Atatürk ve masonluk!

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Atatürk Köşesi (Arşiv)
Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Atatürk ve masonluk!Gazi Mustafa Kemal Atatürk halkın arasında sıradan bir vatandaş ile





Masonluğun kapatılışı - Masonluk uykuda

"Masonluk, 1935 yılında, masonların kendi deyimleri ile uykuya girmiştir. Görünüşte masonların kendi isteği ile olan bu uyku durumu, gerçekten hükümetin baskısı ile ve bazı söylentilere göre,
Atatürk’ün emri ile olmuştur. 9 Ekim 1935 tarihinde, 33 dereceli mason olan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, mason büyüklerinden masonluğun tatilini ve mallarının Halk Evlerine devrini istemiştir. Masonlar bu isteğe mecburen ve fakat istemeyerek razı olmuşlardır.
Oysa, 10 Ekim 1935 tarihli gazetelerde çikan Anadolu Ajansının tebliğinde;
‘Ankara 9 (A.A.) Mes’ul ve ma’ruf imzalar altında Ajansımıza verilmiştir : Türk Mason Cemiyeti, ülkemizin sosyal tekamülünün ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibara alarak ve Türkiye Cumhuriyetinde hakim olan demokratik ve cidden laik ilkelerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahade ederek faaliyetine -bu hususta hiçbir kanun olmaksızın- nihayet vermeyi ve bütün mallarını ülkenin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalisan Halk Evlerine teberrüü muvafık görmüştür’ denilmektedir.
Masonluğun kapanışı ile ilgili önemli belgelerden biri de,
Atatürk’ün Mason örgütü ileri gelenlerinden Mim Kemal Öke ile olan konuşmasıdır ve bu konuşmayı izleyen günlerde de Masonluk örgütü kapatılmıştır. "Yedi Gün" isimli derginin 27 Aralık 1938 tarihli 303 sayılı nüshasının 9. sahifesinde, Niyazi Ahmet Okan, M. Kemal Öke ile Atatürk arasındaki olayı şu biçimde anlatmaktadır:


Doktor M. Kemal anlatıyor:

‘ - Bir gün Ağaoğlu Ahmet, Köprülü Fuad, İsmail Hakkı ve eski Maarif Vekili Hikmet’in bulundukları bir gece sofrasında Atatürk buyurdular ki:

‘Bu akşam akademik konuşacağız. Söz verilen ayağa kalkarak söyleyecektir.’
Herkes gibi ben de heyecan duydum. Acaba bana da söz düşecek mi?
İlk konu şu idi: Efkarı umumiye değiştirilebilir mi? Değiştirilebilirse ne vasıta ile?
Söz Köprülü Fuad’a verildi. Ondan sonra Ağaoğlu Ahmet, İsmail Hakkı söylediler. Aşağı yukarı mektep ve matbuat vasıtasıyla efkarı umumiyenin değiştirileceğini söylemişlerdi. Bu cevapların hiçbiri Ata’yı tatmin etmedi. Gayrı memnun olduğunu hissettiren bir tarzda sıra ile sözlerini kestiler. Yanyana oturduğu Hikmet’e işaret ederek onun da düşüncesini sordu. O da diğer zevatın düşüncelerine bir de Masonluğu karıştırdı. İşte o vakit Atatürk:
‘Kemal Bey, işittiniz ya, şimdi sıra size geldi’ buyurdular.
Ben heyecandan titremeye başladım. Ne diyecektim? Söyleyeceğim sözün nasıl karşilanacağını takdir edemeyenler gibi derin bir tereddüt ve telaş içinde idim.
Atatürk tekrar: ‘Kemal Bey, ne dersin?’ Buyurdular.
Ata sükut buyurdular, biraz sonra:
Atatürk: ‘Kemal Bey, Masonluğun umdeleri nelerdir?’ diye sordu.
‘Madem ki Masonluk milliyetçidir, halkçıdır, cumhuriyetçidir, Halk Fırkasının umdeleri de bunlardan başka bir şey olmadığına göre Masonluğun hikmeti vücudu yoktur’ dediler.190
Atatürk, tekrar: ‘Kemal Bey, ne dersin?’ Buyurdular.
Cevap verdim: ‘Evet, memleket dahilinde realize etmek istediğiniz yüksek ideal ile Masonluğun tahayyül ve realize etmek istediği ideal aynı olabilir. Halk Fırkasının umdeleri memleket hudutları dahilinde caridir. İşte Masonluk bu ideali memleket hudutları haricine intişarına vasıta olan rasyonel hissi bir teşekküldür. Bu bakımdan hikmeti vücudu reddedilemez.
‘Diktatör memleketlerde Mason Locaları yıkılır, yakılır, Masonlardan hesap sorulur.’
Ata sükunet buyurdular, biraz sonra:
‘Peki, Kemal Bey, hangi memleket Masonların en bahtiyarıdır?
Dışarıda Masonlar sürgün ve imha edilirken Türk Milli Masonları
Ulu Önderinin ve Onun hükümetinin itimat ve müzaharetine mazhar olmakla her zaman bahtiyarlık duymuşlardır. Dünyada en bahtiyar ve mesut Masonların, Türk Masonları olduğuna şüphe yoktur. Masonların bu durumuna yakından vakıf olan yabancı Masonlar, ülkemizde Masonların haline gıpta ettiklerini şefaatle söylemişlerdir.’
‘Reisiniz kimdir?’
‘Memleket dahilinde barış ve selamet tavsiye eden ve bütün dünyaya hitabederek bu idealin tahakkuk ettirilmesini temenni eden zatı devletleridir.’
Tarzındaki maruzatıma şu tarzda mukabele buyurmuşlardır:
Atatürk: ‘Ben bu cemiyete girmem. Ben, başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım.’
Evet, Atatürk, prensip yaratan ve yarattığı o prensibe sadıkane bağlanan bir şahsiyetti. Bu, Atatürk’ü temayüz ettiren bir karakterdi. Doğruluğuna şüphe etmediği düşünceyi her zaman müdafaa ederdi. Maruzatlarıma ilave etmiştim:
‘Masonluğun temsil ettiği yüksek idealin kolayca tahakkuk ettirileceğini kabul etmek istemiyorum. Fakat bu her memlekette insanlık idealinin tahakkukuna çalisan entelektüellerin bir araya gelmesine, yaklaşmasına hizmet etmesi bakımından faydalı olabilir.
Atatürk, bu sözüme, hararetli bir ihtarla:
‘HAYIR, KEMAL BEY, SEN BUNU SÖYLEMEĞE MEZUN DEĞİLSİN! GÜNÜN BİRİNDE İNSANLIK İDEALİNİN TAHAKKUK ETTİRİLEMEYECEĞİNİ KABUL ETMEK DOĞRU DEĞİLDİR. BEŞERİYETİN GÜNÜN BİRİNDE BU MESUT NETİCEYE ERİŞMESİ GAYRI VARİD DEĞİLDİR.’
Bana yanlış düşündüğümü ihtar eden bu hitap, beşeriyet için refah ve saadet düşünen Atatürk’ün insanlık hakkındaki yüksek ve asil bir düşünüşünün ifadesi idi. Atatürk beşeriyet için her zaman bizim fevkalbeşer telakki ettiğimiz ideallerin tahakkuk ettirilebileceğine iman eden asil bir insandı, ölünceye kadar öyle düşündü. Öyle kaldı.
İşte bu mülakattan Masonların reisi, maşrikı azamı Doktor M. Kemal, Masonluğun ‘memleket hudutları harici’ ile münasebet ve alakasını yani beynelmilel olduğunu açıkça itiraf etmektedir ve Masonluğun ‘her memlekette insanlık idealinin tahakkukuna çalisan entelektüellerin bir araya gelmesine, yaklaşmasına hizmet eden’ bir teşekkül olduğunu söylemesi de beynelmileli yetini teyit etmektedir.
Doktor M. Kemal, Atatürk’ü Masonların tabii reisi gibi göstermek istemiş, fakat Atatürk bunu reddetmiş, yabancı prensiplerden ibaret bulunan Masonluk cemiyetine girmeyeceğini, başkalarının prensiplerine tabi olmayacağını söylemiştir.
Doktor M. Kemal, Masonluğun faydasından bahsedince Atatürk, hararetli bir ihtarda bulunmuş, ‘Bunu söylemeğe mezun olmadığını’ söylemiştir.
Görülüyor ki bu mülakatta mühim münakaşalar olmuş, Atatürk Mason reisini şiddetli surette tevbih etmiş, Masonluğun yabancı prensiplerden ibaret beynelmilel bir teşekkül olduğunu, memleket için bunun bir faidesi olmadığını anlatmıştır. Doktor M. Kemal bu mülakatı etrafıyla izah etmiyor. Orada hazır bulunanlardan Ağaoğlu Ahmet bugün hayatta değildir. İsmail Hakkı Bey’in de kim olduğunu bilmiyoruz. Fakat bu içtimada uzun uzadıya fikir beyan eden Köprülü Fuat ile Hikmet Bayur hayattadırlar. Birisi Demokrat Parti erkanından, diğeri de Millet Partisi lideridir. Bu mülakatı daha esaslı surette izah edebilirler. Memleket ve milletin mukadderatına taaluk eden mühim bir mevzu hakkında sükut etmeleri elbette doğru değildir. Şahısları bertaraf, fakat partilerinin Masonluk hakkındaki noktai nazarlarını açıkça millete bildirmek icap etmez mi?
‘Atatürk prensipleri yıkılıyor!’ diye ortalığı velveleye veren Ulus’un baş, orta ve yamak yazarları (Yalçını, Menteşesi, Toplu İğnesi…) Atatürkün memleket ve millet için muzır görerek dağıttığı bu mason şebekesinin, Atatürk prensiplerini hiçe sayarak, yeniden faaliyete geçmesi karşisında neye böyle dillerini yutmuş bir hale geldiler? Atatürkçülük ne oldu? Masonlar, Atatürk’ün Masonluk hakkındaki fikirlerini tekmelediler. Niye Atatürk’ü, Atatürk prensiplerini müdafaa etmiyorlar? Demek ki Atatürkçülükleri yalan! İstedikleri zaman Atatürk’ü maske yapıyorlar. Atatürk heykeli karşisında Mason locaları kuruldu da gözlerini kapayarak, kulaklarını tıkayarak geçiyorlar! Görmemezlikten, işitmemezlikten geliyorlar!’


Masonların uyku dönemi 14 yıl sürmüştür. Fakat bu sırada masonların çalismalari gizli ve fakat etkisiz bir biçimde devam etmiştir. Yüksek Şura hukuken varlığını kaybetmediği için çalismalarina devam etmiş ve hatta muhtelif masonları 33. dereceye terfi ettirerek masonluğun canlanmasına çalismistir. Bu çalismalar sonunda başarıya ulaşmış ve 1948 yılında masonluk uykudan uyandırılmıştır."191

Dipnot:
Uyumak (uykuya girmek): Bir mason kuruluşunun, olağan üstü zorunlu nedenlerle, bir süre için, kendi eliyle localarını kapatıp çalışmasına son vermesi.
Uyanma (tebenni): Bir masonun kendi locasından ayrılması ya da locasının ortadan kalkması nedeniyle bir başka locaya kabul edilmesi.
 
Atatürk ve Masonluk

Mason locaları yan kuruluşları bilderberg ve rotary kulupleriyle birlikte yahudilik amaçlarını gerçekleştirmek için çalışırlar.
Türk topraklarında masonluk osmanlının son yıllarında gelişme göstermiştir.Osmanlı dönemindeki localar azınlık başka bir degişle kendini türk toplumundan farklı gören''öteki'' duygularını aşılamak için çabalamışlardır.Ve Osmanlı da ki tüm milletlere de ulaşmayı başarmışlardır.Bu milletlerden rum masonları,rum olmayanlarıda yetiştirmiştir.Üyeleri içinde birçok ta Türk vardı.Ki bunlar sıradan insanlarda degillerdi.Bu faliyetler o kadar büyümüştür ki Osmanlı sarayları bile etki alanlarına girmiştir.Şehzade murat kardeşi nureddin ve şehzade kemalettin 'in masonlar ilişkileri vardı.Ve masonlardan NUR-I ZİYA almışlardır.NUR-I ZİYA alanlardan biride Namık Kemal dır.
Türkiyede 1930 lu yılların 2. yarısı ''Türkleşme'' ya da ''Türke dönme'' hareketlerinin yogun olarak yaşandıgı bir dönem olmuştur.Türklük dışı gayri milli her ideoloji ve akım bu dönemde sert tepkiyle karşılaşmış dışlanmıştır.İşte bu dönemde ekim 1935 te tüm mason locaları kapatılmıştır.(Fakat Celal Bayar ve yanındakilerin etkisiyle 1948 de tekrar açılmıştır.)
Atatürk milli devlete çok ehemmiyet veriyor milli birlik ve beraberligi kurmak istiyordu.Bu yüzden-mezhepçilikte dahil- bütünlügümüzü bozacak tüm egilimlere karşıydı.
Uzun zaman Atatürk'ün yanında bulunmuş ,van milletvekilligi yapmış,Arvasi aşireti mensubu İbrahim Arvasi(1893-1965) in 1964 de yayınlanmış ''Tarihi Hakikatler'' kitabında Atatürk'ün bakışı ile şunlar yazıyordu:

''Masonların İstanbul,izmir,adana ve ankara'da bir çok locaları vardı.mustafa kemalin sevmedigi iki zümre vardı:birincisi dönmeler ,digeri ise masonlardı.Bir gün eski adliye vekili Mahmut Esat Bozkurt'u çagırdı.Kendisine masonların taksimat ,teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verdi ve''Bunu güzelce mütala et takrirle.Halk partisi grup başkanlıgına ver.Grupta bunlara şiddetli bir hucum yap ve grupça kapanmalarına delalet et;seninde bu işte büyük şeref payın olsun ''dedi. Grup günü Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririn okunmasını istedi.Katip takriri okudu.Grup dinledi.Hülasa şöyle idi:''masonluk kökü dışarda bir yahudi tarikatından başka birşey degildir.Memleketimizde unun ne işi var?Ve bunuda grup kararıyla kapatalım.'' Ve söz istedi;kürsüye gelerek takriri gayet veciz bir şekilde izah etti.Meclisteki masonları bir telaştır aldı.Hele sözcüleri Şükrü Kaya masonlugun bir hayır meselesi oldugunu kürsüden söyledigi zaman grubun hemen bütün azası yüzüne haykırdılar''Hayır eserleri nelerdir?birisini gösterebilirmisin,in aşagı''dediler.Mahmut Esat Bozkurt ise masonlugun kökü dışarda gizli,memleket ve m,illet için muzir bir tarikat oldugunu ve heryerde umumi reislerinin yani maşrık-ıazamlarının yahudi olduklarını birçok vesikalarla ispat etti.Şükrü Kaya,Kazım Özalp,Mazhar Germen son çareyi Katib-i Umumi Recep Peker e iltica etmekte buldular.(tartışmalar bir hafta sonra Atatürk'e iletildi.)Bir hafta sonra Recep Peker kürsüye geldi.Şu müjdeyi verdi.''Arkadaşlar bugünden itibaren Türkiyede masonluk kalmamıştır ve bütün mason locaları kapatılmıştır.''dedi. Salonda bir kıyamet koptu.
Grup dagıldıktan sonra Dr Mim Kemal Öke 'i önüne takarak Meclisteki masonlar toplu olarak toplu olarak Reisicumhur'a çıkmışlardı.Mim Kemal Reisicumhur'a hitaben ''Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz,fakat siz Maşrık-ı Azamız olursanız biz pervane gibi etrafında dönüp dolaşırız.'' demiş Reisicumhur ''peki bir şey soracam bana cevap verinizde sonra.
Siz Avrupa dan hangi locaya baglısınız ve metbunuzun ismi nedir? diye sorunca ''biz cenova'ya tabiyiz ve reisimizde Barca Mişon cenaplarıdır.'' demişler bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal ''Haydi defolun burdan,cehennem olun gidin,yahudi uşakları,benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi bir çıfıt yahudiye uşak mı olacagım.Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadıgınız taktirde yarın teşkil edecegim Divan-ı Harbi Örfi ye hepinizi verir astırırım.Haydi defolun karşımdan''diyerek onları kovmuş.10 ekim 1935 tarihli gazetelerden bütün mallarının halkevlerine tebarrusunun muvafık görüldügünü okuyoruz.''

İşte ibrahim Arvasinin agzından dönemin incelemesi.
Atatürk bu müdahalesi ile birlik duygularının önündeki engelleri kaldırıyordu.Yanlız onun erken ölümü ve yönetimin İsmet İnönü -dolayısıyla kadrosundaki masonların-eline geçmesiyle bu hareket işlerligini kaybetmiştir.Bu bir anlamda kedinin eline ciger vermektir.
Şu an ülkemize bakarsak yogun bir masonik faaliyet görüyoruz istihbarat servislerimize ,dışişleri-içişleri başbakanlın gibi bakanlıklara ve tüm devlet
kuruluşlarımıza sızmışlardır...

''Haydi defolun burdan,cehennem olun gidin,yahudi uşakları,benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi bir çıfıt yahudiye uşak mı olacagım.Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadıgınız taktirde yarın teşkil edecegim Divan-ı Harbi Örfi ye hepinizi verir astırırım.Haydi defolun karşımdan" M.K ATATURK


 
Geri