Atatürk Ve Bilim - Atatürk'ün Bilime Verdiği Önem

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Atatürk Ve Bilim - Atatürk'ün Bilime Verdiği Önem

Atatürk ün önem verdiği ve savunduğu kavramların hayatımızla olan uyumunu
virgs.gif
hemen her alanda görmek mümkündür. Atatürk ün bilim konusuna yaklaşımı
virgs.gif
bunun bir başka örneğidir. Atatürk
virgs.gif
"İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur" derken
virgs.gif
konuya olan ilgisini ön plana çıkartmaktadır.

Türk Milleti
virgs.gif
gerçek karakterine ters düşen
virgs.gif
cahillikten ve geri kalmışlıktan kurtulmak için
virgs.gif
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ün göstermiş olduğu çağdaş uygarlık yolunda ilerlemeli; hedeflerine ulaşmak için bir an önce harekete geçmelidir. Bu hedeflere ulaşmak için gereken herşey yapılmalıdır. Türk Milletinin üstün karakteri bunu yapacak güçtedir. Atatürk ün bilime verdiği önem de
virgs.gif
Türk Milletini bu hedefe ulaştıracak yollardan biri olduğu düşünülerek değerlendirilmelidir.

Atatürk; bilim ve fen hakkındaki görüş ve düşüncelerini şöyle ifade etmektedir:

" Dünyada herşey için
virgs.gif
medeniyet için
virgs.gif
hayat için
virgs.gif
başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir
virgs.gif
fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir
virgs.gif
cahilliktir
virgs.gif
doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin
virgs.gif
iki bin
virgs.gif
binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları
virgs.gif
şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş
virgs.gif
ilerlemiş
virgs.gif
medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.


Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin
virgs.gif
inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler
virgs.gif
hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.


Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler
virgs.gif
halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı
virgs.gif
onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli
virgs.gif
onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.


İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün
virgs.gif
kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına
virgs.gif
faaliyetine egemen olan kuvvet
virgs.gif
yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir. Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber
virgs.gif
yolun kabul edilebilir
virgs.gif
mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse
virgs.gif
ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki
virgs.gif
insanlığın ilerlemesinin amacı da budur. Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden
virgs.gif
buluşlarından
virgs.gif
ilerlemelerinden istifade edelim
virgs.gif
ancak unutmayalım ki
virgs.gif
asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz. Milletimizin tarihini
virgs.gif
ruhunu
virgs.gif
geleceklerini gerçek
virgs.gif
sağlam
virgs.gif
dürüst bir görüşle görmeliyiz. Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener
virgs.gif
o halde halkı aydınlatmak lazımdır.


Bu millet ve memleket ilme
virgs.gif
irfana çok muhtaç; tahsil yapmış
virgs.gif
diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka
virgs.gif
parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupaya
virgs.gif
Amerikaya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa
virgs.gif
sanat nerede varsa gidip
virgs.gif
öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek
virgs.gif
bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz. Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar
virgs.gif
muhterem babalar
virgs.gif
bizim için bunlardan daha zararlı
virgs.gif
daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren
virgs.gif
memleketini seven
virgs.gif
gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller
virgs.gif
ya memleketini sevmeyen kötüler
virgs.gif
ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim
virgs.gif
gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi
virgs.gif
hiç okuma bilmeyenlerden de
virgs.gif
özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi
virgs.gif
gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.


Sanayileşmek
virgs.gif
en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük
virgs.gif
küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere
virgs.gif
ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için
virgs.gif
bu bir zorunluluktur. İtiraf ederim ki
virgs.gif
düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek
virgs.gif
boşuna yorulmak
virgs.gif
terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim
virgs.gif
teknik ve her türlü buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.

Harp sanayi kuruluşlarımızı
virgs.gif
daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır. Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak
virgs.gif
bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır. İlim
virgs.gif
tercüme ile olmaz
virgs.gif
inceleme ile olur. İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki
virgs.gif
beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize
virgs.gif
irfanınıza güveniyorsanız
virgs.gif
bana söyleyiniz
virgs.gif
sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz
virgs.gif
ben takip edeyim.


Ben
virgs.gif
manevi miras olarak hiçbir ayet
virgs.gif
hiçbir dogma
virgs.gif
hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler
virgs.gif
bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında
virgs.gif
belki gayelere tamamen eremediğimizi
virgs.gif
fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor
virgs.gif
milletlerin
virgs.gif
toplumların
virgs.gif
kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada
virgs.gif
asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek
virgs.gif
aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler
virgs.gif
bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse
virgs.gif
manevi mirasçılarım olurlar."
 
Atatürk ve Bilim


Atatürk bilimin insan yaşamındaki önemli yerini Özgürlük Savaşımızın sona ermesi sıralarından başlayarak hemen her vesile ile tekrarlamış
virgs.gif
vurgulamıştır. 22 Ekim 1922’de Bursa’da yaptığı bir konuşmada
virgs.gif
Atatürk
virgs.gif
Türkçe'si biraz sadeleştirilmiş şekliyle şöyle demiştir :

Yurdumuzun en bayındır
virgs.gif
en gözalıcı
virgs.gif
en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edinilmesindedir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünümsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti
virgs.gif
Türk sanatı
virgs.gif
Türk ekonomisi
virgs.gif
Türk şiiri ile edebiyatı okul sayesinde ve okulun vereceği bilim ve fen sayesinde bütün olağanüstü incelikleri ve güzellikleriyle oluşup gelişecektir.

Aynı yılın 27 Ekim günü de
virgs.gif
yine Bursa’da
virgs.gif
Atatürk şunları söylüyor :

Hiçbir mantıki kanıta dayanmaksızın birtakım geleneklere ve inançlara bağlı kalmakta ısrar eden milletlerin gelişmesi çok güç olur ve belki de hiç gerçekleşmez. Gelişim yolunda bağları koparamayan ve engelleri aşamayan uluslar akla uygun düşen ve gereksemelere ayak uydurabilen bir zihniyetle hayata bakamazlar. Bunlar engin hayat felsefelerine sahip başka milletlerin egemenliği altına girip onların tutsağı olmaktan kurtulamazlar.

30 Ağustos 1924 günü Atatürk Dumlupınar’da yaptığı konuşmada da şöyle diyor :

Yaşamanın şartı uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmaktır. Bu yol üzerinde ilerlemeyi değil de geriye bağlılığı benimseyenler
virgs.gif
böyle bir bilgisizlik ve gaflette bulunanlar
virgs.gif
evrensel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulmaya mahkumdurlar.

Yine aynı konuşmasında Atatürk şunları söylüyor :

Uygarlığın yeni buluşlarının ve fennin harikalarının cihanı değişmeden değişmeye sürükleyip durduğu bir devirde yüzyılların eskittiği köhne zihniyetlerle
virgs.gif
geçmişe kölecesine bağlılıkla varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildir

Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” kısaltılmış şekliyle yaygınca bilinen sözünün tam metni ise aynen şöyledir :

Dünyada her şey için
virgs.gif
maddiyat için
virgs.gif
maneviyat için
virgs.gif
muvaffakiyet için
virgs.gif
en hakiki mürşit ilimdir
virgs.gif
fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir
virgs.gif
cehalettir
virgs.gif
dalalettir. Yalnız
virgs.gif
ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekamülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanında takip eylemek şarttır.

Bilindiği üzere “ilim” sözcüğünün anlamı
virgs.gif
mana kapsamı
virgs.gif
gayet geniştir. Hatta aslı Arapça olan bu sözcüğün
virgs.gif
Osmanlıca’daki kullanışıyla
virgs.gif
günümüzde artık yaygınlaşmış olan bilim sözcüğünden daha geniş anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Fen
virgs.gif
ise temel bilimler
virgs.gif
yani matematik
virgs.gif
astronomi
virgs.gif
fizik
virgs.gif
kimya
virgs.gif
ve tabiî bilimler anlamına gelir. Liselerimize ilişkin olarak “fen kolu” ve üniversitelerimize ilişkin olarak “fen fakültesi” terimlerimiz bunu açıkça gösteriyor. Demek ki kılavuzluğunda yürünmesini Atatürk’ün öğütlediği bilim şümullü ve geniş kapsamlı bir bilimdir. Topluma ve insana ilişkin her türlü dizgeli bilgi ve bilimsel çalışmayı içermek durumundadır. Fakat
virgs.gif
ayrıca
virgs.gif
bilimler arasında temel bilimlere
virgs.gif
matematiğe ve doğaya ilişkin bilimlere
virgs.gif
burada özellikle işaret edilmektedir.

Bilimin insan yaşamındaki en gerçek yol gösterici olduğuna dikkatimizi çektiğine göre
virgs.gif
demek ki Atatürk bilimden başka gerçek yol göstericilerimizin de bulunduğunu kabul etmiş olmaktadır. Oysa
virgs.gif
bu cümlesinin hemen arkasından
virgs.gif
bilim ile fennin dışında mürşit aramanın
virgs.gif
bunları dışta bırakan kılavuzlar peşinde yürümenin
virgs.gif
dünyadan habersizlik
virgs.gif
bilgisizlik
virgs.gif
ve sapıklık demek olacağını vurgulayarak ifade etmektedir.

Ord. Prof. Aydın SAYILI
 
Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri



Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 1
Bilim
virgs.gif
gerçeği bilmektir.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 2
Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber
virgs.gif
yolun kabul edilebilir; mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 3
Ben askerî deha filân bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tesbit etmek
virgs.gif
sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 4
Bütün ilerlemeler
virgs.gif
insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin
virgs.gif
yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de
virgs.gif
az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı
virgs.gif
her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 5
Gözlerimizi kapayıp
virgs.gif
yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş
virgs.gif
uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur. (1922; S.D. I )

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 6
Hayatta en hakiki mürşit
virgs.gif
ilimdir.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 7
Fikirler anlamsız
virgs.gif
mantıksız
virgs.gif
boş sözlerle dolu olursa
virgs.gif
o fikirler hastalıklıdır Aynı şekilde sosyal hayat akıl ve mantıktan uzak
virgs.gif
faydasız
virgs.gif
zararlı ve birtakım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar. (1922)

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 8
Bizim akıl
virgs.gif
mantık
virgs.gif
zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilidirler. (1925)

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 9
İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize
virgs.gif
irfanınıza güveniyorsanız
virgs.gif
bana söyleyiniz
virgs.gif
sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz
virgs.gif
ben takip edeyim.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 10
Dünyayı istediği gibi kullanan kuvvet
virgs.gif
fikirler ve bu fikirleri belirleyen ve yayan kimselerdir. Fikrin özelliği de hiçbir itirazın bozamayacağı bir kesinlikle kendi kendisini kabul ettirmektir. Bu da fikrin yavaş yavaş duygular haline gelerek inanca dönüşmesiyle mümkündür ve böyle olduktan sonradır ki
virgs.gif
onu sarsmak için bütün başka mantıkların
virgs.gif
başka düşüncelerin hükmü olamaz. (1914)

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 11
Evet; ulusumuzun siyasal
virgs.gif
toplumsal yaşamında ulusumuzun düşünce bakımından eğitiminde de kılavuzumuz bilim ve fen olacaktır. (1922; S.D. II )

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 12
İnsanların hayatına
virgs.gif
faaliyetine egemen olan kuvvet
virgs.gif
yaratma icat yeteneğidir. 1930

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 13
Ülkemizin en bayındır
virgs.gif
en latif
virgs.gif
en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenen zaferin sırrı nerededir bilir misiniz ? Orduların yönetiminde
virgs.gif
bilim ve fen ilkelerini kılavuz edinmektir. Ulusumuzu yetiştirmek için temel olan okullarımızın
virgs.gif
yüksek okullarımızın kurulmasında aynı yolu izleyeceğiz.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 14
Akıl ve mantığın çözümleyemeyeceği mesele yoktur.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 15
Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin
virgs.gif
çağdaş ilerlemelerin bir an yitirmeksizin yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu konuda çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 16
Öğretmenlerimiz
virgs.gif
ozanlarımız
virgs.gif
edebiyatçılarımız ulusa bu felaket günlerini ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazıp söyleyecekler
virgs.gif
bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye'nin varlığını tanımak istemeyenlere
virgs.gif
onu tanımak zorunda olduğumuzu anımsatacaktır. (1922 / M.E.D.B. )

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 17
Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şeyi düşünemiyorum.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 18
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin
virgs.gif
inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler
virgs.gif
hayatı
virgs.gif
akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 19
Dünyada her şey için
virgs.gif
yaşam için
virgs.gif
başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir
virgs.gif
fendir. Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlık
virgs.gif
bilgisizlik
virgs.gif
doğru yoldan çıkmışlıktır . Yalnız bilimin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki evrelerinin gelişimini anlamak ve ilerlemelerini izlemek koşuldur. Bin
virgs.gif
iki bin
virgs.gif
binlerce yıl önceki bilim ve fen dilinin çizdiği genel kuralları
virgs.gif
şu kadar bin yıl önce bugün aynı biçimde uygulamaya kalkışmak
virgs.gif
elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir. (1924 ; S.D. II )

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 20
İnsan vücudu bir kürsüdür; zeka cevherinin korunduğu yer olan başı
virgs.gif
üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü! Çünkü esas zekadır.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 21
Ben
virgs.gif
manevî miras olarak hiç bir ayet
virgs.gif
hiçbir dogma
virgs.gif
hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler
virgs.gif
bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında
virgs.gif
belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi
virgs.gif
akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 22
Fikirler
virgs.gif
zorla ve şiddetle
virgs.gif
top ve tüfekle asla öldürülemez!

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 23
Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri
virgs.gif
bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin
virgs.gif
varlık içinde yaşasın diye yaratmıştır ve azamî derecede faydalanabilmek için de
virgs.gif
bütün yaratıklardan esirgediği zekâyı
virgs.gif
akıllı insanlara vermiştir. (1923)

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 24
Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.

Atatürkün Bilim İle İlgili Sözleri 25
Bu millet ve memleket ilme
virgs.gif
irfana çok muhtaç; tahsil yapmış
virgs.gif
diploma almış gelmiş
virgs.gif
olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka
virgs.gif
parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa'ya
virgs.gif
Amerika'ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa
virgs.gif
sanat nerede varsa gidip
virgs.gif
öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye ok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk
 
Atatürkün bilim adına yaptığı oldukça çok yenilik vardır.
 
Atatürk yenilikçi biriydi saygıyla anıyoruz
 
Atatürk ve Bilim

Atatürk bilimin insan yaşamındaki önemli yerini Özgürlük Savaşımızın sona ermesi sıralarından başlayarak hemen her vesile ile tekrarlamış, vurgulamıştır. 22 Ekim 1922’de Bursa’da yaptığı bir konuşmada, Atatürk, Türkçe'si biraz sadeleştirilmiş şekliyle şöyle demiştir : Yurdumuzun en bayındır, en gözalıcı, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edinilmesindedir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünümsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiiri ile edebiyatı okul sayesinde ve okulun vereceği bilim ve fen sayesinde bütün olağanüstü incelikleri ve güzellikleriyle oluşup gelişecektir.Aynı yılın 27 Ekim günü de, yine Bursa’da, Atatürk şunları söylüyor : Hiçbir mantıki kanıta dayanmaksızın birtakım geleneklere ve inançlara bağlı kalmakta ısrar eden milletlerin gelişmesi çok güç olur ve belki de hiç gerçekleşmez. Gelişim yolunda bağları koparamayan ve engelleri aşamayan uluslar akla uygun düşen ve gereksemelere ayak uydurabilen bir zihniyetle hayata bakamazlar. Bunlar engin hayat felsefelerine sahip başka milletlerin egemenliği altına girip onların tutsağı olmaktan kurtulamazlar.

30 Ağustos 1924 günü Atatürk Dumlupınar’da yaptığı konuşmada da şöyle diyor :Yaşamanın şartı uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmaktır. Bu yol üzerinde ilerlemeyi değil de geriye bağlılığı benimseyenler, böyle bir bilgisizlik ve gaflette bulunanlar, evrensel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulmaya mahkûmdurlar.Yine aynı konuşmasında Atatürk şunları söylüyor: Uygarlığın yeni buluşlarının ve fennin harikalarının cihanı değişmeden değişmeye sürükleyip durduğu bir devirde yüzyılların eskittiği köhne zihniyetlerle, geçmişe kölecesine bağlılıkla varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildir.Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” kısaltılmış şekliyle yaygınca bilinen sözünün tam metni ise aynen şöyledir : Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir. Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakki yatını zamanında takip eylemek şarttır.

Bilindiği üzere “ilim” sözcüğünün anlamı, mana kapsamı, gayet geniştir. Hatta aslı Arapça olan bu sözcüğün, Osmanlıca’daki kullanışıyla, günümüzde artık yaygınlaşmış olan bilim sözcüğünden daha geniş anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Fen, ise temel bilimler, yani matematik, astronomi, fizik, kimya, ve tabiî bilimler anlamına gelir. Liselerimize ilişkin olarak “fen kolu” ve üniversitelerimize ilişkin olarak “fen fakültesi” terimlerimiz bunu açıkça gösteriyor. Demek ki kılavuzluğunda yürünmesini Atatürk’ün öğütlediği bilim şümullü ve geniş kapsamlı bir bilimdir. Topluma ve insana ilişkin her türlü dizgeli bilgi ve bilimsel çalışmayı içermek durumundadır. Fakat, ayrıca, bilimler arasında temel bilimlere, matematiğe ve doğaya ilişkin bilimlere, burada özellikle işaret edilmektedir.

Bilimin insan yaşamındaki en gerçek yol gösterici olduğuna dikkatimizi çektiğine göre, demek ki Atatürk bilimden başka gerçek yol göstericilerimizin de bulunduğunu kabul etmiş olmaktadır. Oysa, bu cümlesinin hemen arkasından, bilim ile fennin dışında mürşit aramanın, bunları dışta bırakan kılavuzlar peşinde yürümenin, dünyadan habersizlik, bilgisizlik, ve sapıklık demek olacağını vurgulayarak ifade etmektedir.

Demek oluyor ki, Atatürk, burada bilim dışında kılavuzlarımız olsa da, bunların bilimle bağdaşabilen, bilim anlayışına ters düşmeyen, yol göstericiler olmaları gerektiğine kesin bir dille işaret etmek ihtiyacını duymuştur. Başka bir ifade ile, Atatürk, en başta kesinlikle bilim gelmek şartıyla, diğer birtakım gerçek kılavuzlarımızın da bulunduğunu, fakat bunların bilim yöntem ve kurallarından pay alabilen ve bilim kadar olmasa da, yine de az çok dizgilileşmiş, özgünleşmiş durumda bulunan bilgi ve gözlemlerimiz olduğuna, yahut da bunların, örneğin aklımız ve tecrübelerimiz gibi, bilimi oluşturan temel öğeler arasında yer almaları gerektiğine isabetle parmak basmış oluyor.

İcraât, eylem, daima bir karara ulaşmayı gerektirir. Toplumun çeşitli sorunlarına ilişkin olarak, yönetici ve işadamının, ister istemez, belli evrelerde ve zaman zaman, yeterli bilgiye sahip olmaksızın da kendine bir davranış yolu, eylem doğrultusu belirlemesi, yeğlemesi gerekir. Bu nedenle, bilimin ancak zayıf ışıklarından pay alabilen çeşitli alanlarda ve konularda aklımızdan, sağduyumuzdan ve kamu anlayışının bize göstereceği yollardan yararlanmak zorunluluğu vardır. Ancak, bunlar, bilimsel sınamalarla değerlendirilebilecek mahiyette veya nitelikte olmadıkları zaman bile, ayrıntı bilgisinden ve bilimsel düşence ve zihniyet örneklerinden esinlendikleri ya da bunların yardımına dayandıkları oranda, bize daha faydalı olabilirler. Demek ki aslında, başka gerçek kılavuzlarımızda bulunmasına rağmen, yine de bilim tek gerçek kılavuzumuz, en gerçek yol göstericimiz olmuş oluyor.
 
Atatürk ve Bilim

Atatürk bilimin insan yaşamındaki önemli yerini Özgürlük Savaşımızın sona ermesi sıralarından başlayarak hemen her vesile ile tekrarlamış, vurgulamıştır. 22 Ekim 1922’de Bursa’da yaptığı bir konuşmada, Atatürk, Türkçe'si biraz sadeleştirilmiş şekliyle şöyle demiştir : Yurdumuzun en bayındır, en gözalıcı, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edinilmesindedir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünümsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiiri ile edebiyatı okul sayesinde ve okulun vereceği bilim ve fen sayesinde bütün olağanüstü incelikleri ve güzellikleriyle oluşup gelişecektir.Aynı yılın 27 Ekim günü de, yine Bursa’da, Atatürk şunları söylüyor : Hiçbir mantıki kanıta dayanmaksızın birtakım geleneklere ve inançlara bağlı kalmakta ısrar eden milletlerin gelişmesi çok güç olur ve belki de hiç gerçekleşmez. Gelişim yolunda bağları koparamayan ve engelleri aşamayan uluslar akla uygun düşen ve gereksemelere ayak uydurabilen bir zihniyetle hayata bakamazlar. Bunlar engin hayat felsefelerine sahip başka milletlerin egemenliği altına girip onların tutsağı olmaktan kurtulamazlar.

30 Ağustos 1924 günü Atatürk Dumlupınar’da yaptığı konuşmada da şöyle diyor :Yaşamanın şartı uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmaktır. Bu yol üzerinde ilerlemeyi değil de geriye bağlılığı benimseyenler, böyle bir bilgisizlik ve gaflette bulunanlar, evrensel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulmaya mahkûmdurlar.Yine aynı konuşmasında Atatürk şunları söylüyor: Uygarlığın yeni buluşlarının ve fennin harikalarının cihanı değişmeden değişmeye sürükleyip durduğu bir devirde yüzyılların eskittiği köhne zihniyetlerle, geçmişe kölecesine bağlılıkla varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildir.Atatürk’ün “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” kısaltılmış şekliyle yaygınca bilinen sözünün tam metni ise aynen şöyledir : Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir. Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakki yatını zamanında takip eylemek şarttır.

Bilindiği üzere “ilim” sözcüğünün anlamı, mana kapsamı, gayet geniştir. Hatta aslı Arapça olan bu sözcüğün, Osmanlıca’daki kullanışıyla, günümüzde artık yaygınlaşmış olan bilim sözcüğünden daha geniş anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Fen, ise temel bilimler, yani matematik, astronomi, fizik, kimya, ve tabiî bilimler anlamına gelir. Liselerimize ilişkin olarak “fen kolu” ve üniversitelerimize ilişkin olarak “fen fakültesi” terimlerimiz bunu açıkça gösteriyor. Demek ki kılavuzluğunda yürünmesini Atatürk’ün öğütlediği bilim şümullü ve geniş kapsamlı bir bilimdir. Topluma ve insana ilişkin her türlü dizgeli bilgi ve bilimsel çalışmayı içermek durumundadır. Fakat, ayrıca, bilimler arasında temel bilimlere, matematiğe ve doğaya ilişkin bilimlere, burada özellikle işaret edilmektedir.

Bilimin insan yaşamındaki en gerçek yol gösterici olduğuna dikkatimizi çektiğine göre, demek ki Atatürk bilimden başka gerçek yol göstericilerimizin de bulunduğunu kabul etmiş olmaktadır. Oysa, bu cümlesinin hemen arkasından, bilim ile fennin dışında mürşit aramanın, bunları dışta bırakan kılavuzlar peşinde yürümenin, dünyadan habersizlik, bilgisizlik, ve sapıklık demek olacağını vurgulayarak ifade etmektedir.

Demek oluyor ki, Atatürk, burada bilim dışında kılavuzlarımız olsa da, bunların bilimle bağdaşabilen, bilim anlayışına ters düşmeyen, yol göstericiler olmaları gerektiğine kesin bir dille işaret etmek ihtiyacını duymuştur. Başka bir ifade ile, Atatürk, en başta kesinlikle bilim gelmek şartıyla, diğer birtakım gerçek kılavuzlarımızın da bulunduğunu, fakat bunların bilim yöntem ve kurallarından pay alabilen ve bilim kadar olmasa da, yine de az çok dizgilileşmiş, özgünleşmiş durumda bulunan bilgi ve gözlemlerimiz olduğuna, yahut da bunların, örneğin aklımız ve tecrübelerimiz gibi, bilimi oluşturan temel öğeler arasında yer almaları gerektiğine isabetle parmak basmış oluyor.

İcraât, eylem, daima bir karara ulaşmayı gerektirir. Toplumun çeşitli sorunlarına ilişkin olarak, yönetici ve işadamının, ister istemez, belli evrelerde ve zaman zaman, yeterli bilgiye sahip olmaksızın da kendine bir davranış yolu, eylem doğrultusu belirlemesi, yeğlemesi gerekir. Bu nedenle, bilimin ancak zayıf ışıklarından pay alabilen çeşitli alanlarda ve konularda aklımızdan, sağduyumuzdan ve kamu anlayışının bize göstereceği yollardan yararlanmak zorunluluğu vardır. Ancak, bunlar, bilimsel sınamalarla değerlendirilebilecek mahiyette veya nitelikte olmadıkları zaman bile, ayrıntı bilgisinden ve bilimsel düşence ve zihniyet örneklerinden esinlendikleri ya da bunların yardımına dayandıkları oranda, bize daha faydalı olabilirler. Demek ki aslında, başka gerçek kılavuzlarımızda bulunmasına rağmen, yine de bilim tek gerçek kılavuzumuz, en gerçek yol göstericimiz olmuş oluyor.
 
Geri