Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Atatürk, Bilim, Fen - Atatürk'ün Bilim Fen İle İlgili Sözleri
Eğitim ve bilime verdiği önemi daha okul çağlarındaki üstün zekası
çalışkanlığı ve yetenekleriyle gösteren Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk
her zaman mensubu olmaktan gurur duyduğu milletiyle birlikte verdiği o büyük ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek Millî Mücadele'nin sonunda savaşı kazandığında
henüz her şeyin bitmediğini asıl mücadelenin yeni başladığını
bu mücadelede eğitim ve bilime büyük önem verilmesi gerektiğini
bunun içinde ilim ve irfan ordusu öğretmenlere güvendiğini ve görevin kendilerinde olduğunu belirtmiştir. Savaşı kazandıktan 45 gün sonra
Bursa’da öğretmenlere yaptığı bir konuşmada “ Ordularımızın ihraz ettiği zafer
sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Hakiki zaferi siz ihraz ve idame edeceksiniz ve behemehal muvaffak olacaksınız.” diyerek söylediği bu sözler O’nun eğitime verdiği önemin ve bir milletin ancak eğitimle varolabileceğinin anlaşılması gerektiğinin göstergesiydi. Atatürk öğretmenlere sadece görev vermedi aynı zamanda onları yalnız bırakmayacağının da mesajını “Ben ve arkadaşlarım
sizi takip edeceğiz ve sizin tesadüf edeceğiniz engelleri kıracağız” diyerek söz verdi. İyi bir eğitim içinde bilimin önemini her fırsatta vurguladı. Başarı için “En hakiki mürşitin ilim ve fen” olduğunu bilen Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin ancak bu doğrultuda yetişmiş gençler sayesinde ayakta kalabileceğini biliyordu. O yüzden “Cumhuriyet; fikren
ilmen
bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister” düşüncesini hep dile getirdi. Yine Bursa’da öğretmenlere “Memleketimizin en mamur
en latif
en güzel yerlerini üç buçuk sene kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nerededir
bilirmisiniz? Orduların sevk ve idaresinde ilim ve fen düsturlarını rehber ittihaz etmektedir. Milletimizi yetiştirmek için asıl olan mekteplerimizin
darülfünunlarımızın teessüsünde aynı mesleği takip edeceğiz. Evet
milletimizin siyasi
içtimai hayatında
milletimizin fikr-i terbiyesinde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır. Mektep sayesinde
mektebin vereceği ilim ve fen sayesindedir ki
Türk milleti
Türk sanatı
iktisadiyatı
Türk şiir ve edebiyatı
bütün bedayiiyle inkişaf eder.” Matematiğe ayrı bir merakı vardı. Matematikten
sonraki hayatında yararlandığını şu cümlelerle anlattı.”Ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem vermişimdir ve bundan hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim. Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır.” Öğrencilik yıllarında matematiğe olan ilgisini ve nasıl çalıştığını şöyle anlatırdı. “Askeri Rüştiye’yi bitirdiğimde matematik merakım iyice ilerlemişti. Manastır Askeri İdadisi’nde matematik pek kolay değildi. Bununla uğraşımı sürdürdüm. İdadi’de iken bıkmaksızın çalışıyorduk. Sınıfta birinci
ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı. Sonunda İdadi’yi bitirdim. Harbiye’ye geçtim
Atatürk okumaya ve dolayısıyla da kitaba hayatı boyunca çok önem verdi. Kendiside matematikle ilgili bir kitap yazmıştır. Her zaman mütevazı bir kütüphanesi olmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra Çankaya Köşkü’nün en vazgeçilmez yeri kütüphanesiydi. Öyle ki dostlarını misafirlerini orada kabul eder; vaktinin büyük çoğunluğunu kütüphanesinde geçirirdi. İşgal altındaki İstanbul’dan Ankara’ya silah
adam ve cephanelik yanında çok değerli bir şey daha getirilmesini istedi:Kitap. Ve Ankara’da Meclis’ten önce kütüphane kuruldu
kitapçı dükkanı açıldı.
Millî mücadele döneminde hemen herkes askere alındı. Yetmedi
kadınlar cephane taşıdı ve savaşın içinde yer aldı. Ama ne öğrenciler ve nede öğretmenler askere alınmadı. Atatürk
o zor şartlarda ve herkesin savaşa katıldığı dönemde okulların açık kalmasını sağladı. Eğitim aralıksız sürdü. Çünkü onlar bugün değil gelecekte lazımdı. Nasıl millî kurtuluşun silahlı orduya ihtiyacı varsa millî devletin de bilim ordusuna ihtiyacı olacaktı. Henüz savaş ortamında öğretmenleri toplayıp bir kongre düzenledi. 1921 aralık ayında Ankara’da 6 gün süren kongrede
Ankara Hükümeti’nin eğitim politikası tartışıldı ve bir eğitim programı hazırlandı. “Vazifeniz pek mühim ve hayatidir” sözleriyle selamladığı öğretmenlere yeni ve millî bir eğitimden yana olduğunu ve bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamasını isteyerek “İstikbal için hazırlanan evlad-ı vatana
hiçbir müşkül karşısında serfüru etmeyerek kemal-i sabır ve ****netle çalışmalarını ve tahsildeki çocuklarımızın ebeveynine de yavrularının ikmal-i tahsil için her fedakarlığı ihtiyardan çekinmemelerini tavsiye ederim. Büyük tehlikeler önünde uyanan milletlerin ne kadar sebatkar oldukları tarihen müsbettir. Silahıyla olduğu gibi dimağı ile de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin
birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğinden asla şüphem yoktur. Milletimizin saf seciyesi istidad ile malidir. Ancak bu tabii istidadı inkişaf ettirebilecek usullerle mücehhez vatandaşlar lazımdır. Bu vazife de sizlere teveccüh ediyor.” Atatürk bunu Alaşehir'de yaptığı bir konuşmayla milletiyle de paylaştı.” Arkadaşlar
bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız. Fakat bu zaferler süngü zaferleri değil
iktisat ve ilim ve irfan zaferleri olacaktır. Ordumuzun şimdiye kadar elde ettiği zaferler memleketimizi gerçek kurtuluşa kavuşturmuş sayılamaz. Bu zaferler ancak
gelecekteki zaferlerimiz için kıymetli bir zemin hazırlamıştır. Askeri zaferlerimizle mağrur olmayalım. Yeni ilim ve iktisat zaferlerine hazırlanalım.”
ümidini heyecanını hiç kaybetmeden savaştan sonra yokluk ve imkansızlıklar içindeki yeni cumhuriyetin asıl savaşının yeni başladığını
muasır medeniyet seviyesine ulaşmanın gerekliliğini
yenilenmeyi
ilim ve irfan sahibi gençler yetiştirmemiz gerektiğini
bunun için en büyük görevin öğretmenlerde olduğunu dile getirerek milletinin önüne yeni hedefler koyuyor
gençlere öğretmenlere halkına yol gösteriyordu.” Efendiler. Artık vatan imar istiyor
zenginlik ve refah istiyor. İlim ve marifet
yüksek medeniyet
hür fikir ve hür zihniyet istiyor. …Medeniyet yolunda muvaffakiyet ise yenilenmeye bağlıdır. İçtimai hayatta
iktisadi hayatta
ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegane tekamül ve terakki yolu budur.” “Gençler.
Cesaretimizi takviye ve idame eden sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile
insanlık meziyetinin
vatan muhabbetinin
fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.
Ey yükselen yeni nesil
istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz tesis ettik; onu ila ve idame edecek sizsiniz.” Ankara’da ki Muallimler Birliği kongresinde:
“Muallimler.
Yeni nesli
Cumhuriyetin fedakar muallim ve mürebbiyeleri
sizler yetiştireceksiniz. Yeni nesil
sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti
sizin maharetiniz ve fedakarlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren
ilmen
fennen
bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli
bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. Mümtaz vazifenizin ifasına ali himmetlerle hasr-ı mevcudiyet edeceğinize asla şüphe etmem. …Sizin muvaffakiyetiniz
Cumhuriyetin muvaffakiyeti olacaktır. …Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki
Cumhuriyet sizden ’fikri hür
vicdanı hür
irfanı hür’ nesiller ister”
Cumhuriyetin 10. yılında yaptığı konuşma
geçmişte sayısız medeniyetler kurmuş Türk milletinin önüne koyduğu hedeflerin gerçekleşeceğine olan inancının bir göstergesiydi.
“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. …Fakat yaptıklarımızı asla kafi görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
…Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü
Türk milletinin karakteri yüksektir.
Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda
elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.
…Bugün
aynı inanç ve katiyetle söylüyorum ki
milli ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu
bütün medeni alem
az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.
Asla şüphem yoktur ki
Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti
bundan sonraki gelişmeleriyle
geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Geçmişte sayısız medeniyet kurmuş bir milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için
yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha bir çok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar bunlar arasındadır.”