Atatürk ve güreş

🕒 Konu sahibi 21 saat önce aktifti
ATATÜRK VE GÜREŞ
EN ÇOK GÜREŞİ SEVERDİ
Atatürk, sporlar arasında en çok güreşi severdi. Bu nedenledir ki, onun güreşle ilgili anıları hem çoktur, hem de ilginçtir.
19 Eylül 1933 gecesi İstanbul'da Maksim Gazinosu salonunda yapılan Türkiye-İtalya milli güreş karşılaşmasını radyodan naklen yayınını Dolmabahçe Sarayı'nda ilgiyle izleyen Atatürk, heyecanını yenememiş ve müsabakaları görmek üzere beraberindekilerle birlikte kalkıp Maksim'e gelmişti. Atatürk'ün Maksim'e gelmek üzere Dolmabahçe Sarayından ayrılmak üzere olduğu haberi kendisine iletilen organizatör ve spiker Said Çelebi büyük bir heyacana kapılmıştı. Haksız da değildi; zira Maksim salonu iğne atılsa yere düşmeyecek derecede hınca hınç dolu haldeydi. çelebi, bu unutulmaz anı şöyle hikaye etmektedir:
" .. Başım sıkıştığı her zaman olduğu gibi, çeneme müracaat ettim. Mikrofonu bırakıp yüksekçe bir yere çıktım. Avazım çıktığı kadar " Gazi Hazretleri teşrif ediyorlar, yer açın !" diye bağırdım. O mahşeri kalabalık bir anda heyecan içinde dalgalanıverdi. Millet birbirini çiğnercesine yol açtı. En ön sıraya koltuklar konuldu. Bu esnada Atatürk, maiyetiyle birlikte kapıda göründüler.. "
Atatürk'ün salona girişiyle, minderdeki güreş de durmuştu. Bu sırada minderde Arabacı İsmail güreşiyordu. Atatürk, salonu pek sıcak bulmuş ve onun emriyle bütün pencereler açılmıştı. Bundan sonra güreş kaldığı yerden devam etmiş ve Arabacı İsmail, İtalyan rakibini sayıyla yenmişti.
Bundan sonra sıra, Saim Arıkan'ın İtalyanların en ünlü güreşçilerinden biri olan büyük şampiyonları Lombardi ile yapacağı maça gelmişti. Bu maçı da Saim Arıkan'dan dinleyelim:
" .. Sıra bana gelmişti. Heyecanım son haddini bulmuştu. Gongun bir an önce vurmasını bekliyordum. 72 kiloda karşımdaki rakip de İtalya şampiyonu ve Avrupa ikincisi olan meşhur Lombardi idi. O zamanki güreşler onar dakikalık iki devreden ibaretti, yirmi dakika sürerdi. Nasıl güreştiğimi hatırlamıyorum. Fakat sonradan bana anlattıklarına göre, fırtına gibi güreşmişim; adeta kedi fare ile oynar gibi oynamışım Lombardi ile. Atatürk güreşe kendini o kadar kaptırmış ki, heyecandan yerinde duramıyormuş. Hayatımda bundan daha zevkli, bundan daha heyecanlı bir şey gördüğümü hatırlamıyorum, diyormuş hep. Maçın daha birinci devresi bitmeden; 9 dakika 30 saniyede İtalyan'ın sırtını mindere yapıştırdım. Aynı anda İtalyan'ın üzerinde iken, başımı çevirip Atatürk'e baktım. O koca adam, o kahraman kumandan ayakta, ellerini havaya kaldırmış, "Yaşa Saim!" diye bağırıyordu. Benim için bundan daha büyük mükafaat, bundan daha unutulmaz bir an olabilir miydi ? ."
Türk güreşinin bu tarihi olayı Türkiye İdman Cemiyetleri İttifaki'nın 25 Ekim 1933 günü Ankara'da yapılan VII. Genel Kongresi'nde Güreş Federasyonu Başkanı Ahmet Fetgeri Açeni'nin raporunda şöyle naklediliyordu:
"..19 Eylül 1933 günü İtalyanlarla yapılan üçüncü müsabakayı büyük ve kıymetli vücutlarıyla şereflendiren Ulu Gazi Maksim Salonu'nun fazla izdihamını görünce kudretli muhakemeleriyle bu salonda müsabakaların yapılamayacağını işaret buyurdular ve açılması mümkün olan hava deliklerinin derhal açılmasını emrettiler. Nitekim müsabakayı şereflendirmek suretiyle Türk gençliğine en büyük zaferini kazandırmış olan Büyük Gazi'mize salonun müsadesizliği yüzünden borcumuz olan istirahatle esbabının temin edilememiş olması Federasyonumuzu harkulade müteessir ve muazzep etmiştir. Hiç şüphe yoktur ki, alakadar bütün makam ve zevat da bizim duyduğumuz teessürü aynen duymuşlardır.."
Daha sonra yine aynı raporda şu satırlara rastlanır:
"..19 Eylül 1933 Çarşamba akşamı İstanbul'da Maksim Salono'nda İtalyanlarla yaptığımız güreş müsabakası eşsiz Büyük Gazi'mizin yüksek huzurlarıyla pek büyük şerefe mazhar olmuştur ve güreşçilerimiz yüce rehberlerinin önünde çarpışmak saadetine kavuşmuşlar ve bu suretle en bahtiyar ve en tarihi günlerini yaşamışlardır. Şimdiye kadar hiçbir spor şubesinin ulaşamadığı bu büyük zafere güreşimiz erişmiştir. Sporumuzun erdiği şerefli günü hersene kutlamak amaciyla 19 Eylül günleri bütün güreş bölgelerinde Ulu Gazi Güreşleri adı altında müsabakalar yapmak istiyoruz. Bu bayramın büyük kongremizce kabul ve tasdik edilmesini teklif ve rica ediyoruz.."
Güreş Federasyonu'nun bu teklifi Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın VII. Genel Kongresi tarafından kabul ve tasdik edilmiş olmasına rağmen "Ulu Gazi Güreşleri" gerçekleşememiştir...

ÇOBAN MEHMET İLE
Balıkesir meralarında çobanlık yaparken akranlarıyla güreşleri seyreden Balıkesir Kumandanı Hikmet Paşa, onu İstanbul'a göndermişti. Burada yetişip parladı Koç Çoban Mehmet. 1928-1940 yılları arasında Milli Güreş Takımımız ağır sıkletini kimselere bırakmaz ölümsüz bir ün yaptı. Atatürk'ün pek sevdiği ve alnından öptüğü güreşçiydi Çoban Mehmet.
İtalyanları yenen Milli Güreş Takımı Florya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde Büyük Atatürk tarafından davet ve kabul olunup yemeğe alıkonulmuştu. Atatürk, İtalyanlar karşısında cidden parlak bir sonuç almış bulunan güreşçilerimizi teker teker kutlamış, bu arada özel bir sevgi duyduğu sevimli ağır sıklet şampiyonu Çoban Mehmet'e takılmaktan da kendini alamamıştı.
-"Sen herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet.." demişti Ata, sonra ilave etmişti "Seninle güreş tutsak beni de yenebilir misin?.."
Koca çoban, çocuksu bir mahcubiyet içinde başını önüne eğmişti.
"Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?.."Büyük Atatürk, Çoban Mehmet'in bu cevabı karşısında pek duygulanmış ve aslan yapılı ağır sıklet şampiyonumuzu alnından öpmüştü...


 
Geri