Aşure tatlısı

Konu sahibi son olarak 3461 gün önce görüldü
Aşure günü aşure tatlısı pişirmek bidattır günahtır
Nuh “aleyhisselâm” gemide aşure tatlısı pişirdiği için Müslümanların Muharremin onuncu günü aşure pişirmesi ibadet olmaz. Muhammed “aleyhisselâm” ve Eshâb-ı kiram “radıyallahü anhüm ecma’în” böyle yapmadı. Bugün aşure pişirmeği ibadet sanmak, bidattir, günahtır. Muhammed aleyhisselâmın yaptığı veya emrettiği şeyleri yapmak ibadet olur. Din kitaplarının yazmadığı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirmediği şeyleri yapmak, sevab olmaz. Günah olur. O gün, herhangi bir tatlı yapmak, tanıdıklara ziyafet, fakirlere sadaka vermek sünnettir, ibadettir. İbni Âbidîn, beşinci cild, ikiyüzyetmişaltıncı sahifede diyor ki, (Kirpiklere sürme çekmek sünnettir. Fakat, bunu yalnız Aşure günü yapmak haramdır).
Hazret-i Hüseyin “radıyallahü anh” o gün şehit oldu diyerek, matem tutmak, dövünmek de bidattir. Günahtır. Şiiler, hazret-i Hüseyin için matem tutuyorlar. Hazret-i Hüseyni, hazret-i Ali’nin oğlu olduğu için, tapınırcasına övüyorlar. Ehl-i sünnet ise, onu Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” torunu olduğu için çok seviyoruz. İslamiyette matem tutmak yoktur. Müslümanlar, yalnız Aşure günü matem tutmaz. Kerbela faciasını hatırlayınca her zaman üzülür. Kalpleri sızlar. Gözleri kan ağlar. İslamiyette matem tutmak olsaydı, Aşure günü değil, Resûlullahın Taif’de mübarek ayaklarının kana boyandığı ve Uhud’da mübarek dişinin kırılıp, mübarek yüzünün kanadığı ve vefat ettiği gün matem tutulurdu. (Tam İlmihal s. 356)
 
Geri