ATATÜRK'ün Eğitim Alanında Yaptığı Yenilikler - ATATÜRK'ün Eğitime Verdiği Önem

Konu sahibi son olarak 2631 gün önce görüldü
ATATÜRK'ün Eğitim Alanında Yaptığı Yenilikler - ATATÜRK'ün Eğitime Verdiği Önem

Atatürkün eğitim alanında yaptığı çalışmalar

Atatürk ün eğitim politikası kendi zamanının diğer devlet politikalarından farklıydı. O tarihlerde ülkeler kendi eğitim politikalarını yani eğitim felsefelerini oluştururken mensubu oldukları unsurları eğitim sisteminin içine koyuyorlardı.

Örneğin faşist İtalya kendi eğitim politikasını kendi devlet yapısına göre şekillendiriyordu. Aynı şekilde totaliter devletlerde eğitim politikalarını oluştururken din faktörünü temel esas olarak almışlardır.

Yani bütün eğitim politikalarını tek bir unsur üzerine inşa ediyorlardı. Bunun örneğini Osmanlı İmparatorluğunda görmekteyiz.

Atatürk bütün bunları görmüş ve eğitimin felsefi manada monist yani tekçi olmamasının gerektiğini belirterek yeni Türk eğitiminin temelini atarken eğitimin birden fazla unsuru kapsamasına özen göstermiş ve Türk eğitim felsefesinin temeline bilimi akılı ve fenni koymuştur.

Atatürkçü düşünce sistemi eğitimde yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim olduğunu esas alır.

Atatürk eğitim için yön belirlerken Osmanlıdan devraldığı mirası göz önünde bulundurmuştur. Yeni eğitim sisteminin bu miras üzerine kurulamayacağını çok iyi biliyordu ve yapmış olduğu devrimlerle eğitime yön vermiştir.

Çünkü Osmanlı imparatorluğunun eğitim sistemi geleneksel dediğimiz totaliter bir biçimdeydi.

Son zamanlarda yenileşme hareketlerinin etkisiyle de eğitim alanında yenilikler olmuştur. Yeni okulların kurulması ile beraber geleneksel eğitim ile yenilikçi okullar beraber eğitim vermeye başlamış ancak buda eğitimde ikiliklerin olmasına sebep olmuştur.

Osmanlı imparatorluğundaki eğitim sisteminin aksayan bir diğer yanı da eğitimde karma sistemin olmaması idi yani erkekler okuma yazma öğrenirken kızlara bu hak pek fazla verilmemekteydi. Osmanlı imparatorluğu yıkılırken hakkın %90 ı okuma yazma bilmiyordu.

Atatürk eğitim politikasını oluştururken akıl ve bilimi esas almıştır. Bunu yaparken de batılılaşmayı hedef olarak görmüştür. Asıl hedef ise muasır medeniyetler seviyesine çıkmaktır.

Maarifimizin böyle kötü şartlar içinde bulunduğu bir sırada Yunanlılarla harp devam etmekte. Sakarya da savunma hazırlıkları sürdürülmektedir.

Maarifin Milli Mücadele kadar önemli olduğunu belirten Mustafa Kemal Paşa 15 Temmuz 1921 de Ankara da Maarif Kongresi nin toplanmasını istedi ve kongrede yaptığı konuşmada; Bizi yaşatmak istemeyenlere karşı yaşamak hakkımızı savunmak üzere toplanan TBMM burada Ankara da kuruldu.

Bugün Ankara Millî Türkiye nin Millî Maarifini kuracak kongrenin açılmasına da sahne olmakla bir daha şereflenecektir.

Şimdiye kadar takip edilen talim ve tahsil ve terbiye usullerinin milletimizi tarihi tedenniyatında (gerilemesinde) en mühim bir âmil olduğu kanaatindeyim.

Onun için bir millî terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve evsafı fıtriyemize (milli bünyemize) hiçte münasebeti olmayan yabancı fikirlerden şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden uzak seciye-i milliye ve tarihiyemizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dehamızın tam olarak gelişmesi böyle bir kültür ile temin olunabilir.

Bu görüşü ile Atatürk geleneksel eğitimin yenilenen Türk toplumunun ihtiyaçlarını gidermekte yetersiz kaldığını belirtmiştir.

Atatürk ulusal eğitimin yaygınlaşması için; eğitime ve öğretmenlere çok işin düştüğünü belirterek 24 Mart 1923 günü Kütahya lisesinde yaptığı konuşmada şunları söylemiştir: Toplumumuzu gerçeğe ve mutluluğa eriştirmek için iki orduya gerek vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu diğeri ulusun geleceğini yoğuran irfan ordusu.

Eğitimin temel görevinin devletin varlığını sürdürmek olduğunu bilen Atatürk 27 Ekim 1922 günü yaptığı konuşmada “çocuklarımıza ve gençlerimize vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun onlara temel olarak şunları öğreteceğiz: 1) Ulusuna 2) Türkiye devletine 3) Türkiye büyük millet meclisine düşman olanlarla savaşma gereği.

Büyük eğitimci ve devlet adamı olan Atatürk ün eğitim ve eğitimciye verdiği önemden sonra Türk eğitim modelinin geliştirilmesinde dikkate alınması gereken temel ilkeler vardır.

Bu ilkeler incelendiğinde görülecektir ki Atatürk ün eğitimle ilgili düşünce ve görüşleri bu günden daha moderndir. Eğitimde bize yol gösteren ilkeler şunlardır:

1. Eğitimimiz ulusal olmalıdır.

2. Eğitimimiz bilimsel olmalıdır.

3. Eğitimimiz uygulamalı olmalıdır.

4. Eğitimimiz karma olmalıdır.

5. Eğitimimiz laik olmalıdır

Tabi bu ilkeler günümüzde uygulananım derecesi nedir o tartışılır. Ancak Türk eğitim sistemimizin daha ileri olması için bu ilkelerin uygulanması gerektiği söylenebilir.

Atatürk ün eğitim felsefesini inceledikten sonra günümüzde eğitim cumhuriyetten sonra değişimlere uğramıştır.

Cumhuriyetten sonra gelen hükümetler hep kendi zihniyetlerine uygun eğitim politikalarını oluşturmuştur.

Bu da Türkiye cumhuriyetinde bir eğitim karmaşasına sebep olmuştur. Yani her gelen ya bir şey almış veya bir şey koymuştur.

Türk eğitim felsefesinin yukarıda saydığımız eğitim ilkelerine uygun olması gerektiğine inanıyorum çünkü bu ilkeler bizi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracaktır.

Ancak günümüzde yeni hükümet AKP hükümeti birazda olsa eğitimin kalitesini artırmak için bir şeyler yapmaya çalışmaktadır ancak bunlar yeterli değildir.

Son dönemlerde eğitime ayrılan bütçenin savunma bütçesinden fazla olması gibi bir uygulama önemli ve olumlu bir uygulamadır.

Son dönem Osmanlı imparatorluğunda olduğu gibi hala kızların okullu olmaması gibi bir uygulama az da olsa kırsal kesim dediğimiz bölgelerde hala devam etmektedir.

Bunu aşmak için devletin haydi kızlar okula kampanyası dikkate şayan bir uygulamadır. Bundan başka devletin halen uygulamakta olduğu eğitime %100 destek kampanyası da eğitim için çok önemli bir uygulamadır.

Bu konuda biz halk aydın ve işçi memur v.b. herkese düşen görevlerin olduğunun daima bilincinde olmamız gerektiğine inanmaktayım. Onun için; devletimizin eğitim için yaptıklarını sonuna kadar desteklemeliyiz ve elimizden gelen her şeyi ortaya koymalıyız.

Çünkü; çocuklar bizim çocuklarımız okullar bizim okullarımız kısacası devlet bizim devletimizdir.

Özellikle ülkemizde hala devam etmekte olan kızların okula gönderilmemesi gibi çağdışı uygulamaların önüne geçmek için hep beraber el ele vererek çalışmalıyız.

Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler: Yozlaşmış kurumlardan biri olan medreseler kapatılmış öğretim birleştirilmiş(tevhid-i tedrisat kanunu) yeni Türk harfleri kabul edilmiş yüksek öğretimler kurumları düzenlenmiştir.

Atatürk Osmanlıdaki eğitim sistemini toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyeceği görüşündedir.

Bu nedenle modern eğitim sisteminin oluşturulmasına karar vermiştir. Bu konuda Arap alfabesinin kaldırılması ile eğitimde modernleşme hareketleri hız kazanmıştır.
 
Atatürk'ün Eğitime ve Eğitimciye Verdiği Önem

Atatürk’ün gerçekleştirmiş olduğu Harf devrimi eğitim adına atılmış en önemli adımlardan birisidir.

Osmanlıca okuyup yazmanın zorluğu karşısında Harf devrimi sayesinde bütün yurtta okuma yazma oranında büyük bir artış olmuş kültürel anlamda da halk bilinçli bir hale gelmiştir.

Yine eğitimin modernleşmesi ve ilerlemesi adına; eğitim ve öğretim birleştirilmiş güzel sanatlara değer verilmiş Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması ile 1936 da gerçekleştirilen Üniversite Reformu sayesinde Türk eğitim sistemi Atatürk’ün önderliğinde kısa sürede büyük bir atılıma imza atmıştır.

Atatürk üstün devlet adamlığı yanında ekonomik sosyal siyasal ve eğitim alanında yapmış olduğu yenilikler ile Türk Devletine çağ atlatmış bir liderdir.

Sakarya Savaşı’nın devam ettiği bir zamanda bile Ankara’da Maarif Kongresi yani Milli Eğitim Kongresi savaşa rağmen ertelenmemiş ve 16 Temmuz 1921’de toplanmıştır.

Atatürk savaşa rağmen bu kongrenin ertelenmesine razı olmamış kongrenin açış konuşmasını bile kendisi yapmıştır.

Bu hadise Atatürkün eğitime verdiği önemin büyüklüğünün sergilemesi açısından oldukça önemli ve kayda değer bir konudur.

Atatürk’e; “Cumhurbaşkanı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?” diye bir soru yöneltildiğinde; “Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim” diye cevap vermesi O’nun eğitimin millet hayatındaki olması gereken yeri ve önemine ne kadar büyük değer verdiğinin bir göstergesi olmuştur.

Atatürk eğitim üzerine bir çok çalışmalar yaptırmış Türk milletinin geleceğini yüksek eğitim anlayışının gelişmesine ve genç dimağlara yerleşmesine bağlamıştır.

Ulu önder eğitimi gerçekleştirecek olan öğretmenlere duyduğu güveni ve değeri şu sözlerle açıklamıştır; “Memleketi ilim irfan ekonomi ve bayındırlık alanlarında da yükseltmek milletimizin her hususta çok verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek gelecek nesillere sağlam değişmez ve olumlu bir karakter vermek lazımdır.

Bu kutsal amaçları elde etmek için mücadeleye atılanların arasında öğretmenler en önemli ve en hassas yeri almaktadır.”

Hür ve çağdaş bir toplumun temellerinin sağlam bir eğitimden geçtiğini ifade eden Atatürk “Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır.” Demekle eğitimin devlet ve insan hayatındaki vazgeçilmezliğine dikkati çekmiştir.

ALINTIDIR.
 
Cumhurbaşkanı olmasaydım, Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim” sözü, Atatürk’ün
eğitime verdiği önemi göstermesi bakımından anlamlı bir sözdür.

Daha Millî Mücadele devam ederken, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinde Maarif Kongresi’nin toplayan Atatürk, zaferden sonra da eğitimin yaygınlaşması için inkılâplar yapmıştır.

Atatürk’ün himayesinde ve Başvekil İsmet Paşa’nın başkanlığında 31 Ocak 1928
tarihinde Ankara’da kurulan Türk Maarif Cemiyeti’nin amacı genel olarak eğitimin
yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirmek için cemiyet; eğitim imkanı bulamayan fakir öğrencileri ücretsiz olarak okutmuş, yurtlar açmış ve yabancı okulların etkinliğini azaltmıştır.

Devrin önde gelen isimlerinin de üye olarak bulunduğu cemiyet; İzmir, İstanbul, Mersin, Bursa, Konya gibi Türkiye’nin dört bir yanında şubeler açmıştır. İlk adı “Türk Maarif Cemiyeti” olan derneğin adı 1936 yılında bir süre “Türk Kültür Cemiyeti” olarak değiştirilmiştir. Cemiyet; Haziran 1946’dan beri “Türk Eğitim Derneği” adı altında, Türk eğitiminin çağdaşlaşması ve yaygınlaşması yönündeki faaliyetlerine devam etmektedir.

Daha Millî Mücadele devam ederken, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinde Maarif Kongresi’ni toplayan Atatürk, zaferden sonra da eğitimin yaygınlaşması için inkılâplar yapmıştır.

Atatürk’ün himayesinde ve Başvekil İsmet Paşa’nın başkanlığında 31 Ocak 1928
tarihinde Ankara’da kurulan Türk Maarif Cemiyeti’nin amacı genel olarak eğitimin
yaygınlaşmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirmek için cemiyet; eğitim imkanı bulamayan fakir öğrencileri ücretsiz olarak okutmuş, yurtlar açmış ve yabancı okulların etkinliğini azaltmıştır.

Zaferden sonra, “İşte memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz?” diye soran bir arkadaşına; “Maarif Vekili olarak millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” cevabını veren Mustafa Kemal Paşa, eğitim konusunda pek çok konuşma yaparak, yeni dönemin eğitim hedefini çizmiştir.

Atatürk’ün eğitime ilgi göstermesinin iki temel nedeni; eğitimin kalkınma hareketindeki yeri ve cumhuriyeti koruyacak yeni nesilleri yetiştirme gereğiydi.

Onun için Gazi; geleneksel eğitim sistemini yetersiz bularak eleştirirken değiştirilmesini istediği bu sistemin yerine konulacak yeni eğitim sisteminin temel ilkelerini tespit etmiştir.

Okullarda okutulmak amacıyla hazırlanan resmi Tarih kitabında Cumhuriyetin
eğitim politikasının amaç ve esasları şöyle sıralanmıştır:

1- Millîyetçi, halkçı, inkılâpçı, laik cumhuriyet vatandaşları yetiştirmek,

2- İlk tahsili fiilen umumileştirmek, dağda yalnız yaşayan küçük çobana kadar
bütün vatandaşlara okuyup yazma öğretmek,

3- Yeni nesilleri bütün tahsil derecelerinde umumiyetle ameli ve bilhassa iktisadi
hayatta âmil ve muvaffak kılacak bilgilerle teçhiz etmek,

4- Cemiyet hayatında, dünya veya ahret cezaları korkusundan doğan ahlâk yerine
‘hürriyet’ ve ‘nizam’ın telifine istinat eden hakiki ahlâk ve fazileti hâkim kılmak,

5- Bu dört ana esasa dayanan cumhuriyet maarif ve terbiyesinin umumi hedefi:
“Türk milletini medeniyet safında en ileri götürmek ve yeni nesilleri Türk olmak
haysiyetinin istilzam ettiği bu gayeye en kısa zamanda varmayı mümkün kılacak aşk,
irade ve kudretle yetiştirmektir.

Başta 3 Mart 1924 günü kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanunuyla Türk eğitimi
millî, laik ve çağdaş bir hal getirilmiştir. Atatürk önderliğindeki eğitim devresini üçe
ayırmak mümkündür: Mevcudu sürdürme ve yürütme devresi, (1920), yeni eğitim
ilkelerine göre yapılacak reformlara hazırlanma devresi (1921-1923) ve Cumhuriyet
esaslarına göre kökten değişikliklerin uygulanması. Cumhuriyet eğitiminin hamle ve
kökten değişme dönemi (1924-1936).


Alıntı
 
Son düzenleme:
Mustafa Kemal Atatürkün eğitim alanında yaptığı yenilikler çalışmalar saymakla bitmez dostlar. Her meseleye ince ince düşünüp öyle karar vermiştir ve eğitim içinde bir çok projesi olmuştur. Atatürkün eğitim alanında yaptığı yenilikler maddeler halinde kısaca bu yazımızda olacaktır arkadaşlar.

1- 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ilan edildi. Eğitim öğretim laikleştirildi. Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Medrese ve okul ikiliğine son verildi

2- 1 Kasım 1928’de Latin alfabesi kabul edildi.

3- 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kuruldu.

4- 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu.

5- 1924’te Topkapı Sarayı müze haline getirildi. Aynı yıl Etnografya Müzesi ve Güzel Sanatlar Akademisi açıldı.

6- 1933’te İstanbul Üniversitesi ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı.


Alıntı
 
  • Beğen
Tepkiler: diE
Unutturmaya çalışanlara inat.
 
Geri