Aşkın Ömrü Kaç Yıl ?

  • Kullanıcı Dem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Soru - Cevap
Konu sahibi son olarak 30 gün önce görüldü
Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen "İstanbul'un Kalbinde Bilim Konuşmaları" konferansında kalp ve beyin cerrahisi uzmanlarının gözünden aşkın gelişimi ve yarattığı değişiklikler ele alındı.

Konferansta Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Yücesoy ve Bahçeşehir Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özalp Karabay, "Aşkın tıbbi bir tanımı var mı?", "Aşkın kimyası, yaşanan hormonal değişikliklerle birlikte ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?", "Aşk bir geçici delilik, akıl tutulması hali mi?" sorularına yanıt aradı.

Konuyla ilgili soruları yanıtlayan Prof. Dr. Yücesoy, aşkı "geçici bir delilik hali ve akıl tutulması" olarak tanımlayarak, aşka kapılmanın 1,5 saniye sürdüğünü söyledi.

Aşık olunca beyinde 12 merkezin aynı anda çalıştığını belirten Yücesoy, aşkın beyinde meydana getirdiği değişiklikleri şöyle anlattı:

"Aşk, görsel bir şeyle başlıyor ama görsel bir beğeni insan beyninde sadece saniyenin beşte biri kadar. Beyin, o an bir fotoğraf çekiyor. Bu fotoğraf çekildikten sonra aşka düşme ya da kalp çarpıntısı başlıyor. Bu durum, toplamda 1,5 saniye sürüyor. Bundan sonra bütün iş beyinde dönüyor. Aşık olunca beyinde hummalı bir faaliyet başlıyor, tam 12 merkez birden çalışıyor."

Hormonlar aşık olmayı etkiliyor

Hormonların aşık olmayı etkilediğinin altını çizen Prof. Dr. Kemal Yücesoy, şu şekilde devam etti:

"Oksitosin ve vasopressin diye iki madde var ki bunlar da çok önemli. Doğumdan sonra anne sütünün gelmesini ve annenin bebeğini sevmesini sağlayan oksitosin aşkta da ortaya çıkıyor. Oksitosin biriyle kucaklaştığınızda, tokalaştığınızda bile yükseliyor. Vasopressin de bağlılığı gösteren bir hormon. Vasopressinin yüksek olması, tek eşliliği artırıyor. Azsa aldatmalar başlıyor."

"Aşkın ömrü 2,5 yıl"

Aşkın ömrünün hem hormon ölçümleriyle hem beyin görüntülemeleriyle 2,5 yıl olarak belirlendiğini anlatan Yücesoy, 2,5 yıl sonra hormonların düşmeye başladığını kaydetti.

Yücesoy, şunları kaydetti:

"İlk yükseldiği zaman akıl tutulması uyanıyor ancak hormonlar düştükçe yüksek kortikal merkezler harekete geçiyor, yani uyanıyoruz, gözümüz açılıyor. Uyandığınız zaman onu karşınızda gördüğünüzde, mantıklı düşünen yüksek kortikal merkezin kumandasında da dengeli bir ilişki yürütebiliyorsanız, mantığınız devredeyken de keyif alabiliyorsanız eğer, o ilişki ömür boyu sürüyor. Eğer o eski sarhoşluk halini özlüyor, yüksek kortikal merkez devre dışıyken yaşadığınız keyfi arıyorsanız, o ilişkinin ömrü 2,5 yıl sürüyor ve siz de sonra yeni aşklar aramaya gidiyorsunuz" diye konuştu.

"Aşk acısı ruhsal değil, fizyolojik de bir ağrı"

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Yücesoy, aşk acısına da değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Aşk acısı denen şey aslında sadece ruhsal değil, fizyolojik de olan bir ağrı. Bununla ilgili ilginç bir örnek var. Mutlu evliliği olan kadınlara dışarıdan ağrı verildiğinde, bundan acı duyuyor. Yanına eşini getirip elini tutturduğunuzda, bu acı azalıyor. Mutsuz evliliklerde eş gelip elini tutsa da eğer insan mutsuzsa o acı seviyesi düşmüyor. Dolayısıyla, aşk, içinde sadece mutluluk değil, depresyonu, acısı deliliği de olan bir yapı."
 
Son düzenleme:
aşkın ömrü sonsuza kadardır ama aşktan aşka göre fark var sonuçta herkes farklı düşüne biliyor bence
 
Aşkı bulursam bir ömürlükte, yok öyle bir insan.
 
er ya da geç elimizi kana bulayacaksak en son kaç olur? diye pazarlığa girişilmemesi daha doğru olur belki ama nereden bileceksin
 
3 ay. 3 ay sonra rutine biniyor.
Aşk diye bir şey kalmıyor.
 
aşk aşk dediğin nedir
ben seninle
aşık değilken de sevişirim
 
Ne bileyim ölçmedim ki hıııaaa dicektim ama piremses olduğum için diyemiyorum.
 
Ne o öyle vıcık vıcık sevgili ayakları falan. Bulacaksın birini basacaksın nikahı flslvöwlflel


O değil, etrafımda niye evlenmeye ters hatunlar var lağn. Resmen seçmece. ;d
 
Aşkın ömrü ömür kadardır. Her geçen gün kısalmaktadır.
 
Aslında elde edene kadardır.
 
Aşk arızidir. Önemli olan insanların karakteristik özellikleri. Evliliklerde aşk bitince geriye insanların karakterleri kalır ve bir insanın karakterinde merhamet, hoşgörü , saygı gibi kavramlar yoksa, o insandan her şey beklenebilir. Çünkü bu tür , doğuştan gelen karakteristik özellikler sonradan öğrenilemez.
 
Hormonlar aşık olmayı etkiliyor. Hormonların aşık olmayı etkilediğinin altını çizen Prof. Dr. Kemal Yücesoy, şu şekilde devam etti:

"Oksitosin ve vasopressin diye iki madde var ki bunlar da çok önemli. Doğumdan sonra anne sütünün gelmesini ve annenin bebeğini sevmesini sağlayan oksitosin aşkta da ortaya çıkıyor. Oksitosin biriyle kucaklaştığınızda, tokalaştığınızda bile yükseliyor. Vasopressin de bağlılığı gösteren bir hormon. Vasopressinin yüksek olması, tek eşliliği artırıyor. Azsa aldatmalar başlıyor."

"Aşkın ömrü 2,5 yıl"

Aşkın ömrünün hem hormon ölçümleriyle hem beyin görüntülemeleriyle 2,5 yıl olarak belirlendiğini anlatan Yücesoy, 2,5 yıl sonra hormonların düşmeye başladığını kaydetti.

Yücesoy, şunları kaydetti:

"İlk yükseldiği zaman akıl tutulması uyanıyor ancak hormonlar düştükçe yüksek kortikal merkezler harekete geçiyor, yani uyanıyoruz, gözümüz açılıyor. Uyandığınız zaman onu karşınızda gördüğünüzde, mantıklı düşünen yüksek kortikal merkezin kumandasında da dengeli bir ilişki yürütebiliyorsanız, mantığınız devredeyken de keyif alabiliyorsanız eğer, o ilişki ömür boyu sürüyor. Eğer o eski sarhoşluk halini özlüyor, yüksek kortikal merkez devre dışıyken yaşadığınız keyfi arıyorsanız, o ilişkinin ömrü 2,5 yıl sürüyor ve siz de sonra yeni aşklar aramaya gidiyorsunuz" diye konuştu.

En iyi ihtimalle 2.5 yıl ve sonrasında sizi karşı tarafa bağlayacak bir şey kalmazsa ya yollarınız ayrılır ya da ihanet başlar.
 
insanın karakteri ne şekilde olursa olsun, insan aşka yön veremez, kendi yön aldığının farkına da varamaz. Hal böyleyken bunu bir zamanlama hesaplaması yaparak uzatmak veya daraltmak mantıklı değil. İnsan, elinde olmadan hissettiği ve karar merci dahi değilken kapılıp gittiği bir yolda, bir süre vermez, veremez.
Ben olsam, madem ki bitiyor ve inancınız bununla sabitlenmiş halde, o zaman kimsenin hayatına girmeyin, kimseyi de hayatınıza almayın, daha mantıklı olmaz mı? Sonra aşk bitiyor, haydi canım sen de! :)
 
Nasil bunun garantisini vereyim ki...nasil size tüm eminligimle şu kadar yil diyeyim...
 
insanın karakteri ne şekilde olursa olsun, insan aşka yön veremez, kendi yön aldığının farkına da varamaz. Hal böyleyken bunu bir zamanlama hesaplaması yaparak uzatmak veya daraltmak mantıklı değil. İnsan, elinde olmadan hissettiği ve karar merci dahi değilken kapılıp gittiği bir yolda, bir süre vermez, veremez.
Ben olsam, madem ki bitiyor ve inancınız bununla sabitlenmiş halde, o zaman kimsenin hayatına girmeyin, kimseyi de hayatınıza almayın, daha mantıklı olmaz mı? Sonra aşk bitiyor, haydi canım sen de! :)

Hormonlar yoksa aşk da yok demektir fakat sevgi-bağlılık gelişebilir elbette... Aşık olarak sonsuza kadar devam edemezsiniz çünkü beyin aşk hormonunu sürekli salgılayamıyor.

Sevgili Rüzgar, sonsuz aşk ancak ulaşılamadığı zaman gerçek gibi algılanır fakat kavuşma gerçekleştikten sonra aşkın etkisinin geçmesi kaçınılmazdır. Beyin o hormonu salgılamayı bıraktığı an, elimizden ne gelir ki? :)
 
Son düzenleme:
Geri