Atatürk'e yazılmış Şiirler, Atatürk'e yazılan Şiirler, Atatürk Şiirleri

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Atatürk Şiirleri
Konu sahibi son olarak 2631 gün önce görüldü
ATATÜRK'e Şikayet

Bıraktığın ilkeler sinsi sinsi çiğnendi.
Zayıflar tepelendi, güçlülerse gönendi.
Kim giderse yolundan hilelerle önlendi.

Tutunacak bir dalı kalmadı bu milletin;
Peşkeş çekildi Atam! soysuzlara devletin!

Yanşamaktadır ülken, acılar dolu şoku.
Her tarafını sardı, görülmemiş pis koku.
Bozuldu, hiç bozulmaz dediğin, temiz doku.

Çıkarıcılar dilinden düşmez bir ân gayretin;
Peşkeş çekildi Atam! hırsızlara devletin!

İhânet edip fitne tohumları ektiler;
Yalakalar, yağcılar önünde diz çöktüler;
Hatıranı yâd için kafaları çektiler.

Adı çağdaşlık oldu, rezâletle işretin;
Peşkeş çekildi Atam! sarhoşlara devletin!

Kandırdılar yalanla, dolanla insanları.
Yasak koyup, deldiler, istedikçe canları.
İnsafsızların tunçtan, mermerden vicdanları.

Biteceği yok inan! Zulüm ile zulmetin;
Peşkeş çekildi Atam! zorbalara devletin!

Emperyalist uşaklar, demir atmış devlete.
Tutmuş köşe başların ya eşkıya, ya çete.
Atılmış öz değerler, çöp misali, sepete.

Çapulcular ne adın koydular, ne servetin;
Peşkeş çekildi Atam! arsızlara devletin!

Uşaklığı süsleyip bey diye yutturdular.
Maskelere bürünmüş iblisi tutturdular.
İstiklal savaşını hepten unutturdular.

Olmak, hiç mümkün değil; güven içinde, metin;
Peşkeş çekildi Atam! kansızlara devletin!

Oynar kaderimizle; cambazlar, hokkabazlar.
Eğlence zevk, sefâda; halkı umursamazlar.
Yobazlığı da perde eyleyerek yobazlar.

Kan kaybeder, günbegün îtibarın, heybetin;
Peşkeş çekildi Atam! soysuzlara devletin!

Boşunaymış yazık ki, yedi düvelle harbin.
Yüzsüz, dalkavuklarla dolup taşmakta kabrin.
O kadar çok ki seni istismar eden hâin.

İstismar edildikçe kan kaybeder kıymetin;
Peşkeş çekildi Atam! yolsuzlara devletin!

Devrimlerin süslendi şüpheli evrimlerle
Ah bir görsen! kol kola, kimler can dost, kimlerle?
Balık arayan pek çok oltasında yemlerle..

Yaşasaydın, yetmezdi soysuzlara kuvvetin;
Peşkeş çekildi Atam! kansızlara devletin!

Akbabalar devletin burçlarına üşüşmüş,
Tepeden al tırnağa nesi varsa bölüşmüş,
Kurduğun Cumhuriyet dukalığa dönüşmüş,

Yapılan töhmetlerden taştı sabrı herkesin;
Peşkeş çekildi Atam! zorbalara devletin!

Tüm baskılar, dayatma, sadece çıkar için?
Kaynamaya başladı memleket için için.
Bir akıllı yok, sorsun, bu yapılanlar niçin?

Bilinmekte, bu hâlden, menfaati var kimin?
Peşkeş çekildi Atam! hırsızlara devletin!

Şimşekler kıskandıran has neslin yerde şimdi.
Tutuldu her birisi, bir çılgın derde şimdi.
İstikbâl ayak altı, ikbâl göklerde şimdi.

Gençlik esiri oldu; ya içki, ya şehvetin;
Peşkeş çekildi Atam! serkeşlere devletin!

Beynimizde ötmekte köleliğin çanları.
Akmakta oluk oluk mâsumların kanları.
Ne kadar vurdumduymaz, görsen bir insanları

Yapılıyor ölçüsüz, rezil dillerce methin;
Peşkeş çekildi Atam! cahillere devletin!

Ülkeni çevirdiler yola yola bir kuşa
Yolunu döndürdüler aşılmayan yokuşa
Emanetin kaldı vah! Ya hırsız, ya berduşa

Asılır, göstermelik; her duvara bir resmin;
Peşkeş çekildi Atam! sapıklara devletin!

Hümanist tekerleme, şablonları görseydin...
Umutları yok eden balonları görseydin...
Vaatleri değil de, olanları görseydin...

Kat kat artardı inan, tiksintin ve nefretin;
Peşkeş çekildi Atam! ruhsuzlara devletin!

Batılılaşmak hayâl, kalkınmak kısır masal;
Yanlışları yapanlar, görür, gösterir hayâl;
İnan ki bu akılla, zor özlenen istikbâl;

Öde, öde; miktarı belli değil diyetin;
Peşkeş çekildi Atam! ruhsuzlara devletin!

Ruhun şad olsun Atam! rahat uyu yerinde;
Tepinirken gâfiller, keyifle üzerinde.
Sızlar yaralarımız dokundukça, derinde;

Artık anladı millet, âkıbeti çok çetin;
Peşkeş çekildi Atam! zorbalara devletin!

Kadir Karaman
 
MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere ..

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı
Yine bizimle beraber her yerde
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde .

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum ...


~ Ümit Yaşar OĞUZCAN ~
 
BÜYÜK GAZİ'YE

Sen ki hilkat denilen ummanın
En büyük incisisin
O, bu ulvi vatanın talihinin
En güzel yıldızıdır
Bir dehaet ki güneşten yüksek
Ve semavat ile ünsiyeti var ..

Sen dururken ona gelmez noksan
Kaplıdır toprağı zırhınla senin
Hep rehakar değil ey Gazi
Bu müsellah vatanın sen hem de
Ebedi bekçisisin ..


Bu mesalip–zede cemiyyete sen
Yeniden bir vatan ettin ihda
Görüyor şevk-i tuluunla senin
Yeni bir iyd-i zafer İstanbul
Kendi asar-ı dehanın belki
Sen de hayretçisisin
Kainatlarda tecelli buyuran
Halik’ın sende o hasiyyeti var ...


~ Abdülhak Hamit TARHAN ~
 
BÜYÜK TAARRUZ

Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birden bire beş adım sağında onu gördü
Paşalar onun arkasındaydılar
O, saati sordu
Paşalar `üç' dediler
Sarışın bir kurda benziyordu
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
eğildi durdu
Bıraksalar
ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası’na atlayacaktı
 
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..



Bırakın o altın yaprağı artık
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin .
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil
Mustafa Kemal'in ülküsü, sadece söz değil ..



Bana, muştular getirin bir daha
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan .
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..



Hâlâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda
Hâlâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların .
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..



Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil .
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar .
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..



Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki, hâlâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken .
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ..



Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla .
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil ...


~ Halim YAĞCIOĞLU ~
 
Atatürk



Benim, baş öğretmenim
Baş öğretmenimin;
Adı: Mustafa Kemal
Soyadı: ATATÜRK
Mustafa Kemal ATATÜRK
Baş öğretmenim
En büyük Türk
Atatürk,
Bir sen, fani Mustafa Kemal
Bir de biz, Mustafa Kemal’ler
Cumhuriyeti, siz kurdunuz
Biz yaşatacağız
Baş öğretmenimi gördüm, fikirleriyle
Yürüyeceğim, daima
Baş öğretmenimin izinde
Bitmeyen görevini
Biz tamamlayacağız
Son nefese kadar, çalışıp
Bizden sonrakilere
Türk ulusunun
Nefesinin, sönmeyeceğini
Onun ebedi olduğunu, göstererek
Parolanı anlatacağız
Türk’üm, bizim için
Yüksekliğin hududu yok
Çalışmak, çalışmak, çalışmak var
Asla, yılmak yok
Kurtardın, Türk milletimi
Hitap ettin, Türk gençliğine
Yürüyor Türk gençliği,
Baş öğretmenim, senin ilkelerinle
Seni, Dünyaya yazdım, almadı
Arşa yazdım,, arşta yer kalmadı
Yirmidört kasım öğretmenlerinin günü
Kalbimde, gönlümde, her an sen varsın
Her yılın,, üçyüz altmışbeş günü
Baş öğretmenimsin ATATÜRK
 
Kemal Atatürk

Dört yanımız sarılmış düşmana
Onları vuran Kemal Atatürk
Aydın kapı açtın Türk halkına
Aydınlık saçan Kemal Atatürk

Sen verdin halkına hak Hürriyet
Ulusa kurdun hür Cumhuriyet
Özgürlüğü sundun ilelebet
Bağımsız kılan Kemal Atatürk

Senle coştu bu ulu Türk halkı
Senle buldu gelecek yarını
Halkına adadın hep varını
Yarınlar kuran Kemal Atatürk

Hedefleri gösterdin ileri
Hayran bıraktın dost,yad elleri
Cözdürdün lal olan bu dilleri
Dilleri dizen Kemal Atatürk

Mustafa Kemal işlemi sahi
Gerçek sulbu irşad işleğ Bai
Sahip zaman haberli bir dahi
Noktadır yurda Kemal Atatürk

Kul Coştuk alır Ata ilhamı
Işığı ile aydın her yanı
Atasına feda ruhu canı
Hayatlar veren Kemal Atatürk​
 
Saat dokuzu beş geçe
Atam dolma bahçede
Gözlerimi kapadı
Bütün dünya ağladı.
*******************
Doktor doktor kalksana
Lambaları yaksana
Atam elden gidiyor
Çaresine baksana.
*******************
Uzun uzun kavaklar
Dökülüyor yapraklar
Ben atama doymadım
Doysun kara topraklar...
 
Bir sonbahar gününde bizleri
Bizleri bırakıp gitmişsin
Her Türk'ün kalbinde
Bir yer edinmişsin

Atam her 10 Kasım'da,
Bu millet seni anar.
Saat dokuz'u beş geçe
Her Türk sana ağlar.

Bu vatan sana emanet,
Atam sen yerinde rahat et.
Biz Türk çocukları var olodukça
Seni unutmaz bu millet.
 
A tam sen nerdesin
T ürk'ün kalbindesin
A tam sen unutulmadın
T ürk'ün yüreğindesin
Ü mitler verirdin sen
R ahat huzur içinde bu
K orku dolaşıyor


O nkasım kasım içinde
N eden geldin onkasım

K orku verdin bizlere
A tatürk'ün yanında
S ıcacık bağrında
I sıtır beni atam
M emleketin içinde
 
Sensin bu yurt
Sensin bu vatan.
Arkadaş gibisin sanki
Atam.

Sen geçerken bu yoldan
Dalgalanır hep bayrağım
Senin için
Atam.

Sen hep bastın bu toprağa
Ülkemizi sen kurtatardın
Sen ulu önder Atatürk'sün
Sensin bu
Atam.
 
ATATÜRK ,
Mustafa Kemal'in gerçek çocuklarıyız biz.
Bir kalp durduysa soluk bir on Kasımda
Binlerce kalp doğdu vatan topraklarında.
Türkiye'nin istikbali, hali, güvencesiyiz.
Atatürk'üz biz...
Atatürkçüyüz.

Dedi; 'yurtta sulh, cihanda sulh olur bilirsen.'
Görmek istediği, birleşecek olan çizgisiz dünyayı.
Anadolu'dan müjdeledi umudun sonsuz çocukları
Bir bölünmez müzik gibi, bütün dünyaya seslenirken...
Atatürk'üz biz.
Atatürkçüyüz.

Bize seslendi o günlerden, olacağı bilerek.
Dedi; 'istikbal göklerdedir'bakın yarına.
Belirmişti sınırsızlık, o anda kafasında.
Bütünüyle teknolojik savaşları görerek...
Atatürk’üz biz.
Atatürkçüyüz.

Emanet etti bu vatanı kendi çocuklarına.
Cumhuriyeti kurdu, bütün sistem değişti
Sanatla olur öne çıkarmak asil karakterini,
İlimle gidin, yanılmazsınız dedi insanlarına.
Atatürk'üz biz.
Atatürkçüyüz.

Destan insandı, destan yazdırdı mucizelerle.
mağlubiyeti, esareti çekti aldı kaderimizden
Yarına bakmayı öğretti, çıkardı cehaletimizden.
Dünyayı örnek alın dedi, kazanın mücadelelerle,
Atatürk'üz biz.
Atatürkçüyüz.

Ey! türk istikbalinin evladı, derken bize.
“İradenin adı halktır” dedi, ”hükümetse onun ismi”
Benim yaptıklarım, sizin yapacaklarınızın resmi.
“Bir hazine bıraktım ki, o da bilim, demokrasi...”
Atatürk'üz biz...
Atatürkçüyüz.
 
19 Mayıs

Anadolu'nun batmayacak Güneşi,
Doğdu ufkundan Samsun'un,
Yıl 1919 Mayıs ayının,
Ondokuzuncu gününde...
Işık ışık sımsıcak sardı,
Dörtbir yanını güzel Anadolu'nun!
Bahar yeşilliğiyle taptaze,
Uzanırken topraklar önünde...

Karadenizin dalgaları yutulurken,
Koynunda siyah gecenin...
Köpük köpük sulara düşen,
Ayışığının beyaz parıltısında.
Çoşkuyla dövülen kıyıda,
Yankıları içinde binbir hecenin,
Bestesi vardı, o gün toprağa düşen
Her damlanın şırıltısında...

Bir bahar havası sarar serin...
Güzel yurdumun herbir yanını.
Çiçek çiçek gonca gonca açar,
Milliyetçilik ruhu gönüllerde...
Malazgirt'ten bu yana yeniden,
Şahlanan o yüce Türk'lük şanını,
Yeniden dirilten 'Mustafa Kemal'
İsmiyle dolaşır her an dillerde...

Ne zaman Karadeniz'den bir fırtına,
Kopar da bahar yeli gibi,
Şafakla birlikte engin eserse...
Anadolu üzerinden,
Kızılırmak alır selam götürür,
Sivas'tan bir bahar seli gibi...
Çağıldar çoşar gider,
Bir şeyler söyler kendi dilince,
Tarihe doğru derinden!

Necmettin Özelçi
 
Boyacı Mustafa

Tren garında genç kadın sevdasını uğurlamakta.
Karşı balkonda ki ihtiyar adam,
Az ötedeki tıknaz yapının kapısındaki kadına bakıyor.
Bir dağ yamacında kim bilir, belki yanı başımızda.
Prangalarından henüz kurtulmuş bir mahkum ağlamakta.
Bir mavi deniz kıyısında, ellerini sahile vuran dalgalara uzatarak.
Özgürlük bu! Kolaymı...
Bak. Bir hokkabaz tüm hünerlerini sergiliyor, bilinen en ünlü sirkte. Belki gözümüzün önünde duran sahnede... Ne farkederki?
Nasılsa insanlar sadece bakıyorlar....
Ya, köşebaşındaki aşhanenin vitrinine gözlerini dikmiş, omuzundaki kendinden büyük sandığı taşımaya çalışan Mustafa?
Aç, açık, ser sefil, perişan.

Kamyon şöförü önünde uzayan yola bakıyor.
İhsan bey personel müdürünü fırçalıyor yine.
Ekmek bu! Kolaymı...

Cezaevinde bayram görüşü,
Gözlerde, gönüllerde merak, bekleyiş...Açık mı, kapalı mı?
Bakışmakta yine bütün iki ayaklılar...
Ya Mustafa’nın sandığı?
Kimse bakmıyor, aşhanenin önünde volta atan
Hayat mahkumu Mustafaya...
Ve herkes bir ağızdan aynı şeyi haykırıyor, Mustafa’nın yaşamına;
“Senin yerin maphushane çocuğum! ”



Cengiz Akbay
 
Adana Bana Dar Geliyor


Sığamıyorum bu kente,
Mikroplu sulama kanallarında yüzmeyi
Tozlu topraklı taşlı yollarında
Bisiklete binmeyi öğrendiğim,
Tenefüslerde simit-şalgam için
Okula koşarak gittiğim bu kent,
Bana dar geliyor…

Dallarından tozlu tozlu
Ve yıkamadan yediğim
Kırmızı beyaz dut tanelerinin,
Eski Baraj'da çaldığımız hind incirlerinin
Tablacılardan yediğim şam tatlısının
Şırdan dolması, kebabın el kıyması
Kana kana içtiğim meyan kökü/haşlamanın
En güzelinin yapıldığı bu kent,
Bana dar geliyor…

Dilberler sekisinde bira içtiğim,
Zilli dede'de top oynadığım
Seyhan nehrinin çağlayanında,
Çocuk aklımla korkmadan yüzdüğüm
Kara Fatma caddesinde börekler yediğim
Demirköprüde trenleri izlediğim bu kent,
Bana dar geliyor…

En güzel beyaz, tuzlu kabak çekirdeğinin
Mestan Hamamı karşısında satıldığı,
Ulucamideki ters kapı hamallarının
Yağcami önündeki işportacıların
Küçük Saatin hiç durmayan akreple yelkovanının
5 ocak meydanında namaz kılanların
Bakliyat kokularının eksilmediği,
Melekgirmez toptancılarının olduğu bu kent,
Bana dar geliyor…

Büyüksaatteki mistik hanların
Kazancılar çarsında dinlenen fasılların
İncirlik de Türkçe tabela olmayan dükkanların
Otopark yapılan Erciyes otelinin
Arabesk çalan dolmuşların,
Cadde-sokak ortasında ve her yerde
İndirme bindirme yaptığı bu kent,
Bana dar geliyor…

Özel misafirler için yapılan
Bumbar karın dolmasının
Annemin yaptığı analı-kızlının
Tadı doyumsuz dul avrat çorbasının
Halamın içli köftesinin
Yapılan her elde nefis olan kısırların
Kız kardeşimin sarımsaklı köftesinin
Ve her türlü kebapların
Dürümleştirildiği bu kent,
Bana dargeliyor…

Mitinglere katıldığım Uğur Mumcu meydanın
Konserler izlediğim Mimar Sinanın
Dokusu bozulmayan Taşköprünün
Atatürk evi ile bakışan Ulus Parkının
Kasım Gülek köprüsünden
Çocukluğuma açılan eski mahallelerimin
Yağmurda delik deşik olan asvalt yolların
Adliyesiyle ünlenen bu kent,
Bana dar geliyor…

Oğluma İlk öğretim okulu bulamadığım,
İş yerine giderken her gün önünden
Tam iki kez geçtiğim,
Otuz bin kişilik (! ! !) Sabancı Merkez Camiinin,
Ve önündeki Girne köprüsünün
Ve arkasında portakal ağaçlarıyla kaplı
Adana'nın oksijen deposu olan bahçelerin katledilerek
Yerine Merkez Park yapılan bu kent,
Bana dar geliyor…

Mustafa Kemal Atataürk'ün
Ve silah arkadaşlarının
Ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarının yerine,
''Asmayalım da besleyelim mi? '' diyerek
Onyedi yaşındaki çocukları ipe çekenlerin
'Bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz''
'Benzin vardı da biz mi içtik''
Ciddiyetindeki devlet büyüklerinin! ! !
Memurunun işini bildiğini söyleyip
Rüşvete, yolsuzluklara yönlendirenlerin
İsimlerinin ana cade-bulvarlara verildiği bu kent,
Bana dar geliyor…

VE BEN GİDİYORUM…..


Olgun Ekinci
 
Bir gemi yol alıyor,
Karadeniz sularında.
Çürük çarık bir gemi,
Ha battı ha batacak.
Tüm gücüyle direniyor,
Azgın dalgalara.

Bir güneş taşıyor içinde
Samsun'da doğacak.
Işık saçacak yurduma
Boğacak karanlıkları,
Kurtaracak vatanımı,
Düşman istilasından..

Bölünmüş tüm Anadolu
İnğiliz'e.fransız'a,yunan'a
Ülkem kan ağlıyor
Düşman çizmesi altında.

İşkenceler diz boyu
Kan akıyor ırmaklardan.
Tesbih yapmış sallıyor düşman,
Anamın bacımın meme ucundan.

Padişah satmış memleketi
Kendi çıkarları uğruna.
Toplanmış tüm silahlar
Çırılçıplak halkım ortada..

Bu gün Ondokuz Mayıs
Bir gemi yanaşıyor Samsun'a
Doğan güneşin aydınlığın da
Çıkıyor Mustafa Kemal Samsun'a

İçlerinde vatan sevgisiyle
Sopayla,Orakla,tırpanla
Boğuluyor düşmanlar
Kendi akıttıkları kanda.

Bir Mustafa Kemal vardı
Türk Milletine önder olan.
Bir Mustafa Kemal vardı
Yurdumuzu kurtaran.

Bir Mustafa Kemal vardı
Laik Cumhuriyet'i kuran.
Bir Mustafa Kemal vardı
Cumhuriyeti gençlere bırakan.

Bir Mustafa Kemal vardı
Çağdaş medeniyete ulaştıran
Bir Mustafa Kemal vardı
Bu Milletin kalbinde yatan.

Bu gün ondokuz Mayıs
İrtica kol geziyor yurdumda
Laik Cumhuriyetimi yıkmak istiyorlar
Türbanla,kara çarşafla,yobazlıkla

Aydınlarımız vuruluyor birer birer
İktidarlar gaflet uykusunda
Şimdi de Yargı hedef oldu
Laik Cumhuriyeti koruyan.

Bu gün Ondokuz Mayıs
Huzurana çıkacağız utanmadan
Emanetini koruyamadık
Affet,Affet bizi Atam.

Bu gün Ondokuz Mayıs
Bir güneş doğacak Samsun'dan
Boğulacak irtica,boğulacak karanlıklar
Çıkacak binlece Mustafa Kemal
 
Benim yolum çok aydınlık
Atam bir güneş bırakmış.
O kar yağmış yürekler,
Sönmeyecek ateş yakmış..

Askerleri dağıtılmış,
Parçalanmış bir milleti
Ya istiklal ya ölüm!
Emri ile toparlamış.

Ölçüde, tartıda, dilde
Harfde, kılık, kıyafette
Minnet duyarım elbette,
Çok büyük devrimler yapmış...

Cumhuriyetle, hürriyet,
Bağışlamış memlekete
Türk övün, çalış, güven
Ne mutlu TÜRKÜM DİYENE!
 
Atatürk'ki yurdu hür tutan,
Atatürk'ki Cumhuriyeti kuran.
Hakkı ödenmez Türktür O,
Anlı şanlı Türktür O,
Zübeyde Hanım, Ali Rıza Bey,
Hepsi ailesi birde bir tanecik kardeşi,
Hepsini çok sever, çok sayar,
Kurtardığı yurt gibi.
 
Kuvvetlidir türkün kolu
Doğruluktur her bir yolu
Baştan başa türkle dolu
Anadolu anadolu
Türk çocuğu küçük yaştan
Ekmeğini söker taştan
Kurtulmuştur yeni baştan
Anadolu anadolu
Çalışmanın vardır tadı
Tembellige alışmadı
Türk cennetinin bir adı
Anadolu anadolu
 
Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası
Selam durdu tayfası

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından
Bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in halini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar
 
Geri