.gif
Türkiye'de laik hukuk sistemine geçilmiş
virgs.gif
kadın erkek eşitliği kabul edilmiş
virgs.gif
medeni nikah ilkesiyle çok eşlilik kaldırılmış
virgs.gif
kadının her alanda faaliyette bulunmasına imkan sağlanmıştır.
 
Geri