Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Atatürk'ün Bilim Ve Teknoloji Hakkında Görüşleri Ne Olmuştur?
Atatürk'ün Bilim Ve Teknoloji Hakkında Görüşleri Ne Olmuştur?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu
büyük önder Mustafa Kemal Atatürk
yalnızca bir asker
komutan
diplomat
politikacı ve devlet adamı değildi.
O
bir düşünürdü de...
O’nun
ulusumuzun toplumsal yapısı
uygarlık ve çağdaşlık anlayışı
dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar
yaptığı kimi konuşmalar
üzücüdür ki
Türk halkına ulaştırılmamıştır.
Türk halkının büyük bir bölümü
bu nedenle
Mustafa Kemal Atatürk’ü
tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme
ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır.
Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan "Bilim ve Teknoloji" hakkındaki görüşlerini okuyacaksınız.
Dünyada herşey için
medeniyet için
hayat için
başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir
fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir
cahilliktir
doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin
iki bin
binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları
şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş
ilerlemiş
medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin
inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler
hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler
halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı
onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli
onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün
kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına
faaliyetine egemen olan kuvvet
yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber
Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman
ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki
insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden
buluşlarından
ilerlemelerinden istifade edelim
ancak unutmayalım ki
asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini
ruhunu
geleceklerini gerçek
sağlam
dürüst bir görüşle görmeliyiz
Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener
o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Bu millet ve memleket ilme
irfana çok muhtaç; tahsil yapmış
diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka
parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya
Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa
sanat nerede varsa gidip
öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek
bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz... Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar
muhterem babalar
bizim için bunlardan daha zararlı
daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren
memleketini seven
gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller
ya memleketini sevmeyen kötüler
ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim
gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi
hiç okumak bilmeyenlerden de
özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi
gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.
Sanayileşmek
en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük
küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere
ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için
bu bir zorunluluktur.
Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe
her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple
memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için
bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği
döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin
verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için
üç yıllık plan yapılmalıdır.
İtiraf ederim ki
düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek
boşuna yorulmak
terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.
Harp sanayi kuruluşlarımızı
daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır... Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak
bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim
tercüme ile olmaz
inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki
beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize
irfanınıza güveniyorsanız
bana söyleyiniz
sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz
ben takip edeyim.
Ben
manevi miras olarak hiçbir ayet
hiçbir dogma
hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler
bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında
belki gayelere tamamen eremediğimizi
fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor
milletlerin
toplumların
kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada
asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek
aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler
bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse
ATATÜRK VE BİLİM
Atatürk�ü bilim adamı olarak düşünmek ne denli yanlışsa
O yüce insanı bilim dışlılıkla suçlamak (Hitler
Musolini vs.) o denli korkunçtur. Atatürk�ün tüm yaptıkları
düşünce yapısı
bilme
toplumsal güce
akla dayanıyordu.
İsterseniz Onu kendi özdeyişiyle değerlendirmeye başlayalım:
� Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.� sözü bile Onunla - bilim arasındaki işteşliğin
fikirlerin ne denli bilimsel verilerle örtüştüğünün bir kanıtı olsa gerek.
Bilimin kısaca bir tanımı ile konuyu genişletmeye çalışalım: � Bilim ve teknolojinin ilerlemesi ile birlikte uygarlığın gelişebilmesi için; insanoğlunun kendi aklını kullanabilmesi
düşünme ve yorumlama yeteneğinin geliştirilmesi
Dogmaların tutuculuğundan kurtulmasıdır. Bilim doğal ve toplumsal olayları araştırır.
Atatürk�e göre bilim; öncelikle
özgün bir kültür yaratmanın etkin bir aracıdır. Bu nedenle O bilimi
toplumun gelişmesini engelleyen bozuklukların giderilmesi ve ulusal bir kimlik yaratılması için etken bir araç olarak görmüş ve kullanılmıştır.
Yaptıklarının hiçbiri
âfâkî - duygusallık taşımaz. O nedenle tarihsel yaşıtları
tarihin karanlıkları içerisinde yitip gitmiştir. Atatürk�se ilmin sonsuz ışıtıcılığı güvencesinde bugüne dek yaşamış ve yaşayacaktır da.
Bakınız
156 ülkenin oy birliği ile aldığı karar da (ki 1981 yılı Onesco�nun Atatürk�ün doğumunun 100. yılı nedeniyle)
� Uluslar arası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış Üstün Bir Kişi; olağanüstü bir Devrimci; sömürü ve emperyalizme karşı savaşan İlk Lider; insan haklarına saygılı
dünya barışının öncüsü; insanlar arasında renk
dil
ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz Devlet Adamı… nitelemeleri ile dünyaya takdim edilmesi sanırız ki
yüce ATA�nın ne denli bilimsel bir bakış akışı ile olayları gözlemleyip
çareler üretmesinin en yanılmaz bir kanıtı olsa gerek bu belge…
Aslında yüce Atatürk�ün neyi başardığını
bilimsel bir yöntemle nasıl bunların üstesinden geldiğini anlayabilmek için; Osmanlı�nın
Duraklama
Gerileme devirlerinin iyi analiz edilmesi gerekir
diye düşünüyorum. Avrupa�da Rönesans -reform ve Fransız İhtilâli gerçekleşirken
Osmanlı�da bilim çökmüş
yok gibidir.
İstanbul Rasathanesi 1580�de dinsel taassubun etkisi ile yıktırılıyor. 1774 Lavoisier
havanın oksijen- hidrojen- azottan olduğunu saptamış. Osmanlı hâlâ doğanın
su- toprak-ateşten olduğunu savunuyor. Matbaa akıl bilme aykırı yorumlarla 330 yıl sonra Osmanlı�ya ulaşabiliyor. Vezir-i Azam Damat Ali Paşa savaşlara gitme- gitmeme durum değerlendirmelerini müneccimleri ile yapıyor. Daha onlarca sıralayabileceğimiz nedenler Osmanlı�da bilimin tükenmişliğinin tarihi kanıtlarıdır.
Oysa
Kemalist devrimler; akıl ve bilime dayanmaktadır.
1- Eskimiş kurumları yıkmak
çağın gereklerine göre yeni kurumlar oluşturmak.
2- Değişim ve yeniliklere sürekli olarak açık kalmak- kalıplaşmamak. Onun için Atatürk devrimleri durağan değildir.
� Çağdaş uygarlık seviyesinin üstünü� işaretlemesi
gençlere � Beni takip edeceksiniz. Yorulsanız da beni takip edeceksiniz
ilerleyeceksiniz.� demesi Ata�nın gençliğe bilimsel ışık göstermesi devamlı aydınlık saçması
bilimsellikten başka ne olabilir ki…? Eğer hala kurduğu
lâik- Demokratik Cumhuriyet ayakta ise; Durmadan değişen dünya
toplumsal düzenin
sürekli olarak ileri bilimsel çözüm önerilerinin yaşama geçirilmiş olmasıdır diye düşünüyorum. Eserlerinin sonsuza dek yaşamasını sağlayacak
insan ve kurumları oluşturmak da ATA�nın bilimselliğinin canlı kanıtlarıdır.
Örneğin: Dil
Tarih Kurumu
Üniversiteler yasası ( o zaman için )
ekonomik alanda İzmir Ekonomik Kurultay�ını toplamak daha birçoklarını saymak olası elbet. Ata�nın bilime değer vermesinin en çarpıcı bir örneği de: Nazi zülmünden kaçan 142 bilim adamı ABD gibi zengin
olanaklı bir devletin onlara kucak açmışken; orayı değil
o zamanın Türkiye�sini yeğlemeleri
Atatürk�ün bilime değer vermesinin
Atatürk�ün yoksul Türkiye�sinin bilimsel bir tabana oturtulmuşluğunun tarihi bir kanıtı olsa gerek. Bir bilim adamı: � Yaşam ve gereksinimler sonsuzdur. Oysa değişmez oldukları için dinsel kurallar bir noktada son bulur ve kendini yeniler� diyor. Yüce Atatürk bunun için gençlere şöyle sesleniyordu.: � Çocuklar gözünüz ufuklara kadar görürü görüyoruz. Onun da ötesini görmeye çalışacağız.� Türk ulusundan da istekleri şunlardı: � Gençler ve her yurttaş
akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse
manevi mirasçılarım olurlar.
… Zamanın gereklerine göre; bilim teknik ve her türlü uygarlık buluşlardan azami derecede yararlanmak zorundadır.
Ölümünden 63 yıl geçmesine karşın
21. yy. da hâlâ Atatürk beyinlerde ve yüreklerde… Çünkü Kemal ATATÜRK: bilimi ve aklı yol gösterici olarak kabul ederek
ufkun ötelerini görmüş
göstermiştir…
Ne mutlu O�nun gösterdiği ışıklı yoldan yürüyen aydınlık kuşaklara…
Kompozisyonunuzu bu bilgiler doğrultusunda kendiniz yazabilirsiniz.