''Siyaset sahasında karşılıklı faaliyetin feyizli gelişmeleri, ancak vatandaşlar arasında düşmanlık olmasına yer verilmemesiyle temin olunabilir.''
(Saatli Maarif Takvimi'nin 9 Aralık Perşembe günkü yaprağından)
''Özgürlüğün de, eşitliğin de dayanak noktası, ulusal egemenliktir.''
''Türk kadını seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor.
Bu hakkını 'salahiyet' ve 'liyakatla' kullanacaktır. 'Çarşaf' içinde, 'peçe' altındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazımgelecektir.'' (5 Aralık 1934)
(Cumhuriyet Gazetesi'nin 5 Aralık Pazar günkü nüshasında yayımlanan KADIN ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ (KAD) Yönetim Kurulu'nun''Kadınların Seçme Seçilme Hakkı (1934-2010)'' başlıklı ilanından)
''Her terakkinin ve kurtuluşun anası hürriyettir.''
''Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Türk kadını milletin kaynağı, toplum hayatının esasıdır.'' (1925)
''İnsan topluluğu, kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşmuştur. Olabilir mi ki,
bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kitlenin bütünü ilerleyebilsin? Olanaklı mıdır ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, öteki parçası göklere yükselebilsin? Şüphe yok ki, ilerleme adımları, iki cins tarafından birlikte, arkadaşça; işde gelişme ve ilerlemede birlikte yol almak gerekir. Böyle olursa devrim, başarıyla sonuçlanır.''
''Devrimin hedefini kavramış olanların, daima onu korumaya güçleri yetecektir.''
''Milli hududumuz dahilinde, her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanarak, mevcudiyetimizi muhafaza ederek, millet ve memleketin hakiki saadet ve umranına çalışalım.''
''Yaptığımız muazzam inkılaplarla medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik.'' (1925)''Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca, hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.''''Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir.'
''Cumhuriyetin fedakar öğretmenleri ve eğiticileri; yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Cumhuriyet; fikren, ilmen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.''
(1924)
''Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını kesbetmemiştir.''
ÖĞRETMENLER GÜNÜ :
Türkler, ilk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır. 8. yüzyıldan itibaren, islamiyetin kabul edilmesiyle birlikte Uygur alfabesi bırakılarak Arap alfabesine geçilmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923'de Cumhuriyeti kuran Atatürk, askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birçok yeniliği başlatmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur. Bu tarihten itiberen yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır. Yaşlı, genç, çocuk, kadın ... herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
GÜNÜN TARİHİ :
76 yıl önce bugün (24 Kasım 1934) çıkarılan soyadı kanunu ile her aileye bir soyadı verilerek kimlik cüzdanlarına işlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, büyük kurtarıcı Mustafa Kemal'e ''Atatürk'' soyadını verdi. Bu soyadı yalnız Mustafa Kemal'e aitti ve kimse bunu kullanamayacaktı.
''Bilelim ki kazandığımız muvaffakiyet milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı muvaffakiyetleri, zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim.'' (1923)
''Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.''
''Eğer devamlı sulh isteniyorsa, kütlelerin vaziyetlerini iyileştirecek milletlerarası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı; açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir.''
(1935)
''GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER''
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER:
1918'de bugün, 1. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan itilaf devletlerinin elli parçayı aşkın sayıdaki savaş gemisi İstanbul Boğazı'na girmişti. 14 gün önce, Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda demirlemiş bulunan İngiliz savaş gemisi Agamemnon'da imzalanan ateşkes anlaşması, Osmanlı devleti için ağır koşullar içermekteydi. Bunlardan biri de, boğazların açılarak itilaf devletlerine teslim edilmesiydi. İşte, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'ndaki kısa görevi sonunda İstanbul'a dönen Mustafa Kemal Paşa, aynı gün trenden inince, limana giren düşman gemilerini görmüş ve ''Geldikleri gibi giderler'' demişti.
Mümtaz Arıkan
GÜNÜN TARİHİ :
92 yıl önce bugün (13 Kasım 1918) İtilaf Devletleri'ne ait savaş gemileri İstanbul Limanı'na girerek toplarını şehre çevirmişlerdi. Bu gemiler 5 yıl kadar sonra şehri ve Türkleri selamlayarak geldikleri gibi gideceklerdir.