BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Atatürk ve Türk Halk Müziği
Ulu önder Atatürk' ün müzik konusunda ki görüşlerini çalışmalarını bütünüyle değerlendirmek gerekir.Atatürk müzik eğitimi görmemişti fakat her çeşit müziği seviyor. Klasik türk müziği makamlarını biliyor. Bazı şarkı ve türküleri başarı ile söyleyebiliyordu Falih Rıfkı Atay Atanın türkü ve şarkı söyleyişini Çankaya adlı eserinde şöyle anlatmaktadır: Mustafa kemal yalnız Rumeli türkülerini mat sesi ile güzel ve tatlı söylemekle kalmaz klasik alaturka musikisi makamlarınıda bilirdi bilhassa rumeli türkülerini söylerken derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşarırdı
O vatanı unutmaz kaybettiğimiz rumeli ve makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi su ve çıngırak seslerini duyar gibi, Bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. Ses sanatçısı Mualla Gökçay da hatıralarında Atatürk' ün zevkini şu cümlelerle belirtmektedir: Ata umumiyetle Türk musikisini severdi ama rum eli türkülerini herşeye tercih ederdi Rumeli türkülerini bize bizzat kendisi meşk etmişti.Arada bir konuşur gibi tane tane okuyun diye ihtar ederdi En sert hocalardan daha titizdi Musikiden çok anlar en ufak falso veya hatayı hemen yakalardı. Atatürk' ün çok sevdiği ve söylediği türküler şunlardır:
1: Atabarı 2: Atladım Bahçene girdim ( Rumeli Türküsü ) 3: Alişimin Kaşları Kare ( R.T. ) 4: Ayağına Giymiş Sedef Nalini ( R.T. ) 5: Bülbülüm Altın Kafeste ( Trakya Türküsü ) 6: Dağlar Dağlar ( R.T. ) 7: Gide Gide Yarelerim Delindi 8: Köşküm Var Deryaya Karşı ( R.T. ) 9: Maya Dağdan Kalkan Kazlar ( R.T. ) 10:Manastır.Pencere Açıldı. Bilal Oğlan.Bu rumeli türkülerini radyo repertuarına bizzat Atatürk kazandırmıştır 11:Şahane Gözler .( R.T. ) 12:Yemenimin Uçları ( R.T. ) 13:Zeynep
Atatürk insan hayatında müziğin çok önemli bir yerinin olduğuna inanıyordu 14 ekim 1925 te İzmir kız öğretmen okulunu ziyaretlerinde öğrencilerin Hayatta musiki lazımmıdır sorusuna şu cevabı verdi Hayatta musiki lazım deyildir çünki hayat musikidir Musikiyle alakası olmayan mahlukat insan değildir Eğer mevzuu bahis olan hayat insan hayatı ise musiki behemehal vardır Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz Musiki hayatın neşesi, ruhu,süruru ve herşeyidirYalnızmusikininnev'işeyanımütalaadır. Müziğin insan hayatındaki önemini işaret eden ve dinlenecek müziğin çeşidine dikkati çeken Atatürk her konuda olduğu gibi türk müziği konusunda da yenilikler yapmak istemiştir Ata'nın türk müziği üzerinde yenilikler yapmak istemesinin sebepleri şunlardır.
1- Ziya Gökalp'in Türkçülüğün esasları eserindeki görüşlerinin etkisi: Ziya gökalp'in müzik konusundaki görüşlerini Atatürk'ün paylaştığını ve bu görüşler doğrultusunda çalışmalar yaptığını görüyoruz Gökalp'in sayın oransay tarafından tamamı alınan görüşlerinden kısa bölümler şunlardır: Memleketimizde bunlardan başka yan yana yaşayan iki musiki vardır. Bunlardan birisi halk arasında kendi kendine doğmuş olan türk musikisi, diğeri farabi tarafından bizanstan tercüme ve iktibas olunan osmanlı musikisidir. Türk musikisi ilham ile vücuda gelmiş, taklitle hariçten alınmamıştır.Osmanlı musikisi ise vasıtası ile hariçten alınmış ve ancak usulle devam ettirilmiştir bunlardan birincisi harsımızın kültürümüzün ikincisi ise medeniyetimizin musikisidir. Etnografya müzesi bunlardan başka her nahiyedeki lisani savtiyyat ( fonetik ) ile halk melodilerini ( nağmelerini ) ya fonograf aleti ile yahut nota usulu ile zapteder demekki Etnografya müzesinin behemehal bir fotğrafçısı bir fonografçısı ve notacısı bulunmak lazımdır.Koşmalar türküler ve nağmeler de hakiki halk şairlerinden alınmalıdır. İstanbulda mevcut olan Darülethan düm-tek usulünün yani bizans musikisinin Darulelhanıdır. Bu müessese iptidai unsurları halkın samimi melodilerinde tecelli eden ve avrupa musikisine tevfikan armonize edildikten sonra asri mahiyet alacak olan hakiki türk musikisine hiç ehemmiyet vermemektedir avrupa musikisi girmeden evvel memleketimizde iki musiki vardı Bunlardan biri farabi tarafından bizanstan alınan şark musikisi diğeri eski türk musikisinin devamı halk melodilerinden ibaretti. Bu gün ise şu üç musikinin karşısındayız: şark musikisi, garp musikisi, halk musikisi Aceba bunlardan hangisi bizim için millidir.Şark musikisinin hem hasta hemde gayri milli olduğunu gördük. Halk musikisi harsımızın, garp musikiside yeni medeniyetimizin musikileri olduğu için her ikiside bize yabancı değildir. O halde milli musikimiz, memleketimizdeki halk musikisiyle garp musikisinin imtizacından doğacaktır.Halk musikimiz bir çok melodiler vermiştir. Bunları toplar ve garp musikisi usulunce armonize edersek hem milli hem avrupai bir musikiye malik oluruz.
Atatürk'ün türk müziği hakkındaki görüşleri ve yaptığı yenilikler Ziya Gökalp'in görüşlerine ve programına çok yakındır nitekim 1930 yılında alman gazeteci Emil Ludwing ile yaptığı görüşmede şu cümlelerle itiraz etmiştir. Bunlar hep bizans'tan kalma şeyler dir Bizim hakiki musikimiz anadolu halkından işitilebilir.
Bilindiği gibi Ziya Gökalp müzikolog değildi müzikle ilgili bilgileri köklü bir eğitime dayanmıyordu Eski yunan müziğindeki çeyrek seslerle türk müziğindeki koma sesleri birbirine karıştırarak. Farabi' yi de işin içine sokarak türk müziğini yunanlılara mal edivermişti.
Müzikolog Muammer Sun, Ziya Gökalp'in İddiaları ile ilgili görüşlerini şöyle açıklamıştır: Bu konu çok tartışıldı Bu müzik bize bizanstan geçmemiştir araplarda bize hediye etmemişlerdir bu musiki bizim insanlarımızın adı sanı belli insanlarımızın yarattığı musikidir.ve musikimizdir Bizim klasik türk musikimizi araplara ve bizanslara maletme ve birde Batılılaşmanın etkisiyle alafranga alaturka kavgası çıkmış Batılaşmacılar alafrangacı aman müziğimiz değişmesin diyenler de alaturkacı olarak nitelendirilmişlerdir. Baştan itibaren tamamen yanlış ve boşa kürek çekilmiş bir davadır.
Ulu önder Atatürk' ün müzik konusunda ki görüşlerini çalışmalarını bütünüyle değerlendirmek gerekir.Atatürk müzik eğitimi görmemişti fakat her çeşit müziği seviyor. Klasik türk müziği makamlarını biliyor. Bazı şarkı ve türküleri başarı ile söyleyebiliyordu Falih Rıfkı Atay Atanın türkü ve şarkı söyleyişini Çankaya adlı eserinde şöyle anlatmaktadır: Mustafa kemal yalnız Rumeli türkülerini mat sesi ile güzel ve tatlı söylemekle kalmaz klasik alaturka musikisi makamlarınıda bilirdi bilhassa rumeli türkülerini söylerken derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşarırdı
O vatanı unutmaz kaybettiğimiz rumeli ve makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi su ve çıngırak seslerini duyar gibi, Bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. Ses sanatçısı Mualla Gökçay da hatıralarında Atatürk' ün zevkini şu cümlelerle belirtmektedir: Ata umumiyetle Türk musikisini severdi ama rum eli türkülerini herşeye tercih ederdi Rumeli türkülerini bize bizzat kendisi meşk etmişti.Arada bir konuşur gibi tane tane okuyun diye ihtar ederdi En sert hocalardan daha titizdi Musikiden çok anlar en ufak falso veya hatayı hemen yakalardı. Atatürk' ün çok sevdiği ve söylediği türküler şunlardır:
1: Atabarı 2: Atladım Bahçene girdim ( Rumeli Türküsü ) 3: Alişimin Kaşları Kare ( R.T. ) 4: Ayağına Giymiş Sedef Nalini ( R.T. ) 5: Bülbülüm Altın Kafeste ( Trakya Türküsü ) 6: Dağlar Dağlar ( R.T. ) 7: Gide Gide Yarelerim Delindi 8: Köşküm Var Deryaya Karşı ( R.T. ) 9: Maya Dağdan Kalkan Kazlar ( R.T. ) 10:Manastır.Pencere Açıldı. Bilal Oğlan.Bu rumeli türkülerini radyo repertuarına bizzat Atatürk kazandırmıştır 11:Şahane Gözler .( R.T. ) 12:Yemenimin Uçları ( R.T. ) 13:Zeynep
Atatürk insan hayatında müziğin çok önemli bir yerinin olduğuna inanıyordu 14 ekim 1925 te İzmir kız öğretmen okulunu ziyaretlerinde öğrencilerin Hayatta musiki lazımmıdır sorusuna şu cevabı verdi Hayatta musiki lazım deyildir çünki hayat musikidir Musikiyle alakası olmayan mahlukat insan değildir Eğer mevzuu bahis olan hayat insan hayatı ise musiki behemehal vardır Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz Musiki hayatın neşesi, ruhu,süruru ve herşeyidirYalnızmusikininnev'işeyanımütalaadır. Müziğin insan hayatındaki önemini işaret eden ve dinlenecek müziğin çeşidine dikkati çeken Atatürk her konuda olduğu gibi türk müziği konusunda da yenilikler yapmak istemiştir Ata'nın türk müziği üzerinde yenilikler yapmak istemesinin sebepleri şunlardır.
1- Ziya Gökalp'in Türkçülüğün esasları eserindeki görüşlerinin etkisi: Ziya gökalp'in müzik konusundaki görüşlerini Atatürk'ün paylaştığını ve bu görüşler doğrultusunda çalışmalar yaptığını görüyoruz Gökalp'in sayın oransay tarafından tamamı alınan görüşlerinden kısa bölümler şunlardır: Memleketimizde bunlardan başka yan yana yaşayan iki musiki vardır. Bunlardan birisi halk arasında kendi kendine doğmuş olan türk musikisi, diğeri farabi tarafından bizanstan tercüme ve iktibas olunan osmanlı musikisidir. Türk musikisi ilham ile vücuda gelmiş, taklitle hariçten alınmamıştır.Osmanlı musikisi ise vasıtası ile hariçten alınmış ve ancak usulle devam ettirilmiştir bunlardan birincisi harsımızın kültürümüzün ikincisi ise medeniyetimizin musikisidir. Etnografya müzesi bunlardan başka her nahiyedeki lisani savtiyyat ( fonetik ) ile halk melodilerini ( nağmelerini ) ya fonograf aleti ile yahut nota usulu ile zapteder demekki Etnografya müzesinin behemehal bir fotğrafçısı bir fonografçısı ve notacısı bulunmak lazımdır.Koşmalar türküler ve nağmeler de hakiki halk şairlerinden alınmalıdır. İstanbulda mevcut olan Darülethan düm-tek usulünün yani bizans musikisinin Darulelhanıdır. Bu müessese iptidai unsurları halkın samimi melodilerinde tecelli eden ve avrupa musikisine tevfikan armonize edildikten sonra asri mahiyet alacak olan hakiki türk musikisine hiç ehemmiyet vermemektedir avrupa musikisi girmeden evvel memleketimizde iki musiki vardı Bunlardan biri farabi tarafından bizanstan alınan şark musikisi diğeri eski türk musikisinin devamı halk melodilerinden ibaretti. Bu gün ise şu üç musikinin karşısındayız: şark musikisi, garp musikisi, halk musikisi Aceba bunlardan hangisi bizim için millidir.Şark musikisinin hem hasta hemde gayri milli olduğunu gördük. Halk musikisi harsımızın, garp musikiside yeni medeniyetimizin musikileri olduğu için her ikiside bize yabancı değildir. O halde milli musikimiz, memleketimizdeki halk musikisiyle garp musikisinin imtizacından doğacaktır.Halk musikimiz bir çok melodiler vermiştir. Bunları toplar ve garp musikisi usulunce armonize edersek hem milli hem avrupai bir musikiye malik oluruz.
Atatürk'ün türk müziği hakkındaki görüşleri ve yaptığı yenilikler Ziya Gökalp'in görüşlerine ve programına çok yakındır nitekim 1930 yılında alman gazeteci Emil Ludwing ile yaptığı görüşmede şu cümlelerle itiraz etmiştir. Bunlar hep bizans'tan kalma şeyler dir Bizim hakiki musikimiz anadolu halkından işitilebilir.
Bilindiği gibi Ziya Gökalp müzikolog değildi müzikle ilgili bilgileri köklü bir eğitime dayanmıyordu Eski yunan müziğindeki çeyrek seslerle türk müziğindeki koma sesleri birbirine karıştırarak. Farabi' yi de işin içine sokarak türk müziğini yunanlılara mal edivermişti.
Müzikolog Muammer Sun, Ziya Gökalp'in İddiaları ile ilgili görüşlerini şöyle açıklamıştır: Bu konu çok tartışıldı Bu müzik bize bizanstan geçmemiştir araplarda bize hediye etmemişlerdir bu musiki bizim insanlarımızın adı sanı belli insanlarımızın yarattığı musikidir.ve musikimizdir Bizim klasik türk musikimizi araplara ve bizanslara maletme ve birde Batılılaşmanın etkisiyle alafranga alaturka kavgası çıkmış Batılaşmacılar alafrangacı aman müziğimiz değişmesin diyenler de alaturkacı olarak nitelendirilmişlerdir. Baştan itibaren tamamen yanlış ve boşa kürek çekilmiş bir davadır.