Aslan ve Güneş'in Mitolojisi

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü

ASLAN VE GÜNEŞ’İN MİTOLOJİSİ


Doğum haritasında Güneş’e eşdeğer bir şey yoktur o gökcisimlerinin kralıdır bu parlak ışık veren cisim yaşamı kuvveti ve diriliği simgeler. Güneş aynı zamanda bizim “yönlendirilmiş arzularımızı” ve her birimizi bu dünyada farklı kılan amacımızı sembolize eder. Onun ışığı her birimizin içinde ışımaktadır ilahi ruh enerji ve yaratıcılık kaynağıdır. Bu enerji ve yaratıcılık bize doğum sırasında bahşedilmiştir.

Güneş her çağda ve her kültürde ilgi odağı olmuştur. Bazı çok eski mitolojilerde Güneş Anneden (anne Dünya idi) doğan “kahraman” olarak tasvir edilirdi. Hayatı oluşturan dört element -hava toprak ateş ve su- dişi ve erkek olarak kategorize edilmiştir. Erkek elementler olan hava ve ateş dişi elementler olan su ve topraktan doğmuştur. Astroloji hâlâ bu yin ve yang enerjilerini kabul etmektedir ve astrologlar bu erkek ve dişi elementlerin her bir bireyin bütünlüğünü dengede tuttuğuna inanırlar. Yunan Güneş kralı Apollo’nun hikayesi bu enerjileri içermektedir. Apollo’nun hikayesi Aslan burcunun güzel bir örneği oluşturmaktadır. Aslan’da Güneş’in tehlikesi vardır. Bu tehlikenin nedeni maskülen hayat veren bir güç oluşu ve çok önemli olan bu enerjisini kullanmak için tam odaklanamamasıdır. Aslan bu enerjiyi bencillikten sıyrılarak kullanmayı öğrenmelidir (Aslan için gizli bir tehlike oluşturmaktadır).

Neden Güneş Erkek olarak düşünülmüştür? Bazı mitolojilerde Güneş figürü göğe kadar tırmanır. Tam doruk noktasında Güneş’in ısısı tüm nemi kurutur ve bulutların fırtınalara dönüşmesine sebep olur. Bunun neticesinde yağmur toprağı verimli bir hale getirir. Mitolojik sembollerde ateş ve hava erkeklikle
özdeşleştirilir çünkü kahraman-Güneş’in toprağı hamile bıraktığı düşünülür. Gün batımında Güneş ufukta batar ve gecenin karanlığına gömülür. İşte burada kahramanımız Güneş yeraltı dünyasımn karanlık derinliklerinde korkularıyla savaşır ve cesaretini ve azmini gösterir. Sonra tekrar karanlıklardan aydınlığa çıkmayı başarır. Astrolojide mitolojide olduğu gibi “gerçek” “ışık”la eşdeğerdir.

APOLLO

Güneş’i ilk düşündüğümüzde aklımıza gelen ilk mitoloji Apollo’dur. Apollo Titaness Leto ve Zeus’dan doğma bir Yunan tanrısıdır. Apollo en bilinen tanrılardan biridir. Mitoloji uzmanı Edith Hamilton onun için “tüm tanrılar arasındaki en Yunan olan tanrıdır” demiştir. Apollo iyileştirmeyi ve ilacı yönetirdi. Aym zamanda matematik ve müziği de yönlendirirdi. Aynı zamanda kehanetle de ödüllendirilmişti. Işığın ve gerçeğin tanrısı olarak da bilinirdi. Apollo hem sağ hem de sol beynini kullanan bir tanrıdır. Erkek yanı müzik ve matematikte başarılı olurken dişi yanı da kehanet yeteneğini barındırır. Buna göre Apollo tüm bu enerjilerin dengesini içinde barındırır. Yardımsever ve iyi huylu olarak tanınırdı. Zalim yara çok nadir olarak ortaya çıkardı.

Kendi tapmağını inşa etmeden önce Apollo birçok bölgeyi inceledi ve en iyi bölgenin Delphi olduğuna karar verdi. Delphi dünyanın merkezi olacaktı. Ne var ki dev bir yılan olan Piton şehri korumaktaydı o yüzden Apollo önce bu yılanı alt etmeliydi. Korkunç bir mücadele sonunda Apollo zafere ulaştı ve tapınağını Delphi’de kurdu. Daha sonra bu şehir kehanet şehri olarak tanınacaktı. Daha sonra Pythoness adıyla tanınan rahibe Delphi tapmağında kendisine danışılan konularda tahminlerde bulunmaya başladı. Kimse onu ne sorgulayabiliyor ne de buna cesaret edebiliyordu. Bu nedenle Apollo Delphi’nin kanunlarm-
da itibarlı bir konuma geldi. Tapmağın kapısında “aşırılık yoktur” ve “kendini bil” yazıyordu. Buna göre kehanetler ölümlülere aşırı isteklerden kaçınmalarını ve fazla kendine güvenden uzak durmaları gerektiğini öğütlüyordu. Yoksa küstahlık ve kendini beğenmişlik insanları bekliyor olacaktı. Bilgelik kişinin yeteneklerinde ve kusurlarında yaüyordu ve kişinin kendi potansiyelini ortaya çıkarması için cesaret veriyordu.

Bu her burç için iyi bir tavsiyedir ama astrolojik olarak bu tavsiye en çok Aslanları ilgilendiriyor çünkü Aslanlar fark etmeden çok bencil olabilirler. Güneş güneş sisteminin merkezidir ve Aslan’ın mitolojik yöneticisi Apollo gerçeğin ve ışığın (güneş ışığı) tanrısıdır. Apollo karmaşık dünyaya açıklık akıl ve odaklanma getirebilir. Sağ beyninin getirdiği özellikler olan egoizm ve kendini beğenmişlik onun doğasında vardır. Apollo aynı zamanda matematik ve müziğin tanrısıdır. İkisi de disiplin ve mantık isteyen konulardır. Hepsinin yanında O bir kahin ve bir iyileştiricidir. Apollo Aslan burcunun çok tipik bir örneğidir.

YUNAN GÜNEŞ TANRISI HELİOS

Aslında Helios “daha az” tanrı olarak bilinirdi (Olimpos Dağı’nın on iki ana tannsmdan biri değildir.) ama onu Güneş Kralı olarak hayal etmek çok hoş ve şiirseldi. Helios Güneş tanrısı olarak ışık verendi. Hyperion ve Theia’nın oğluydu. Kız kardeşi Eos altın bir miğfer takardı. Helios çok yakışıklıydı. Her güne doğudan başlar ve dört muhteşem at onu göğe doğru taşırdı ve baü ufkuna geldiğinde kaybolurdu. Akşam olduğunda tekrar doğu ufkuna geri dönerdi ama o zamanlarda dünyanın yuvarlak olduğu henüz kabul edilmediğinden dünyanın çevresini muhteşem alün bir kupa içinde Oceanus nehrini geçerek dolaşırdı.

Gündüzleri gökyüzünden geçerken Helios dünyada olup biten her şeyi gözlemlerdi. Bu yüzden gerçeğin kaynağı olarak bilinirdi. Hephaestus’a Afrodit’in Ares’le bir ilişki yaşadığını söyleyen Helios’du ve Helios aynı zamanda Demeter’e Ha d es’in Persefone’yi zorla kaçırdığım da söylemişti. Kimse Güneş’in ışığından kaçamazdı o yüzden ölümlüler ona yeminler ederek dua ederlerdi çünkü Helios’un her şeyi gördüğünü bilirlerdi.

Helios’un kız kardeşi Eos şafak tanrıçasıydı. (kolları gül rengi olduğu söylenir). Her sabah altın tahtından yükselir ve Kardeşi Helios’un gelmekte olduğunu haber verirdi. Eos abisine Güneş’in arabasında tüm gün eşlik ederdi. Eos Astraeus’a (çok yıldızlı) aşık oldu. Astraeus Crius ve Pontus ve Gaia’mn kızı olan Eurybia’nm oğluydu. Eos üç rüzgar doğurdu. Bunlar Zephyrus (batı) Boreas (kuzey) ve Notus’du (güney). Bu birliktelikten aynı zamanda Eosphorus (seher yıldızı) ve gökteki tüm yıldızlar meydana gelmişti.

HERKÜL’ÜN ON İKİ GÖREVİ

Herkül tüm zamanların en muhteşem kahramanıdır ve Aslan burcu denildiğinde akla gelen ilk mitolojik kahramandır. Herkül Aslan burcunun tüm iyi yönlerini taşır. Cesaret her şartta başarıya ulaşma yeteneği koruyucu ve özenilen bir lider oluşu gibi. Herkül’ün on iki görevinden ilki Nemean aslanını öldür-mesiydi. Herkül hırsının esiri olmamayı başarabiliyordu ve korkularını yenebiliyordu. Bu özellikleri bu vahşi aslanı öldürmesinde ona yardımcı olan özellikleriydi. İlk görevde bu vahşi aslanın özel bir deri yapısı vardı metal ya da taşla yara almıyordu. Herkül bunu kısa sürede keşfetti çünkü elindeki hiçbir silah işe yaramıyordu. Bu yüzden direk mücadeleye girmesi gerektiğini anlamıştı. Herkül aslanın ininin iki girişinden birini mühürlemişti. Aslana silahsız olarak saldırdı onu yere serdi ve öldürünceye kadar boğdu.

Sonra aslanın pençelerini kullanarak derisini yüzdü. Aslanın derisinden kendine bir pelerin ve kafasından da bir miğfer yaptı. Bu kıyafeti ikinci görevini almak üzere Kral Eurystheus’u görmeye gittiğinde üstüne giymişti. Herkül üstüne giydiği kıyafetinden dolayı kralı çok korkutmuştu ve kral ona şehri terk etmesini söyledi. Diğer görevlerini şehrin dışında yapacaktı. İlk görevi tamamlandıktan sonra korkak kral Herkül her geldiğinde bir kavanozun içinde saklanıyor ve kendini toprağa gömdürüyordu.

îlk görev sırasında Herkül aslanın derisini yüzüp ondan kendine kıyafet yaparak o vahşi canavara dönüşmüştü. Bunu yaptı çünkü korkularıyla yüzleşmek istedi. Böylece o korktuğu hayvanın ruhunu almış oldu. Bu görevlerin birçoğunda Herkül bir sürü canavar yaratık öldürdü. On iki görevi de başarıyla tamamladıktan sonra Herkül aslanın derisini kullanabileceği başka bir faydalı yer keşfetti. Devler Olimpos Dağı’na saldırdıklarında Hera hiçbir tanrının onlarla baş edemeyeceğini düşünmüştü. Başarı sadece aslan derisi giymiş bir ölümü tarafından geleceğini iddia etti. Zeus bu durumda Herkül’ü savaşmak üzere oraya gönderdi ve aslan derisini giydikten sonra ve miğferini taktıktan sonra tek elle tüm devleri öldürdü.

Aslanlar birçok aksiyon hikayelerinde geçer. Bu hikayelerden en eski bilineni de bir Babil hikayesi olan Gılgamış’m hikayesidir. Bu kahraman arkadaşı Enkidu’yu hayata döndürmek için ölümsüzlük bitkilerini aramaktadır. Herkül gibi Gılgamış da birçok testten geçer. İlk mücadelesini aslanlarla oldu (bkz. Kova ve Uranüs’ün Mitolojisi). Gılgamış onları katletti ve tıpkı Herkül’ün hikayesinde olduğu gibi korkularıyla ve hırslarıyla yüzleşti. Bunlar aslan burcunun gerçek temalarıdır.

Astroloji korkusuz savaşçı ile rakipleri baba figürü ile birbirinden ayırır (Koç üç ateş burcunun ilkidir.) ve bilge Güneş Kralı (Aslan ikinci ateş burcu) filozof kral (Yay üçüncü ateş burcu). Aslan yeteneklerini abartmaması gerekir. Çok taşkın davrandığında gerçekleri görmezden gelerek kendine zarar verebilir. Bunun tipik bir örneği İkarus’un mitolojisinde yer almaktadır.

GÜNEŞE ÇOK YAKIN UÇAN GENÇ ADAM İKARUS

İkarus zanaatkarların şahı Daedalus’un oğludur ve baba-oğul Crete’nin Kralı Minos için Minotaur labirentlerini inşa etmişlerdir. Labirentler o kadar karışıktır ki oradan kurtulmak imkansızdır. Ne var ki Daedalus Ariadne’ye Theseus’un nasıl kurtulacağını göstermiştir. Kral Minos bunu öğrendiğinde Atinalılar bir çıkış yolu bulmuş ve kral öfkeden deliye dönmüştür. Kral Daedalus’un onlara yardım ettiğini biliyordur. Kral Minos İkarus ve Daedalus’u hapseder ve böylece labirent kendi yaraücıla-rınm tuzağı haline gelir.

Daedalus’un akima bir fikir gelir. Su ve toprak yoluyla kurtulmak mümkün değildir o yüzden gökyüzünü ve havayı kullanmaya karar verir. Balmumundan iki çift kanat yapar bunları oğluna ve kendine bağlar ve uçmayı başarabileceklerdir. Kanatlar tam olarak bittiğinde Daedalus oğluna güneşe çok yakın uçmaması gerektiğini tembih eder. Yoksa bal mumları eriyebilirdi. Daedalus ayrıca oğlunun çok fazla yere yakın uçmaması konusunda da uyardı çünkü deniz kanatları ıslatabilirdi. Bu keyifli uçuş sırasında İkarus babasımn öğütlerini unutarak güneşe doğru uçmaya başladı. Sonuç olarak denize düştü ve sular İkarus’u alt etti. Babası rotasını bozmadan Sicilya’ya ulaşmayı başarmıştı ama oğlu kaybolmuştu. Daedalus oğlunu aramaya koyuldu. Her yeri aradı ama İkarus’u bulamadı. Bu hikayede görüyoruz ki çok fazla irade gücü çok fazla taşkınlık ve şevk insanı alt edebilir.

Aslan büyük bir yönetici olarak kurnazca davranmalı ve canavarlarla yüzleşmelidir. Eğer bir kral savaş sırasında toplu-munu koruyamıyorsa karşı güç hükmedebilir ve böylece savaş hem fiziksel hem de ruhen güçlü tarafın olur. Örneğin Mısırlılar krallarını güçlü ve korkusuz kılmayı başaracak sistemi bulmuşlardır. Krallarının sadece fiziksel gücünü geliştirmesi konusunda ısrarcı olmayıp aynı zamanda da liderlerinin ruhsal gücünü de bir takım testlerden geçirerek ayakta tutmayı başarmışlardır. Mısırlılar liderlerinin gücünü görmek için bir saldırı yapmasını beklememişlerdir.

Gördüğünüz gibi kişinin fiziksel ve ruhsal kapasitesinin devamlılığını test etmek için Aslan’ın sahip olduğu nitelikler gerekmektedir. Herkül gibi bir kere o aslanı alt etmeyi başardığınızda (ya da ejderhayı) sonsuza kadar galip gelebilecek gücü içinizde bulabilirsiniz. Bu şu söyleme yeni bir anlam yüklemektedir; “Sizi öldüren şey her ne ise sizi güçlendirecektir.” Sizce de öyle değil mi sevgili Aslan?

 
Geri