At izi ile it izi birbirine karıştı.

Konu sahibi son olarak 2418 gün önce görüldü
At izi ile it izi birbirine karıştı.

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu Madde 125-131 arasında şerefe karşı işlenen suçlar başlığı altında düzenlenmiştir.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, kişiye somut bir fiil veya olgu isnat edilmelidir. Örneğin, kamu görevlisinin bir kişiden bir iş karşılığında belli bir miktar rüşvet aldığı yönünde isnatta bulunulması durumunda hakaret söz konusudur.

Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

(Eğer İmamoğlu valiye İt dediyse durup dururken söylememiştir, Valinin haksız bir fiiline tepki olarak söylemiştir.)

İmamoğlu’nun bu dava yüzünden başkanlığının engellenemez. Çünkü sabıkası olmayan bir insana üst sınırdan ceza verilemez. Bu durumda da hükmün açıklanması geriye bırakılıyor ve olay “yok” hükmüne dönüşüyor.

İmamoğlu’nun karşısına böyle bir engel çıkarılması, akıl ve mantık dışı gibi görünse de Türkiye’de yaşadığımızı unutmayalım. Hiçbir şey için “olmaz” denilemeyeceğini en son YSK’nın seçim iptali kararıyla gördük. Artık hiçbir şey insanı şaşırtmıyor.

**

At izi ile it izinin birbirine karıştığı bir dönemden geçiyoruz.

Çok kritik aylar, günler, hatta saatler yaşıyoruz. Ülkemizin, halkımızın ve demokratik düzenin aleyhine durmadan yeni yeni planlar hazırlanıyor.

Kapalı kapılar arkasında sözler alınıp, sözler veriliyor. Tertipler düzenleniyor.

Çok endişe verici, çok tedirgin edici, çok tehlikeli bir ortam.

Günümüzde gazetelerin, TV’lerin, basın kuruluşlarının önemli bir kesimi “Emir eri, koltuk değneği” gibi görev yapıyor.

Bunların içinde savcılar, hâkimler, devlet memurları, sanatçılar, iş dünyasının patronları da var.

Üç paralık dünya malı, çıkar uğruna gururlarını, kişiliklerini, insanlıklarını ayakları altına alarak, paspas gibi çiğniyorlar…

Utanma sıkılma kalmadı.

Su gibi yalan söylüyorlar. Tehditler savuruyorlar. Şantajlar yapıyorlar. Çevrelerine korku salmaya çalışıyorlar.

Amaç; toplumu, halkı belirledikleri hedeflere doğru yönlendirmek, onlara dilediklerini yaptırmak.

Mal – mülk, makam – koltuk uğruna bunların gerçekleştiremeyecekleri kötülük yok.

Geleceklerini, çoluğunu çocuğunu, yakınlarını, onların düşeceği kötü durumları da düşünmüyorlar.

Tek hedefleri makam, mevki ve zenginlik.
 
Geri