AÖF 2. Sınıf Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ( Tüm Üniteler ) 3

🕒 Konu sahibi 22 saat önce aktifti
Atatürk İlkerleri ve İnkılap Tarihi ( Tüm Üniteler ) 3
ÜNİTE - 3 OSMANLI DEVLETİ'NİN SONA ERME SÜRECİNE GİRMESİ BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
Devleti kurtarmak için girişilen Islahat hareketleri bütün çabalara rağmen istenilen sonucu vermemişti. Türk ulusunun kurtuluşu için artık belli başlı bütün kurumlarında devrimsel bir değişikliğe gidilmesi koşuldu.


Gizli içeriği görüntülüyorsunuzBirinci dünya Savaşı'na girmemiz, bu vesileyi doğurmuştu. 1914-1918 yılları arasında geçen bu büyük savaş sonunda dünyanın çehresi değişmişti. Bilindiği gibi Osmanlı Devletinin katıldığı bu son savaş onun yıkıl-masıyla sonuçlanmıştı.


Savaş öncesinde Osmanlı Devleti'nde; İkinci Meşrutiyet'in de beklenilen sonuçları verememesi, aslında çok yurtsever, ama genellikle ileriyi göremeyen İttihat ve Terakki Partisi önderliğinde devlet yönetimini yüklenme zorunluluğu doğdu.


Babıâli Baskını ile bu olup bitti gerçekleşti. Özgürlük ve demorkasi istekleriyle yola çıkan bu kadro sonunda tam bir parti diktatörlüğü kurdu.
İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ'NİN HEDEFLERİ
İttihatçılar, Türk ulusçuluğunu belli bir ideoloji durumuna getirmeye çalışmışlardı. İttihat e Terakki'nin büyük düşünürü Ziya Gökalp'tır.


"Türkçülüğün" sınırları tam olarak çizilmemişti; islam esasları ile yoğrulmuş bir ulusçuluk ile Turancılığa kadar uzanan ve ırkçı diyebileceğimiz görüşler, parti içinde zaman zaman su yüzüne çıkıyordu.


Türk "ulusçuluğu (milliyetçiliği)" toplumsal ve siyasal akım olarak Osmanlı Devleti içinde çok geç belirmiştir. Türkler özellikle Balkanlı uluslaranı uyanışı ile bilinçlenme yoluna girmişlerdir.


İlk önce "dil"de başlayan Türkçülük, özellikle ittihatçı gençlerin çabalarıyla, 20. yy. başında siyasal gücü olabilen bir akım durumu alabildi.
İttihatçılar "Türkçülük" akımını ilk kez siyasal ve toplumsal boyutuyla tartışma alanına getirdiler. Bu parti yandaşları "Osmanlıcı" bir toplum yapısına da benimsiyorlardı.
Toplumun çok uluslu yapısını sonuna kadar savunma kararında idiler. Ancak her türlü yenilik Türkçülük ışığı altında yapılacaktır.
D

ÜŞÜNCE AKIMLARI
Uzun süren bir istibdat döneminden sonra Osmanlı toplumunda çeşitli düşünceler belirmeye başlamıştı.


İslamcılık:
İslamcılık düşüncesini savunanlara göre; toplumsal ve siyasal yaşayışın temeli dindir. Devletin içinde bulunduğu felaketi islamiyetten uzaklaşmanın sonucunda olduğunu savunuyorlardı, islamiyet fikrini benimseyenler Tanzimatı bile İslamyetten bur sapma olarak değerlendiriyorlardı.


Osmanlıcılık:
Tanzimat ile uygulamaya konulan ama kökleri daha lı. Mahmut zamanında bulan bir akımdı. Bu akmın temsilcilerine göre dinleri, uluslara.ı inançları ne olursa olsun bu ülkede yaşayan herkes "Osmanlı" sayılırdı.


Bu akımın amacı devletindağılmasını önlemekti. Tanzimat ilkeleriyle, bütün bu uluslar aynı haklara sahip eşit yurttaşlardan oluşan bir topluluk meydana getirmeye çalışılmıştı, ancak, çok uluslu imparatorlukların iyice zayıfladığı, ulusal devlet modelinin giderek benimsendiği bir çağda Osmanlıcılık bütün çabalara rağmen tutunamazdı.


KİŞİSEL GİRİŞİM VE YERİNDEN YÖNETME (Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet)
Prens Sabahattin adlı bir aydının başlattığı bu hareket, belki de "kişisel girişime" değer veren ilk akılcı akım olarak Osmanlı toplumu için son derece önemlidir.


Prens Sabahattin, yapılan bütün reformların "kişiye" değil "devlete" dönük olduğunu anlayabilmişti. O, Osmanlı insanına her bakımdan geniş özgürlükler tanınması ve çeşitli etnik grupların federasyona benzer bir siyasal birlik içinde yaşamalarını öneriyordu.


Bu düşünce akımları arasında üyelerinin sayısı çok az olan ufak bir sosyalist grup da bulunuyordu. Sosyalist düşüncenin gelişmesi için güçlü bir sanayiye ve işçi sınıfına ihtiyaç vardı.


Bunun için de öncelikle ulusal bir burjuvazinin yaratılması gerekiyordu. Ama Osmanlı toplumu bütün bu gelişmelerin çok ama çok gerisindeydi.
İttihatçılar Osmanlıcılık ve Türkçülük akımlarını yaşatmaya çalıştılar. Ama en çok etkisi altında kaldıkları akım Türkçülüktü.
Bu amaçla Türk gençleri yetiştirmek, Türk kadınına bazı haklar tanındı, ulusal bir burjuvazi oluşturmak için çalışmışlardır. Böylece bir ölçüde Cumhuriyet döneminde üzerinde durulan bazı sorunların hiç olmazsa tanınmasını sağladılar.


Ancak iç ve dış siyaset alanında İttihatçılar yanlışlar yaptılar. İç siyasette; Babıâli baskınından sonra parti hegemonyası kurarak demokratik gelişmenin umutlarını söndürdüler.
Dış siyasette ise iki farklı görüş vardı; ileride çıkacak büyük bir savaş olduğunu ve bu savaşta yansız kalıp bundan yararlanarak gerekli reformları yapmak gerekirdi.


Diğerbir görüş ise parti içinde asıl gücü elinde tutan askeri kanat ve onunda önderi bulunan Enver Paşa, savaş taraftarıydı


ALMANYA'YA YANAŞMA
Almanya I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti gibi bir müttefiki yaninda savaşa sokmak istiyordu. Bu yolla şu amaçları gerçekleştirecekti:
• İngiliz sömürgelerinde milyonlarca müslüman yaşıyordu. Osmanlı padişahı aynı zamanda müslümanların halifesi kabul ediliyordu. Bu yolla ingiliz sömürgelerinde büyük huzursuzluk çıkartılabilirdi.


• Süveyş Kanalı 1868 yılında açılınca Ortadoğu'nun ingiltere için önemi daha da artmıştı. İngiltere 1881 yılında Mısır'ı işgal edince doğu yollarını tam bir güvence altına koymuşlardı. Eğer Osmanlı Devleti Almanya'nın otoritesinin altına girerse, bu yol üzerinde ingiliz denetimi sona erecekti.


• Almanlar fazla nüfuslarını özellikle Batı Anadolu'ya yerleştirmeyi düşünüyorlardı. Anadolu'yu bir Alman 'kolonisi" haline getirmeye çalışıyorlardı.


• Bu siyasetler sonucunda Almanya-Osmanh Devleti yakınlaşması doğdu. Bunun en çarpıcı örneği Avrupa'yı Basra Körfezi'ne bağlayacak Bağdat demiryolu hattının yapımını Almanya'nın almasıdır.


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
Savaşın Nedenleri ve Çıkışı
19. yy.'da dünyayı aralarında paylaşan emperyalist devletler o yüzyılın son çeyreğinde Alman İmparatortuğu'nun kurulmasıyla oluşturdukları dengeyi yitirmişlerdi.


Gelişen ekonomik çıkarların yol açtığı gerginlik müthiş siyasal bunalımlara yol açtı. Özellikle Almanya'nın dünya denizlerine egemen olmaya başlaması, ingiltere ile Fransa'nın pek çok pazarını kapması ve Avrupa'da izlediği siyasetle de gerginliğin artmasına yol açtı.


Balkan yarımadası osmanlı egemenliğinden çıkınca devletler arasında kıyasıya rekabet başlamıştı. Bu devletlerde yaşayan insanların etnik yapıları karışıktı.


Ama "Slav" öğesi çoğunluktaydı. En büyük Slav topluluğunu Ruslar oluşturuyordu. Ruslar 19. yy. boyunca Panslavizm ve Ponortodokslukla bu ulusları birleştirmeye çalışmıştı.


20. yy. başında dünyada büyük devletler arasında bir kutuplaşmaya gidiliyordu. Balkan savaşlarıyla Osmanlıların Avrupa'dan hemen hemen dışlanması üzrine Avusturya-Macaristan ve Rusya arasındaki çekişme daha ileri boyutlara ulaştı.
1871 yılında Fransa, Almanya'ya kaptırdığı Alsas-Loren bölgesini geri almak istiyordu. Avusturya veliahtının bir Sırplı tarafından öldürülmesi sonrası Avusturya-Macaristan ve Sırbistan'a savaş ilan etti. Böylece o zamana kadar görülmemiş bir gruplaşma içindeki devlerler birbirine girdiler.


Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti ittifakı grubunu; ingiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan, Belçika, Karadağ, Romanya, Yunanistan, Japonya ABD, Brezilya, İtalya ise itilaf devletlerini oluşturdular.


OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞA GİRİŞİ
Savaş başladığı zaman işbaşında bulunan Osmanlı hükümeti savaşın dışında kalma kararı vermişti. İtilaf devletleri de Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa girmesini istemiyorlardı.


Hatta bunun için Osmanlılar'a bazı ödünler vermeyi bile yükümleneceklerini bildiriyorlardı. Hükümetin sivil kanadına mensup olanlar da yansız kalmayı düşünüyorlardı.


Fakat Enver Paşa savaşı Almanlar'ın kazanacağını düşünüyor ve Almanlar'ın yanında savaşa girmek için gizli bir bağlaşma anlaşması da imzalamıştı.


Enver Paşa'nındüşüncesi Almanya'nın savaşı kazanacağını düşünmesi ve bunun sonucunda Balkan savaşları sonucunda kaybedilen yerlerin geri alınması ve Rusların yenilmesiyle, Kafkaslardaki Türklerin bağımsızlığına kavuşması ve Ortaasya'da yaşayan Türklere ulaşıp Turan imparatorluğu kurmaktı.


Osmanlı Hükümeti savaş sırasındaki karışıklıktan yararlanıp kapitülasyonları kaldırdığını ilan etti. Ama Almanlarla Avusturya-Macaristan hükümeti kapitülasyonların kaldırılmasına uzun süre direndi.


Bu da dış politikada "dostluk" denilen kavramın doğrudan doğruya çıkarlar üzerine kurulu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Almanya savaşın bir an önce bitirilmesi için itilaf devletlerinin güçlerini bölmeli, cepheleri genişletmeliydi.

Bunun için Osmanlı Devleti'ni savaşa girmeye zorluyordu.
Savaş sırasında İngiliz ve Fransız donanması önünden kaçan Alman savaş gemisi (Goeben ve Breslau) Osmanlı Devletine sığınmışlardı Osmanlı Devleti bu iki gemiyi satın aldığını ilan etti.
28-29 Ekim 1914 gecesi bu savaş gemileri Rus limanlarını bombaladı ve Osmanlı Devleti savaşa girmiş oldu.


OSMANLI ÜLKESİNDE AÇILAN CEPHELER
Doğu Cephesi
Ruslarla savaşılmıştı. Bu cephenin açılmasın-daki amaç Rusya'yı savaş dışı bırakmak ve Ortaas-ya Türkleri ile temas kurup pantürkizm'i gerçekleştirmekti.


Bu cephede Rus askerinin veremediği zararı ağır kış şartlan, hastalık ve beslenme zorlukları vermiş ve 100 bine yakın asker donarak ölmüştür.
Bu arada Rus ajanları da Osmanlı topraklarında kalan Ermenileri büyük ölçüde ayaklandırdılar ve Osmanlıları arkadan hançerleme olayını yaşadılar Bunun üzerine Osmanlı Devleti Ermenileri zorunlu göçe tâbi tutmuştur.


Bu savaş sırasında 1917'de Rusya'da ihtilal çıkmış ve savaştan çekilmek zorunda kalmıştır. Rusya, Almanya ve bağlaşıklarıyla 3 Mart 1918'de Brest-Litovsk Barış Antlaşması imzaladı.
Bu anlaşmayla Ruslar 1878 Berlin barışıyla aldıkları Kars, Ardahan, Batum'u geri veriyorlardı.


Çanakkale Cephesi
Çanakkale cephesinin açılmasıyla Boğazlar itilaf devletlerinin eline geçmesine düşünüyorlardı. Böylece İstanbul düşecek, Osmanlı Devleti tarihe karışacaktı.


Aynı zamanda Rusya'ya da yardım gönderilecekti. İngilizler ve Fransızlar bu düşünceyi uygulamak için harekete geçtiler. Osmanlı Devleti, ordusuna silah ve cephane yardımının yapılması için Almanya ile arasında bir ulaşım imkanı sağlamalıydı.


Bu ise Bulgaristan'ın savaşa girmesiyle mümkündü. Bulgarlar Almanlarla savaşmaktansa anlaşmayı yeğlediler ve Osmanlı ordusu kendi imkanlarıyla Çanakkale'yi savunmaya başladı
Çanakkale cephesinde elde edilen başarı sonunda İstanbul kurtuldu ve savaşın hemen bitmesi umutlan suya düştü. Rusya'ya yardım ulaşamadı ve Rusya'da ihtilalin çıkması hız kazandı.


Kanal Cephesi
İngilizlere karşı açılmıştır. İngilizlerin sömürgele-riyle olan ilişkisini kesmek ve Mısır'ı İngilizlerden geri almak için açılmıştır.
İngilizlerin elindeki Süveyş Kanalı'na iki kez saldırı düzenlendi fakat başarılı olunamadı. Ordu yenildi ve geri çekildi.


Irak Cephesi
İngilizlere karşı açılmıştır. Kut el-Amora'da geçici bir başarı elde edilmesine karşı İngilizler Irak'ı ele geçirmişlerdir.


Filistin Cephesi

İngilizlere karşı açıldı. Alman generali Falkon-heyn başarısız olunca bölgeye Yıldırım Orduları Komutanı olarak atanan Mustafa Kemal orduyu günümüzdeki Suriye sınırına kadar çekti.


SAVAŞIN BİTİŞİ
Alman denizaltılarının ABD'nin ticaret gemilerini batırması üzerine ABD savaşa girmiştir. ABD'nin savaşa girmesiyle Almanya'nın Batı cephesi çökmüş, ittifak devletleri barış istemeye" başlamışlardır.


Savaştan çekilen ilk ittifak devleti Bulgaristan olmuştur. (29 Eylül 1918) Savaşa girdikten kısa birsüre sonra Amerikan Cumhurbaşkanı Wilson "Wilson ilkeleri" adı ile anılan ilkelerini yayınlamıştır.


Gizli antlaşma yapılmayacak
• Yenenler yenilenlerden toprak almayacak
• Yenilenler savaş tazminatı ödemeyecek
• Sorunların barış yoluyla çözülenebilmesi için CemiyeH Akvam adlı bir örgüt kurulacak
• Boğazlar bütün devletlere açık olacak
• Türklerin bulunduğu bölgelerde Türklere egemenlik hakkı tanınacak ancak aynı hak azınlıkların çoğunlukta bulunduğu bölgelerde onlara da tanınacak.


Bulgaristan'ın savaştan çekilmesi sonucu Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki bağlantı kesildi ve Osmanlı Devleti de Mondros Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi.
Ünite 3 Degerlendirme Sorulari

1- Birinci Dünya Savaşı temelde hangi devletlerin çıkar çatışmaları sonucu başlamıştır?


Almanya-Fransa
İngiltere-Almanya

İngiltere-Rusya
İngiltere-Fransa

İngiltere-Osmanlı Devleti

2- Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni sorunu aşağıdaki cephelerden hangisinde ortaya çıkmıştır?


Irak Cephesi
Çanakkale Cephesi

Kafkas cephesi
Filistin cephesi

Suriye Cephesi

3- l. Dünya Savaşı'nı Almanya'nın kazanacağına inanan Enver Paşa, Osmanlı Devletinin savaşa gir-mesi sonucunda önemli çıkarlar sağlayabileceğine inanıyordu. Aşağıdakilerden hangisi elde edilebilecek kazançlardan biri değildir?


Ekonomik kazançların elde edilmesi

Saltanatın kaldırılması

Turan imparatorluğunun kurulması

Kafkasya'daki Türklerin bağımsızlıklarını kazanmaları

Balkan savaşlarında kaybedilen toprakların geri alınması

4- Osmanlı devletinde yaşayanları dinleri, ulusları, inançları ne olursa olsun, eşit gören anlayış aşağıdakilerden hangisidir?


Türkçülük
Turancılık
Osmanlılık
Ümmetçilik
Batıcılık


5- Aşağıdakilerden hangisi l. Dünya savaşında Osmanlı ülkesinde açılan cephelerden değildir?


Doğu cephesi
Trablusgarp
Çanakkale
Irak
Filistin


6- İtilaf Devletleri (Anlaşma Devletleri) aşağıdakilerden hangisidir?


Avusturya-Macaristan-Almanya

İngiltere-Fransa-İtalya-Rusya

Fransa-İtalya-Bulgaristan-Almanya

Osmanlı İmparatorluğu-Almanya-İngiltere-İtalya

Osmanlı İmparatorluğu-İtalya-İngiltere

7- Berlin Anlaşması ile Rusya'ya verilen Kars, Ardahan ve Batum hangi tarihli anlaşma ile Osmanlı Devleti'ne geri verilmiştir?


30 Ekim 1918, Osmanlı Ateşkes Antlaşması

11 Kasım 1918, Almanya Ateşkes Antlaşması

3 Kasım 1918, Avusturya-Macaristan Ateşkes Antlaşması

29 Eylül 1918, Bulgaristan Ateşkes Antlaşması

3 Mart 1918, Brest-Litowsk Antlaşması

8- Osmanlı Devleti'nin, savaşa katılmamasını sağlamak amacıyla Anlaşma Devletlerince neler önerilmiştir?


Her türlü yardımı yapmayı, hatta kapitülasyon-ların kaldırılmasını

Alınacak toprakların bir kısmını pay olarak vermeyi

Balkanlar'da kaybedilen toprakların geri verilmesi

Rusya'nın elindeki toprakların geri verilmesi

Duyun-u Umumiye'nin kaldırılması
 
Geri