Atatürk ilkeleri ve inkılap

Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Atatürk ilkeleri ve inkılap

*Osmanlı devletinin kurduğu toprak düzeni ile elde ettiği kazanımlar:

-Köylünün yaşamı boyunca işleyebileceği toprağın sahibi olması

-Memuru olan sipahiye para ödemekten kurtulması.

-Sipahiden ve köylüden aldığı vergi ile hazineye gelir sağlaması

-Sipahiye yüklediği asker yetiştirme görevi ile güçlü bir orduya sahip olması

*İttihat ve Terakki'nin önde gelen ideloğu Ziya Gökalp'tir.

*İstanbul Hükümetinin Mustafa Kemal Paşa'ya 9.ordu komutanı olarak yüklediği görevler:

-Yetki bölgesindeki huzurun sağlanıp sürekli kılınması

-Ordu ve halkın elinde bulunan silah ve cephanenin toplanması

-Toplanan silah ve cephanelerin güvenli depolarda korunma altına alınması

-Türklerin kurduğu direnme örgütlerinin ortadan kaldırılması.

*Osmanlı Hükümeti'ne yardımcı olmak amacı altında Kuvayı Milliye birlikleri arasında uyum sağlamak ve bu milis güçlerine asker kazandırmak gibi önemli kararların alındığı yerel nitelikli kongre Nazilli Kongresidir.

*Sivas Kongresinin sonuçları:

-Yurttaki dağınık ve birbirinden habersiz direniş örgütlerinin tek çatı altında toplanması

-Bağımsızlık düşüncesi ile bağdaşmayan manda isteklerinden vazgeçilmesi

-Damat Ferit Hükümeti'nin tutumuna karşı kesin cephe alınması

-Meclis-i Mebusan'ın toplanması için Padişah üzerinde baskı yapılmasına karar verilmesi

*Türk demokrasi yaşamına "muhalefet" kavramını yerleştiren parti İttihat ve Terakki Fırkası'dır.

*Ankara'nın Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın merkezi olarak seçilmesinin nedenleri:

-Ankara'yı ziyaret eden Mustafa Kemal Paşa'nın halkın büyük coşkusu ile karşılanmış olması

-İstanbul'dan gelen demiryolunun Ankara'da sona ermesi ve ulaşım olanaklarının o dönem için oldukça iyi olması

-Şehrin Batı cephesine yakın olması

-Anadolu'nun orta yerinde bulunduğu için çarpışma alanlarına eşit uzaklıkta bulunması.

*İstanbul'un işgal edilmesinin sonuçları:

-İstanbul'da ve oradaki yönetimde gerçekten bir umut kalmadığının anlaşılması

-İstanbul'dan Ankara'ya doğru ulusal kurtuluşu düşünen bir aydın göçünün başlaması

-Tek umut ışığının Mustafa Kemal ve çevresinden kaynaklandığının anlaşılması.

-Mustafa Kemal'in Meclisin toplanma yeriyle ilgili düşüncelerindeki haklılığın anlaşılması.

*Birinci Dönem TBMM meşrutiyet kaynağını Ulustan almıştır.

*I.Dönem TBMM'nin özellikleri:

-Vekillerin milletvekilleri arasından ve doğrudan doğruya TBMM tarafından seçilmesi

-Yürütme gücünün doğrudan doğruya TBMM içinde olması.

-Her vekilin kendisini seçen TBMM'ye karşı sorumlu olması.

-Ordu ve kolordu komutanlarının milletvekili olabilmesi.

*Birinci TBMM'nin yurtta ve dünyada otoritesini yaymak ve yeni bir varlık olduğunu kanıtlamak amacıyla attığı adımlar:

-İstanbul Hükümeti ile her türlü ilişkisini kestiğini duyurması

-Hıyanet-i Vataniyye Kanununu çıkararak vatana ihanet suçu ve cezasının belirlenmesi.

-Dünyadaki parlamentolara bir yazı gönderilerek yeni doğan siyasal varlığın tanınmasının istenmesi.

-Rusya'da yeni kurulan rejimin hükümeti ile ilişkiler kurulması için girişimlere başlanılması

*Yunanlıların İstanbul'u işgal edememesinin nedeni İstanbul'un Anlaşma Devletlerince 16 Mart 1920'de işgal edilmiş olmasıdır.

*Sevr Antlaşması ile ilgili bir değerlendirme yapıldığında şu sonuçlara ulaşılır:

-Osmanlı Devleti'nin İstanbul üzerindeki egemenliğinin sona erdiği.

-Ege Bölgesi'nin yönetiminin Yunanistan'ın eline geçtiği

-Güneydoğu Anadolu'nun bir bölümünün özerkleşip Anlaşma Devletleri denetimi altına girdiği

-Azınlıkların Türklerden daha fazla haklara sahip olduğu

*22 Haziran 1920'de başlayan Yunan saldırısında

-Batı cephesinin açılmış olmasının

-TBMM'nin kuruluşunu ve amaçları bazı devletlere bildirmesinin

-Ulusal ordunun kurulmasının

-TBMM'nin San Remo kararlarını kabul etmeyeceğini belirtmesinin etkisi vardır.

*Gümrü Barış Anlaşmasının sonuçları:

-Ermenilerin Sevr Antlaşmasını tanımayarak bu anlaşma ile kendilerine verilmek istenen paydan vazgeçmesi.

-Ermeni sorunu denilen yapay konunun kapanmış olması.

-TBMM'nin devletler arası alanda varlığının ilk kez kanıtlanması

-Uluslararası bir anlaşmada Türklüğün ilk kez vurgulanmış olması

*I.İnönü Zaferinin sonuçları:

-TBMM Hükümeti'nin otoritesinin ve saygınlığının artması.
-Anlaşma Devletleri arasındaki çekişmelerinin açığa çıkması.

-Fransız ve İtalyanların Yeni Türk Devletini görüşülmesi gereken bir siyasal varlık olarak kabul etmeye başlaması.

-İngiliz kamuoyunda TBMM ile anlaşmak ve pazarlık etmek eğiliminin ortaya çıkması.

*Tekalif-i Milliye Emirlerinin kapsamı:

-Her ailenin orduya çamaşır çorap ve çarık vermek zorunda olması.

-Teknik elemanların ordu hizmetine alınması.

-Halkın elindeki silah ve cephanelerin yetkililere teslim edilmesi.

-Öküz ve at arabalarının yüzde onunun ordu hizmetine verilmesi.

*Tarafların Mudanya Ateşkesi ile üzerinde anlaştıkları noktalar:

-Doğu Trakya'nın ateşkesin imzalanmasından sonra on beş gün içinde boşaltılması.

-Meriç'in batısında güvenliği sağlamak amacıyla Anlaşma Devletlerince bir miktar asker bulundurulması.

-Barış sağlanıncaya kadar TBMM Hükümetinin sekiz bin jandarma erini Doğu Trakya'da tutabilmesi

-Doğu Trakya'da boşaltılan yerlerin ilk önce Anlaşma Devletlerinin temsilcilerine daha sonra da Türk memurlarına bırakılması

*TBMM Hükümeti'nin Lozan'a gidecek olan Temsilciler Kurulu'na verdiği yönerge ile kesinlikle ödün verilmemesini istediği iki konu: Ermeni yurdu ve Kapitülasyonlar

*Lozan Antlaşmasının kapsamı:

-Kapitülasyonların her türlü sonuçları ile birlikte kaldırılması.

-Azınlıkların Türk uyruklu sayılması.

-Devlet borçlarının ödenmesi üzerinde her türlü yabancı gözetim ve denetime son verilmesi.

-Musul sorununun ikili görüşmelere bırakılması.

*TBMM'ni olağanüstü yetkilere sahip bir meclis olmaktan çıkaran düzenleme 1924 Anayasasıdır.

*Yeni Türk Devletinin ilk siyasal partisi Cumhuriyet Halk Fırkasıdır.

*2.parti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3.parti Serbest Cumhuriyet Fırkasıdır.

*Türkiye Cumhuriyeti'nin 1950-1960 döneminin özellikleri:

-Bazı kesimleri memnun etmek amacıyla devrimden ödün verilmesi.

-Oy toplamak uğrunda gereksiz fabrikaların açılması.

-Hesapsız bir ithalat rejimi ile maddi sıkıntıların doğması.
-Anayasa dilinin değiştirilmesi.

*Montrö Sözleşmesinin hükümleri:

-Savaşta Türkiye tarafsız ise savaşanların savaş gemilerinin Boğazlardan geçememesi.

-Türkiye'nin savaşa girerse ya da yakın bir savaş tehlikesi ile karşılaşması halinde Boğazları dilediğine açıp kapatmada özgür olması.

-Boğazlarda Türkiye'nin savunma hakkının kesin olarak tanınması.

-Ticaret gemilerinin geçişlerinin serbest olması.

*Atatürk'ün Türk Devrimi'ni gerçekleştirirken Ulusal Egemenliği en önde tutmasını sağlayan temel neden devrimin doğrudan doğruya ulusça yapıldığını ulusun malı olduğunu vurgulamaktır.

*Atatürk ilkelerine esas olan inkılapların sağlam tutarlı ve kalıcı niteliklerde olmasının temel nedeni evrensel boyutlu ve tarihi gerçeklere dayanmasıdır.

*Osmanlı Devletinde ilk Eğitim Bakanlığı 1847 yılında tanzimant devrinde kurulmuş ve ilk Türk gazetesi çıkarılmıştır.

*Yeni Türk Devletinin ekonomik alandaki yenileşme çabaları:

-1924 te iş bankasının kurulması

-1 temmuz 1926 da kabotaj hakkının tanınması

-Teşvik-i Sanayi Kanununun 1926 da kabul edilmesi

-Anadolu Demiryollarının satın alınması.

*Devletçi bir model Türkiye Cumhuriyetinde 1929 yılından sonra izlenen ekonomik politikayı en iyi tanımlar.

*1930 yılından sonra gerçekleştirilen inkılaplar:

-1934te kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi
-1933 te üniversite reformu

-5 Şubat 1937 de anayasaya 6 Atatürk ilkesinin girmesi

-12 Nisan 1931 de Türk Tarih Kurumunun kurulması.

*Aşar vergisinin kaldırılması Cumhuriyet döneminde ekonomik alanda yapılan yeniliklerden biridir.

*Yeni Türk Devletinin yazı devrimi yapması için gösterebileceği gerekçeler:

-Arap alfabesinin zor okunması

-arap alfabesindeki ünlü sayısının Türkçe için yetersiz olması

-Arap alfabesinin bazı ünsüzlerinin Türk dili için gereksiz olması

-Arap alfabesinin Türkçenin ses ve kelime yapısına uymaması.

*Mustafa Kemal Paşanın dış politikada belirlediği hedefler:

-Osmanlı devletinin uluslararası varlığının silinmesi

-zafere erişince bir barış ortamı kurup yaşatılması

-uluslararası alanda tek Türk varlığı olarak yeni devletin anılması

-Yabancı devletlerin yetkililerine Türk davasının anlatılmaya çalışılması.

*1930 yılındaki Serbest Fırka denemesinin başarıya ulaşamamasının ortaya çıkardığı temel yurt gerçeği: Türk toplumunun henüz çok partili siyasal yaşama geçecek kültür düzeyine gelmediği.

*5 Haziran 1925 te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması Meclisin Takriri Sükun Kanunuyla Hükümete verdiği yetkinin sonuçlarından biridir.

*Amerika Cumhurbaşkanı Wilsonun ortaya attığı ilkeler 1.Dünya Savaşının sonuçlarında etkili olmuştur.

*1 Eylül 1939 da 2.Dünya Savaşının çıkmasında rol oynayan temel neden 1938 yılından itibaren Almanyanın saldırgan siyasetinin artmasıdır.

*Cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk Devletinde görülen gelişmelerden biri Güçler birliği ilkesinin kabul edilmesidir.

*Vatandaş egemenlik hakkını belli bir süre için kullanma yetkisini seçtiği temsilcilerine bırakır ve temsilcilerin kabul ettiği bazı yasalar da halkoyuna sunulur. Bu yöntem yarı doğrudan demokrasinin gereğidir.

*Atatürk'ün demokrasi tanımı ve anlayışı ile bağdaşanlar:

Demokrasi fikirdir; bir kafa meselesidir. Herhalde bir mide meselesi değildir. Demokrasi bireysel olup vatandaşın egemenliğe insan sıfatıyla katılmasıdır.

Demokrasi maddi refah meselesi değildir. Demokrasi tüm bireylerin aynı siyasal haklara sahip olmasıdır.

*Millet olgusunun öğeleri: Din birliği Tarih ve kültür birliği Irk birliği dil birliği

-1924 te halifelik kaldırıldı ve tevhidi tedrisat kanunu kabul edildi.

-1925 te tekke zaviye ve türbeler kapatıldı.

-1926 da Türk medeni kanunu kabul edildi.

-1928 de anayasadan laikliğe aykırı hükümler çıkarıldı.

-1937 de 6 Atatürk İlkesi anayasaya alındı.

*Atatürkün devlet anlayışına göre TBMM'nin konumunu belirler: Ulusun doğrudan doğruya kendi iradesi ile kurduğu ulusun altında her zaman değiştirilebilen ulusal iradenin aracıdır.
 
Atatürk'ün tek ilkesi var aslında, kendi gücünü maksimize etmek onun dışında hayataına bakınca çok dönmeleri var. Bu yüzden ilkeli biri olamaz.
 
Atatürk'ün tek ilkesi var aslında, kendi gücünü maksimize etmek onun dışında hayataına bakınca çok dönmeleri var. Bu yüzden ilkeli biri olamaz.

Bu ulkede Ataturk dusmanligi hicbir zaman bitmedi, bitecek gibi de degil.

Ortaya bir dusunce atarken altinin doldurulmasi gerekir, nedir Ataturk'un donmeleri? Hangi noktalarda yasanmistir? Kimleri ve neleri etkilemistir? Kendi gucunu maksimize etmek derken ne kastedilmektedir?

Bir asker olarak onlarca yillik savasin ve yok olmak uzere olan bir imparatorlugun yikintilarindan gelen adamin, "kurtulus mucadelesi" orgutlemek icin dini kullanmasi ve sonra dine karsi durusunu degistirmesi mi donekliktir? Din daha ne kadar kutsal bir amac icin kullanilabilir? Yandasa ihale verip koseyi donmek icin mi?

Ya da yeni kurulmus, iceride ve disarida bir suru dusmani olan bir devletin gucu tek elde toplamasindan daha dogal ne olabilir? Ne yapmis bu adam gucu tek elde toplayip? Birlikte calip cirptigi orgutleri devletin tum kurum kuruluslarina mi yerlestirmis?

Olaganustu durumlar olaganustu adimlar gerektirir, onlarca yillik savas ve parcalanan imparatorluktan Kurtulus Mucadelesi vererek bir ulus devlet yaratmak inan bana olaganustu bir durumdur.

Idrakiniz acik olsun.
 
Burada Atatürk'ün yaptıklarını konuşacak değilim, nitekim bu tür konuşmalar hiçbir zaman ortak bir payda da buluşmak sureti ile sonlanmamıştır. O yüzden sadece ve sadece kendi kanaatimi söyleyip kenarıya çekileceğim. Nitekim onun yaptıklarının niteliklerini tartışmak için bir kaç kitap okumak yeterli değil, ülkenin o zamanki konjonktürünü de iyi okumak lazımdır. Ve bunların yanında Atatürk'ün dehası açısından olaylara bakmaya çalışmakta hayati önem taşımaktadır. Tüm bunları ikili tartışmalar ile sağlayamayacağımız bir gerçektir.

Şahsi kanaatim şudur ki ; Gazi sadece 20. Yüzyılın değil, aynı zamanda 21. Yüzyılın da en büyük askeri dehası ve en ileri görüşlü devlet adamıdır. Ve insanlık bu yüzyılda da bir Mustafa Kemal yetiştiremeyecektir. Atatürk'ü iyi okuyanlar, zamanın şartlarının gereklerini doğru analiz edenler, ve bugün geldiğimiz noktayı iyi görebilenler, rahatlıkla Gazi'nin liderlik vasıflarının isabetliliğini görebileceklerdir. Asıl sorgulanması gereken konu, onun mirasına ne kadar sahip çıkabildiğimiz olmalıdır.
 
Bu ulkede Ataturk dusmanligi hicbir zaman bitmedi, bitecek gibi de degil.

Ortaya bir dusunce atarken altinin doldurulmasi gerekir, nedir Ataturk'un donmeleri? Hangi noktalarda yasanmistir? Kimleri ve neleri etkilemistir? Kendi gucunu maksimize etmek derken ne kastedilmektedir?

Bir asker olarak onlarca yillik savasin ve yok olmak uzere olan bir imparatorlugun yikintilarindan gelen adamin, "kurtulus mucadelesi" orgutlemek icin dini kullanmasi ve sonra dine karsi durusunu degistirmesi mi donekliktir? Din daha ne kadar kutsal bir amac icin kullanilabilir? Yandasa ihale verip koseyi donmek icin mi?

Ya da yeni kurulmus, iceride ve disarida bir suru dusmani olan bir devletin gucu tek elde toplamasindan daha dogal ne olabilir? Ne yapmis bu adam gucu tek elde toplayip? Birlikte calip cirptigi orgutleri devletin tum kurum kuruluslarina mi yerlestirmis?

Olaganustu durumlar olaganustu adimlar gerektirir, onlarca yillik savas ve parcalanan imparatorluktan Kurtulus Mucadelesi vererek bir ulus devlet yaratmak inan bana olaganustu bir durumdur.

Idrakiniz acik olsun.

Atatürke bir düşmanlığım yok. Düşman olmaya değer bir şey var mı onda? O da tartışılkr. Hayatımda bir anlam ifade eden birisi değil.. Sıradan birisi, ölmüş bir insan.

O diktatör oluşuna bir göndermeydi. Sadece din konusunda değil hayatı, kendini farklı gösterme ve emri vaki yapma üzerine kurulu birisi..

Dersimde küçücük bebeklerin ölümüne neden oluşu, azınlıklara yaptıkları, ırkçı yönü.. Sayılmak istense sayılacak çok şey var ;) Adına sözler uydurulması. .

Hemen sözü siyasilere getirmeyin, onlar umrumda değil benim. Ben parti tutmuyorum. Ven sadece şunu söyleyebilirim, yaşayanlar olarak bizler, bir ölüye teslim olamayız.. Nasıl yaşayacağımıza kendiniz karar veririz. Deha olan biziz.. Bir ölü değil..

Ben şuanki halimle Atatürkten çok daha değerliyim.. Çünkü değişim yapabilecek gücüm var.. O ise yapacağını yaptı ve gitti. İyi işleri olduğu gibi çok kötü işleri de var..

Demek istediğim buydu ;) Hemen olayı siyasete dine bağlamanıza gerek yoktu. Atatürk bu yaptıklarını yapıp dindar biri olsa yine sevmeyecektim ki.. :) Fatk eder mi? Ne sanıyorsunuz siz? O çok zalimlikler var hayatında acımasızlıklar var...

Şu yazıyı okumalısınız.

Eğitim sopasıyla öyle bir vurdular ki toplumun belkemiğini kırdılar.

İki büklüm bir hâle getirdiler.

Cumhuriyetin yarattığı bu sakatlığın başlangıç noktasında ise Atatürk propagandası vardı.

Atatürk bu ülkeyi bir diktatör olarak yönetti.

“Yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” diyebilecek bir iktidara sahipti.

Bir gecede cumhuriyete geçtik.

Bir gecede kurulan cumhuriyet de bir türlü büyüyüp güçlenip “demokrat” bir olgunluğa sahip olamadı.

Atatürk’ü yüceltirken kaçınılmaz olarak “diktatörlüğü” de yücelttik, insanlar “tek adam” yönetiminin gücüne iman ettiler.

Bugün bile hâlâ “bir Atatürk gelse” diyen milyonlarca insan var bu ülkede, bir toplum olarak bir şey yapamayacağımıza inanan, milyonlarca insanın yapamadığını bir insanın yapabileceğini kabul eden zihnen mefluç bir toplumuz.

Düşünün ki 2012 yılında “Atatürk ilke ve inkılâplarını” üniversitelerde okutan ve bu dersin okutulmasından medet uman bir ülkeyiz.

Bunu okuturken Atatürk’ün bir diktatör olduğunu söylemez ama diktatörlüğü överek çocukları “diktatörlere biat etmenin” bir görev olduğuna inandırırız.

Diktatörlük övgüleriyle yetişen, sorunları ancak “tek adamların” çözebileceğine inanan, kendine ve kendisine benzeyenlere hiç güvenmeyen, biat etmeyi kutsallaştıran, kul hâline gelmeyi yücelten bir toplum sorunları çözecek bir iradeye sahip olabilir mi?

Sorunları çözebilir mi?

Kimlik ve kişilik sahibi olabilir mi?

Özgürlüğün önemini anlayabilir mi?

Sanırım Bernard Lewis’in bir sözüydü, “Batılılar özgürlük, Doğulular adalet ister” demişti.

Doğru bir saptama bence.

Diktatörlüğü kutsayan toplumların taleplerindeki en uç nokta da diktatörlerin “adil” olmasını istemektir elbette.

Onu da yüksek sesle isteyemezler.

Kısık bir sesle yalvarırlar ancak.

Hâlâ bir dertleri olduğunda Anıtkabir’e koşan, o derdi kendileri çözmeye çalışmayıp, çözümü Atatürk’ten bekleyen yığınlar yaşıyor bu ülkede.

Bunun nasıl bir yenilmişlik duygusu, nasıl bir zavallılık olduğunu bile algılayamıyorlar.

Kendine hiç güvenmeyen bir toplum olabilir mi?

Üniversiteli insanlara “Atatürk ilkeleri” öğretmekten medet uman, bunun saçmalığını görmeyen bir toplum olabilir mi?

Atatürk’ün vazgeçmediği bir ilkesi yoktu. Söylediği her sözün tersini de söylemiş, yaptığı her şeyin tersini de yapmıştı.

Duruma göre konuşup, duruma göre davranan bir politikacıydı.

Verdiği hiçbir sözü tutmadı.

Kendisiyle birlikte yola çıkan bütün arkadaşlarını siyasetten temizledi.

Kendisine yardım etmiş olan herkesi, kendi yazdığı tarihin sayfalarından sildi.

Geride sadece kendisi kaldı.

Bu Atatürk övgüsü, toplumu köleleştirerek hastalandırırken, yöneticileri de birer “Atatürk” olma isteğinin ilmeğine bağladı.

Türk Kürt hiç fark etmeden bütün yöneticiler Atatürk’ün gücüne sahip olmak istediler.

Diktatörlük hepsinin bilinçaltında büyük bir “paye” olarak yer aldı.

Evren de, Demirel de, Erdoğan da, Apo da, toplumların kaderini tek başına belirleyecek bir kudretin sahibi olma hayaliyle büyülendi.

Atatürk Selanik’te gördüğü “Batılılar” gibi “nesiller” yetiştirmek isterken, Erdoğan da Kasımpaşa’da gördüğü gibi “dindar nesiller” yetiştirmek istedi.

Milyonlarca Kürt Apo’ya “irademiz” diyerek kendi iradesinden, kişiliğinden vazgeçti.

Bütün liderler toplumu biçimlendirme hakkına sahip olduklarına inandılar.

Toplumlar da buna itiraz etmediler.

Atatürkçüler bir adamın “Batılı nesiller” yetiştirmesini, dindarlar bir adamın “dindar nesiller” yetiştirmesini, Kürtler bir adamın “Kürt milliyetçisi” nesiller yetiştirmesini doğal buldu.

“Başöğretmen Atatürk” görüntüsündeki “başöğretmenlik” hiç değişmedi ama her yönetici başöğretmenin kendisi olması gerektiğini düşündü.

Toplum ise küçük çocuklardan bir sınıf olmaya itiraz etmedi, sadece kimin başöğretmen olması gerektiğinde kavga çıktı.

“Biz çocuk değiliz, başöğretmene ihtiyacımız yok” diyen güçlü bir ses yükselmedi bu toplumdan.

Çünkü çocuk olduklarına, düşünemediklerine, “büyüklerin her şeyi daha iyi bildiğine”, görevlerinin itaat olduğuna inanmışlardı.

Hayatın asıl sahiplerinin kendileri olduğunu hiç anlamadılar.

Bugün Atatürk’e ve Atatürkçülüğe en karşı olan dindarlar ve muhafazakârlar da aslında tam bir “Atatürkçü” olduklarını, “dindar bir Atatürk” hayaliyle yaşadıklarını fark edemiyorlar.

Atatürkçülük “Batıcılık” değildir.

Batı’nın felsefesini, Batı’yı Batı yapan demokrasisini reddeden bir Batıcılık olabilir mi?

Atatürkçülük “diktatörlük” tapınmasıdır.

Ve bu tapınma ayininde Atatürkçüler, muhafazakârlar, Kürtler yan yana saf tutarlar.

Hepsi Atatürkçüdür.

Atatürkleri değişiktir sadece.

 
ordan burdan kopyaladığınız şeyleri gelip konuların altına yapıştırıyosunuz sonra kendi cümlelerinizmiş gibi tartışıyorsunuz insanlarla. kimse sizden Atatürk'ü sevin, en çok onu seveceksiniz demiyor. azcık anısına saygılı olun ve minnet duyun, o kadar. nedir bu düşmanlık? kime ve neye hizmet ediyorsunuz? neyi savunuyorsunuz anlamıyorum.
 
ordan burdan kopyaladığınız şeyleri gelip konuların altına yapıştırıyosunuz sonra kendi cümlelerinizmiş gibi tartışıyorsunuz insanlarla. kimse sizden Atatürk'ü sevin, en çok onu seveceksiniz demiyor. azcık anısına saygılı olun ve minnet duyun, o kadar. nedir bu düşmanlık? kime ve neye hizmet ediyorsunuz? neyi savunuyorsunuz anlamıyorum.

Neden mimnet duyayım ki? Sen Bergama Kralı I. Eumenēs 'e minnet duyuyor musun? Bak onunda emekleri var bu ülke de.. ;)

Medeniyetler tarihi olarak bakmayıp tarihi bir kişiye yükleme çabalarının anlamsız bir sonucudur Atatürkçülük.. O yazıya tamamen katılıyorum çünkü yazılanların hangisini inkar edebilirsiniz ki?

Yokaa yine klişe ama padişah olmadı şu bu saçmalıklarına mı devaö edeceksiniz. Atatürk'ün başkomutan olarak yetkileri padişahlardan bile fazla..

Tek parti kurup bunun tek yönetici olana diktatör denmez de ne denir?
Çoklu partiye geçiş çabaları zaten bir komedi :) O konuya hiç girmiyorum bile..

Dayatmasanız aslında hiçbir sorun yok ama dayattığınız için hiç sevilmiyor..
Not: Eskiden Atatürkçüydüm.
 


Neden mimnet duyayım ki? Sen Bergama Kralı I. Eumenēs 'e minnet duyuyor musun? Bak onunda emekleri var bu ülke de.. ;)

Medeniyetler tarihi olarak bakmayıp tarihi bir kişiye yükleme çabalarının anlamsız bir sonucudur Atatürkçülük.. O yazıya tamamen katılıyorum çünkü yazılanların hangisini inkar edebilirsiniz ki?

Yokaa yine klişe ama padişah olmadı şu bu saçmalıklarına mı devaö edeceksiniz. Atatürk'ün başkomutan olarak yetkileri padişahlardan bile fazla..

Tek parti kurup bunun tek yönetici olana diktatör denmez de ne denir?
Çoklu partiye geçiş çabaları zaten bir komedi :) O konuya hiç girmiyorum bile..

Dayatmasanız aslında hiçbir sorun yok ama dayattığınız için hiç sevilmiyor..
Not: Eskiden Atatürkçüydüm.

sen doğduğun günden itibaren zaten var olan şeylere dayatma mı diyorsun? halkçılık, devletçilik mi dayatma? laiklik mi dayatma? zamanında hocaları astı bıdı bıdı diye dinsiz ilan ettiniz. şimdi de Gazi Mustafa Kemal oldu. hayret ümmeti olarak hala dönmemişsiniz.
 
@Єναηєscєηcє

Kafalar piril piril. Senin bakis acinla bugune kadar yasamis ve olmus kimsenin bir onemi yok. Sadece Ataturk'un degil. Tarih boyunca var olmus butun insanlarin, buna peygamberler de dahil, ne yaptiklarinin, ne ortaya koyduklarinin bir onemi yok. Koskoca tarihin bir onemi yok. Boyle bir sey olabilir mi?:)

Kopyaladiginiz yazi, Taraf adli operasyon gazetesinde Cemaat tetikciligi yapmis bir zat'a ait. Ayni zat 12 Eylul darbesini coskuyla karsilamis, bunu oven yazilar dosemis, omurgasiz bir kisiliktir. Kimlerin izinden gittiginize dikkat edin.

Bu ulkede tek adamcilik, guce tapinma meraki Ataturk sebebiyle hasil olmamistir, bu topraklar bin yildir tek adamlikla yonetiliyordu. Kabahati yanlis yerde ve kiside ariyorsunuz.

"Sayet bir gun caresiz kalirsaniz, bir kurtarici beklemeyin." diyebilen bir adami, "Butun umidim gencliktedir" diyebilen bir adami itham ettiginiz seylere bakin. Hem de ne idugu belirsiz bir zat'in hezeyanlariyla.

Ahmet Altan'in Ataturk karsitligi liberalliginden veyahut ozgurlukcu bakis acisindan gelmiyor, kendi vesayetlerini hayata gecirmek isteyen bir gruptu bunlar, kismen basarili da oldular, su anda da temizleniyorlar.

Zamaninda saray soytariligi yapmis tipleri ilerici ve ozgurlukcu gorme zaafiyetine dusmek oyle saniyorum ki toylugunuzla alakali.

Tesekkurler.
 


sen doğduğun günden itibaren zaten var olan şeylere dayatma mı diyorsun? halkçılık, devletçilik mi dayatma? laiklik mi dayatma? zamanında hocaları astı bıdı bıdı diye dinsiz ilan ettiniz. şimdi de Gazi Mustafa Kemal oldu. hayret ümmeti olarak hala dönmemişsiniz.

İşte sorun orada zaten Adam cumhuriyetçi ve laik değil :)
İnsanları asan bir insan cumhuriyet ve özgürlük rejiminden nasibini almamış demektir ;) Acımasızlıkları savunmayın bana, ben insanım vicdanımı kaybetmedim.
 
sanki o donemleri yasamislar gibi ozgur degildik diyorlar. he yavrum he 2-3 tane cemaatci faydasizin makalelerini okudunuz diye hepiniz dayatmasiz duzene meydan okur oldunuz. bu milletin dinini bile dayatmislar kalkmislar Ataturk fesi kaldirdi diye dayatmaci diyolar.
 


İşte sorun orada zaten Adam cumhuriyetçi ve laik değil :)
İnsanları asan bir insan cumhuriyet ve özgürlük rejiminden nasibini almamış demektir ;) Acımasızlıkları savunmayın bana, ben insanım vicdanımı kaybetmedim.
demokrasi nobetlerinde idam isteriz diye slogan atan sizin ummetiniz degilmiydi? pacalarinizdan akiyor tutarsizliklar.
 

demokrasi nobetlerinde idam isteriz diye slogan atan sizin ummetiniz degilmiydi? pacalarinizdan akiyor tutarsizliklar.

Ben sadece bir bireyim beni sadece benim yaptıklarım bağlar başkalarının ki değil ;) Ben idamdan yana değilim. İdam AB'ye aykırıdır.

Eleştirilere verecek cevabınız olmadığı için hakaret eden şuan sizsiniz ;) Ucuz siyasetlere çekmenşze gerek yok. Ben parti tutmayan biriyim zaten..
 
sanki o donemleri yasamislar gibi ozgur degildik diyorlar. he yavrum he 2-3 tane cemaatci faydasizin makalelerini okudunuz diye hepiniz dayatmasiz duzene meydan okur oldunuz. bu milletin dinini bile dayatmislar kalkmislar Ataturk fesi kaldirdi diye dayatmaci diyolar.

Cemaatçi diye yaftalamaya çalıştığınız adam ateist ayrıca liberal bir aydın asdf..

Kendinizle çelişiyorsunuz. :)
Ben örgütsel hiçbir yapıyı sevmiyorum devletlerde dahil buna o yüzden beni bir grubun içinde göstermeye çalışmayın ben bir bireyim :) Düşüncemiz var sorgulayıcılığımız var aklımız bize yeter. Atatürk'ün 1938 kafasına ve aklına ihtiyacımız yok. Zaten Kemalizm çok eskidi..
 
nerede hakaret var? :D iste tek yaptiginiz bu, olmayan seyleri oldu gibi gosterip yaygara koparmak. herkes birey, herkesin kendi ozgur iradesi var. ama sen kalkip bu ozgurlugu, vatan icin varini yogunu ortaya koymus Ataturk icin, onu sagdan soldan duydugun seylerle karalamalar yapmak icin kullanamazsin.
 
nerede hakaret var? :D iste tek yaptiginiz bu, olmayan seyleri oldu gibi gosterip yaygara koparmak. herkes birey, herkesin kendi ozgur iradesi var. ama sen kalkip bu ozgurlugu, vatan icin varini yogunu ortaya koymus Ataturk icin, onu sagdan soldan duydugun seylerle karalamalar yapmak icin kullanamazsin.

Tıpta mitomani olarak adlandırılan bir durumdur.
Tanımına binaen yazdım.
 
nerede hakaret var? :D iste tek yaptiginiz bu, olmayan seyleri oldu gibi gosterip yaygara koparmak. herkes birey, herkesin kendi ozgur iradesi var. ama sen kalkip bu ozgurlugu, vatan icin varini yogunu ortaya koymus Ataturk icin, onu sagdan soldan duydugun seylerle karalamalar yapmak icin kullanamazsin.

Acaba vatan için mi koydu yoksa 15 sene tek adam olarak yönetmek için mi ;) bu da tartışılır ..
Fark ettiysen hep ön yargı ve size ilkokuldan ezberletilen şeylerle geliyorsunuz.

Bak başkasını demiyorum ben kendimi söylüyorum.. :)

Sizler de kendiniz için daha değerlisiniz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri